HDP'li 21 kadın milletvekilinden cinsel istismara yönelik araştırma önergesi

HDP'li 21 kadın milletvekili, çocuk istismarı suçlarının önlenmesi için Meclis'e sunduğu araştırma önergesine ek olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a soru önergesi sundu.



20-05-2020 21:39

HDP'li 21 kadın milletvekili, çocuk istismarı suçlarının önlenmesi için Meclis'e araştırma önergesi sundu. Ayrıca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un yanıtlaması talebiyle soru önergesi de sunan milletvekilleri "Çocuğa yönelik istismarın önlenmesi için toplumun sizden beklentisi olan bütünlüklü politikaları ne zaman hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?" sorusunu yöneltti.

HDP'li 21 kadın milletvekili, çocuk istismarı suçlarının önlenmesi için Meclis'e ortak imzalı araştırma önergesi sundu. Kadın milletvekilleri ayrıca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un yanıtlaması talebiyle çocuk istismarını meşrulaştıran söylemlerdeki artış ve çocukların içinde bulunduğu riske dikkat çektikleri soru önergelerini de TBMM’ye sundu.

HDP’nin TBMM Grubu’ndaki tüm kadın milletvekilleri çocuk istismarının önlenmesi amacıyla hazırladıkları araştırma önergesini Meclis Başkanlığı’na sundu. Milletvekilleri çocuk istismarına ilişkin soru önergesini de Meclis’e verdi.

Araştırma önergesinin gerekçesinde çocuk istismarının önlenememesinin sebebi olarak uluslararası sözleşmelerin ve çocuk haklarına ilişkin mevcut yasaların etkin bir şekilde uygulanamamasına ve bütünlüklü bir politikanın oluşturulamamasına işaret edildi.

Devletin sorumluluklarının anımsatıldığı gerekçede, "Ancak giderek artan istismar vakalarının yanı sıra iktidara yakın kesimlerin istismarı meşru gösteren söylemleri, devletin hâlâ çocukları koruma yükümlülüğüne uygun hareket etmediğinin açık bir göstergesidir. Nitekim İstanbul Aydın Üniversitesi’nden bir profesörün katıldığı bir televizyon programında 12 yaşın doğurmak için en ideal yaş olduğunu savunan sözleri de bu eksende bir zihniyetin de dışavurumu olması bakımından turnusol işlevi görmektedir. İktidara yakın olan yayın organlarının bu tür ifade ve yaklaşımları desteklemesi meselenin derinlikli bir şekilde incelenmesini gerekli kılmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

'İSTİSMARI ÖNLEMEYEN HÜKÜMET VE BAKANLIK SORUMLUDUR'

Devletin birincil görevinin çocukların istismar edilmesini önlenmek olduğu belirtilirken, bütüncül politikalar uygulanması gerektiği vurgulandı. Bu doğrultuda çocuklara yönelik hizmetlerin, ev ve okul gibi ortamların izlenmesi ve ulaşılabilir başvuru mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiği kaydedildi. Önlemleri almayan hükümet ve ilgili bakanlıkların istismarın sorumlusu olduğu ifade edildi. Gerekçede şu ifadeler kullanıldı:

'İSTİSMARCILARIN KORUNMASI ÇOCUKLARI GÜVENCESİZLEŞTİRİYOR'

