Her çocuğun kendini keşfetmesi için: Montessori Öykülerim

Montessori Öykülerim, çocukların yaşama dair yaklaşımlarını ve günlük yaşam becerilerini kazanma yolundaki deneyimlerini destekleyen; yalın ve akıcı anlatımıyla onların dünyasının tam içinde öykülerden oluşuyor.



21-04-2019 00:44

Selda Salman

Montessori yaklaşımının temellerini atan Maria Montessori, 1800’lü yılların sonlarına doğru çocukların bireysel becerilerine,  ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir yaklaşım geliştirdi. Bu pedagojik yaklaşım ile birlikte 1907 yılında ilk çocuk evini kurarak çocuklarla birlikte çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar süresince yaptığı gözlem ve araştırmalar sonucunda ise çocuğun eğitiminin temel olarak kişiliği üzerinden gitmesini benimseyen bir model ortaya çıkardı. Montessori yaklaşımı, İtalya’dan başladığı yolculuğuna bugün dünyanın birçok noktasında, daha çok okul öncesi dönemde olmak üzere, devam etmektedir. Montessori yaklaşımı temel alınarak birçok eğitim kurumu bulunmakla birlikte, yaklaşımın özelliklerini taşıyan materyaller, kitaplar, sınıf ortamları ve çevreler gün geçtikçe çoğalmaktadır.

“Montessori Öykülerim” serisi bu yaklaşımı temel alarak yazılmış 4 farklı kitaptan oluşuyor. Kitabın yazarı, Montessori pedagojisi üzerine uzmanlaşmış ve bir Montessori atölyesinin kurucusu Eve Herrmann ise iki küçük kızından ilham alarak bu seriyi yazmış. Serinin 4 farklı kitabında yer alan öykülerde, Liv ve Emma isimli iki kız kardeşin günlük hayatlarında karşılaştıkları sorunlar ve bunların çözümü, bu iki kız kardeşin deneyimleri yer alıyor. Bu öykülerde ilk göze çarpan şey ise, anlatılanların oldukça günlük, sıradan ve bizlere- çocuklara ve ebeveynlere- çok yakın olması. Herrmann, öykülerinde gerçek anlamda bir yaklaşımı satırlara aktarırken çocuklarımızı düşünmeye, çözüm bulmaya, denemeye ve birçok beceriyi kazanmaları için teşvik etmeye sevk ediyor. Her öykünün sonunda ise bir etkinlik önerisi bulunuyor. Bu etkinlik önerileri anlatılan konuyla ilgili olmakla birlikte çocukların, anlatılan öyküdeki mesajları pekiştirmelerini sağlıyor.

Montessori Öykülerim- Odamızı Topluyoruz

Çocukların oyunlarını oynadıktan sonra kendilerine ait eşyalarını, oyuncaklarını ve odalarını toplaması muhtemelen birçok ebeveyn-çocuk arasında büyük bir problem oluyor. Öte yandan sorumluluk duygusunun temelleri ise tam da bu dönemlerde atılıyor. Öykülerimizin kahramanı Liv ve Emma ise tüm gün oynadıktan sonra odalarını toplamaları gerektiğini biliyorlar. Fakat bu iş onlara biraz karmaşık geliyor. Hatta ortada büyük bir problem var. Eşyalarını nasıl toplayacaklarını, hepsini bir araya koyup koymamaları gerektiğini, daha sonrasında nasıl bulacaklarını düşünüyorlar. İki kız kardeşin odalarını toplama öyküsünde sınıflandırma yapma becerisi temel olmak üzere problem çözme becerisi de yer buluyor. Çocuklarımız bu öyküyle birlikte, problemlerini nasıl çözebileceklerini öğrenirken sorumluluk duygusuna dair de ilk adımlarını atıyorlar.

Künye: Eve Herrmann, Çev. Ece Nahum, Redhouse Kidz  Yayınları,2 017, 28 sayfa

Montessori Öykülerim- Misafir Geliyor

Misafiri kim sevmez ki? Üstelik eve misafir gelecekken evde dolaşıp duran hafif telaşlı havayı.. Liv ve Emma bu telaşlı havanın tam içindeler bu öyküde. Evlerine gelecek misafire çok güzel bir ekmek yapmak istiyorlar. Lakin ekmeği nasıl yapacakları konusunda biraz anlaşamaz durumdalar. Hangi tarifini kullanacaklarına bir türlü karar veremiyorlar. Öykümüz bu anlaşmazlıkla sürerken elbette ki en son ekmeği yapıyorlar. Ama nasıl? Herrman “Misafir Geliyor” öyküsüyle çocuklarımıza birlikte çalışmak ve ekip olmak üzerine belli mesajları satır aralarında veriyor.

Künye: Eve Herrmann, Çev. Ece Nahum, Redhouse Kidz  Yayınları,2 017, 28 sayfa

Montessori Öykülerim- Yazlık Elbise

 Uzun bir bekleyişten sonra gelen yaz mevsimi Liv’i çok heyecanlandırıyordu. Çünkü giymek istediği mavi elbisesini artık giyebilecekti. Fakat yolunda gitmeyen bir şey var. Yazlık elbisesi Liv’e artık kısa geliyor. Bunu da dışında çok sevdiği o elbise kardeşi Emma’ya ise tam oluyordu. Liv öfkelenmekten geri duramıyor. Çünkü elbisesini vermek istemiyor. Fakat elbisesini giyemiyor da. Öfkesiyle nasıl başa çıkacak?

Öfke ile başa çıkmak biz yetişkinler için bile zor bir meseleyken çocuklarımız için kontrol edilmesi ve öfkenin yönetilmesi- yönlendirilmesi çok zor bir duygu. Dünyanın en doğal duygularından biri olan öfkeyle ise hayatımız süresince zaman zaman karşılaşıyoruz. Çocuklarımızın öfkelerini yönetmesinde ise bizlerin onlara örnek olması, yönlendirmesi ve tepkilerimiz çok büyük rol oynuyor. Herrman, “Yazlık Elbise” öyküsü ile çocuklarımıza öfke ile başa çıkma yollarını aralıyor. Çocuklarımızı bu duyguyla ilgili düşündürüyor.

Künye: Eve Herrmann, Çev. Ece Nahum, Redhouse Kidz  Yayınları,2 017, 28 sayfa

Montessori Öykülerim- Yaralı Kuş

Liv ve Emma bir gün evde resim yaparak vakit geçirirken pencerelerinde bir misafir beliriveriyor: Bir kuş! Hızlıca yanına koştuklarında ise misafirlerinin yaralı olduğunu görüyorlar. İşin kötüsü kuşu nasıl tedavi edeceklerini bilmiyorlar. İki kız kardeş, Liv ve Emma “Yaralı Kuş” isimli öyküde, bir kuşu tedavi etmek üzerine düşünürken hayvanları gözlemlemek ve tedavi etmek üzerine de birçok mesaj çocuklarımıza ulaşıyor.

Künye: Eve Herrmann, Çev. Ece Nahum, Redhouse Kidz  Yayınları,2 017, 28 sayfa