Gezi Direnişi iddianamesi kabul edildi

AKP'nin yeniden hedef aldığı Gezi Parkı Direnişi'ne yönelik hazırlanan 657 sayfalık iddianame kabul edildi.



04-03-2019 16:05

İleri Haber

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında 1 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Osman Kavala'nın da bulunduğu 16 kişi hakkındaki Gezi Parkı iddianamesini kabul etti.

Gezi Parkı Direnişi'ne yönelik yürütülen soruşturmanın yaklaşık 16 ay sonra tamamlanan iddianamesi İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 

657 SAYFALIK İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan 657 sayfalık iddianamede, Kavala'nın yanı sıra şüpheli olarak Memet Ali Alabora, Ayşe Mücella Yapıcı, Can Dündar, Ayşe Pınar Alabora, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay, Can Atalay ve Tayfun Kahraman da yer alıyor.

YAZ KAMPI, PANEL VE FORUMLAR 'SUÇ UNSURU'

İddianamede, Açık Toplum Vakfı, Anadolu Kültür AŞ. Ve Taksim Dayanışması Gezi Direnişi'nden mesul tutulurken, Taksim Dayanışması'nın düzenlediği, yaz öğrenci kampları, panel, forum ve etkinlikler 'suç' unsuru olarak gösterilmişti. Gezi Direnişi sırasında polisin saldırısı sonucu hayatını kaybedenlerin anma etkinlikleri ise 'propaganda' faaliyeti sayıldı.

Dünya Barış Günü kapsamında, 1 Eylül Barış Zinciri eylemi ve Beşiktaş Çarşı grubunun faaliyetlerinin de yer aldığı iddianamenin bir kısmı da çeşitli ihbarlara dayandırıldı.

 

İHBARLAR DA YER ALIYOR

İddianamede, Murat Pabuç, Yasin Alp, Bülent Koç, Ercan Orhan Aydın ve Hasan Gül isimli kişilerin ihbarlarının yanı sıra kaynağının belirtilmediği kimi ihbarlarda yer aldı.

Erdoğan dahil, dönemin tüm kabinesinin mağdur ve davacı olarak gösterildiği iddianamede 746 kişilik müşteki listesi de yer aldı. 

İddianamede, Gezi Parkı'nda başlayan direnişin asıl sebebi şöyle açıklandı: “Kalkışma hareketinin asıl sebebinin Adalet ve Kalkınma Partisinin izlediği iç ve dış politikalar ve ayrıca ülkemizde inşa edilmeye çalışılan büyük alt yapı atılımları ve projeleri olduğu anlaşılmıştır.”

'TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE DİZ ÇÖKTÜRMEK AMAÇLANDI'

Öte yandan, Gezi Direnişi sırasında Twitter üzerinden açılan hashtaglerin suç unsuru olduğu ima edilerek, bu hastag eylemlerinin Gezi Parkı'nı simgeleştirdiği iddia edildi. Yine herhangi somut bir delile dayanmaksızın şu suçlama yöneltildi: 

"Günümüzde meydana gelen bu olayları ve terörün yeniden tırmandırılmasını da değerlendirdiğimizde, yapılan bu eylemlerin hiçbirinin tesadüfi olmadığı ve dış destekli, Türkiye Cumhuriyeti Devletine diz çöktürme operasyonu olduğu çok açık ve net olarak gözükmektedir."

16 isim için "Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs" ve "Gezi olaylarını finanse etmek" suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

HAVAYA KALDIRILMIŞ YUMRUK 'OTPOR' ÖRGÜTÜNÜN SEMBOLÜ SAYILDI

İddianamede ‘havaya kaldırılan yumruk’ da iddianamede, “OTPOR örgütünün sembolü” olarak nitelendirildi.

Kabul edilen iddianamede aynı tarihlerde (07-15 Temmuz 2012) Mısır’da bulunmaları bilgisine dayanılarak Memet Ali Alabora ile ‘birlikte hareket ettiği şahısların’ OTPOR yöneticisi olduğu belirtilen İvan Maroviç’ten “halk ayaklanması ile ilgili eğitim aldıkları” iddia edildi.

OTPOR LİDERİ MAROVİÇ, HAKKINDAKİ İDDİALARA 2014'TE CEVAP VERMİŞTİ

Maroviç, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısında "Mısır'ın başkenti Kahire'de Mehmet Ali Alabora, eşi Ayşe Pınar Alabora, Defne Anter, yazar Handan Meltem Arıkan, reklamcı Melin Osasogie Edomwonyi'yle görüştüğü" iddiasının yer almasının ardından 2014'te BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici'ye yaptığı açıklamada hakkındaki iddiaları 'uydurmaca' diye nitelemişti. 

Suçlamalar kapsamında ismi doğrudan anılan Maroviç, "Bunlar tamamıyla uydurmaca. OTPOR örgütü 10 yıldır varlığını sürdürmüyor. Gezi Parkı eylemlerini düzenleyenlerle de hiçbir temasım olmadı. Bahsettiğiniz insanların adını daha önce hiç duymadım. Gezi Parkı eylemlerini örgütleyenlerle de, bahsettiğiniz insanlarla da ne görüştüm ne de bir temasım oldu" diye konuşmuştu. 

İDDİANAMEDEKİ 'SAKINCALI PASİF EYLEM METOTLARI' 

Gene Sharp’ın ‘Diktatörlükten Demokrasiye’ kitabında yer alan ‘198 Pasif Eylem Metodu’ da iddianameye girdi. “198 Pasif Eylem Metodunun tamamı farklı biçimlerde de olsa ülkemizde meydana gelen Gezi kalkışmasında birebir olarak kullanılmıştır” denilen iddianamede yer alan ve Gezi Parkı eylemlerinde kullanıldığı kaydedilen metotlardan bazıları şöyle:

-Gezi Parkı eylemlerine birçok ünlünün destek mektubu yazması
-İmzalı basın açıklamaları
-Kitlesel imza kampanyaları
-Sloganlar, karikatürler, görsel iletişim malzemeleri, semboller, el ilanları, broşürler, kitapçıklar, kitaplar, duvar yazıları
-Gezi Parkı eylemleri sırasında birçok sanatçı ve siyasetçinin parktan ayrılmayarak nöbet tutması (Gözcülük-nöbetçilik)
-Semboller giymek (Kırmızılı kadın, siyahlı kadın, fularlı kadın vs.)
-İbadet ve tapınma (Yeryüzü iftarları)
-Sembolik sesler (Saat 21:00’de evlerden tencere tava çalınması)

-Oyun ve müzik gösterileri (Kardeş Türküler, Duman gibi pek çok müzik grubu şarkı besteledi, Roger Waters'ın “The Wall” konser turu İstanbul performansında isyan sürecinde ölen kişilerin fotoğrafları yansıtıldı)