Gezi Davası: Osman Kavala yine serbest bırakılmadı

16 kişinin müebbet hapis istemiyle yargılandığı Gezi Davası üçüncü duruşma Mahkeme Heyeti'nin ara kararı açıklamasının ardından sona erdi. Bir sonraki duruşmanın 24-25 Aralık'a ertelenmesine, firari sanıklar hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenmesine karar verildi.



08-10-2019 18:00

2013 yılından gerçekleşen ve 8 kişinin hayatını kaybettiği Gezi Direnişi’ne ilişkin açılan davanın üçüncü duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Davanın tutuklu yargılanan tek ismi olan ve 706 gündür tutuklu olan Osman Kavala, Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan salonda yapılan duruşmada hazır edildi.

Tutuksuz sanıklardan Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi de duruşmada yerlerini aldı.

Mahkeme başkanı, duruşma başlamadan alkış veya tezahürat olması durumunda izleyicileri dışarı alınacağı konusunda uyarıda bulundu.

Muş’ta bulunan tanık Ercan Orhan Aydın SEGBİS’le ifade verecekti ancak ses sistemindeki teknik sorunlar nedeniyle duruşmaya ara verildi.

MAHKEME BAŞKANI ÇİZİM YAPILMASINI ENGELLEDİ

Mahkeme başkanı Gezi Davası'nı çizgileriyle yansıtan Tarık Tolunay ve Murat Başol'u mahkeme salonundan çıkartarak çizim yapılmasını yasakladığını söyledi.

OSMAN KAVALA'NIN BEYANI

Duruşma Osman Kavala'nın beyanı ile devam etti. Mahkeme başkanının Taksim Platformu’nun kuruluşu ile ilgili ne bildiğine ilişkin sorusu üzerine Kavala, Taksim Platformu’nun kuruluşunda yer almadığını ancak iki toplantısına katıldığını ifade etti. Gezi ile ilk temasının Haziran 2013'te bir telefon konuşmasıyla olayların başlamış olduğunu öğrenmesiyle gerçekleştiğini kaydeden Osman Kavala, Gezi Parkı protestoları başlamadan önceki faaliyetlerle alakası olmadığını ve hiçbir maddi destek sağlamadığını belirtti.

Mahkeme başkanının Otpor liderini tanıyıp tanımadığını sorması üzerine Kavala, tanımadığını belirterek, Otpor'un ne olduğunu iddianameden öğrendiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı, davanın sanıklarından Mehmet Ali Alabora'nun yönetmeni ve oyuncusu olduğu Mi Minör oyunu hakkında, "Ülkenin başkanına karşı ayaklanmaya teşvik eden bir oyun oynandığı iddia edilmiş. Bu oyunu biliyor musunuz, gittiniz mi?" diye sordu. Kavala ise mahkeme başkanına soruyu sorduğu için teşekkür ederek oyunla ilgili bir bilgisi olmadığını ve gitmediğini söyledi. Kavala, Alabora ile Gezi Parkı protestolarından sonra Haziran 2013'de ilk defa görüştüğünü kaydetti.

'ÇAĞRI NEDENİYLE GİTMEDİM'

Mahkeme Başkanı'nın, ""Ağaçları kesiyorlar" diye çağrılar yapıldığında gittiniz mi?" sorusuna; Osman Kavala, "Çağrı nedeniyle gitmedim. Ofisim zaten Gezi parkının oradaydı. Birkaç defa Gezi'ye gittim ama çağrıdan ötürü değil" yanıtını verdi.

Mahkeme Başkanı'nın, "Alabora'nın "Mesele sadece üç-beş ağaç değil, anlamadın mı" diye tweet'i var. Sizin "Bizim derdimiz sadece Gezi parkıdır. Çevre duyarlılığıyla hareket ettik. Bu beyanlara katılmıyoruz" diye yazılı, ispatlayabileceğiniz bir beyanınız oldu mu?" sorusuna ise Kavala, ispatın iddia makamının yükümlülüğü olduğu cevabını verdi. Mahkeme Başkanı'nın, kendisi lehine beyan olup olmadığı sorusu karşısında Kavala, "Ben TEMA üyesiyim. Meselenin sadece ağaç olmadığını, parkın park olarak kalması gerektiğini birçok defa söyledim" dedi.

