Gezi Direnişi’nde çıplak aramaya maruz bırakılan kadınların davasında ilk duruşma görüldü

Gezi Direnişi’nde çıplak aramaya maruz bırakılan kadınların davasında ilk duruşma görüldü

Gözaltında işkenceye maruz bırakılan Taksim Dayanışması’ndan kadınların açtığı davanın ilk duruşması İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma, 10 Şubat'a ertelendi.

Ersan Kınık - @ersankinik

Gezi Direnişi sırasında Taksim Dayanışması’ndan kadınlara gözaltında yapılan çıplak aramaya karşı açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul Adalet Sarayı’nda görüldü. Duruşma öncesinde yapılan açıklamada, ¨Bu dava vesilesiyle bir kez daha çıplak arama işkencedir, bir insanlık suçudur diyoruz¨ ifadelerine yer verildi.

Temmuz 2013’te gözaltına alınan ve gözaltında işkenceye maruz bırakılan kadınların açtığı davayla birlikte çıplak arama ilk kez 7 yıl sonra "işkence" olarak nitelendirilmiş oldu ve 3 polis hakkında dava açıldı. 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan ilk duruşma öncesi Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu bir basın açıklaması yaptı. Sorumluların cezalandırılması çağrısı yapılan ve Aysel Durgun'un okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

¨Bugün Gezi Direnişi sürecinde gözaltına alınan Taksim Dayanışması’ndan kadınların, 2013 yılının Temmuz ayında gözaltında maruz bırakıldıkları ‘çıplak arama’ya karşı açtıkları davanın ilk duruşması için buradayız. Bu dava ile birlikte, 7 yıl sonra çıplak arama ilk kez ‘işkence’ olarak nitelendirilmiş oldu ve 3 polis hakkında dava açıldı.

‘BOĞAZİÇİ VE UŞAK’A İNSANLIK DIŞI UYGULAMA YİNE GÜNDEME GELDİ’

Bir baskı mekanizması olarak yıllardır uygulandığını bildiğimiz, son dönemde Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrenciler ve Uşak'taki 30 kadının gözaltındayken çıplak aramaya maruz bırakıldıkları beyanlarının kamuoyuna yansıması, yeniden bu insanlık dışı uygulamayı gündeme taşıdı.

TBMM'den bir kadın milletvekilinin ‘gözaltılarda ve cezaevlerinde çıplak arama olduğuna inanmıyorum’ açıklamasına karşı bu işkenceyi yaşayan birçok kadın sosyal medya platformlarından paylaşım yaparak suskunluğunu bozdu. Karakollardaki gözaltılarda, cezaevi görüşmelerinde, her yaşta kadına, hatta çocuklara yapılan işkence ifşa edildi.

Bu toplumda kadınların tacizi, şiddeti, işkenceyi şikayet için bile dillendirebilmesi çok kolay değil. Travma, işlemeyen başvuru mekanizmaları, ataerkil baskı ve inkar nedeniyle süreç uzuyor, çözümsüz bırakılıyor.

‘İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR’

Biz bu dava vesilesi ile bir kez daha diyoruz ki çıplak arama işkencedir, bir insanlık suçudur! Ve bu işkenceye maruz kalan binlerce kadın vardır. Hiçbir kadın, hiçbir insan bu çirkinliğe maruz kalmamalı, sorumlular cezalandırılmalıdır.

Tüm sorumlular cezalandırılıncaya kadar meslektaşlarımızın haklı davalarında yanında olmaya devam edeceğiz.¨

SANIK POLİSİN SAVUNMASI

Sanık polis Levent Mustafaoğlu, duruşmaya SEGBİS ile bağlanarak savunmasını yaptı:

“Gezi Parkı olayları dahil olmak üzere yaklaşık 15 yıl boyunca görev yaptım. O dönemde onlarca kişiye gözaltı yaptım, yüzlerce operasyona katıldım. Hiçbir şekilde ceza almadım ve böyle bir suçlama ile karşılaşmadım. Müştekilerin ilaçları verildi, klimalar çalışıyor. Hakkımda ortaya atılan asılsız ithamların düşürülmesini ve beraatimi talep ediyorum”

Müşteki avukatı Meriç Eyüboğlu söz alarak sanığa "İlaçların verildiğini ve ilaçlar kullanılırken imza atıldığını söylüyorsunuz. Buna ilişkin bir belge varsa neden dosyaya koymadınız?" diye sordu.

Sanık Mustafaoğlu, “Ben beş yıldır başka bir yerdeydim, bilmiyorum” şeklinde cevap verdi.

