Grev stratejisi

"İşçiler grevlerde özellikle militan ve asi bir ruh hali içerisindedir. Grev dönemlerinde devrimci fikirlere oldukça açıklardır. Her şeyden önce mücadelelerinin tam anlamını öğrenebilecekleri ve öğrenmeleri gereken zaman budur. İşçilerin sınıf bilincini uyandırmak, sınıf mücadelesini ve işçi sınıfının tarihsel misyonunu anlayacak şekilde eğitmek, grev stratejisinde her zaman öncelikli olan meseledir."



01-03-2021 00:51

Yazar: William Z. Foster

Çeviren: Ceren Berk

Grevler, küçük ve zayıf olduklarında dahi, işçilerin kapitalizmden kopmasını sağlar. Eski muhafazakâr sendikacıların “sermaye ve emeğin çıkarları birdir” sloganının kanlı canlı birer reddidirler. İşçiler ve patronlar arasında işçilerin ürününün paylaşımına dair uzlaşmaz çekişmenin ifadeleridir. Bunlar, kapitalizmi ortadan kaldıracak nihai mücadelenin habercisi olan büyük sınıf savaşındaki çatışmalardır.

İşçiler grevlerde özellikle militan ve asi bir ruh hali içerisindedir. Grev dönemlerinde devrimci fikirlere oldukça açıklardır. Her şeyden önce mücadelelerinin tam anlamını öğrenebilecekleri ve öğrenmeleri gereken zaman budur. İşçilerin sınıf bilincini uyandırmak, sınıf mücadelesini ve işçi sınıfının tarihsel misyonunu anlayacak şekilde eğitmek, grev stratejisinde her zaman öncelikli olan meseledir.

Grevler pek çok türde ve niteliktedir. Losovsky 13 türü kendiliğinden, örgütlü, saldırgan, savunmacı, dayanışma, aralıklı, yerel, bölgesel, endüstriyel, genel, uluslararası, ekonomik, politik olarak sıralar. Diğerlerinden de bahsedilebilir. Belirli bir ülke veya dönemdeki grevlerin niteliği, kapitalist sistemin durumu tarafından belirlenir.

Kapitalist bir sistemin gelişme sürecinde üç geniş grev türüne dikkat çekilmelidir. İlki, İngiltere'deki Çartist hareket, erken Fransız grevleri, modern sömürge ülkelerindeki grevler ve benzeri gibi kapitalizmin büyümeye yeni başladığı ülkelere özgü, karışık hedeflerle harekete geçen umutsuz ayaklanmalar dizisidir.

İkinci tip, tipik olarak güçlü kapitalist büyüme ve gelişme döneminde (savaş öncesi Avrupa ve bugünkü ABD), işçilerin kapitalist sistem çerçevesindeki koşullarını kalıcı olarak iyileştirme umuduyla mütevazı talepler için grev yaptığı örgütlü zanaat veya endüstriyel grevdir.

Üçüncü tip ise Almanya'daki savaş sonrası grevler ve İngiliz genel grevi gibi işçilerin, aşağı yukarı açıkça, kapitalist sistemi yıkmaya ve proleter bir toplum düzeni kurmak için yaptıkları ve gerileyen bir kapitalist sistemin tipik özelliği olan devrimci kitle grevidir.

1 - EKONOMİK VE POLİTİK GREVLER

Marx’ın deyişiyle "Her ekonomik mücadele siyasal bir mücadeledir”. Bu son derece doğrudur, çünkü en küçük grevlerin bile siyasi nedenleri ve sonuçları vardır. Ancak grevlerin siyasi niteliğinin derecesi değişiklik gösterir. Kapp Darbesi sırasında Alman genel grevi gibi kapitalizmin gerilediği dönemlerde grevler oldukça politik iken, günümüz [1920’ler -e.n.] ABD’dekiler, hızla siyasi bir görünüm kazanmalarına rağmen yine de ağırlıklı olarak ekonomiktir.

Patronlar, özellikle kilit sektörlerde olan ve kriz dönemlerinde devlet gücünün tamamını işçilere karşı kullananlar, grevlere giderek daha fazla siyasi bir karakter veriyor. Bu nedenle, grev stratejimizin zorunlu bir aşaması mücadele eden işçiler arasında siyasi bir bilinç ve faaliyet geliştirmek olmalıdır.

Birincil hedefimiz işçilerin mevcut dağınık, kör grevlerinin amaçlarını açıklığa kavuşturmak, onları salt ekonomik amaçların üzerine çıkarmak ve hepsini bütün kapitalist sisteme karşı geniş bir siyasi saldırı altında birleştirmektir. Bu nedenle, eski kapitalist partilerden kopuş için savaşmalı ve her grevi, işçilerin kitlesel siyasi partisi olan işçi partisini yaratacak hareketi ilerletmek için kullanmalıyız.

