Her yer Kazdağları: Katledilen ağaçların hesabı sorulması gerekirken, hak savunucuların hakları ihlal ediliyor

Her yer Kaz Dağları, Kirazlı Balaban mevkiinde altı aydır direnişte olan ve kış koşullarında soğuktan korunmak için kullanılmayan bir binayı onararak, soğuktan ve yağışlı havadan korunan direnişçilere uygulanan baskıya karşı basın açıklaması yaptı. Kazdağları’nda yapılan basın açıklamasında “Kesilen 347 bin 815 ağacın hesabının sorulması gereken bir katliam sürecinin ortasında, soğuk kış koşullarında çadırlarda kalarak vatandaşlık ödevini ifa etmeye çalışan insanların herhangi bir sebeple engellenmesinin kendisi Anayasal hakların ihlalidir” denildi.



22-01-2020 16:44

İleri Haber

Her yer Kaz Dağları, Kirazlı Balaban mevkii civarında yapılan ve doğayı katledip, çevre sağlığı için de büyük bir tehdit oluşturan madencilik faaliyetine karşı altı aydır direnişte olan ve kış koşullarında soğuktan ve yağmurlu havadan korunmak için yıkık bir binayı onarıp sığınak haline getiren yurttaşlara uygulanan baskıya karşı basın açıklaması yaptı.

Kaz Dağları’ndaki basın açıklamasında, korunma ve sığınma amaçlı kullanılan binanın suç oluşturmadığı savcılık kararıyla belirlenmesine rağmen, Kaz Dağları direnişçilerini zan altında bırakmaya çalışanlara karşı “Anayasanın 56. maddesine dayanan direnişin etik tavrı ve çevre sağlığını koruma ödevi herhangi bir kanun kötüye kullanılarak engellenmek istenirse bu bizatihi Anayasal hakların ihlalidir ve abesle iştigaldir” denildi.

‘KATLEDİLEN AĞAÇLARIN HESABI SORULMASI GEREKİRKEN, HAK SAVUNUCULARIN HAKLARI İHLAL EDİLİYOR’

Basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Meşruiyetini Anayasanın 56. maddesinin devlete ve vatandaşa verdiği çevre sağlığını koruma ödevinden alan Kaz Dağları direnişi Kirazlı Balaban mevkiinde Balaban tepesi ve civarındaki, çevre sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturan madencilik faaliyetine karşı çadırlı nöbete altı aydır devam etmektedir.

Çadırlı nöbete devam eden yaşam savunucuları olarak, eleştirel etkinliklerini sürdürürken hiçbir biçimde Anayasal hakların ötesinde bir amaç gütmeyen Kaz Dağları direnişçileri, kış koşullarında nöbetçilerin barınma ihtiyacını çadırlarda kalarak karşılarken, kullanılmaz halde olan yıkık bir binayı derme çatma bir biçimde onararak soğuk ve yağışlı havalarda sığınmak amaçlı kullanmaktadır.

Söz konusu kullanım ikamet amaçlı değildir, yerleşme kastı içermez; yalnızca kış koşullarında soğuktan ve yağıştan korunma amaçlıdır. Bu hakikate ve Cumhuriyet Başsavcılığının 17 Aralık 2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararına rağmen, binanın kullanımı bir suç oluşturuyormuşçasına Kaz Dağları direnişçileri üzerine suç isnat edilerek baskı uygulanmaktadır.

Binanın korunma ve sığınma amaçlı kullanımının suç oluşturmadığı savcılık kararı ile sabittir ve karara göre yerleşme kastı olmamasından dolayı işgal suçu oluşmaz. Binanın zaten atıl durumda olduğu, orman veya başkalarının kullanımına engel teşkil edecek bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır. Daha önceden de belirtildiği üzere soğuktan sığınmak için kullanılan binada ikamet edilmemektedir ve ikamet etmek gibi bir amaç güdülmemektedir.

Kesilen 347 bin 815 ağacın hesabının sorulması gereken bir katliam sürecinin ortasında, soğuk kış koşullarında çadırlarda kalarak vatandaşlık ödevini ifa etmeye çalışan insanların herhangi bir sebeple engellenmesinin kendisi Anayasal hakların ihlalidir. Kimi asılsız suç isnatlarıyla Kaz Dağları direnişçilerini zan altında bırakmaya çalışanlar şunu iyi anlamalıdır; Kaz Dağları direnişi eleştirel eylemliliklerini yalnızca Anayasal haklar çerçevesinde sürdürmektedir ve Anayasanın11. maddesi gereğince hiçbir kanunun Anayasaya aykırı olamayacağının bilincinde hareket etmektedir.

Bu yüzden Anayasanın 56. maddesine dayanan direnişin etik tavrı ve çevre sağlığını koruma ödevi herhangi bir kanun kötüye kullanılarak engellenmek istenirse bu bizatihi Anayasal hakların ihlalidir ve abesle iştigaldir.

Direnişçiler özel hayatlarını ve yaşadıkları yerleri bırakıp Anayasanın hem devlete hem de vatandaşa verdiği ödevi ifa etmek için altı aydır Kirazlı Balaban mevkiinde nöbet tutmaktadır ve bu nöbetin Anayasal temelinin herhangi bir kanuna dayanarak sarsılamayacağının yeterince farkındadır.

Tüm yaşam savunucularına dayanışma dolu selamlarımızla”