Hayatı kaşık kaşık yemek isteyenlere: Şekerli Yağmurlu Tarifler

“Şekerli Yağmurlu Tarifler” dünyanın kahkahasını çocuklarımıza duyurmaya çalışıyor. Onları gölgelerin hikayeleriyle karşılaştırıyor, Kindar olmamak için cepsiz giysiler tavsiye ediyor. Çünkü “Cepler içlerinde bir şeyler saklamaya yaradıklarından renklerinin önemi yoktur.” diyor. Çocuklarımıza duvarlara yazılar yazmasını söylüyor: Daha değişecek çok şey var!



22-09-2019 00:27

Selda Salman

Hayatlarımız farklı farklı ve içinde birçok duygu, durum ve hareketlilik var. En küçüğümüzden en yetişkinimize kadar tüm bunları doyasıya yaşıyoruz.  Yaşayacaklarımızı veya bizi bekleyenleri bilseydik, şüphesiz hayatımız daha kolay olurdu. Fakat bilmiyoruz ve bu yaşamın standart bir tarifi yok. Bu nedenle farklı zamanlarda farklı kişilerle bambaşka durumların tam ortasındayız. Fakat “Şekerli Yağmurlu Tarifler”e kulak vermek gerek:

“Küçükken okuduğum büyüklere ait bir kitapta dilersen hayatı kaşık kaşık yiyebiliyorsun deniyordu.”

“Şekerli Yağmurlu Tarifler” yaşamımızın temellerinden biri olan duygularımızı tek tek çok özel tariflerle çocuklarımızla buluşturuyor. Kaşık kaşık tariflerle... Korkudan neşeye, umuttan güvene, öfkeden sabıra kadar birçok duyguyu. Aynı zamanda duyguların yuvalarından da bahsediyor. Duygularımızın korunmak için bir yuvaları olduğundan: Evler, kulübeler ve kabinlerden; mağaralar ve deliklerden; kuş yuvalarında saklanan duygulardan ve anahtar deliklerinden geçebilenlerden…

Sümüklüböceğin evini nasıl yaptığını izle diyor bize kitabımız bir yerde. “Yüksek sesle şarkı söyle”, korkuyu uzaklaştırmak için. Neşeli olmak için en başta gözlerimizi açmamız gerektiğini, öfkeyi unutmak içinse “Bir şarkıyı tersinden söyle, hem de mümkünse karıncaların konuştuğu dilde.” !

Duygudaş olmak için değişimden bahsederken, “Birini yargılamadan önce onun ayakkabılarını giyip birkaç kez ay ışığında yürü.” diye ekliyor. Kendini suçlu hissetmemek içinse “Bir fırtına bul ve sırılsıklam ol, fırtınanın kendi içinde kopmasından iyidir.” diyor. Fırtınaları içinde kopan yetişkinler ve çocuklar için onlara yağmurlu günleri gösteriyor.

“Şekerli Yağmurlu Tarifler” dünyanın kahkahasını çocuklarımıza duyurmaya çalışıyor. Onları gölgelerin hikayeleriyle karşılaştırıyor, Kindar olmamak için cepsiz giysiler tavsiye ediyor. Çünkü “Cepler içlerinde bir şeyler saklamaya yaradıklarından renklerinin önemi yoktur.” diyor. Çocuklarımıza duvarlara yazılar yazmasını söylüyor: Daha değişecek çok şey var!

Yeri geliyor duygularımızın kökenini araştırıyor kitabımız. Elinde bir haritayla. Haritanın nerelerden geçtiğini, duyguların nerelerde yaşandığını ve vücudumuzda nerelerde bu duygulara rastlayabileceğimizi anlatıyor.

Bir çizgiden umuda giden yolu anlatırken umudun nerede yaşadığından, bavullardan ve ufuk çizgisinden bahsediyor. Özgürlük içinse gözlerimizi kapatmamız gerektiğini ve hiç yerimizden kıpırdamadan istediğimiz yere gideceğimizin tavsiyesini bizlere sunuyor. Aynı zamanda anahtarın öneminden bahsederek elbette… Hatalardan, yataklarda zıplamaktan ve yastık atmayı unutmamaktan. Kaybetmeyi ve kazanmayı deneyerek anahtarı bulmaktan…

“Şekerli Yağmurlu Tarifler” herkesin yaşadığı fakat zaman zaman göstermekten, söylemekten veya kendine bile dile getirmekten korktuğu tüm duygu ve durumları bizlere ve elbette çocuklarımıza sunuyor.;Belki de herkesi çok zorlayan duyguları olabilecek en güzel şekilde tariflendiriyor. İsmini bile koyamadığımız birçok duyguyu gözler önüne seriyor. Hem de olağanüstü bir hayal gücüyle. Hayatı kaşık kaşık yemek isteyen “herkes” için…

KÜNYE: Şekerli Yağmurlu Tarifler,  Eva Manzano, Çev: Saliha Güven, Yapı Kredi Yayınları, 2019, 64 Sayfa.