HDP Ankara İl Örgütü'nden gözaltılara karşı basın açıklaması: İntikam operasyonlarıyla susmayacağız!

HDP Ankara İl Örgütü, aralarında çok sayıda HDP yöneticilerinin de olduğu toplumsal muhalefet temsilcilerine eş zamanlı operasyon düzenlenmesinin ardından basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında "İntikam operasyonlarıyla HDP susturulamaz" denildi.



25-09-2020 15:17

İleri Haber

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü 'Kobani operasyonu' soruşturması kapsamında aralarında HDP'li birçok parti üyesi ve yöneticisinin de yer aldığı toplumsal muhalefet temsilcilerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alınmalarına ilişkin basın açıklaması yaptı.

HDP Genel Merkezi'nde yapılan basın açıklamasına HDP'lilerin yanı sıra Devrimci Parti, İnsan Hakları Derneği (İHD), Halkvleri, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emekci Haraket Partisi (EHP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) temsilcileri de katıldı.

Gözaltıların AKP'nin intikam saldırıları olduğu belitrilen basın açıklamasında "Daha önce partimizde MYK üyeliği ve yöneticilik yapmış, aralarında Kars Belediyesi Eşbaşkanımız Ayhan Bilgen’in de bulunduğu onlarca arkadaşımız sabah saatlerinde gözaltına alındı. Bu bir gözaltı operasyonu değil intikam operasyonudur. AKP-MHP faşizminin topluma dayattığı kötülüğün ve nobranlığın geldiği boyutu göstermektedir" ifadelerine yer verildi.

Basın açıklamasında ayrıca "1 Haziran-1 Eylül’de Üç Aylık Demokratik Mücadele Programımızı gerçekleştirdik. Geçen hafta Anti-faşist Cephe’nin büyümesini dağlayacak güç olduğumuzu söylemiştik. Bugün bu söylemin teyidi geldi. Biz bu faşist iktidarın karşısında demokrasiyi inşa edecek, faşizme son verecek gücüz. Düzmece operasyonlar bu kararımızdan bizi vazgeçirmek bir yana daha da güçlü kılacak" denildi.

HDP'nin basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"BU SALDIRILAR AKP’NİN SİYASAL İNTİKAM SALDIRILARIDIR, PARTİMİZ YILMAYACAKTIR

Daha önce partimizde MYK üyeliği ve yöneticilik yapmış, aralarında Kars Belediyesi Eşbaşkanımız Ayhan Bilgen’in de bulunduğu onlarca arkadaşımız sabah saatlerinde gözaltına alındı. Bu bir gözaltı operasyonu değil intikam operasyonudur. AKP-MHP faşizminin topluma dayattığı kötülüğün ve nobranlığın geldiği boyutu göstermektedir.

Bu karar bir yargı kararı değil dün gerçekleştirilen MGK kararıdır, Saray’ın talimatıdır.

Bu kararda yargı aparat haline getirilmiştir. Devlet Bahçeli’nin her söylediğini talimat gibi algılayan “Bahçeli’nin serbest bırakılmasını istediği” herkesi ertesi gün serbest bırakan, Erdoğan’ın tutuklanması gerektiğini belirttiği herkese ertesi gün operasyon çeken bu yargı zihniyeti pespaye hale gelmiştir.

Saldırı, IŞİD barbarlığına karşı kazanılmış zaferin intikamıdır.

Saldırının “Kobanê eylemleri” gerekçesiyle yapıldığı ileri sürülse de bu saldırı, Kobanê’nin tarihin en büyük direnişi sonucu IŞİD barbarlığına karşı zafer kazanmasının, Kobanê’nin düşmemesinin intikamıdır. Kobanê de yenilen sadece IŞİD barbarlığı değil bu karanlık zihniyetin kendisidir. Kobanê direnişi aynı zamanda enternasyonalist bir direniştir dünya halklarına umut vermiştir, o yüzden öfkeleri ve kinleri büyük. Bu olaylardan dolayı yargılanması gerekenler, bu barbarlığa karşı demokratik hakkını kullanan yurttaşlar değil, bizzat IŞİD’İ Kobani’ye sürenler, onu destekleyenlerdir, IŞİD'in hamisi olanlardır. 6-8 Ekim olaylarının sorumlusu partimiz değil, IŞİD’in Kobanê’ye saldırısını müjde verir gibi duyuran ve halkın IŞİD barbarlığına karşı gösterdiği tepkiye saldırarak onlarca Kürdü sokakta katledenlerdir. Bu çevreler şimdi de yanlarına sarayda balayı yapan savcıyı alarak sonuç almaya çalışıyor.

