HDP Eş Başkanı Buldan AKP ile görüşecekleri tarihi açıkladı

HDP Eş Başkanı Pervin Buldan gizli gizli görüştükleri iddia edilen AKP iktidarı ile görüşecekleri tarihi açıkladı: 31 Mart 2019.



13-11-2018 15:15

İleri Haber

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Eş Başkan Buldan, AKP ile gizli gizli görüştükleri iddialarına tepki göstererek Mart 2019’da AKP hükümeti ile görüşeceklerini söyledi.

Hakları için direnen işçilerden, kayyum atanan belediyelerin yolsuzluklarına kadar birçok başlıkta açıklama yapan Buldan’ın grup konuşması şöyle:

 “Tüm baskı ve engellemelere rağmen partimiz hem sahada hem Meclis’te hem de diplomaside yoğun çalışmalar sürdürmektedir. Topyekün saldırılara karşı topyekün bir mücadele içerisindeyiz. HDP’nin olduğu yerde mücadele var, azim var, kararlılık var, cesaret var, direniş var, umut ve heyecan var. Hiçbir güç HDP’nin bu duruşunu bozamayacak, HDP’nin demokratik siyasetteki kararlılığını engelleyemeyecek. Bu kararlılığımız AKP’yi öyle korkutuyor ki partimizin saldırıya uğramadığı tek bir gün yok.

En son, MYK üyemiz Tuna Aydın hukuksuz bir şekilde gözaltına alınarak tutuklandı. Yine geçen hafta Antep Milletvekilimiz Mahmut Toğrul’a uyduruk suçlamalarla hapis cezası verildi. Siz halkın seçilmiş temsilcilerini yargılayamazsınız. Bu cezalarla HDP’yi korkutamazsınız. Bu salona bakın korkmayacağımızı bir kez daha göreceksiniz.”

-Böylesi bir süreçte yerel seçimlere hazırlanıyoruz. 40'ı aşkın ilde ve 500'ü aşkın ilçede halkımızla birlikte fizibilite çalışmalarımızı tamamladık. Yüzlerce STK, sendika, oda, yöre derneği, yurttaş girişimi, meslek birliği ile görüşmeler yaptık ve seçim takvimimiz de bir şekilde oluşmuş oldu.

-Bölgede Kürt partilerle ittifak görüşmelerimiz sonuç alıcı bir biçimde olumlu yönde ilerliyor. Batıda ise tabanda en geniş demokratik ittifakı nasıl sağlayabiliriz, bunun arayışı ve çabası içerisindeyiz. HDP en güçlü şekilde bu seçimlere hazırlanmaktadır. Adaylarımız yerellerde halkımızın demokratik tercihlerine göre ortaya çıkacak. Biz halkımıza her zaman güvendik, güvenmeye devam ediyoruz. En doğru tercihleri çıkartacaklarına ve önümüze getireceklerine olan inancımız tamdır.

-Önümüzdeki günlerde çalışmalarımızın ikinci aşamasına geçeceğiz ve adaylık başvurularının değerlendirilmesi, yerellerde ittifak ve ortaklık görüşmeleri, adayların netleştirilmesi sürecini en kısa zamanda başlatacağız. Aday adayı başvuru tarihimiz 20 Kasım - 5 Aralıktır. Bu ülkede barışı, demokrasiyi isteyen herkesi yerelde siyaset yapmaya, HDP’ye başvuru yapmaya davet ediyoruz. Bu tarihler arasında kadınıyla, erkeğiyle, Türküyle, Kürdüyle bütün halkımızı HDP’den başvuru yapmaya ve aday olmaya çağırıyoruz. Belediye eş başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtarlıklara aday olmaya davet ediyoruz. Yerelde iktidar yürüyüşümüzü kararlı ve emin adımlarla sonuca doğru götüreceğiz.”

