Hikâyenin ana fikri: Edebiyatın biraz farklı bir analizi

“Google, Facebook, Amazon ve diğer birçok şirket bu masalsı yapıyı somutlaştırıyor ve bu modelle çok para kazanıyor. Yakın çevrede faaliyet göstermiyor, kişisel yakınlık ve samimiyetten kaçınıyor ama kimliğimizin, sevdiğimiz ve hoşlanmadığımız şeylerin mümkün olan en kapsamlı resmini elde etmek ve bunları kârlı ve güçlü bir şekilde kullanmak için en içteki şeyi tam olarak kavramaya çalışıyorlar."



15-02-2021 01:25

Yazar: Ursula Kals

Çeviren: Naci Pektaş

Masallar sıkıcı ve modası geçmiş mi? Asla! Bunların içinde, özellikle pandemi (salgın) döneminde iş hayatında birçok kez karşımıza çıkan çok eski psikolojik kalıplar bulunur. Edebiyatın biraz farklı bir analizi.

Bir zamanlar büyük bir akış içinde olan bir iş dünyası varmış. İnsanların çok az boş zamanı varmış ama çocukluk günlerinden beri peri masallarının ne olduğuna dair bir fikirleri varmış. Psikologlar bunun bir hazine olduğunu söylüyor ve iş hayatındaki güncel sorunları analiz etmek için çok eski masal motifleri ile çalışıyorlar. "Külkedisi" dirençli bir kişiliği, “Kral Çıplak'' etrafını otoriteye boyun eğen, her söylediğini sorgusuz onaylayanların sardığı kibirli-izole edilmiş yöneticiyi temsil ediyor. ''Bremen Mızıkacıları'' eserinde ekip geliştirme ve iş bölümüyle yaşlı kariyer değiştirenler olarak yıldızları tekrar parlıyor. Haksızlığa uğramış stajyerler ''Hänsel ve Gretel'' sonunda yükselmeyi başarıyorlar. Emekli iktisat profesörü Rolf Wunderer ''yönetim ve masallardan çıkarılan dersler'' hakkındaki kitabına ''Girişimci Olarak Çizmeli Kedi''  adını veriyor. Ayrıca Wunderer “Kırmızı Başlıklı Kız” eserinde motive olmuş ancak sınırlı ölçüde yetkin işçiyi teşhis ediyor.

Her kültürde masal vardır. Gittikçe karmaşıklaşan günlük yaşamda, video oyunlarında, fantezi dizilerinde ve süper kahraman filmlerinde karşımıza çıkıyorlar. Gloria Becker ''Çatışma durumlarıyla nasıl başa çıkılacağı konusunda tavsiyeler veriyorlar,'' diyor. Terapi, işletme danışmanlığı ve pazar araştırmasında temel kalıplar üzerinde çalışan, böylelikle müşterilerinin ''ayakkabının nerede ve neden vurduğunu ve ne yapılması gerektiğini'' anlamalarını sağlayan Kölnlü psikolog: “Her masal resmi kendine özgü bir gelişim alanı içeriyor. Tipik temel psikolojik sorunlar ile bunlarla ilgili korku ve zorlukların yanı sıra bunlarla başa çıkma yolu arasında ayrım yaptıklarını" anlatıyor. Psikolog “Uyuyan Güzel'' ''Cesur Terzi”den başka şeylerle daha fazla meşgul oluyor diyor.

Onunla yapılan bir konuşma hem eğlenceli hem de bilgi doludur. Örneğin, ''Pamuk Prenses'' ulaşılmaz mükemmellik idealinden bahsediyor. Burada sürekli inatçı bir rekabet içerisinde kendini başkalarıyla karşılaştırma ve durmadan aynada kendini seyretme söz konusu. En küçük kusur bile rahatsız edicidir; hiçbir şey yeterince iyi değildir. Meslek hayatında da insan durmadan geri bildirim ister. İçsel motivasyon neredeyse hiç işe yaramaz çünkü kişi sürekli kendini diğerleriyle karşılaştırır. Bu, stresi artırıyor. “Çıta bizzat yükseğe konuyor, kusursuz olmak isteniyor, insan kendini acımasızca süründürür.'' Boş zamanlarda bile mükemmellik ölçüsü geçerli oluyor.

