Görüşmelere Rağmen ABD Ve Çin Arasındaki Ticaret Savaşı Büyüyor

Çin hükümeti için esas problem, Amerikan hükümetinin sonraki hamlesinin ne olacağına dair net bir fikirlerinin olmaması. Bu hafta gerçekleşecek müzakerelerden olumlu bir sonuç çıkacağı konusunda kimse umutlu değil ve Financial Times’a konuşan, Çinli siyasetçilere yakın bir kaynağa göre: “Çinli yetkililer endişeli çünkü oyunun sonunu göremiyorlar.”



20-08-2018 19:16

Çeviri: Metehan Akman

ABD ve Çin heyetleri arasındaki ticari görüşmeler bu hafta, yani Beijing’e karşı Washington tarafından uygulanan gümrük vergilerinin büyük oranda yükselişinin arefesinde gerçekleşecek. 16 milyar dolarlık Çin malına karşı yüzde 25 oranında gümrük vergisinin perşembe günü yürürlüğe girmesi beklenirken buna karşı misilleme olarak Çin tarafından da aynı değere sahip Amerikan ürünlerine vergi koyulacak ve her iki taraftan da etkilenen ürünlerin değeri 50 milyar dolara varacak.

ABD Ticaret Bakanlığı, 200 milyar dolar değere sahip Çin malına da yüzde 25 vergi koyulması yönündeki teklifi bu hafta tartışacak, dolayısıyla daha büyük önlemler yolda. Buna cevap olarak Beijing, şu anda belirsiz başka misilleme hamleleriyle birlikte 66 milyar dolar değerindeki Amerikan malına ek vergiler getirileceğini belirtti. Bu yeni vergiler gelecek aydan ya da ekim ayının başından itibaren geçerli olacak.

Gerçekleşecek görüşmelerden, yükselen tansiyonu çözecek somut bir teklif gelmesi beklenmiyor, çünkü iki heyet de son kararı veremeyecek olan alt kademe yetkililerden oluşuyor.

ABD heyetinin başında Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Hazine Müsteşarı David Malpass bulunurken, Washington’da iki gün kalması beklenen Çin heyetine ise Ticaret Bakanı Yardımcısı Wang Shouwen önderlik edecek.

Daha önceki Çin ticaret heyetlerinin başında Başbakan Yardımcısı Liu He bulunmuştu. Ancak Beijing, Liu’nun ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ile Çin’in ABD’den yapacağı ithalatın geçen mayısta 100 milyar dolar artırılması konusunda anlaşmaya varmasının ardından bu anlaşmanın Başkan Trump tarafından bozulması üzerine temsil gücü daha düşük bir heyet oluşturdu.

Geçen mayısta ABD tarafından Beijing’e sunulan, Çin’in yalnızca ticaret açığını azaltması değil, aynı zamanda “Çin Yapımı 2025” adı altında sınaî ve teknolojik temelini güçlendirme planında da geri adım atması talebi bu çekişmenin belirleyici unsuru olmaya devam ediyor.

ABD bu projenin fikri mülkiyet hırsızlığı, zorla teknoloji transferi ve yüksek teknoloji üretimine küresel markette haksız bir üstünlük sağlayan devlet yardımları ile geliştirildiğini iddia ediyor. ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer ve ekonomi danışmanı Peter Navarro da dahil olmak üzere Trump yönetiminin kilit isimleri, Çin’in teknolojik gelişimini ABD’nin ekonomik ve giderek askeri egemenliğine karşı büyük bir tehdit olarak görüyor.

Çin, ABD’den daha fazla mal ithal etmeyi kabul etmiş ve “Çin Yapımı 2025”e vurgusunu yumuşatmış olsa da Beijing yönetimi, ABD’nin Çin’in ekonomik gelişimini durdurmaya dönük hamlelerine karşı ciddi biçimde karşı.

Eski bir Ticaret Bakanlığı yetkilisi He Weiwen Bloomberg’e, “Trump yönetimi, gümrük vergilerinin yükseltilmesinin ardındaki esas nedenin Çin’in gelişimini frenlemek olduğunu gözler önüne serdi.” dedi. Bloomberg, bu ifadelerin onlarca eski ya da yeni hükümet görevlisi, araştırmacılar ve şirket yöneticileri tarafından da söylendiğini belirtti.