‘YEREL SEÇİMLER TEK ADAM REJİMİNİ SARAY’A HAPSEDECEK’

“-Faşizmin alabildiğine tırmandırıldığı, demokratik yaşamın sıfırlanmaya çalışıldığı bir süreçte bu yerel seçimler hiç kuşkusuz stratejik bir önem taşımaktadır. Gelecek on yılları belirleyecek bir niteliğe sahiptir. Tek adam rejiminin çözüleceği, kırılma yaşayacağı nokta, bu yerel seçimlerdir. Aslında yerelin de ötesinde merkezi de belirleyecek bir seçim olacaktır 31 Mart seçimleri. AKP’nin kaybedeceği yerel seçimler, meşruiyeti zaten tartışmalı olan tek adam rejimini Saray’a hapsedecek ve çözülme sürecini hızlandıracaktır. Bu açıdan 31 Mart’ı, özellikle 7 Haziran’ın, 1 Kasım’ın, 16 Nisan’ın ve 24 Haziran’ın bir devamı olarak görüyoruz ve bu seçimlere böyle yaklaşacağız. Demokratik siyaseti parlamentodan silemediler atamadılar, yerel yönetimlerde de silmelerine atmalarına asla izin vermeyeceğiz. Yerellerde iktidarı AKP’nin faşist zihniyetine asla teslim etmeyeceğiz.”

‘31 MART BU İKTİDARDAN KURTULMAK İÇİN TARİHİ BİR FIRSATTIR’

“Türkiye’de mevcut gidişattan rahatsız olmayan kimse yok. Bir yanda faşizmin ağır baskısı, diğer yanda ekonomik kriz, yoksulluk ve işsizlik halkları adeta bezdirmiş, patlama noktasına getirmiştir. 31 Mart tarihi bir fırsattır. Tüm demokrasi güçlerinin faşizmin bu ağır baskısı karşısında güç birliği yapması tarihsel bir sorumluluktur. Halklar ittifak kurabiliyorsa, demokrasiden yana olan tüm kesimler niye ortaklık geliştirmesin?”

‘HDP, HALKLARIN PARTİSİDİR’

“Partimiz; Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, Sünnilerin, Süryanilerin, Arapların, Romenlerin, Çerkezlerin,  ismini sayamadığımız bütün halkların ve inançların, kadınların, gençlerin yani özgürlük talebi olan tüm kesimlerin mücadelesinin öncüsü ve taşıyıcısıdır. Partimizin ittifaklarını genişletme, faşizme karşı toplumun tüm ezilen kesimlerini bir araya getirerek bir demokrasi cephesi oluşturma görevi devam etmektedir.”

‘TEPEDE DEĞİL TABANDA, KAPALI DEĞİL ŞEFFAF İTTİFAK’

“Geçmiş zamanlarda yaptık bugün de yapacağız yarın da yapmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki yerel seçimlerde de bu bir araya gelme çabamız devam edecek. Halklar, ezilenler, yoksullar, emekçiler ittifakının bir araya gelmesi, hayat bulması, örgütlenmesi için çaba göstermeye devam edeceğiz. Bizim ittifak anlayışımız tepede değil tabanda, kapalı değil şeffaftır. Bununla neyi kastediyoruz? Halkın güncel ekonomik, demokratik talepleri etrafında kurulacak ilkeli ittifaka kapımız şimdiden açıktır. Yoksulluğa karşı her tür dayanışmayı güçlendirmeye de hazırız.”

‘BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIMIZ HALKIN SÖZ SAHİBİ OLMASI ANLAYIŞINA DAYANIYOR’

“Bizim belediyecilik anlayışımız halkın doğrudan yönetimde söz sahibi olması, kendi yaşamı ve yaşam alanı konusunda politika belirleyicisi olması anlayışına dayanıyor. Bu amaçla kurulacak ittifakların ancak bu demokratik talepleri ortaklaştıran kesimlerin bir araya gelmesiyle kurulabileceğinin, bu kesimlerin ihtiyaçları etrafında örgütlenebileceğinin farkındayız.

