'Gezi'yi desteklemek Türkiye'nin geleceğini desteklemektir'

Gezi Direnişi’yle ilgili olarak uydurma gerekçelerle hazırlanan 'Gezi iddianamesi'ne ilişkin davanın duruşması önümüzdeki Pazartesi günü görülecek. Asılsız iddiaların yöneltildiği avukat Can Atalay ve akademisyen Tayfun Kahraman pazartesi günü yapılacak olan duruşmayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.



22-06-2019 16:24

Volkan Karadede - @VolkanKaradede

Gezi Direnişine  ilişkin davada aralarında, oyuncu Memet Ali Alabora, gazeteci Can Dündar, iş insanı Osman Kavala’nın da bulunduğu 2’si tutuklu 6’sı hakkında yakalama kararı olan 16 kişinin yargılanmasına 24 Haziran 2019’da başlanacak. Asılsız suçlamaların yöneltildiği davaya ilişkin avukat Can Atalay ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu üyesi Tayfun Kahraman İleri Haber’e değerlendirmelerde bulundu.

 “Provakatif paylaşımlar yapmak, ibadethane ve mezarlıklara zarar vermek gibi” gerçeklikle bağı olmayan suçlamaların yöneltildiği dava 5 gün sürecek. Duruşma ,Silivri Ceza İnfaz Kurumları’nın karşısındaki duruşma salonunda yapılacak.

'İDDİANAME, AKP'NİN GEZİ DİRENİŞİ FİKRİNİ KARALAMA ÇABASIDIR'

Konuyla ilgili olarak değerlendirmede bulunan avukat Can Atalay, “Bu iddianame, aradan 6 yıl geçtikten sonra, AKP iktidarının bir türlü başa çıkamadığı, Gezi Direnişi fikrini karalama çabasıdır. Bu iddianame AKP’nin, Fetullahçı cemaat ortaklığıyla ortaya çıkan en son marifetidir.  Biz Taksim Dayanışması vesilesiyle o dönem kitlelere tercüman olmaya çalışmış insanlarız ve her zaman Gezi Direnişi’nin tüm toplumsal ve siyasal bakiyesini onurla taşımaya çalışırız” ifadelerini kullandı.

"Yöneltilen iddianame 6 yıl sonra çıktı, fakat yargılamaların tümü, belirli grupları hedef alarak devam ediyor" diye konuşan Tayfun Kahraman şunları söyledi:

"Bu iddianame toplumsal muhalefetin topluca yargılanmasına başlanacağını gösteren, toplumda muhalif olan, muhalif sesleri yükselten herkesin bir gün ya darbe yapmaktan ya da belirli suçlamalarla karşılaşacağını gösteren bir yargılamadır.

'GEZİ'NİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ AKP'NİN MEŞRUİYET SORUNU OLDU'

AKP, seçimlerle özellikle son dönemlerde dayatmaya çalıştığı, sopayı daha net olarak gösterdiği yargı reformuyla birlikte, bir taraftan da Ekrem İmamoğlu’nun ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı bir dildense barışcıl, kucaklayıcı bir dil kullanması, aslında Gezi’yi de kendisine örnek aldığını gösteriyor. Çünkü Gezi’de iktidarın en fazla itiraz ettiği şey, kutuplaştırıcı bir dil kullanan siyasetlerine karşılık birleştirici, belkide o güne kadar biribirlerine sokakta taş atmış gruplarınyan yana gelmesini engelleyici bir tavır içerisinde olmasıydı. Böyle bir tavır tabiki kutuplaştırıcı bir dil üzerinden, çoğunlukçu bir siyaset güden bir iktidarın ve meşruiyetini buna dayandıran bir ikidarın meşruiyet sorunu haline gelecektir.Gezi'deki birleştiricilik, yardımlaşma AKP iktidarı tarafından meşruiyetinin sorgulanmasına da neden oldu. Bu davanın bu nedenle de açıldığını söyleyebiliriz.

'GEZİ DAVASI DURUŞMA SALONLARINDA KAZANILMAZ'

Gezi’yi savunduğumuz için bu mücadeleyi vermeye devam ediyoruz. Bu nedenle duruşma salonlarında bu davanın kazanılmayacağını, bu davanın esasında toplum vicdanında kazanılacağını ifade ediyoruz; çünkü bizler Gezi’de her ne kadar orada kolaylaştırıcı olarak ön plana çıkmış olsak da Gezi’nin esas yaratıcısı, Geziyi esas bu kadar büyük kılan sokağa çıkan milyonlarca insan ve onların haklı tepkileridir. Böyle bir konumda tabiki Türkiye solu olarak Gezi gibi büyük kalkışmayı desteklemek bir taraftan da Türkiye’nin geleceğini desteklemek, Türkiye’nin geleceğine umut ışığı açmaktır. Bize düşen de bu olmalıdır."