HDP'den 3. havalimanı raporu

HDP milletvekilleri Meclis’te düzenlenen bir basın toplantısı ile HDP'nin 3. havalimanı işçilerine ilişkin raporunu kamuoyu ile paylaştı.



26-09-2018 19:49

İleri Haber

HDP milletvekilleri Dilşat Canbaz, Murat Çepni, Oya Ersoy, Züleyha Gülüm, Serpil Kemalbay, Kemal Peköz ve Rıdvan Turan, Meclis’te düzenlenen bir basın toplantısı ile HDP'nin 3. havalimanı işçilerine ilişkin raporunu kamuoyu ile paylaştı. 

Türkiye’de 10 milyona yakın kişinin sigortasız, 3 milyonu aşkın kişinin ise hiçbir ücret almadan çalıştırıldığının vurgulandığı raporda 5,7 milyon kişinin işsiz olduğuna, çalışma saatlerinin uzunluğuna ve yasal izinlerin veya fazla sürelerle çalışmanın bedelinin verilmemesine de dikkat çekildi.

HDP'nin 3. havalimanı işçilerine ilişkin hazırladığı rapordan öne çıkanlar şu şekilde:

1 MİLYONDAN FAZLA AĞAÇ KESİLDİ

AKP havalimanının projesini ilk olarak 2009 yılında yürürlüğe giren İstanbul Çevre Düzeni Planı kapsamında ifade etmişti. Daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından plan iptal edilerek projenin yeri ekolojik bir felaketle sonuçlandı ve havalimanı Kuzey Ormanları'na taşındı. Şantiye 76 milyon 650 bin metrekarelik alana yayıldı ve inşaat kapsamında 1 milyondan fazla ağacın kesildiği resmi makamlarca da kabul edildi. 

Çevre bakanı bile kesilen ağaç sayısını kabul etmiş ve bir aymazlık olarak ifade edilebilecek “yenisini dikeriz” açıklamasını yapmıştır. Yüzde 80’i ormanlık alan olan bu yerde canlı yaşamı geri dönülmez bir şekilde tahrip edildi. Birçok bilim insanının çok temel uyarılarına rağmen İstanbul ve Türkiye için çok kıymetli olan bu doğal alan vahşi bir şekilde AKP eliyle yağma alanına dönüştürülmüştür.

MÜLTECİ İŞÇİLER GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRILIYOR

Maliyet bedeli 10 milyar 247 milyon Euro ve ihale bedeli 22 milyar 152 milyon Euro olarak açıklan 3. Havalimanı kapsamında işçilerin direnişi, aslına bir tür vergi kaçakçılığını, sigorta primi kaçakçılığını, emekçilerle ilgili her türlü kayıt dışılığın nasıl örtbas edildiğini açığa çıkarmıştır. AKP vergi ve sigorta primi kaçakçılarının tarafındadır. “Büyük proje diye sunulan” bu inşaat işlerinde çoğunlukla Kürt işçilerin çalıştırıldığı bilinirken son işçi direnişi Azeri, Suriyeli, Vietnamlı gibi binlerce mülteci işçinin de çalıştırıldığı ortaya çıkardı. En kötü çalışma koşullarında çalışmak zorunda bırakılanlar çoğunlukla kayıt dışı, düşük ücretli ve her anlamda güvencesiz bırakılıyorlar.

ULAŞIMLA BİRLİKTE 14 SAAT ÇALIŞIYORLAR

İnşaat alanının yaşam alanlarına uzaklığı nedeniyle mesai bitiminden sonra 1 saati aşan sürelerle ulaşım servisleri bekleniyor. Kış aylarında soğuk ayazda, çamurda, yağmurda beklemek; yaz aylarında ise tam tersi bir koşulda kavrulmak günlük bir pratik halini alıyor. İşçiler zaten 12 saat çalışırken bu süre ulaşımla birlikte 14 saate çıkabiliyor.

'TAHTAKURUSU SORUNU' BİR YILDIR DİLE GETİRİLİYOR

İşçilerin, örgütlü sendika temsilcilerinin ifade ettiği ve yerinde gözlemlediğimiz başka bir sorun da işçilerin “koğuş olarak” ifade ettikleri yatakhanelerin insan onuruna yakışmayan koşullarıdır. Kamuoyunun da gündemine yansıya “tahtakurusu sorunu” 1 yıldır dile getiriliyor. Geçen sene 2 kişilik koğuştu 4, 3 kişilik koğuşta 6 kişi kalıyordu. Buna karşı da eylem yapılmış olmasına rağmen ne kalabalık sorunu ne de tahtakurusu çözülebilmiş değil.

3. HAVALİMANINDA KİTLESEL İŞ CİNAYETLERİ VE YARALANMALAR

3. Havalimanı inşaatı kapsamında yaşamını yitiren işçi sayısına dair kamuoyuna sunulan net bir rakam bulunmuyor. Çünkü “Çalışma Bakanlığı’nın” konuya dair ne bir takip sistemi ne de önleyici bir yaklaşımı bulunmaktadır. Havalimanı işçilerinin haklı direnişi kapsamında ilk andan partimiz adına işçilerin yanında olan heyetimizin görüşmeler ve basın taraması ile tespit edebildiği işçi cinayeti sayısı en az 37’dir. 