Kavala, "Soros, vakfa nasıl kaynak sağlıyordu?" sorusuna, "Açık Toplum Vakfı (ATV), sivil toplum projelerini destekliyordu. Projeler değerlendiriliyor. Ona göre destek veriliyordu" cevabını verdi ver eş güdümlü çalışılan dernek olmadığını belirtti. Kavala sözlerine şu şekilde devam etti: "Açık Toplum'da daha sonra yer aldım. Önce Anadolu Kültür'ü kurduk. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde kültürel projeler gerçekleştirdik. Bunlar tamamen bağımsız kurumlar. Sonra ATV kuruldu."

'TOPLUMSAL OLAYLARA İLİŞKİN SANAT OLAYLARINI DESTEKLİYORUZ'

Mahkeme Başkanı'nın, "Gezi olayları sırasında çekim yaparak, videolar yaparak bu vandallığa anlam yükleme çabanız oldu mu? Böyle düşünüyor musunuz? Gezi olaylarının ülkenin önünü açacak hareket ettiği, çevre duyarlılığının ötesinde bir çalışma içine girdiğiniz iddia edilmiş. Buna ne diyeceksiniz?" sorusuna Kavala şu cevabı verdi:

"İddianamede bir film projesinden bahsediliyor. Anadolu Kültür'deki arkadaşlarımızın üzerinde çalıştığı bu film gerçekleşmiş değil. Olsaydı bugün sanat ürünü olacaktı. Biz toplumsal olaylara ilişkin sanat ürünlerini destekliyoruz. Ama propaganda faaliyetimiz olmadı. Sanatın propaganda aracı olarak kullanılması zaten bizim kuruluş amacımıza uymuyor."

Açık Toplum'dan Anadolu Kültür'e ne kadar kaynak sağlandığı sorusuna Kavala bu konuda daha önce bilgi verdiklerini, yanlış rakam vermek istemediğini; bilgilerin şeffaf olduğunu ve yeniden istenmesi halinde vereceklerini söyledi.

'KİMSEYE TEK KURUŞ ÖDEME YAPMADIK'

Mahkeme başkanının, eylemcilere gaz maskesi temin edilmesine destek verip vermediğine ilişkin sorusu üzerine Kavala, Açık Toplum Vakfı üzerinden böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söyledi. Kavala şöyle devam etti:

"Mine Özerden telefonda bana gaz maskesine ihtiyaç var dediğinde bunun için bir hesap açılmasını, açılacak hesaba benim de destek mahiyetinde para göndereceğimi söyledim. Gaz maskelerinin parktaki gençler için barışçıl amaçlarla kullanılabileceğini düşünüyordum. Fakat daha önemlisi, böyle bir hesap açılmadı. Dolayısıyla böyle bir şey söz konusu değil. İddianamede bir ihbar mektubu var. Bu mektupta benim Gezi olayları başlamadan gaz maskesi tedariği yaptığım iddia ediliyor. Bu tipik bir Gülen’ci hareket uygulamasıdır. Gezi eylemleri ile ilgili kimseye tek kuruş ödeme yapmadık.

Mahkeme başkanının, Yiğit Ali Ekmekçi  ile yapılan bir telefon görüşmesinde konuşulanları sorması üzerine Kavala, Gezi’de biber gazının usulüne uygun kullanılmadığının bir raporla da tespit edildiğini, bu konuşmanın buna dair bir tepki olduğunu ifade etti. Kavala, "Bahsi geçen raporda, biber gazının yürürlükteki kurallara uygun olmayan şekilde yaralamalara neden olduğu, protestoların bu nedenle uzayıp şiddetlendiği belirtiliyor. Bu konuşmam buna yönelik tepkidir. Kamuoyunda bu konuda duyarlılık yaratmak, biber gazının kurallara uygun kullanılmasını sağlamak içindir" dedi.
 
Mahkeme başkanının, Can Atalay ve Alman bir temsilci ile görüşme yapılması hakkındaki soruya; Kavala, “Benim Alman vakıflarla yaptığım çalışmalar var. Bana, hukuki durumu sordular. Ben de hukukçu olması nedeniyle bu konuda görüşülmesi gereken kişinin Can Atalay olduğunu söyledim” yanıtını verdi.
 
