Halfeti'deki işkencenin detayları ortaya çıkmaya devam ediyor

Halfeti’de gözaltındaki işkenceyi anlatan Ruken Deniz, “Polis, 'Buna etki etmiyor, 200 volt verelim’ dedi. Bir saat elektrik verdiler” dedi.



26-05-2019 10:50

Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesi Dergili Mahallesi’nde 18 Mayıs'ta yaşanan çatışmadan sonra gözaltına alınan 51 kişiden 3'ü çocuk 22 kişi serbest bırakılırken, 29 kişi ise hala gözaltında tutuluyor. Serbest bırakılanlar, hem mahkeme salonlarında hem de bırakıldıktan sonra gözaltında yapılan işkenceyi bir bir anlattı. Sistematik işkence mahkeme tutanaklarına da geçti. 

Önceki gün serbest bırakılan Bozova'nın Koçhisar Dutluca Mahallesi’nden Ruken Deniz, jandarma karakolu ve Urfa Emniyet Müdürlüğü TEM Şube'de yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’na anlattı.  

'EVİ YIKTILAR'

Ruken Deniz, saat 05.00 gibi evinin basıldığını ve tüm aile fertlerinin gözaltına alındığını belirtti. Ellerinin arkadan kelepçelendiğini, kardeşinin üstünde sadece eşofman ile atlet olduğunu dile getiren Deniz, evin basılma ayrıntılarına dair şunları anlattı: “Evde bir oda vardı. Odada bizim bir kasa vardı, içinde ziynet eşyalarımız vardı. Bana 'Anahtarı getir, siz burada silah saklamışsınız' dedi. Bende onlara öyle bir şey yok dedim. Bir tanesi o anda bana vurdu. Bende onlara durun dedim, benim üstüme bu şekilde gelmeyin kapıyı açayım dedim. Kapı açıldı ve içine gaz bombası attılar. Gazdan o an bende etkilendim. Bizim evi yıktılar.” 

Önce Sait amcasının evine sonra karakola götürüldüklerini aktaran Deniz, “Bırakmadılar kardeşime gömleğini giydirelim. Vurdular, darp ettiler. Her gün darp ediyorlardı. Beni, annemi ve iki kardeşimi bıraktılar. Bizim üzerimizde işkence, zülüm vardı. Bize söylemediklerini bırakmadılar. İşkencehaneydi, bize çok işkence yapıldı. Beni yere yüzüstü yatırıp üstüme çıktılar. Sonra bir tanesi kemerle ayaklarıma vurdu. Kollarım arkadan bağlıydı, o şekilde beni askıya aldılar. Bize, ‘Siz eve terörist almışsınız’ dediler. Bende öyle bir şey yok dedim. Kimse bizim eve gelmedi dedim” diye yaşadıklarını anlattı.

'200 VOLT VERELİM'

Gözaltını anlatmaya devam eden Deniz, şunları kaydetti: “Elimi bağladılar ve siyah bir torba kafama geçirdiler. Gözümü kapattılar. Ayaklarımı bağlayıp beni tavana astılar. Sonra beni tekrar başka bir yere götürdüler. Orda elektrik verdiler. Bana, ‘Buna elektrik veriyoruz bu hiç etkilenmiyor. Domuz gibi olmuş’ diyorlardı. Kollarımdan elektrik veriyorlardı. İlk başta düşük dozda verdiler. Sonra 'Buna etki etmiyor, 200 volt verelim’ diyorlardı. Yaklaşık bir saat elektrik verdiler. Bizim aileden 7 kişi aldılar gözaltına. Amcam Sait ve çocukları Kadir, Abdullah, Mehmet, Mustafa ve Guley Çiftçi ve ben. Şu an amcam ve oğulları Abdullah ile Kadir gözaltındalar. Biz beş kadındık. Bir kadın daha vardı aşağı köyden. Ona da çok işkence yaptılar. O kadının her yerine elektrik verdiler.” 

'ANNEME İŞKENCE YAPTILAR'

Çatışmanın yaşandığı Halfeti'nin Dergili Mahallesi’nden gözaltına alınan Rabia Alakuş da önceki gün serbest bırakıldı. Ajansımıza konuşan Alakuş, gece saat 02.30 civarında iki evlerinin birden basıldığını, hiçbir şeyden haberlerinin olmadığını, ne yapacaklarını şaşırdıklarını ifade etti. Alakuş, şunları aktardı: “Silah sesleri geliyordu. Bizde bilmiyorduk neler olduğunu. Sonra bize 'Aşağı inin, yoksa ateş ederiz' dediler. Bizde korkudan ne yapacağımızı bilemedik, aşağı indik. Bizi yüzüstü yatırmışlardı, bir şey göremiyorduk, izin de vermiyorlardı. Evin bahçesinde hepimizi yüzüstü yere yatırdılar. Evin bahçesinde babamı ve ağabeyimi yerde çok darp ettiler. Annemi de karakolda darp ettiler. Urfa TEM Şubesi’nde de sürdü. Bizi aldıklarında hakaret, küfür ediyorlardı. Anneme işkence yapmışlardı, annem sırtüstü yatamıyordu. Annemin sırtını açtım, baktım kemer izine benzer bir darp izi vardı. Annem, yengem ve başka kadınlar vardı. Onların gözlerini kapatıp sorguya götürüyorlardı. 'Sizin eve kimse geldi mi' diye sordular.”

Ailesinden babası Zeki Alakuş, annesi Xezal Alakuş, ağabeyi Mehmet Alakuş, yengesi Güley Alakuş ve misafirleri Celal Ercan’la birlikte gözaltına alındıklarını söyleyen Rabia Alakuş, şöyle konuştu: “Aileden sadece beni bıraktılar, diğerleri hala gözaltında. Ağabeyimin çığlıkları geliyordu, aramızda perde vardı. Abime çok işkence yapıyorlardı. Lavaboya gitmek istiyorlardı, ona bile izin ermiyorlardı. Doktorların hepsi bu darp izlerini gördüler ama hiçbir şey yapmadılar. Göz göze bakmamıza bile izin vermiyorlardı. Hastanede ağabeyim çığlık atıyordu, sesi bana geliyordu, doktorlar müdahale etmiyordu. Doktorlar bize rapor vermedi. Bizi doktora götürdüklerinde elimiz arkadan kelepçeli şekilde doktorun yanındaydık.”