Söz konusu 37 işçinin cinayeti Çalışma Bakanlığı'nca da teyit edilmiştir. Ancak özellikle inşaatın “harfiyat dönemi” olarak ifade edilen ilk dönemlerine ilişkin bilginin kısıtlı olması, havalimanı inşaatında yabancı, kayıtdışı ve taşeron işçi çalıştırmanın yaygın olması nedeniyle yaşamını yitiren işçi sayısının çok daha yüksek sayılarda olduğu dönem dönem kamuoyunun bilgisine de yansımıştır.

'HAVALİMANI İŞÇİLERİNİN EYLEMİ MEŞRU VE YASALDIR'

14 Eylül Cuma günü işçiler, iş cinayetlerinin yaşandığını, çalışma şartlarının ağır olduğunu, maaşların ödenmediğini, yatakhane ve yemekhanelerde temizlik sorunlarının olduğunu söyleyerek yerleşke içerisinde söz konusu eylemi başlattı. 3. Havalimanı için kurulan üç yerleşkeden biri olan Akpınar yerleşkesinde başlayan direniş, 3. Havalimanı işçileri içerisinde yaygınlaşarak kitlesel eyleme dönüştü. Şirket yetkililerinin jandarmayı çağırması ve sonrasında herhangi bir şiddet hareketi içerisinde olmayan işçilere biber gazı ile müdahale edilmesi sorunları çözmek yerine şirket yetkililerinin tutumunun ne olacağını açığa çıkardı.

'İGA GRUBU DİRENİŞİ KIRMAYA ÇALIŞTI'

İşçilerle İGA Grubu (AKP + Cengiz - Kolin - Limak - MAPA - Kalyon Ortak Girişim Grubu ) şirketlerinin yetkilileri arasında yapılan görüşmeler sonucunda, işçilerin 15 maddelik son derece insani talepleri önce şirket yetkilileri tarafından kabul edilmiş gibi kamuoyuna sunuldu. Ancak kısa bir süre sonra şirket yetkililerinin aslında işçileri oyalamak ve meşru direnişi kırmak amacıyla böyle bir bilgiyi yaydığı ortaya çıktı. Haklı taleplerinin reddedilmesi üzerine de iş bırakma eylemi yayılarak devam etti.

'DİRENİŞE MÜDAHALE ŞEKLİ HUKUKSUZDUR'

Doğa talanına, yandaşa giden ihalelere, hak gaspına ve iş cinayetlerine ev sahipliği yapan İstanbul 3. Havalimanı inşaatında, eşit ve adil çalışma koşulları için protestolara katılan 543 işçi 15 Eylül tarihinde gece baskınları ile yatakhanelerinin kapıları koçbaşları ile kırılarak, darp edilerek, sağlık kontrolleri yapılmadan, avukatla görüşme hakları sunulmada haksız bir şekilde gözaltına alınmışlardır. Gözaltı sonrasında serbest kalan işçilere hekim muayenesi dahi usulüne uygun yapılmamış, avukatsız ifade vermeye zorlanan işçileriz ifadelerine taşeronlar katılarak usulsüz yüzleştirme tutanakları düzenlenmiştir.

3 gün boyunca avukatları ile bile görüştürülmeyen gözaltındaki işçiler tüm haklardan mahrum bırakılmıştır. Soruşturma görevlisi savcının neredeyse hiçbirisinin ifadesini almadan 27 işçi için tutuklama ve 16 işçi için adli kontrol talep edebilmiştir. 24 işçinin tutuklandığı dosyada sorgu hakimi tutuklama gerekçesinde herhangi bir somut veri ve delile dayanmaksızın genel ve soyut beyanlara yer vermiştir.

'TUTUKLU İŞÇİLER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR'

Tutuklu işçiler derhal serbest bırakılmalı, işçilerin talepleri karşılanmalı, işçilere uygulanan insanlık dışı muamele, angarya ve mobbing sona ermeli, iş güvenliği ve iş güvencesi derhal sağlanarak, koşulların incelenmesi ve raporlanması için derhal müfettişler görevlendirilerek işçi yaşamını hiçe sayan, vergi kaçıran patronlar ve denetimle sorumlu kamu görevlileri soruşturulmalıdır.

Emekçilerin insani, vicdani ve haklı talepleri kriminalize edilemez. Sendikal haklar engellenemez. Bu kapsamda işçilerin talepleri derhal kabul edilmelidir. İşçiler yalnız değildir, talepleri taleplerimizdir. HDP olarak hukuki süreç boyunca işçilerin yanında olacağımızın sözünü veriyoruz. Tutuklu işçiler derhal serbest bırakılmalıdır.