Bu yol bizi grevlerin artan siyasi karakterini tanımayı ve işçileri mücadele için gerekli bilinç ve siyasi örgütlerle donatmayı reddeden muhafazakâr sendika bürokrasisiyle şiddetli bir çatışmaya götürüyor. Sağcı sendika liderlerinin grevlerimizi tamamen ekonomik bir temelde tutma politikası işçileri silahsızlandırır ve mücadelede başarı için ölümcüldür.

Liderlerin, kapitalistler tüm hükümet gücünü işçilere karşı kullanırken bile, inatla grevin siyasi karakterini tanımayı reddettiği İngiliz genel grevindeki deneyim, bu tehlikeyi ve işçileri bilinçli siyasi eylem ile örgütlenmeye teşvik etme gerekliliğini yeterince göstermektedir.

2 - GENEL GREV

İngiliz işçilerinin yakın zamandaki genel grevlerinde [1926 -e.n.] yaşadıkları acı deneyimler, işçi sınıfı grev stratejisinde genel grevin oynayacağı rol sorusunu keskin bir şekilde yeniden gündeme getiriyor. İngiliz grevine alenen ihanet eden gericiler, genel grevin yararsız olduğunu, kapitalizme karşı mücadelede etkin bir şekilde kullanılamayacağını var güçleriyle haykırıyorlar.

Ancak böyle bir mantık yanıltıcıdır. Kapitalizme doğrudan saldırmaya ilke olarak karşı çıkan bu reformistler, her zaman genel grev gibi sert bir silahı reddettiler ve onu gözden düşürmek için en ufak bir bahaneyi ele geçirmeye çok hevesliler. Gerçekte, genel grev, işçilerin en güçlü silahlarından biridir. Ancak akıllıca ve cesurca kullanılmalıdır.

Doğru kullanmak için gereken ilk şey, devrimci anlamının tamamen anlaşılmasıdır. Belirli bir ülkenin işçileri, Büyük Britanya'da olduğu gibi derin bir kriz içinde tüm kritik ve temel sektörlerde genel grev ilan ettiğinde, egemen sınıfa ve onun devletine doğrudan bir meydan okumuş olurlar. Devlet kaçınılmaz olarak ordu, polis, faşist örgütler ve benzeri tüm silahlı kuvvetlerini onlara karşı kullanacaktır.

Genel grevin başındakiler, kapitalistlerin grevi kırmak için bu şiddetli yöntemleri kullanacaklarını önceden anlamalı ve mücadele için işçilerin tüm siyasi gücünü seferber ederek bu tür yöntemlere karşı koymaya hazır olmalıdır. Özellikle orduyu kendi saflarına çekmeye veya etkisiz hale getirmeye çalışmalılar.

GENEL GREV TEHLİKELERİ

Genel grev, grevin siyasi karakterini tanımayı reddeden reformist liderler ya da sadece grevcilerin kollarını kavuşturmasıyla kazanılabileceğine inanan sendikalist vizyonerler tarafından yönetiliyorsa vay haline. Her iki durumda da kapitalistler grevi parçalara ayıracak ve işçilere ezici bir yenilgi vereceklerdir. Genel grev oyuncak değildir. En önemli devrimci silahlardan biridir.

En cesurları dâhil olmak üzere, işçi sınıfı stratejistleri, genel grevi akıllıca kullanmayı öğrenmelidir. Muhafazakârların bir genel grev hareketine yönelmelerinin tehlikesi, önce gelişimini yavaşlatacakları ve onlara rağmen gerçekleştiğinde ona ihanet edecek olmalarıdır. Solcu liderlerin genel grev silahını kullanmasındaki bir tehlike ise, kapitalizmle savaşma hevesi içinde işçileri henüz anlamadıkları ya da hazırlıklı olmadıkları meseleler için sonuna kadar savaşmaya çağıracak olmalarıdır.

İkinci eğilim için birçok örnek verilebilir. Örneğin Fransa'da, Fransız sendikalizminin altın çağında (1910-14), münferit sendikaların ticari taleplerini desteklemek için birkaç genel grev çağrısı yapıldı. İlk başta, işçiler her şeyden çok disiplin meselesi olarak oldukça iyi iş çıkardılar ancak bu tür birkaç deneyimden sonra "grevden yoruldular" ve periyodik genel grev çağrılarına yanıt vermeyi reddettiler, bu da sendikalar için feci sonuçlar doğurdu. I.W.W de [Dünya Sanayi İşçileri Sendikası -e.n.], bu ülkede işçileri anlamadıkları ya da özel olarak ilgi duymadıkları talepleri desteğe çağırarak benzer hatalar yaptı.