O yüzden bu talepler etrafında birlikte kuracağımız örgütlü, örgütsüz tüm kesimlere, sivil inisiyatiflere, mahalle-köy derneklerine, demokratik kurumlara, yurttaş girişimlerine kapımız açıktır. Sadece kapımızı açmakla kalmıyoruz bu seçim sürecinde onların da kapılarını çalmaya hazırız.”

‘TEK BİR OYUMUZ BİLE PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ’

“İkinci bir mesele ise şeffaflıktır. Bizler halkımızın haberi olmadan bir tek adım bile atmamaktan yanayız. Yukarıdan aşağıya tüm süreçlerin kamuoyunun gözü önünde yürütülmesi gerektiğini, tek bir oyumuzun bile pazarlık konusu yapılamayacağını şimdiden bilinmesini isteriz. Her dönemeçte halklarımızı ve kamuoyunu bilgilendireceğimizi, halkımızın hayır dediği hiçbir şeyi yapmayacağımızı belirtmek isteriz.”

‘GASPÇI KAYYUM SİSTEMİNİ GEÇERSİZ KILACAĞIZ’

 “Hiç kuşkusuz ki bu seçimlerde en önemli hedefimiz, gaspçı kayyum siyasetini geçersiz hale getirmektir. AKP’nin her defasında kayyumlara sarılması, siyaseten kaybettiklerinin göstergesidir. İzledikleri siyasetin toplumda bir karşılığının olmadığını kendileri de fark ettiler ve bunu çok iyi biliyorlar. O yüzden karşımıza yargıyla, güvenlik güçleriyle, askerle, gaspçı kayyumlarla çıkıyorlar. İnanın ki kayyumların olduğu yerlerde AKP’lilerin halkın önüne çıkacak yüzü kalmamış. Buna gittiğimiz her yerde tanıklık ediyoruz.”

‘RECEP BEY YAKINDA SAYIŞTAY’IN BAŞINA DA BİR KAYYUM ATAR’

“Bu gaspçı kayyumların yaptığı usulsüzlükler ve yolsuzluklar Sayıştay raporlarıyla da belgelendi. Hepiniz çok yakından takip ediyorsunuz. Bizim belediye başkanlarımızla ilgili tek bir kalem dahi yolsuzluk saptayamayan Sayıştay’ın, özellikle AKP’li gaspçı kayyumların yolsuzluk ve usulsüzlüklerini bir bir tespit ettiğini görüyoruz. Muhtemelen Recep Bey yakında Sayıştay’ın başına da bir kayyum atayacak. Çünkü kendi görevlendirdiği kayyumlarla ilgili usulsüzlükler ve yolsuzluklar gün yüzüne çıkmış durumdadır.”

KAYYUMLARIN YOLSUZLUKLARINI AÇIKLADI

“Bunlar aynı zamanda 17-25 Aralık kayyumu!

Önce belediyelerimizi sıfır borçla gasp ettiler. Sonra da belediyelerimizin kaynaklarını gasp ettiler. Bunlar aynı zamanda 17-25 Aralık kayyumu!

Sayıştay, 3’ü büyükşehir olmak üzere 13 kayyum belediyesinde toplam 196 usulsüzlük ve yolsuzluk tespit etti. Şimdi bunlara kayyumların atandığı yerleri özellikle baz alarak bakalım:

-En büyük yolsuzluk Van’da yapılmış. Van kayyumu, yol yapım onarım maliyeti 300 bin TL iken yandaş şirkete 3.5 milyon TL ödeme yapılmış gibi göstermiş! Tek kalemde 3 milyon TL yolsuzluk ve usulsüzlük yapılmış. Depremin yaralarını sarmaya çalışan Van halkına yaptıklarına bakın!

-Nakit yetersizliği nedeniyle elektrik faturasını ödeyemeyen Ağrı Belediyesi’nin kayyumu, kasadaki parayı amaç dışı kullanmış.

-Diyarbakır kayyumu, mülkiyeti belediyeye ait taşınmazları muhasebe kayıtlarına almadan AKP’li belediye ve müftülüklere peşkeş çekmiş.