Wall Street Journal’ın aktarımına göre Larry Kudlow’un önderliği altında Ulusal Ekonomi Konseyi ve ABD Hazine Bakanlığı, bir ticaret anlaşmasının temeli olacağına inandıkları daha mütevazı talepleri Çin’e sunulmak üzere hazırladı. Mnuchin’in de Kudlow’un da Trump yönetiminin başarısı olarak görülebilecek, ticaret açığını azaltacak önlemlerden yana olduğu biliniyor. Ancak makaleye göre “gümrük vergilerinden sorumlu ABD ticaret temsilciliği, ek vergilerin ekim ayına kadar ABD’ye daha fazla pazarlık gücü sağlayacağını öne sürerek anlaşmadan kaçıyor”.

Makalede ayrıca Trump’ın kimi destekleyeceğine henüz karar vermediği ve bir anlaşma söz konusu olduğunda fikir belirteceği söyleniyor. Ancak bu durum bu hafta gerçekleşecek görüşmelerde oluşmayacak, çünkü iki tarafın da meseleyi sonuçlandıracak gücü yok.

Ne olursa olsun, yönetimin eğilimi Çin’e karşı atılacak daha saldırgan adımları destekler nitelikte. Mnuchin ve Liu arasında yapılan, ticaret savaşında “ateşkes” ilanı olan mayıstaki anlaşmanın iptalinden sonra, ilişkiler karşılıklı olarak 50 milyar dolar değerinde ürüne ek vergilerin yürürlüğe sokulmasıyla devam etti. Trump daha sonra 200 milyar dolar değere sahip ürün üzerindeki gümrük vergilerinin yüzde 10’dan 25’e çıkarılmasını önerdi.

Trump tarafından atılan bir tweet, başka önlemlerin de gelebileceğini ortaya koydu ve Rusya’ya karşı daha saldırgan politikaların uygulanmasını isteyen askeri istihbarat, Demokrat Parti ve basının belirli bir kesimi tarafından yönlendirilen Washington’ı saran politik gerilimin kaynağına da işaret etmiş oldu.

Tweette yazanlar şöyleydi: “Yalnızca Rusya’ya odaklanan ahmaklar diğer tarafa, Çin’e de bakmaya başlamalılar.”
 
İran petrolünün başlıca pazarlarından olan Çin, ABD’nin petrol alımını sona erdirmek için koyduğu tarih olan 4 Kasım’dan sonra, ek gümrük vergilerine ek olarak ikincil yaptırımlarla karşılaşacak. ABD bunu İran nükleer anlaşmasından 2015’te tek taraflı çekilmesinin ardından ortaya koydu.

Çin’in bu ticareti sürdürmekte ısrar etmesi halinde ABD’nin planın ne olduğu sorulduğunda, ABD Dış İşleri Bakanlığı bünyesinde yeni oluşturulmuş olan İran Eylem Grubu başkanı Brian Hook şunları söyledi: “ABD, tüm uluslarla tam bir uyum içinde olmayı umuyor. Ancak bu ticari eylemleri devam ettirenler ikincil yaptırımlarla karşılaşacak.”

6 Haziran’da Çin’e karşı gümrük vergileri konulduğundan beri hem Çin para birimi hem de borsası ciddi düşüş yaşadı. Şangay ve Şenzen piyasalarındaki 50 en büyük şirketi gösteren gösterge tablosu yüzde 15, Çin yuanı ise ABD doları karşısında neredeyse yüzde 7 değer kaybetti.

Bugünlerde, bu gümrük vergilerinin ve daha fazla yaptırım riskinin daha yaygın ekonomik etkilerinin olabileceğine dair endişeler söz konusu. Hafta sonu, Çin’in bankacılık düzenlemesi bankaları altyapı projelerini ve ihracat firmalarını desteklemeye yöneltti. Bu düzenlemeye göre bankalar “geçici zorluk” yaşayan şirketlere ve projelere destek sağlamalı, aynı zamanda “istihdamı etkin bir biçimde teşvik etmeli, ticaret ve yatırım için istikrar sağlamalı”. 

Çin hükümeti için esas problem, Amerikan hükümetinin sonraki hamlesinin ne olacağına dair net bir fikirlerinin olmaması. Bu hafta gerçekleşecek müzakerelerden olumlu bir sonuç çıkacağı konusunda kimse umutlu değil ve Financial Times’a konuşan, Çinli siyasetçilere yakın bir kaynağa göre: “Çinli yetkililer endişeli çünkü oyunun sonunu göremiyorlar.”

Kaynak: wsws.org