Ancak hatalar kaçınılmaz ve tamamıyla öğreticidir. Masal, insanın bu katı bütünlük iddiasına nasıl çare bulabileceği konusunda bir ipucu veriyor. Yedi cüceler, olabildiği kadar büyük bir bütünü parçalara bölmenin ve işleri ekip olarak ilerletmenin çok faydalı olduğunu anlatıyor.  Diğer insanlar, gölgede bırakılacak rakipler olarak değil, özellikle ortak bir çalışmada karşılıklı olarak katkıda bulunanlar olarak görülüyor. Yüzde yüz bir çözüm için takıntılı bir şekilde çabalamadan, daha azıyla tatmin olunabilir

‘BAYAN HOLLE’ İLE OLGUNLAŞMA SÜREÇLERİ

Masallar basit dersler vermeye çalışır ancak gerçeklik çoğunlukla daha karmaşıktır. Becker'e göre “Bayan Holle” yine de masalların iş dünyası analizleri için iyi bir çıkış noktası sunduğunu gösteriyor. Burada çalışkan olma nasihat edilirken, tembellik eleştirilir. Ancak durum her zaman böyle basit değildir. Aksine, gökten altın ve talihsizliğin tahmin edilemez bir şekilde yağması genellikle acı dolu deneyimdir. Örneğin çalışma yaşamında bu, sunulan görevi iyi bir şekilde yerine getirmek için insanın kendini bu işe adadığı şeklinde ifade edilebilir ancak kişi bunun yarısı kadar bile çabalamışken, beklenmedik övgü aldığında bu pek fark edilmiyor. Bu kafa karıştırıcıdır ve bazen sürekli en kötüsünü bekleyerek kendinizi hayal kırıklığından korumaya çalışmanıza neden olur. Becker “Masallardan farklı olarak işin karmaşık gerçekliğinde bazen kendinizi direncinizi sonuna kadar tüketmemenin mantıklı olabileceğini, ancak bir ‘hayır’ ifadesinin size daha fazla yardımcı olamayacağını deneyimlemek de önemlidir: Kişi pişmiş ekmeği hemen fırından çıkarmaz ve her zaman kendini sorumlu hissetmez” dedi. Bazı insanlar yük ne kadar ağır olursa olsun, yetkilendirme konusunda isteksizdir. Masal aynı zamanda Bayan Holle tarafından iyi bakıldığının hissedilmesine rağmen, rahatlık bölgesini terk etmenin zorunluluğundan bahseder: Yenilikler ve yaşam boyu öğrenme korkusu kaçınılmazdır ama bu sıçrayışın bilinmeyene yapılması önemlidir. Kişi kendini bu korkudan kurtarmak için talihsiz Marie (Bayan Holle masalındaki kahraman) gibi sadece herkesin gittiği yolu tercih ederse kendi emeğinin meyvelerinden mahrum kalır. Buna karşın başarısız olma riski alınırsa olgunlaşma süreçleri için iyi bir duyu geliştirilir. Psikolog bunu daha da ileri götürüyor: daha yüksek özgürlük derecesine sahip iş akışları yenilik için alan açtı. “Evden çalışmak tahmin edilenden daha iyi işledi. Korkulan tembellik yerine üretken bir öz yönetim kendini gösterdi.” Güncel çalışmalar bunun en azından çalışanların büyük çoğunluğu için geçerli olduğunu gösteriyor.

SİHİRLİ YARDIMCILAR BUNU DÜZENE KOYMALI

Beyin araştırmacısı Gerald Hüther, masalların çocuk işi değil, özellikle yetişkinlerin ruhları için merhem olduğunu açıklıyor. Masallar dinlemek, onlarla ilgilenmek, günümüzün davranış kalıplarına paralellik aramak ve farklılıklar bulmak aydınlatıcı olabilir. İnsan kendini bir şekilde daha iyi, daha güçlü, daha güvende, daha cesur, daha özgür ve aynı zamanda daha istikrarlı ve köklü hissediyor. Gloria Becker, günlük iş yaşamı hakkında büyük görevleri adımlara bölmek gibi bazı somut dersler çıkarılabileceğini söylüyor. Bu aşırı talepleri hafifletmeye ve çoğunu gerçekleştirilebilir kılmaya fayda sağlıyor. İşte ‘’Kuru Gürültü’’ masalının tam da bize verdiği ders budur. Samanı hemen altına çevirmeye çalışmak yerine, bugün ekmek yapma ve yarın bira mayalamayla daha çok ileri gidiliyor, yani yapılması gereken görevlerin belli bir zaman çizelgesi yaratılmalıdır. Çok iyi düşünülmüş yapılacaklar listelerinin oluşturulması bu ilkeye göre rahatlık vadediyor.