-Artuklu Belediyesi kayyumu seçimlere kadar yandaşlara ihale verebilmek için doğal afet yönetmeliğini kullanarak usulsüzlük yapmış.

-Siirt Belediyesi kayyumu 567 adet taşınmazı kayıt dışında tutmuş!

-Mardin Büyükşehir kayyumu ne yapmış? Arazi, bina, yol, köprü gibi 1479 taşınmazın değerini 1 TL olarak göstererek, belediyeyi zarara uğratmış!

-Dersim Belediyesi’ne ait mallar kayyum tarafından İlim Yayma Cemiyetine süresiz şekilde peşkeş çekilmiş.

-Batman Kayyumu, Hazine'nin gecekondu fonu olarak gönderdiği paraları fona kaydetmeyerek başka yerlerde kullanmış.

Gaspçı kayyumların yaptıkları elbette buradan anlatmakla bitmez. Yolsuzluk ve usulsüzlüklere dair belge ve raporlar uç uca eklense neredeyse buradan Van’a ulaşır!”

‘SÖZ VERİYORUZ BU GASPÇILARDAN KURTULACAĞIZ’

“Buradan gaspçı kayyum zulmüne maruz kalan halkımıza söz veriyoruz ve sesleniyoruz: Hiç merak etmeyin! O gaspçı kayyumları 31 Mart’ta yargılanmak üzere Ankara’ya göndereceğiz ve onların yerine kazanan belediye başkanları oturtacağız. Her gün irademize saldıran aşağılayan kayyumlardan kurtulmanın sözünü veriyoruz.

Yeter mi? Yetmez. Çaldıkları paraları, arsaları kim çaldıysa, kime peşkeş çektilerse geri alıp, sizin hizmetinize sunacağız. Bu halkın rızkını, hakkını onlara asla bırakmayacağız. Çaldıkları her kuruşun hesabını soracağız. Elbet bir gün bu ülke hak ettiği adalete kavuşacak ve o adalet huzurunda halkla birlikte onları yargılayacağız, onlar da halkımıza hesap verecekler.”

‘31 MART HALKLARIMIZIN BAHARINA DÖNÜŞECEK’

“Evet 31 Mart, halklarımızın baharına dönüşürken, gaspçı kayyumlar da sandıklarda sonbahar yaprakları gibi teker teker dökülecek!  HDP’nin çınar ağacı yemyeşil rengi ile ülkeye renk katacak. 31 Mart akşamı ülke çınar ağacının rengine dönüşecek.”

‘AKP İLE 31 MART’TA SANDIKLARDA GÖRÜŞECEĞİZ’

Buldan, HDP’nin AKP ile gizli gizli görüştüğü iddialarına ilişkin ise sert şekilde yanıt vererek şunları söyledi:

“Biz AKP’nin zulmüne karşı direnirken, birileri de çıkmış, akıl dışı bir takım iddialarda bulunuyor. Neymiş? HDP, AKP’yle gizli gizli görüşüyormuş! Şunu net bir şekilde vurgulayalım; görüşmüyoruz ama görüşeceğiz. Saatini tarihini de buradan verelim. AKP ile 31 Mart tarihinde sandıklarda görüşeceğiz. Bunu herkesin böyle bilmesi gerekiyor.

Şunu net bir şekilde söyleyelim biz müzakere değil mücadele ediyoruz! Bodrumlarında canlar yanan Cizre’nin, sokaklarında panzerlerin çocukları ezdiği Amed’in, ormanları yakılan Dersim’in, meydanlarında çocuklarını arayan Cumartesi Annelerinin olduğu İstanbul’un, işçileri diri diri madene gömülen Soma’nın, katırlara parçalanmış cesetleri yüklenen Roboski’nin mücadelesini veriyoruz. Biz biliyoruz ki bu mücadelede ne ilk ne de sonuz. Faşizmi yıkana, halkları özgürleştirene, bu ülkeyi bir özgürlük bahçesine çevirene kadar bu mücadelemiz devam edecek. Mücadele devam ederken direniş de devam edecek.