"Siyasi erkin dolaysız, yargı erkinin ise dolaylı yoldan istismarcılara yönelik koruyucu tavrı; okullarda, öğrenci yurtlarında/evlerinde ve kendi evlerinde cinsel istismara maruz kalan çocukların mağduriyetlerini artırırken, istismara maruz kalmayan çocukları da güvenceden yoksun bırakmaktadır. Cinsel istismar ve tecavüz faillerinin mağdur ile evlenmesi halinde cezai yaptırımın ortadan kaldırılacağına ilişkin bir takım düzenlemeler yıllardır parlamento gündemine sokulmakta, kadın örgütlerinin, muhalefetin ve kamuoyunun dirençli baskısı sonucunda rafa kaldırılmaktadır. Ancak bu meselenin daimi olarak yasama organının önüne getirilmesi açık bir tehlikedir. Bu konuya dair işaret fişeği, yaklaşık 4 yıl evvel, AYM’nin TCK’nin 103 üncü maddesinde yer alan çocuklara istismarı düzenleyen ve bir yaş sınırı aramayan düzenlemenin iptaline ilişkin kararı ile atılmıştır. AYM tarafından verilen bu iptal kararının istismar faillerini koruduğu açıktır. Konuyu ülke gündemine taşıyan Bafra Ağır Ceza Mahkemesi ile ilgili hükmün iptali kararını veren AYM’nin çocuk istismarı konusunda tehlikeli bir yaklaşım sergilemiş ve evrensel hukuk normları ile bağdaşmayan uygulamaları gündeme getirmiş olması; meselenin mahkemeler nezdinde hangi ölçüde algılandığı bakımından da önemlidir. Mahkemelerin erkek egemen bakış açısıyla imza attığı bu tür kararların temelinde, çocuk ve kadınlara yönelik ayrımcılık olduğu son derece açıktır. İktidarın sürekli olarak bu konuyu gündeminde tutması da; çocukların istismara ve mağduriyete açık hale gelmelerine yol açmaktadır. Ensar Vakfında yaşanan elim hadisenin ardından, aileden sorumlu bir bakanın “bir kereden bir şey olmaz” şeklindeki yaklaşımı iktidarın çocuklara olan bakış açısını göstermekte ve büyük bir tehlikeye de işaret etmektedir. Bu yaklaşım, bir kısım insanı çocuk istismarını destekleyen sözler sarf etmek konusunda cesaretlendirmektedir."

'İSTİSMARIN ÖNLENMESİ İÇİN GEREKLİ POLİTİKALAR NE ZAMAN UYGULANACAK?'

Kadın milletvekillerinin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un yanıtlaması için verdiği önergede şu sorulara yer verildi:

"Türkiye’nin tarafı olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 19 uncu maddesi 'Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar' hükmünü amir olup Bakanlığınız çocukların üstün yararını korumak için hangi tedbirleri almaktadır?"

​"Anayasa Mahkemesi kararı, devletin çocuğun maruz kaldığı cinsel istismara dair sorumluluğunu bertaraf etmekte olup, Bakanlığınız bu kararın çocuklar için doğuracağı olası sakıncalara dair hangi önlemleri almıştır/alacaktır?"

"Bakanlığınız, çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarını engelleyecek düzenlemeler yapılması ve bu meseleyle ilgili etkin bir mücadele yürütülmesi amacı ile hangi çalışmaları hayata geçirecektir?"

"Basın yayın organlarında “çocukların evlenebileceği”, “doğum yapabileceği” şeklinde ve çocuğun üstün yararını tehlikeye atan açıklamalara ilişkin Bakanlığınız hukuki süreç başlatmış mıdır?"

"Geçtiğimiz günlerde Akit Tv’de yayınlanan ve çocuğun cinsel istismarını meşru gösteren açıklamalara dair neden hala bir açıklama yapmadınız? Bu programa ve programda yapılan açıklamalara dair hukuki süreç başlatacak mısınız?"

"Son on beş yıl içerisinde kaç çocuk istismara uğramıştır? Yıllara ve şehirlere göre dağılım ne şekildedir?"

"Son on beş yıl içerisinde çocuğa karşı istismardan kaç kişi ceza almıştır, kaçı halihazırda cezaevindedir? Mükerrirlerin sayısına dair bir istatistik mevcut mudur?"

"Bakanlığınız halihazırda kaç istismar davasında müdahildir? Bakanlığınızın dahil olduğu kamu davalarında faillerin etkin bir şekilde yargılandığı ve ceza aldığı vaka sayısı nedir?"

"Bakanlığınız cinsel istismar mağduru olan çocuklara ve ailelerine psikolojik destek sunmakta mıdır?"

"Çocuğa yönelik istismarın önlenmesi için toplumun sizden beklentisi olan bütünlüklü politikaları ne zaman hayata geçirmeyi düşünüyorsunuz?"

İmzacı milletvekillerinin listesi şöyle:

Meral Danış Beştaş

Ayşe Acar Başaran

Ayşe Sürücü

Dersim Dağ

Dilan Dirayet Taşdemir

Dilşat Canbaz Kaya

Ebru Günay

Fatma Kurtulan

Feleknas Uca

Filiz Kerestecioğlu

Gülistan Kılıç Koçyiğit

Muazzez Orhan

Nuran İmir

Oya Ersoy

Pero Dundar

Remziye Tosun

Semra Güzel

Serpil Kemalbay

Şevin Coşkun

Tülay Hatimoğulları

Züleyha Gülüm