Hayvanseverlerin fayton mücadelesi sürüyor: Ölümü seçmeyelim

İzmir’de iki hayvansever, atların faytona koşulmasının önüne geçmek için kurdukları ‘Hayat Platformu’ ile mücadele yürütmeye başladı. Atların 40 derece sıcaklıkta çalıştırılarak ölüme terk edildiğini vurgulayan hayvanseverler, İBB’nin konuya dair herhangi bir adım atmadığını vurguladı. ‘Yaşamı seçmek varken ölümü seçmeyelim’ diyen hayvanseverler, bu mücadeleyi İleri’ye anlattı.



31-07-2018 17:41

İzel Sezer - @izelsezer

İzmirli iki hayvansever, atların faytona koşulmasının önüne geçmek için oluşturdukları ‘Hayat Platformu’ ile mücadele yürütmeye başladı. Önümüzdeki günlerde bir basın açıklaması gerçekleştirecek olan platform üyeleri, basın açıklamasının ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne hazırladıkları dilekçeyi verecekler. 

Atlara yapılan işkencenin sona ermesi ve at faytonlarının kaldırılması için mücadele eden Hayat Platformu üyeleri olan Özgün Beste Bakır ve Elçin Hazar ile Faytona Binme Atlar Ölüyor İnsiyatifi kurucularından Elif Ertürk mücadele sürecini İleri Haber’e anlattı.

‘ATLAR 40 DERECE SICAKTA ÇALIŞTIRILIP ÖLÜME TERK EDİLİYOR’

Hayat Platformu’nun basın açıklaması öncesi yayınladığı bildiride “Bir at, ortalama 25 sene yaşayabiliyorken, faytona koşulan atların ömrü sadece 2 yıl. Atlar, çok ağır bir sömürü sistemine dahil edilerek sonu hep aynı olan ağrılı ve acılı bir ölüme mahkum ediliyor. Doğal olmayan bir şekilde yaşamını yitiren, ölürken bile paraya dönüştürülen atların yerine hemen başka atlar getiriliyor. Her yıl çok sayıda at sömürüldükleri süre zarfında gerek hastalanmaları, gerekse geçirdikleri kazalar nedeniyle tedavi ettirilmek yerine mezbahalara gönderiliyor ya da yolun ortasında ölüme terk ediliyorlar. Faytona koşulan atlar, Yazın 40 derece sıcakta doğru düzgün beslenmeden, su bile verilmeden sırtında yük, belinde kırbaç koşturulup duruyor, hastalandıklarında ise ormanlarda ölüme terk ediliyorlar’’ ifadelerine yer verildi.

FAYTONLAR KALDIRILDIĞINDA NE OLACAK?

Platform üyeleri faytonların kaldırılması taleplerinin gerçekleştirilmesinin ardından da bu işin peşini bırakmayacaklarını dile getirdiler. 

Platform üyelerinden Özgün Beste Bakır “Faytonlar kaldırıldıktan sonra atlara ne olacak diye çoğu insanın aklında olan bir soru var, bu konuda da yapılması, uygulanması hiç de zor olmayan bir önerimiz var. Yurt dışında örnekleri olduğu gibi, sömürüden kurtarılmış atlar için  düzenli olarak denetiminin yapılacağı bir rehabilitasyon merkezi ve sığınak yapılarak, yaşamlarının sonuna kadar yaşayacakları bir merkez kurulabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından burada görevlendirilecek bir veteriner onların sağlık durumuyla ilgilenebilir. Koskoca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin buna ayırabileceği bütçesi ve daha da büyük bir vicdanı olması gerektiği kanısındayız’’ ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM: ELEKTRİKLİ FAYTON VE ARAÇLAR

Diğer taraftan faytonlardan geçimini sağlayan insanların geçimini nasıl sağlayacağına dair kafalarda oluşacak soru işaretlerine ise yine bir çözümleri olduğunu dile getiren diğer platform üyesi Elçin Hazar ise çözümün ‘elektrikli fayton ve araçlar’ olduğunu söyledi. Sözlerine devam eden Hazar, “Elektrikli faytonlar hem nostaljik hem de çevre temizliği açısından da çok daha kullanışlı. Nostalji tutkunlarının ve turistlerin ilgisini daha çok çekecektir. İzmir’imizin hayvan sever ve yaşama değer veren çehresine daha çok yakışacağına hiç şüphe yoktur. Yıllardır belirli dönemlerde ‘faytonlar kaldırılıyor’ haberlerine maruz kalıyoruz. Hayvan hakları aktivistleri atlı faytonların kaldırılması için senelerdir mücadele ediyor. Ancak maalesef somut bir adım atılmıyor” dedi.

