Hindistan'da açlık pandemisi



31-05-2021 01:56

Yazar: C. P Chandrasekhar ve Jayati Ghosh

Çeviren: Başak Çetinbülüç

Ülkeyi kasıp kavuran bu hastalık, yüz milyonlarca Hintli'nin hayatını etkileyen yıkıcı güçlerden yalnızca biri. Diğer bir örnek ise açlıktaki dramatik artıştır. Koronavirüs enfeksiyonlarındaki mevcut artışın yarattığı yıkım gibi, bu da politik başarısızlığın ve resmi vurdumduymazlığın sonucu. Şimdiden etkilenen insanlar arasında büyük acılara neden oluyor ve gelecekteki sağlıkları ve fiziksel dirençleri üzerinde ciddi yansımaları olacak.

Mart 2020'de getirilen acımasız ulusal tecrit ve sonrasında seyreden ekonomik çöküşün, böyle bir sarsılmaya dayanma gücü çok az olan veya hiç olmayan insanlar arasında geçim kaynaklarının kaybına yol açtığını herkes biliyor. Resmi “yardım” önlemleri, ihtiyaçla karşılaştırıldığında o kadar yetersizdi ki, düşen gelirlerle ve temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumuyla karşı karşıya kalan milyonlar için sadece okyanusta bir damla sağlanabilirdi. NFSA listelerinde yer almayan en az 100 milyon kişi olmasına rağmen, NFSA karne sahiplerine Nisan'dan Kasım'a kadar ayda 5 kg ücretsiz tahıl tayın sağlanması sorunu çözmenin kıyısından bile geçemedi.

Yine de bu insanlık felaketinin boyutu, gıda tüketiminin gerçekte nasıl etkilendiğini gösteren veriler olmadığından çoğu eleştirmen için hala yeterli bir kanıt değildi. Açlık İzlencesinin Ekim 2020'de 11 eyalette 3994 hanede yapılan bir ankete dayanan yeni bir raporu korkunç bir tablo sunuyor. Anket, kasıtlı olarak nüfusun daha zayıf kesimlerini kapsayacak şekilde tasarlandı ve ankete katılanların yüzde 79'unun hane geliri 7.000 Hindistan Rupisinden az. Bu, genel olarak nüfusu temsil ediyor, aynı zamanda yardım önlemlerinin fayda sağlamaya çalışması gereken grubu da kapsıyor.

Anket, temel malzeme koşullarının ve gıdaya erişimin Ekim 2020'ye kadar ne ölçüde kötüleştiğine dair kesin kanıtlar sağlıyor. Anket raporu çok zengin ve çok sayıda veri içermekte, ancak önemli noktaların bazıları vurgulanmayı hak etmektedir. Birincisi, Şekil 1'de gösterildiği gibi, hemen hemen tüm haneler gelirlerinin düştüğünü bildirdi- sadece yüzde 6 gelirlerinin değişmediğini söylerken, diğer yüzde 4'ü belirsiz kaldı. Hanelerin yüzde 27'sinin, kapatmanın başlangıcından Ekim 2020'ye kadar geçen süre boyunca hiçbir geliri yokken, diğer bir yüzde 24'ünün gelirleri yarı yarıya azaldı. Bu ciddi gelir düşüşlerinin felaketten başka bir şey olmadığı açıkça görülmektedir.

Şekil 1

 Şekil 2

Böylesine yaygın bir gelir kaybıyla birlikte, gıda tüketiminde önemli düşüşlerin olması hiç de şaşırtıcı değil. Şekil 2, temel tahıl tüketiminin nüfusun yaklaşık beşte biri için nasıl "aşırı" azaldığını ve örneklemin yaklaşık yarısının en az bir kez yemeksiz uyuduğunu, "bazen" veya "sık sık" öğün atlamanın da önemli miktarda artmış olduğunu göstermektedir. Tüm yiyecekler satın alınması gerektiğinden, kentsel alanlar daha yaygın düşüşler gösterdi. Yiyecek alımının hem miktarı hem de kalitesi etkilendi: gıda alımının besin kalitesi açıkça zarar gördü, örneğin besinlerin yüzde 40'ı için "çok daha kötü" ve diğer yüzde 45'i için "daha kötü" olduğu belirtildi. Rapordaki daha ayrıntılı veriler, azalan alımın özellikle et / balık / yumurta, bakliyat ve taze sebzelerde belirgin olduğunu göstermektedir.

Rapordan açıkça görülen gıda güvencesizliğinin özellikle endişe veren bir durumu ise özel olarak belirlenen sosyal açıdan savunmasız gruplar arasında daha da belirgin olmasıdır. Tablo 1, bunun, tanımlanmış savunmasız kategorilerin neredeyse tümü için geçerli olduğunu ve bazılarının (aile içi şiddetten kurtulanlar, Zamanlanmış Kastlar, özellikle Hassas Kabile Grupları ve Müslümanlar gibi) daha keskin düşüşler yaşadığını göstermektedir.

Şekil 3 

Aylık 5 kg ücretsiz yiyecek payı sağlamak için Nisan 2020'de bir yardım yasası olarak açıklanan Pradhan Mantri Garib Kalyan Anna Yojana (PMGKAY) Kasım 2020'ye kadar uzatıldı. Fakat sadece NFSA karne sahipleri bu paydan yararlanabilecek yetkinlikteydi. Şekil 3, katılımcıların yalnızca yüzde 43'ünün, PMGKAY kapsamında bu ücretsiz tahıllara erişmek için NFSA karnesine sahip olduğunu göstermektedir. Ankete katılanların yüzde 27'sinin çeşitli eyalet programları kapsamında sübvanse edilmiş tahıllar sağlayan karneleri vardı, ancak eyaletler ek olarak kendi başlarına ücretsiz tahıl sağlamak zorunda kalacaklardı. Şaşırtıcı bir şekilde, ankete katılanların yüzde 23'ünün hiç karnesi yoktu (kentsel alanlarda yüzde 36 ve kırsal alanlarda yüzde 13). Bu nedenle, NFSA'dan dışlanma tahminleri, vahim sonuçlarla doğrulandı.

Bunun, vaka sayısının Eylül 2020'nin ilk zirvesinden düştüğü bir zamanda, ikinci Covid-19 dalgasından çok önce olduğuna dikkat edin. Şimdi ise felaketle sonuçlanan ikinci dalga, en temel sosyal korumayı reddeden yöneticiler tarafından "kendine yetmeye" zorlanan, geçtiğimiz yıl zaten zayıflamış bir nüfusu ezip geçiyor.

Bu bağlamda, Merkez ve Punjab, Haryana ve Uttar Pradesh eyalet hükümetlerini, tüm göçmen işçilere kimlik ispatında ısrar etmeden ücretsiz pay sağlamaya ve günde iki kez ücretsiz yemek sağlayan mutfakları işletmeye yönlendiren 13 Mayıs tarihli Yüksek Mahkeme kararının gerekli olduğu ve istenildiği açıktır. Ama bu maalesef ki yetersiz. Açlık artık büyük ölçüde yaygın ve sadece göçmen işçiler arasında değil. Kimlik gerektirmeden temel ücretsiz tahıl tedariki artık ülke genelinde sağlanmalı ve bir yıldan fazla bir süredir kaybedilen geçim kaynağını telafi etmek için üç ay boyunca ayda en az 7000 Rupi tutarında doğrudan nakit transferleri ile birlikte sağlanmalıdır. Bu en temel önlemler olmadan, sağlık krizi büyük ölçüde yıkıcı bir açlık kriziyle şiddetlenmeye devam edecektir.                                                                                                    

Kaynak: IDEAs