MÜCELLA YAPICI SÖZ ALDI

Eyüboğlu’nun ardından söz alan müşteki Mücella Yapıcı ise şunları söyledi:

“Tacizler gözaltı arabasında başladı. Özellikle genç kadın arkadaşlarımıza çok ağır şeyler söylendi. Bana yaşım itibariyle ‘senin bir gözün toprağa bakıyor’ , ‘git evinde duanı et, namazını kıl’ , ‘bu daha bir şey değil size neler yapacağız’ sözleriyle hastaneye götürüldük. 

'BEN NEDEN UTANAYIM, SİZ UTANIN'

Emniyete götürüldüğümüzde kızımla birlikte aynı nezarethaneye koyulduk. Birden bire geldiler ve ince aranacaksınız dediler. Beni bir odaya götürdüler, orada iki kadın polis vardı ve ben hayatımda ilk kez gözaltına alınmıştım. Bir anda soyun dediler. Neden soyunacağım? dedim. İtiraz ettim ama soyundum. Ben mafya üyesi değilim, narkotikçi değilim. Narkotikçi bile olsanız insani bir usulü olmalı bunun. Çömel dediler, öksür dediler. Bu işkencedir, kimse bana bunun bir zorunluluk olduğundan bahsetmesin. Görevli polisler utanma dedi bana. Ben neden utanayım çocuğum, siz utanın dedim. Yarın annenizin yüzüne nasıl bakacaksınız dedim. Belki aldıkları emirle, belki de bilerek bu işkenceyi yaptılar.

Daha sonra benim mide kanamam var, bu ilaçları içmem lazım dedim. ‘Burada senin uşağın mı var, zamanı gelince biz sana veririz’ dediler. Ama ben ilaç içtiğimi hatırlamıyorum. 
Gözaltındayken klima çalıştırmadılar, orada çalışanlara da yazık. Siz nasıl nefes alıyorsunuz? dedim. Hele o koku… Günlerce aklımdan çıkmadı.

'ŞİKAYETÇİYİM, BU SİSTEMDEN ŞİKAYETÇİYİM'

Tuvalete gitmek de bambaşka sıkıntıydı. Kadınlar tuvaleti bozuk dediler, erkek tuvaletine götürüldüm. Mesane işkencesine uğradık. Sen çok konuşuyorsun diyerek beni götürdüler ve karanlık bir yere koydular. Bu odada genç bir kız vardı. Defalarca fotoğrafını çekmişler, erkekler tuvaletine götürülmemek için su bile içmemiş kızcağız. Bu işkence anlatmakla bitmiyor. Bunu anlatmak bile işkence. Gazetelere çıktım, 62 yaşında kadın neler yaşadı diye. 70 yaşıma geldim ve hala bana bu işkence yapılıyor. Lütfen bu artık bitsin. Siz de yardımcı olun amir bey, kimden talimat aldıysanız söyleyin (sanık polise). Şikayetçiyim, sanıklardan şikayetçiyim. Bu sistemden şikayetçiyim."

CANSU YAPICI SÖZ ALDI

Daha sonra müşteki Cansu Yapıcı söz aldı:

"Sekiz yıldır bunları anlatmak zorunda olmak gerçekten hiç kolay değil. Bunun karşılığını almamız gerektiğini düşünüyorum. Annemle (Mücella Yapıcı) beraber parka giderken çember içine alındık. Aslında park o gün resmi olarak açılmıştı. Ne olduğunu anlamadığımız süreç burada başladı zaten. Emniyete götürüldüğümüzde kadınlar birer ikişer kişilik hücrelere yerleştirilirken, erkekler 10-12 kişi birlikte tutuluyordu. Bize yalnız olduğumuzu hissettirilmek isteniyordu sanki. Kadın görevliler yoktu.

İnce arama için bir odaya götürüldük. Daha önce gözaltı tecrübem olmamıştı. Soyun dedi, neden soyunuyorum dedim. Burada böyle yapılıyor, ilk gözaltın olduğu için bilmiyorsun utanma dediler. İnce arandık, avukatlarınızın haberi var bu normal prosedür dendi. Daha sonra nezarethaneye döndük. Havasızlık, koku… Temmuz sıcağında havalandırma yoktu. Doktora talep ettiğim şekilde pedimi bile alamadım."

İFADESİ ALINAMAYAN SANIK POLİS HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Mahkeme, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Yapıcı’ya ilaçlarının verilip verilmediğine ilişkin ilaç defterinin istenmesine karar verdi ve ifadesi alınamayan sanık polis Songül E.K.’nin savunma vermekten kaçındığını belirterek hakkında yakalama kararı çıkararak, duruşmayı 10 Şubat’a erteledi.