'MÜCADELE HER YERDE'

Yalnızca İzmir’de değil, Adalar’daki faytonlarla da mücadele ettiklerini vurgulayan Hazar, konuyla ilgili Yenikapı’da düzenlenen mitingde atlı faytonların kaldırılacağını açıklayan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı: “Adalar’daki faytonlarda kullanılan atlarla ilgili vicdanları yaralayan görüntülere şahit oluyoruz. Bu konuda gerekli adımları attık. Adalar’daki atları faytonların  boyunduruklarından kurtarıp özgürlüklerine kavuşturmak için bir çalışma yapıyoruz. Zaman zaman gerek eziyet gören köpeklerle ilgili gerek adalarda kullanılan atlarla ilgili vicdanları yaralayan görüntülere şahit olduk. Yeni düzenlemelerle özellikle ister ev ister sokak bunlar üzerindeki çalışmaları 5199 sayılı yasayı çok daha farklı bir şekilde ele alıp, değerlendireceğiz.”

‘İBB SOMUT BİR ADIM ATMADI’

Sözüne devam eden Hazar “Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin açıklamasına göre ilk araç önümüzdeki günlerde hizmet vermeye başlayacaktı. Yolculuk ücretleri, İstanbulkart ile entegre olacak, İBB Meclisi kararı ile işletmesi İSPARK A.Ş. tarafından yapılacaktı. Bu uygulama test edildikten sonra zamanla tüm Adalar’daki toplu taşıma hizmetinin, elektrikli araçlarla yapılmasının planlandığı açıklandı. Ancak bu gelişmelerin üzerine de uygulamaya dönük somut bir şey yapılmadı” dedi.

‘SEÇİM SÜRECİNDE BU KONU BELİRSİZLİĞE BIRAKILDI’

‘Faytona Binme Atlar Ölüyor İnsiyatifi’ kurucusu Elif Ertürk ise konuyla ilgili “Adalar Kaymakamlığı İlçe Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu 13.2.2018 tarihinde ‘Adalar’da kapasitenin üzerinde at olması, hayvan sahipleri tarafından atların bakım koşullarının olması gerektiği gibi sağlanmaması gibi sebeplerle faytonların ulaşım aracı olmaktan çıkarılması; Lunapark meydanında İBB – UKOME tarafından belirlenen güzergahta turistik gezi amaçlı ve sınırlı sayıda fayton ayrılmasına’ karar verdi. Ama bu süre içerisinde uygulamaya dönük hiçbir şey yapılmadı. Şimdi İBB’nin faytonların kaldırılacağı ve elektrikli ulaşım araçlarının kullanılması kararını aldığı açıklandı. Bu araçlar Kınalıada’da kullanılmaya başlanacak. Ancak Kınalıada’da zaten fayton kullanılmıyor. Yani faytonların kaldırılması bu seçim süreçleri içerisinde belirsizliğe bırakılmış görünüyor” ifadelerini kullandı.

‘YAŞAMI SEÇMEK VARKEN ÖLÜMÜ SEÇMEYELİM’

Atları eziyetten kurtarmanın önemini vurgulayan Elif Ertürk, “Sonuç olarak İzmir ve İstanbul’da başlatılan bu mücadeleler an itibarıyla sonuçsuz kalmış gözüküyor. Amacımız öncelikle İzmir faytonlarında ölüme koşturulan bu canları yaşadıkları eziyetten kurtarıp, sağlıkla ve hak ettikleri gibi yaşamlarını sürdürebilecekleri bir rehabilitasyon merkezine yerleştirmektir” diyen Ertürk, sözünü şu şekilde bitirdi: “Buradan belediyemizin vicdanına ve mantığına sesleniyoruz: Yaşamı seçmek varken, ölümü seçmeyelim!”