Yenilginin Acısını Çıkarmaya Çalışıyorlar

7 Haziran seçimlerinin hezimetini unutamayanlar, iktidarlarını kaybedenler bunun sorumlusu olarak gördükleri partimize karşı her türlü karalama kampanyasıyla sistematik bir saldırı başlattılar. 31 Mart’ta uyguladığımız seçim stratejisi sonucu aldıkları yenilginin acısını çıkarmaya çalışıyorlar. 24 Haziran’da 31 Mart seçimlerinde meydan meydan gezerek üstelik Türkiye halklarının gözlerinin içine baka baka 6-8 Ekim olaylarının 7 Haziran seçimlerinden sonra gerçekleştiği yalanını atarak, yöneticilerimizi partimizi hedef gösterenler bugünkü intikam operasyonunun sorumlularıdır. Üstelik bugün gözaltına alınan arkadaşlarımız daha önce aynı gerekçeyle gözaltına alındılar, kimisi tutuklandı ancak hepsi serbest bırakıldı.

Katliamın esas sorumluları bizleri suçlayanlardır.

Bakın bu operasyonun nasıl adım adım örüldüğünü hatırlatalım. Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinden başlayarak hemen her meydanda “Bunlar 53 vatandaşımızın katili olanlardır, ellerinde 53 vatandaşımızın kanı vardır, bunlar 7 Haziran’dan sonra ülkeyi bir birine kattı” değerlendirmelerinde bulundu. Aynı suçlamaları 31 Mart seçimlerinde sonra sürdürdü. Bu yalanlara ilişkin Demirtaş, “Eğer bu talimatları verdiğimizi kanıtlarsan senin lehine adaylıktan çekilirim” çağrısı yaptı. Ancak bu yalan ve iftiraların hiçbir kanıtı yoktur olamaz da. Çünkü bu katliamın esas sorumlusu bizleri suçlayanlardır.

Bizler Faşist iktidarın karşısında demokrasiyi inşa edecek ve faşizme son verecek gücüz.

1 Haziran-1 Eylül’de Üç Aylık Demokratik Mücadele Programımızı gerçekleştirdik. Geçen hafta Anti-faşist Cephe’nin büyümesini dağlayacak güç olduğumuzu söylemiştik. Bugün bu söylemin teyidi geldi. Biz bu faşist iktidarın karşısında demokrasiyi inşa edecek, faşizme son verecek gücüz. Düzmece operasyonlar bu kararımızdan bizi vazgeçirmek bir yana daha da güçlü kılacak.

Bu saldırı Barış Çağrısı Deklarasyonumuza iktidar tarafından verilmiş bir yanıttır.

Bu saldırı aynı zamanda 31 Ağustos’ta açıkladığımız “Barışa çağrı deklarasyonumuza” iki hafta önce başlattığımız “Antifaşist blok” çalışmalarımıza verilmiş bir yanıttır. Biz antifaşist cephe dedikçe faşizm yürütücülerini telaş alıyor, biz barış dedikçe savaş ortakları artık kan dökemeyeceğiz diye paniğe kapılıyor. Partimiz düzemece operasyonlar ile bu stratejik söylemlerden vazgeçemeyecektir. Antifaşist cephe ile barışı tesis edeceğiz, demokrasi kuracağız. Parti devlet rejimini alaşağı edeceğiz. Daha faşizme sarılanlar bilsinler ki: HDP geliyor. Korksanızda,  koltuklarınıza sarılsanız da HDP’nin zamanı geldi.
IŞİD yenildiğinde, Libya’da masadan atılmak için sahadan sürüldüklerinde, Oruç Reisleri limana Demir attığında emperyal hedeflerini gerçekleştiremeyenlerin bildikleri tek şey Kürt ve demokrasi düşmanlığı, faşizm sevdası, savaş naraları ve rehin politikasıdır.

O süreç içerisinde birinci derecede sorumluluk sahibi dünün başbakanı bugünün cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP hükümetidir. Ve o süreç içerisindeki bütün karanlık eylemlerin, saldırıların üzerindeki o perdeyi kaldırın arkasından çok daha derin operasyonlar çıkar.

53 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı olaylarda kaç soruşturma açıldı, kaç dava sürüyor? Ama Adalet Bakanı dahil, kimsenin bildiği bir şey değil. Yaşamını yitirenlerin birçoğu bizim seçmenimizdir, HDP’lidir. Buna rağmen müflis tüccarların eski defterleri karıştırması misali Erdoğan ve Saray Savcısı HDP’li siyasetçilere yönelik soykırım operasyonlarına girişiyor. Bu operasyonlar iktidarın faşizm çukurunda debelendiği zamanlar olarak tarihe geçecektir."