Bu zihniyet ile görüşmeyiz

Demokratik çözüm ve barış; parti olarak en önemli stratejik hatlarımızdan biridir. Ancak bizler bir halkın iradesine tecrit uygulayan, halkın belediyelerini gaspçı kayyumlara teslim eden, Eş Genel Başkanlarımızı; Figen Yüksekdağ’ı, Selahattin Demirtaş’ı, milletvekili arkadaşlarımızı zindanlara atan, onları cezaevinde tutan anlayışı, Türkiye’nin demokrasi güçlerine ve muhalefetine her gün zulmeden, yüz binlerce kişiyi işinden eden, işçiye, emekçiye kan kusturan zihniyet ile görüşmeyiz. Görüşmüyoruz! Bunu buradan bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum.”

‘AKP SAĞLIĞA ZARARLIDIR’

“Gaspçı zihniyetin zulmünü yaşayan bir diğer kesim de emekçiler” diyen Meclis’e getirilen sağlıkla ilgili yasa teklifine ilişkin de şunları söyledi:

“Geçen hafta Meclis komisyonundan geçirilen torba yasayla doktorların çalışma hakkı başta olmak üzere birçok hakkı gasp edildi. Haksız bir şekilde ihraç edilen 7.000 sağlık emekçisinin ve 2.000’e yakın tıp fakültesi mezununun bu ülke sınırları içerisinde mesleğini icra edememesi için AKP adeta duvar örüyor.

Sağlıkta kendi kadrolaşmalarının önünü açıyorlar. Doktorların çalışma hakkının gasp edilmesi, Türkiye’de zaten sorunlu olan sağlık sistemini daha da sorunlu hale getiriyor. Bir yanda hastane olmayan il ve ilçeler varken, hastalar birçok bölümde il il dolaşırken, öte yandan var olan hastanelerde yeteri düzeyde doktorun olmadığını biliyoruz.

Millet can derdindeyken, AKP şehir hastanelerine “müşteri garantisi” verme derdinde.

AKP ne yapıyor? KHK’ye sığınarak doktorluk yapmayı yasaklıyor. Hep söylediğimiz gibi, “AKP sağlığa zararlıdır”. Bir kez daha açığa çıkmıştır ki; AKP sağlıkta rant peşindedir, para peşindedir. Millet can derdindeyken, AKP şehir hastanelerine “müşteri garantisi” verme derdindedir.”

‘SARAYDA İSTİHDAM ARTMIŞ OLABİLİR AMA ÜLKE İŞSİZ, PERİŞAN’

“AKP Genel Başkanı Saray’da istihdam ettiği yandaşlara bakınca ülkede işsizliğin azaldığını sanıyor” diyen Buldan, ekonomik krize ilişkin AKP hükümetinin sorumluluğuna dikkat çekti:

“Sarayda istihdam artmış olabilir. Saray'ın penceresinden, o kalın duvarlarından, şaşalı binalardan dışarı baktığınız zaman halkın yoksulluğunu, perişanlığını elbette görmezsiniz.

TÜİK’e göre  2002’den bu yana istihdam oranı yılda ortalama binde 2 artmış. Sadece binde 2. Yüzde 1 bile değil. Bunların tasasının işsizlik, istihdam olmadığını biliyoruz. Tek dertleri iktidarlarını ve yandaşlarını ayakta tutmak. Bu tek adam yönetimiyle halk daha fazla yoksullaşacak. Enflasyon, döviz, faizler almış başını gidiyor. Ülkenin iflasa doğru gittiğini görmüyorlar.”

