HDP ilk grup toplantısını Cumartesi Anneleri ve işçilerle yaptı

HDP, yeni yasama döneminin ilk grup toplantısını AKP'nin hedefindeki Cumartesi Anneleri, görevlerinden ihraç edilen çalışanlar ve işlerinden çıkarılan direnişçi Flormar işçileriyle yaptı.



02-10-2018 12:47

İleri Haber

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 27. Yasama Dönemi’ndeki ilk grup toplantısını Meclis’teki salonunda gerçekleştiriyor.

Tutuklu milletvekili Leyla Güven'i hatırlatarak başlanılan toplantıya Cumartesi Anneleri ve ihraç edildikleri görevlerine dönmek için Ankara'dan İstanbul'a yürüyen işçiler, direnen Flormar işçileri de de katıldı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın yaptığı grup konuşmasından satır başları şöyle:

“-Yeni yasama yılına başlandı fakat sevgili Leyla Güven tutuklu olduğu için aramızda yok. Bu hukuksuzluğa bir an önce son verilmelidir. Dün parlamento açılışında Meclis başkanı kadın milletvekili sayısına vurgu yaptı ancak Leyla Güven de bir kadın milletvekili olarak tutukludur, buna da dikkat çekmek istiyorum. Buradan tüm rehin tutulan yoldaşlarımıza sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz.

-Parlamentonun görev ve sorumlulukları bu dönemde daha da artmıştır. Bizler, Meclis’i en etkin denetim mekanizması olarak işletmeye devam edeceğiz bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

DEMİRTAŞ’IN DURUŞMASINA ÇAĞIRDI

-Geride bıraktığımız 24 Haziran seçimleri bir dönüm noktasıydı. AKP, partimizin baraj altı kalması için her yolu denedi ve eşitsiz bir ortamda seçime girdiğimizi bir kez daha belirtmek isterim. Selahattin Demirtaş ancak cezaevi koşullarında çalışmasını yürütebiliyordu. Kendisinin yarınki duruşmasına da tüm halkımızı davet ediyoruz.

SURUÇ MESAJI

-24 Haziran seçimlerinden başarıyla çıktık. Parlamentonun sesinin kesilmesine izin vermedik. Halkımız HDP'siz bir Meclis istemediği mesajını verdi. Bu mesajı iktidar partisi almıştır umarız. Buradan Suruç'ta katledilen Şenyaşar ailesi mensuplarını da bir kez daha anarak bu olayın takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.
Sırada yerel seçimler var ve AKP-MHP ittifakı şimdi de yerel yönetimleri hedeflemektedir, partimizin kazanabileceği bölgelere dair ciddi hazırlıklar yapmaktadır. Şunu bilsinler ki Kürtler vardır, Kürtlerin hakları vardır, Rosa Luxemburg'un dediği gibi "Vardık, varız ve var olacağız".

-Bugünden gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağımızı belirtiyorum. Bizi parlamentodan nasıl söküp atamadılar ise kayyım atadıkları belediyeleri de bir bir alacağız. Halkımıza sözümüzdür, o kayyımları saraya göndereceğiz, gitsinler sarayın bahçesinde kayyımlık yapsınlar.

3 AYDA ÜLKEYİ ÖLÜM DÖŞEĞİNE KOYDULAR

-Erdoğan, seçimler öncesi istikrardan bahsediyordu, 3 ayda ülkeyi düzlüğe çıkaramadılar, yoldan çıkardılar. Üç ayda ülkeyi ölüm döşeğine koydular.

Erdoğan "Kriz mriz yok" diyor ancak öyleyse her şeye yüzde yüz zam nedir? Kendisi Katar'dan uçak alıyor ancak diğer yandan çocuğuna pantolon alamayan emekçi intihar ediyor. "Yeni Türkiye" dedikleri işte budur, sigortasız, güvencesi, ücreti gasbedilmiş işçilerin şantiyesidir. Tutuklanan 3.havalimanı inşaatı işçilerinin de bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. HDP olarak emekçilerin sesi olmaya devam edeceğiz.