Buna karşılık devasa görünen yapılacaklar listesi herhangi bir eylem arzusunu felç ediyor. Becker, "Birçok kişi, bitirilmiş bir görevin yerine sürekli olarak beş yeni acil görevin geldiğinden yakınıyor ve bu da çözüm çabasını saçmalaştırıyor’’ diye ifade ediyor. Kuru Gürültü hikâyesindeki cin Rumpelstilzchen’e benzeyen kişiler, standartlarını düşürmezlerse ve her şeyi düzeltmesi gereken sihirli yardımcılara bel bağlarlarsa ama bu desteğin bedelini ödememek için insanları kandırmaya çalışırlarsa iş dünyasında başları ciddi bir belaya girer. “Cüce, rengi ve kimliğini ifşa etmek zorunda kaldığında kendi kendini ortadan ikiye bölüyor. Bu vurucu resim zihinsel bölünme mekanizmasını temsil ediyor. Sadece bir el diğerinin ne yaptığını bilmediğinde bu büyük iddia sürdürülebiliyor.” Bu zihinsel olarak çok yorucu bir durum olarak ifade edilebilir. Rumpelstiltskin, cezbedici altın vaadinin, devasa başarısının tadını çıkarmak için sürekli yeniden başlama eğilimindedir, ancak küçük zorluklarda bile gökyüzünden bir ustanın düşmediğini anladığında hemen havlu atar.

"Kurt ve Yedi Oğlak" masalı, yabancılara karşı kendini sınırlayan yakın aile bağlarına odaklanır. Gloria Becker “Masalda kurt hem güvenilmez birinin düşman imajını hem de aşırı talep edilmiş mutlak dayanışmayı temsil eder” diyor. Karmaşa peşindeki yedinci yaramaz oğlak olmadan sakinlik programlanacaktı. Aslında masal onların gözünde gelişimin devamı için bağlantının kesilmesi ihtiyacıyla ilgilidir. “Bu psikolojik mantığa sahip şirket yapıları, çalışanları iyi bir şekilde bütünleştiriyor ve aynı IKEA gibi bir yuva hissi sunuyor. Ama bazen sen diye hitap edilen düz hiyerarşide birdenbire baskın bir ürkütücü komuta sesi şimşek gibi çakıyor. Daha yeni yönetim modellerinde hataya düşülmemelidir.” İyi takımlar ancak iyi yönetilirlerse etkili bir şekilde çalışırlar. Gloria Becker, psikolojik olarak işlerin hiyerarşi olmaksızın gitmeyeceğini söylüyor.

‘DENİZ TAVŞANI MASALI İLE KONTROL BAĞIMLILIĞI’

Ancak psikoterapist, son birkaç on yılda daha fazla kontrol bozukluğu gösteren kişilerin sayısının artmasını eleştirdi. Bu ters-üretken yaklaşım yüksek düzeyde zihinsel çaba ile ilişkilidir. Çalışma dünyasında bu, yoğun bir baskı ve aynı zamanda kontrolü alttan yıkmaya çalışan çabaları yarattı. Sanki çok uzak geleceğe bakıyormuş gibi uzun vadeli planlamaya ihtiyaç duyan şirketler, tüm planlamayı bir tarafa atan tartıya gelmez şeyler için özellikle duyarlı olduklarını kanıtlıyorlar. "Deniz Tavşanı" masalı da kontrol bağımlılığından bahsediyor. Kral kızı bir kulede oturuyor ve her şey görüş alanının içinde. Röntgen bakışından kaçmayı kim başarırsa, onunla evlenmek istiyor. Bu arada 97’si şanslarını boşuna denedi bile.

Yardımsever hayvanların desteklediği bir prens ilk başta bir değil üç deneme şansı elde etmeyi başarıyor. Prens bir deniztavşanına dönüşür ve prensesin saçına,  onu bulamayacağı bir yere saklanır. Becker, "Çin ve Singapur gibi bazı ülkelerde hâlihazırda bir gerçeklik olan, ama aynı zamanda internet casusluğunda da endişe verici derecede kapsamlı bir şekilde uygulanan tam gözetleme hayaleti, bu masalda yankılanıyor" diyor. “Google, Facebook, Amazon ve diğer birçok şirket bu masalsı yapıyı somutlaştırıyor ve bu modelle çok para kazanıyor. Yakın çevrede faaliyet göstermiyor, kişisel yakınlık ve samimiyetten kaçınıyor ama kimliğimizin, sevdiğimiz ve hoşlanmadığımız şeylerin mümkün olan en kapsamlı resmini elde etmek ve bunları kârlı ve güçlü bir şekilde kullanmak için en içteki şeyi tam olarak kavramaya çalışıyorlar."

--------------------------------------------

Kaynak: Frankfurter Allgemeine Zeitung