DİRENİŞTEKİ İŞÇİLERE SELAM GÖNDERDİ: BU ONURLU DİRENİŞİ SELAMLIYOR VE SAHİPLENİYORUZ

“Her gün kapanan işyerlerine bir yenisi ekleniyor. Her yerde işçi kıyımı yaşanıyor. İşçilere sefalet ücreti reva görülüyor. İş cinayetleriyle işçiler ölüme sürükleniyor; bunları görmüyorlar. 3’üncü havalimanı işçileri insanca yaşam istediği için tutuklandı. Flormar işçileri 183 gündür grevde. Cargill işçileri 200 gündür eylemde. Sendikaya üye oldukları için işten atılan TARİŞ işçileri gözaltına alındı. Biz buradan bütün işçilerin bu onurlu direnişini selamlıyor ve sahipleniyoruz. Onların yanındayız ve yanlarında olmaya devam edeceğiz.

AKP’nin ekonomik politikaları ile birileri zenginliğine zenginlik katarken milyonlar ise açlığa, işsizliğe mahkum ediliyor. Düşünün Trabzon’un Tonya ilçesinde fabrika üretimi durduğu için köylüler sütlerini yerlere dökmek zorunda kaldı. Recep Bey ise bu krizde bile araç filosuna 44 yeni araç alarak zenginliğine zenginlik katıyor. Halkımızın bunu görmesi gerekiyor.”

'HERKES YAŞADIĞI BU ZULMÜN HESABINI SANDIKTA SORMALI'

“Şimdi bu gidişata dur denilmesi gereken bir zamandayız. HDP olarak herkesi gerek demokrasi gerek emek alanında yaşanan bu darbe sürecine karşı topyekün mücadele etmeye çağırıyoruz. Herkes yaşadığı bu zulmün hesabını sandıkta sormalı ve bunlara gereken dersi vermelidir.”

‘AFRİN’DEN İĞRENÇ DUYUMLAR ALIYORUZ’

“Bunların özgürlükçü yönetim dediği ÖSO işgali altındaki Efrin’den (Afrin) iğrenç duyumlar alıyoruz. Türkiye’nin denetimi altındaki çeteler bir yandan Efrin’de yağma ve talana devam ederken, bir yandan kadın ve çocukların kaçırılarak fidye istendiğini ve bu yöndeki haberlerin sayısının giderek arttığını görüyoruz. Efrin’de insani kriz giderek ağırlaşıyor ve tarih bize göstermiştir ki,  bu zulümlerin bedeli kimsenin yanına kâr kalmayacaktır.

-Şimdiye kadar Efrin sınırında duvar ören Türkiye, istila sonrasında çetelere para kaynağı sağlamak ve işgali devam ettirmek amacıyla Efrin’e doğrudan sınır kapısı açmıştır. Efrin’de çetelerin talan ettiği zeytinler Cenevre Savaş Sözleşmesi’ne aykırı bir şekilde hem Türkiye içinde hem de Türkiye dışında pazarlanmaktadır. Bunlar IŞİD’le petrol ticareti yapıyordu bir zamanlar Sarraf’la altın ticareti yapıyordu. Şimdi ÖSO’nun yağlamadığı zeytinlerin pazarlamasını yapıyor.”

‘BİZE DÜŞEN DİRENMEK’

“İçeride ve dışarıda çok yönlü saldırıların arttığı böylesi bir süreçte bize düşen; her zamanki gibi onurluca direnmek, mazlumun, haklının ve insanlığın yanında yer almaktır. Umudumuzu ve kararlılığımızı her zamankinden yüksek tutacağız. Cesaretimizden asla ve asla geri adım atmayacağız. Yürüdüğümüz yoldan eminsek ki eminiz, karşımıza çıkacak engeller ancak ve ancak bizi güçlendirir. Güçlenerek, milyonlar olarak, omuz omuza vererek, eşitçe ve özgürce bir yaşamı hep birlikte kuracağız. Bu karanlık günleri mutlaka aşacak, aydınlık günlere hep birlikte kavuşacağız. Zafer her zaman karanlık karşısında aydınlığın olmuştur, bunu hiç kimse unutmasın! Yolumuz ve yolunuz açık olsun Hızır hepimizin yardımcısı olsun.”