Erdoğan "yok" deyince ülkede sorunlar yok olmuyor. "Var" dediği hiçbir şey de ülkede yok, istikrar yok, büyüme yok... Gerçekler şu 3 ayda ortaya çıktı. Halkın bu gerçekleri çok iyi görmesi gerekiyor. Bunlar krizle geldiler, krizle de gidecekler.

-Devletin, Sayın Öcalan'a uyguladığı politikalardan ülkenin nereye doğru gittiğini görebiliyoruz. AKP müzakere masasını devirdi ve ikinci bir tecrit başladı ancak bugünkü koşullarda Sayın Öcalan çok ağır bir tecritle karşı karşıyadır. Bugün saray rejimini ayakta tutmak için İmralı tecridini sürdürüyorlar. Tecrit başladığından bu yana ülke içeride ve dışarıda krizlerle boğuşuyor. Bu nedenle İmralı'ya yaklaşım demokrasiye yaklaşımdır. CHP'ye de buradan çağrı yapıyoruz. İmralı gibi bir mesele de neden sessiz kaldıklarını soruyoruz.

'CUMARTESİ ANNELERİ'NE YAKLAŞIM, İKTİDARIN KİMLE KOL KOLA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR'

-Sevgili Cumartesi Anneleri aramızda, hem Diyarbakır'dan hem İstanbul'dan geldiler. Çeyrek asırdır kayıplarını arıyorlar. Onlara yaklaşım, demokrasiye, hak ve adalete yaklaşımdır. AKP kayıp yakınlarının değil faillerin yanında yer almıştır. Bu hangi adalete, hangi vicdana sığar? Cumartesi Anneleri'ne yaklaşım, siyasi iktidarın kimlerle kol kola olduğunun göstergesidir. Biz her zeminde annelerimizin yanında olacağımızı, gerçeklerin karanlıkta kalmasına izin vermeyeceğimizi belirtiyoruz. Türkiye'nin de er geç bu gerçeklerle yüzleşeceğini düşünüyorum.

BAHÇELİ'NİN AF TEKLİFİ

-MHP Başkanı Bahçeli bir af teklifi verdi ve bunun anlamı "çeteler dışarı çıksın, yeniden suç işlesin"dir. Af konuşulacaksa tutuklu gazeteciler, kadın tutsaklar, düşünceyi suç haline getiren yasalar tartışılmalıdır. Direnen havalimanı işçileri tutukludur fakat iş cinayetlerine sebep olanlar dışarıdadır. Sayın Demirtaş tutukludur ancak "Oluk oluk kan akıtacağız" diyenler dışarıdadır. Hasta tutsakların acil ve kalıcı tedavilerinin yapılması, tedavileri yapılamayanların infazlarının durdurulması gerekmektedir. IŞİD'cileri tahliye eden bir adalet bu ülkeye dayatılıyor.

ERDOĞAN'IN ALMANYA ZİYARETİ

-Erdoğan Almanya'ya bir ziyaret gerçekleştirdi ve bu ziyaret kendi iktidarını meşrulaştırmak içindir. BM toplantısında "silahlar yasaklanmalı" diyor fakat S-400 satın alıyor. "Fırat'ın doğusu güvenli bölge olacak" diyor ancak Türkiye'nin gitmediği her yer zaten güvenli bölgedir. Afrin bir istikrar bölgesiydi, Türkiye işgal etti ve bu bozuldu. Kürtlerin Rojava'daki konumunu istikrarsız bir hale getirmeye çalışan Ankara'dır. Erdoğan'ın söylediklerine değil yaptıklarına bakılmalıdır.

-Güzel günleri hep birlikte yaratacağız, yolunuz ve yolumuz açık olsun, hızır yardımcımız olsun.”