Haiti İsyanı’nın perde arkası: Bağımsızlık süreci

"Küçük bir ülke olan Haiti, günümüzde hala bu borçların yükünü taşımaktadır, öyle ki Latin Amerika’nın en fakir ülkesidir. Bağımsızlıktan sonra beyazların toprak sahibi olmaları yasaklandı, yapılan bir toprak reformuyla topraklar siyahlara dağıtıldı."



06-12-2019 12:22

Özgür Yılmaz

Haiti bugün büyük bir isyan ve protesto dalgasıyla karşı karşıya. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) destekli Devlet Başkanı Jovenel Moïse’nin istifasını talep eden eylemler, ülkedeki petrole gelen zamlardan sonra ortaya çıktı. Haiti bugün, Latin Amerika ve Karayipler’in en yoksul ülkesi konumunda. Ancak Haiti’nin bugünkü yoksulluğuna yol açan sebeplerin kökeni, bağımsızlık sürecine dayanmaktadır.

1- L’OUVERTURE

Toussaint L’ouverture 20 Mayıs 1743 tarihinde Saint Dominique adasında doğmuştur.  Ailesinin kökenleri Batı Afrika’daki Allada Krallığı’na dayanan aristokratlardır. 1740’da Dahomey İmparatorluğu (Batı Afrika’da bir imparatorluk) üyeleri onları yakalar ve Fransa’ya köle olarak satar. Veterinerlik eğitimi alan L’ouverture, Cizvitlerden de dini eğitim alır. L’ouverture’ün neden azat edildiği bilinmese de, azat edildiğinde 33 yaşındadır. L’ouverture, azat edildikten sonra tıpkı adadaki diğer 28.000 özgür köle gibi kendine köle alma yoluna gider. Bunun yanında L’ouverture, hayatının ilk dönemlerini bir at yetiştiricisi olarak geçirmiştir.

L’ouverture’ün yaşadığı yıllarda ada büyük bir şeker yetiştiricisiydi. Bu durum Fransa için ciddi bir gelir kaynağıydı ve dolayısıyla bölgede ciddi bir köle emeği söz konusuydu. Doğal olarak Haiti’nin nüfusu Afrika’dan getirilen siyah kölelerden oluşuyordu. O dönem ada, dünyanın en zengin kolonisiydi, yarım milyon kölenin emeğiyle 2000 plantasyonda şeker, pamuk, kakao, kahve ve tütün üretiyordu. “Code Noir” adlı köle yasası yürürlükteydi ve plantasyon sahibi köleler üzerinde her türlü hakka sahipti.

2- HAİTİ DEVRİMİ           

“Siyah Napolyon” olarak tanınan L’ouverture liderliğindeki Haiti Devrimi’ni özgün kılan, modern tarihte başarıya ulaşan ilk köle isyanı olmasıydı. L’ouverture, daha önce Fransa’nın köle ordusunda  yer aldığı için, savaş taktiklerini bilen bir komutandı ve ordularını gerilla savaşına uygun olarak yetiştirdi. 1795’te köleleği sonlandırmasında bu önemli bir faktördü. L’ouvertue bunu amaçlamamış olsa da Haiti Devrimi, Batı yarımkürede dengeleri değiştirdi ve Avrupalı devletlerin koloni faaliyetlerinin yıkılışına yol açan faktörlerden biri haline geldi. Öyle ki, Napoleon Bonaparte (1769-1821) Haiti Devrimi’nden sonra kolonileri kontrol edemeyeceğini düşünerek Kuzey Amerika’daki Louisana’yı Amerika Birleşik Devletleri’ne sattı. Toussaint L’ouverture’ün öncülük ettiği devrim, kendinden sonraki yüzyılda Latin Amerika’daki birçok devrime ilham kaynağı oldu.

22 Ağustos 1791 tarihinde “Ateş Gecesi” adı verilen gecede, Fransız kolonisi Saint Dominique’deki köleler isyan etti, beyaz plantasyon sahiplerini öldürdü ve çiftlikleri yaktı. Bu köleler açık şekilde Fransız Devrimi’nden etkilenmişti. İlk başlarda L’ouverture, isyana karışmadı. Çünkü o tarihte artık 50’sine yaklaşan, küçük bir toprağa sahip olan bir toprak sahibiydi. Ancak isyan onun yaşadığı bölgeye sirayet edince, “köleliği yasaklayan Katolik inancına” sahip olduğu ve John Locke (1632-1704), Jean Jacques Rousseau (1717-1778) gibi aydınlanma filozoflarından etkilendiği için isyana katıldı..

Toussaint L’ouverture, en başta adanın doğu kısmına kaçıp ailesini güvene aldı ve eski sahibi M. Bayou de Libertas’ın ABD’ye kaçışına yardım etti. İlk başta, İspanyollarla ittifak yapıp Fransızlara karşı savaşan Georges Biassou’nun asileri arasına katıldı. Köleliği boyunca, alternatif tıp yöntemlerini öğrenmiş olan L’ouverture, asi birliklerde doktor olarak hizmet etti. L’ouverture hızlıca yükseldi ve 600 kişilik bir gerilla birliğine komuta etmeye başladı. Daha sonrasında bu birlik 4000 kişiye yükseldi. Jean-Jacques Dessalines (1758-1806) adlı eski köle, L’ouverture’a katıldı ve zamanla onun en güvendiği adamlardan biri haline geldi. Toussaint, Fransızca “Yol açmak” anlamına gelen “L’ouverture” soyadını bu süreçte aldı.  1793 yılında Haitililer, Fransız Meclisi’ne temsilci gönderdiler. 