Solun bir diğer hatası da, süresi belirli grevlerin daha uygun bir politika olduğu dönemlerde, süresiz genel grev çağrısı yapmaktır. Bu hatanın tipik örnekleri Seattle genel grevi ve Tom Mooney'i kurtarmak için yapılan ulusal grevdi. Her iki durumda da, belli bir süre için oldukça başarılı protesto veya gösteri genel grevleri gerçekleştirilebilirdi. Süresiz genel grev çağırısı bir hata oldu, çünkü işçilerin bu tür uzun soluklu mücadelelere yeterince ilgi göstermemesi grevlerin çökmesine yol açtı.

3 - ZANAATKÂR VE ENDÜSTRİYEL GREVLER

Grev stratejisinin önemli değerlendirmelerinden biri, grevlerin ve sendikaların geleneksel zanaat temelinden sanayiye doğru genişlemesidir. İşçilerin ideolojik kavrayışlarının salt ekonomik ve çıkarcı yaklaşımlardan politik ve devrimci olana doğru yükseltilmesi gerektiği gibi, örgütleri ve mücadeleleri de genişletilmelidir.

Zanaat sendikacılığı ve zanaat grevleri artık Amerikan kapitalizmiyle baş edemiyor. İşçilerin savaş cephesi, bir endüstriyi veya tüm endüstri grubunu kapsayacak şekilde genişletilmelidir. 1922'deki demiryolu atölyesi tamircileri grevinde, on altı demiryolu zanaat sendikasından dokuzunun işte kalıp yedi sendikanın grevini kırmaya yardımcı oldurması gibi durumlar, işçi sınıfına karşı işlenen bir suçtur.

Sanayinin rekabetçi durumunda işçiler, en azından vasıflı zanaatkârlar söz konusu olduğunda zanaat grevini etkili bir şekilde kullanabilirler ve kullanırlar. Ancak sermayenin tekelleşmesi, sanayinin merkezileşmesi ve becerinin ortadan kaldırılmasıyla, vasıflı işçilerin çıkarlarını korumak için bile olsa zanaat grevleri geçersiz hale gelir. Vasıfsız örgütsüzlerin işçi sendikalarına olan talebinin artmasıyla vurgulanan sektöre göre örgütlenme sorunu, vasıfsızlar kadar vasıflılar için de yakıcı bir gereklilik haline gelir. Amerikan endüstrisinde zanaat grevi neredeyse modası geçmiş durumda. Amerikan emperyalizminin gelişmesiyle patronların muazzam zenginleşmesi ve güçlenmesiyle güncelliğini iki kat yitirmiştir.

Hala rekabetçi olan tekstil sektöründe ve inşaat ve baskı gibi yerel zanaatlarda, işin tamamının veya çoğunun yerinde yapılması gereğinin sendikalara özel bir avantaj sağladığı durumlarda, zanaat grevi hala devam ediyor ve bazı etkileri var. Ancak bu endüstrilerde bile hızla işe yaramaz hale geliyor. Büyük, oldukça organize endüstrilerde ise bu neredeyse geçmişte kaldı.

Modern ve etkili grev türü, ulusal endüstriyel grevdir. Muhafazakâr sendika liderleri bile bunu en azından kısmen kabul etmek zorunda kalıyorlar ve çeşitli federasyon türlerini yamalayarak bir tür endüstriyel örgütsel cephe benimsiyorlar.

Ulusal endüstriyel grevlerin en yakın örnekleri, 1919'da çelik işçileri, 1920 ve 1922'de kömür madencileri ve 1921'de konserve fabrikası işçilerininkilerdir. Demiryolu grevlerinin ve ücret hareketlerinin çoğu aynı eğilimi gösterir.

Böylesine geniş mücadeleler, daha önce bu endüstrilerde kullanılan dar, yerelleşmiş grevlerin yerini alıyor. Eğilim, çok çeşitli iş kollarından daha fazla sayıda işçiyi dâhil ederek ve patronlara karşı tek eylem çağrısında bulunarak tüm endüstrilerde patronların artan gücüne karşı koymaktır.

T.U.E.L.'nin [Sendika Eğitim Birliği -e.n.] içinde ve çevresinde örgütlenen solcular, şimdilerde sınıflar arası iş birliği ve patronlara karşı mücadele etmeme programlarıyla gerici sendika liderleri tarafından kontrol edilen bu genişleme eğilimini yoğunlaştırmalı. Grev stratejimizin önemli bir noktası, zanaat grevinin ortadan kaldırılması ve ulusal sanayi grevinin geliştirilmesi olmalıdır.

Bu, işçi sendikalarının bir zanaattan endüstriyel temele doğru genişlemesini ve örgütsüz milyonların sendikalara seferber edilmesini gerektirir. Solun “Birleş” ve “Örgütsüzü örgütle” sloganlarının gerçekleşmesi, ABD’de günümüz koşullarında başarılı bir grev stratejisi için hayati bir önkoşuldur.


 

*Trade Union Educational League tarafından yayınlandı. (1926)

Kaynak: Marxist.org