HDP Eş Başkanı Temelli: YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, YSK'nın verdiği İstanbul seçiminin iptal kararı üzerine açıklamalarda bulundu.



07-05-2019 13:20

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli grup toplantısında YSK'nın verdiği İstanbul seçiminin iptal kararı üzerine açıklamalarda bulundu.

Temelli'nin konuşmasından satır başları şu şekilde:

Birçok insanı darp ettiler. Kendisine buradan geçmiş olsun diliyorum. Memleketimden hukuksuzluk manzaraları. Hep ısrarla bir şeyi vurguladık, bu hukuksuzluğun kaynağına dönüp bakın, bu kürsüden her kürsüden bunu vurguladık. Bu ülkeyi tecritleştiriyorsunuz. Bu hukuksuzluğun nasıl her yeri kapladığını bu dört yılda görmeniz mümkün. Bu hukuksuzluğun başladığı günden bu güne kadar bu ülkede hukuku tasfiye eden bir OHAL süreci inşa edildi.

'YÜKSEK SAHTEKARLIK KURULU'

Bizler bu hukuksuzluğa karşı mücadele vermeye devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar bu hak gaspının karşısında karalı bir şekilde bu mücadeleye devam edeceğiz. KHK ile ihraç ettiler, mahkeme yolunu kapattılar ondan öteye YSK eliyle vatandaşlı hakkını gaspetmeye çalıştılar. YSK’ya KHK ile ihraç edilenlerin durumu soruldu. Hiçbir mahsur yoktur denildi. Bugün mecliste 10 tane KHK ile ihraç edilmiş milletvekili var. KHK ile ilgili bir sıkıntını olup olmayacağı bizzat YSK’ya soruldu. YSK olağanüstü hal döneminin hukukuna tabii olarak tüm bu arkadaşlarımıza tuzak kurdu. Tuzakçıdır. Yüksek Seçim Kurulu değildir, Yüksek Sahtekarlık Kurulu’dur.

Enflasyonun düştüğü falan yok artmaya devam ediyor. Hollanda büyüklüğünde bir tarım arazisini yok eden bir iktidar var karşımızda. Sadece gıda fiyatları değil halkın zaruri ihtiyaçları neyse oralarda fiyat yükselmeleri devam ediyor. Kanser ilaçları. Kanser Vakaları her geçen gün artıyor ne kanser ilacı bulunabiliyor ne de fiyatlarda bir düşüş yaşanıyor. Bu kayyım zihniyetinden kurtulmak lazım. Bu arada halı da hâlâ gelmedi. Her gün yeni yeni yolsuzluklar açıklanıyor ve bunların yayınlanması yasaklanıyor. Kendisi kayyum iken yolsuzlukları teşvik edildiği için bununla ilgili yasak kararı alıyor.

'HUKUKSUZLUK DEVAM EDİYOR'

Hukuksuzluk devam ediyor, adaletsizliğe adaletsizlik eklenmeye devam ediyor. DÜN BİR adaletsizlik daha yaşandı. YSK İstanbul seçimlerinin tekrarlanmasına karar verdi. Seçimin içinden bir kısmı ayırarak yenilenmesine karar verdi. YSK bütün meşruiyetini yitirmiştir. Tüm demokrasi güçlerini uyardık. Ama Türkiye halkları Muşta, Malazgirt’e bakmadılar, HDP’ye yapılan bunca baskıya, zulme bakmadılar. YSK marifetiyle yapılan şeyin nelere yol açacağı daha seçimlere giderken belliydi. Biz bunları dile getirdik. Türkiye’de barış mücadelesine şaşı bakanlar bir türlü dönüp bu haksızlıklara sessiz kaldılar. Şimdi kıyamet kopuyor tabii kopacak. Biz de bu kıyameti koparacağız ama böyle olacağı belliydi. Bu iktidar bu şaibelerden besleniyor. Hatırlayın 7 Haziran seçimlerinden sonra istikşafı görüşmeleri diye bir şey uydurdular.

HDP aday çıkaracak mı? Evet, HDP nerede bir haksızlık hukuksuzluk varsa HDP orada olacak. HDP’siz bir 31 Mart olmazdı, HDP’siz bir gelecek de olmaz. Bizim ne yapacağımızla vakit harcamayın. Esas siz ne yapacaksınız. Bu tweet uzmanları, bir bakıyorsunuz herkes CHE olmuş. Siz bırakın HDP’nin ne yapacağını siz ne yapacaksınız?

Bu tecrit konusunda ne yapacaksınız? Dört yıldır üst üste koyarak geldiğiniz bu adaletsizliklerin herhangi birine karşı çıkmanız yetmez. Tüm adaletsizliklere omuz omuza hepsine karşı çıkmalıyız. Ancak o zaman faşizmi yıkabiliriz. Leyla Güven 181 gündür açlık grevinde. Bu adaletsizliğe, bu hukuksuzluğa karşı haykırıyor. Herklesi bu adalet savaşına çağırıyor. Bu parlamentonun 3 milletvekili haykırıyor. Cezaevlerinde 144 gündür yüzlerce mahkum direniyor. Bugün cezaevlerinde 3 bina yakın yoldaşımız tecrit son bulsun diye seslerini duyurmaya çalışıyor. Duymuyorsunuz. Duyun artık! Bu tecrit düzenine, OHAL düzenine, bu kayyımcı düzene, bu hakkınızı gaspeden faşist düzene sesinizi çıkarın. Bu sessizliğe devam ederseniz bugün açlık grevinde olan birçok arkadaşımızı yitirebiliriz. Bu vebali hiç kimse taşıyamaz. Bugün 30 Nisan’dan bu güne 30 tutsak ölüm orucunda. Önümüzde çok az bir zaman kaldı. Bu insanlarımızı yitirmek istemiyorsak ölüm orucunda olanların sesine ses vermeliyiz.

Anneler beyaz tülbentleriyle birlikte bu ülkenin çocukları ölmesin diye onurlu bir barış mücadelesi veriyor. Bu sese kulak vermelisiniz. O rezilliği bu ülkeye yaşatanlara karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Onlar bu ülkeye barış gelsin diye beyaz tülbentleriyle her gün o cezaevlerinin önüne gidiyor. Bu zülme ses çıkarmalı, dur demeliyiz. Bu zulme bugün ses çıkarmazsak yarın çok geç olacak.