Britanya hükümeti, bu köle isyanının kendi adası Jamaika’ya sıçramasından korkuyordu. Böylece, Fransa’ya isyanı bastırması için silah desteği yaptı.  Köle isyanlarının yayılmasından korkan Fransa, 1794 yılında, imparatorluk sınırlarındaki tüm kölelere özgürlük verdi. Fransa’nın bu kararından sonra Toussaint L’ouverture, Fransız kuvvetleriyle ittifak yapıp İspanya’ya saldırmaya başladı. İlk görevi, adanın doğusundaki İspanyol kontrol alanı olan Santo Domingo’ya saldırmaktı. Şimdi, eski köle arkadaşlarına karşı dövüşüyordu. 1795’te imzalanan Basel Anlaşması, İspanya ve Fransa arasındaki savaşı bitirdi ve İspanya Hispaniola adasından çıktı. L’ouverture, adadaki Britanya güçlerine karşı savaşmayı sürdürdü ve bunlar da adadan çıkmak zorunda kaldı. L’ouverture, 4000 adamla, 7 gün süren 7 büyük çarpışmada 60.000 İngiliz askerini yenilgiye uğrattı.

Böylece L’ouverture, 1796 yılında tüm kolonilerde bilinen askeri ve politik bir önder haline geldi. Özgürleştirilmiş köleler kadar, adayı teknik olarak yöneten Fransızlar da ona saygı duyuyordu. 1799 yılında, kölelerini geri isteyen bir Mulatto (Melez) ordusunu da püskürttü. Böylece L’ouverture, adanın fiili önderi konumuna yükseldi. Toussaint, ABD ve Britanya ile ticaret anlaşmaları yaptı, tarımı iyileştirmek için hamleler yaptı. Fransız Devrimi yasalarına uymayarak, devrimden sonra kaçan plantasyon sahiplerini bağışladı. İş gücü üzerinde askeri bir disiplin uyguladı.

1799 yılında Napoleon Bonaparte Fransa’da iktidara geldi. Yeni bir anayasa ilan etti ve kolonilerin özel yasalara tabi olacağını açıkladı. L’ouverture bunu köleliğe dönüş olarak algıladı. Tam bir bağımsızlık ilan etmekten çekindi ve bir Fransız olarak Napoleon’a sadakatini beyan etti.  Napoleon da adayı köleliği getirmeyeceğini söyledi. Aynı zamanda Napoleon, L’ouverture’e Fransız yetkililerin İspanyolların çıkmasından sonra düzeni tesis etmeye çalıştığı Santo Domingo’yu işgal etmeyi de yasakladı. Ancak Ocak 1801’de Toussaint adanın doğusunu da işgal etti, bu savaşta da 55.000 kişilik bir orduya komuta ediyordu. Köleliği yasaklayarak yeni anayasa ilan etti ve bunu Napolyon’a gönderdi. Bunun üzerine Napoleon adaya 20.000 kişilik bir kuvvet gönderdi. Yıllar sonra kendisi de sürgüne gönderildiğinde, neden Toussaint’a bu kadar kötü davrandığı sorulduğunda “Bir zencinin ölümü beni neden etkilesin ki?” diye yanıtladı.

SONUÇ

Toussaint direnişi birkaç ay sürdürmeye çalışsa da, ittifakı çöktü ve adada yaşayan melezler ve Avrupalılar Fransızların safına geçti. Eş zamanlı olarak L’ouverture’ün en iyi generalleri de düşman safına geçti. Bunun üzerine Toussaint yenildi ve Fransa’da sürgünde, açlıktan öldü. Ancak direnişi Jean-Jacques Dessalines (1758-1806) sürdürdü, melezlerle bir ittifak kurdu, kendini imparator ilan etti ve 1 Ocak 1804 tarihinde Haiti’nin bağımsızlığını ilan etti.

Böylece, Haiti ilk bağımsız siyah cumhuriyeti ve Latin Amerika bağımsızlık sürecinde en önce bağımsız olan ülke haline geldi. Ancak Fransa Haiti’nin bağımsızlığını çok geç bir tarihte, 1825’te yüklüce bir tazminat karşılığında kabul etti. Haiti, 1804 yılında bağımsızlığını elde etmesinin karşılığında Fransa'ya 1825-1946 yılları arasında 121 yılda bugünün parasıyla yaklaşık 21 milyar dolar tazminat ödemek zorunda bırakıldı. Küçük bir ülke olan Haiti, günümüzde hala bu borçların yükünü taşımaktadır, öyle ki Latin Amerika’nın en fakir ülkesidir. Bağımsızlıktan sonra beyazların toprak sahibi olmaları yasaklandı, yapılan bir toprak reformuyla topraklar siyahlara dağıtıldı.