Halk isyanlarından karşı-hegemonik sınıf siyasetine köprü: Geçiş Programı



02-09-2021 10:33

Ali Ekber Doğan

Bu duraksama ortamında, İŞİD’in yükselişiyle kabaran küresel karşı-devrim dalgası, ABD’den Asya’ya pek çok yerde neo-faşist siyaset(çi)lerin liberal sağ-sol karşısında güçlenmesiyle büyüdü. 2011-2019 Arasındaki dünyadaki siyasal gelişmeler şöyle özetlenebilir: Eski hegemonyanın krizine karşı Tunus’tan başlayıp dünyayı kat eden kendiliğinden sosyal patlamalar biçiminde toplumcu-demokratik tepkiler açığa çıkmış, bunlar 2014’te sonuçsuz geri çekilirken, göçmen-yabancı karşıtlığını otoriter-milliyetçi bir söylemle anti-küreselleşmeci halkçılık (popülizm) gibi sunan neo-faşist Trumpgillerle emek ve doğanın neoliberal talanı diktatoryal yöntemlerle derinleştirilmiştir. Burjuva düzen içi siyaset düzleminde ciddi bir sarsıntı anlamına gelen bu gelişmenin işaret ettiği kritik önemdeki bilgi; 1990’lardan beri oldukça hegemonik bir burjuva meşruiyet çerçevesi olan neoliberal küreselleşmenin krizinin geri döndürülemez bir noktaya ulaşmış olmasıdır. Ortaya çıkan boşluk, rızasız otoriter tahakküm araçları olan; milliyetçilik, ırkçılık, şovenizmle, otokratik diktatörlükler ve polis devletiyle doldurulmaya çalışılmaktadır.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.