Mahkeme başkanının, Kavala’nın telefonundaki bir “bölünmüş” Türkiye haritası ile ilgili sorusu üzerine, Kavala, "Bu fotoğraf, Türkiye’deki arı popülasyonunun hangi bölgelerde olduğuyla ilgili bir harita. Bu haritanın siyasi bir içerikle ilgisi yok" dedi.

'SİZİN SORDUĞUNUZ HİÇBİR SORU BANA YÖNELTİLMEDİ'
 
Doğu ve güneydoğu illerinde kurduğu bir temsilcilik olup olmadığı yönündeki soru üzerine Osman Kavala, genç sanatçıları ve İstanbul ile Diyarbakır arasında ortak kültürel faaliyeti desteklemek amacıyla Diyarbakır’da sanat merkezi açtıklarını ifade etti. Kavala şunları söyledi:

"Benim sorgum emniyette yapıldı. Sizin şu an sorduğunuz hiçbir soru bana yöneltilmedi. Savcıyla görüşemedik, mahkemede de sorulmadı. Bu sorular bana sorulmadan hakkımda iddianame hazırlandı."

'TUTUKLANMAM HAK İHLALİDİR'

Beyanını okuyan Osman Kavala şunları söyledi:
 
"Hakkımdaki suçlamalar kanaat ve varsayımlara dayanıyor. İddianamede Gezi olaylarını finanse ettiğime dair hiçbir bulgu yok. Gezi olaylarını hükümete kalkışma olarak gördüğüme dair de hiçbir bulgu yok. Faaliyetlerim ve telefon görüşmelerim Anayasamızla güvence altına alınan faaliyetler arasındadır. AYM Başkanının da dediği gibi suç bulgusu olmadan tutuklanmam hak ihlalidir. Yeni delil bulunacak diye 16 ay cezaevinde tutulmam da ve en önemlisi tutukluluğumun devamı da hak ihlalidir. Bu cezaya dönüşen hukuksuz ve ayrımcı bir uygulamadır. Sayın mahkemenizin bu hukuksuz ve ayrımcı uygulamaya son vermesini talep ediyorum."

'İDDİANAMEYİ KABUL ETMİYORUM'

Verilen kısa aranın arasından duruşma sanıklardan Mücella Yapıcı'nın sorgusu ile devam etti. Mücella yapıcı şunları söyledi:

"İddianamedeki tapeler hukuksuzca alınmıştır. Zaten iddianamenin sonunda FETÖ’nün hazırladığı fezlekelerin yeniden değerlendirildiği yazıyor.  Bu nedenle iddianameyi kabul etmiyorum."

Taksim Dayanışması’nın neden kurulduğuna ilişkin soru üzerine Yapıcı, "Taksim Meydanının meydan olarak ve Gezi Parkının park olarak kalması için 2012'de kuruldu. Herkese açıktı. O dönemki Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da davet edilmişti" dedi.

'SON DERECE BARIŞÇIL ÇAĞRILAR YAPTIK'

“Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganı ile nasıl bir mesaj verilmek istendiği yönündeki soru üzerine Mücella Yapıcı, "Parkı kurtarmak için söylenen bir slogan. Bu bir mücadeleydi ve parkı kurtardık" dedi.

Eylemlerin yaygınlaştırılması ve devam ettirilmesi için bir müdahalesi olup olmadığına ilişkin soru üzerine Yapıcı, "Tencere tava ile hiçbir hükûmet indirilmez, son derece barışçıl çağrılar yaptık" cevabını verdi. Yapıcı şu şekilde devam etti:

"Yasalara saygılı şekilde, Dayanışma önce hukuk yoluna başvurdu. Hukuk mücadelesini de kazandı. Davayı kazanmamıza rağmen parka dozer sokanların bunu düşünmesi gerek. Halkı oraya iten bu anlayış ve polis şiddetiydi. Hukuksuzluğu yapan polisti. Hukuku biz savunuyorduk, son derece barışçıl şekilde. Güvenlik güçleri hukuku hiçe saydı. Hükümet de bunu kabul etti. Bunu yapan FETÖ’cü polislermiş.

Bana Taksim Dayanışmasını sorabilirsiniz ama Gezi’yi soramazsınız. Ben Gezi’yi nasıl örgütleyebilirim?"

ALİ HAKAN ALTINAY'IN İFADESİ

Tutuksuz sanıklardan Ali Hakan Altınay, mahkeme başkanının Açık Toplum Vakfı ile ilgili sorularını yanıtladı. Vakıftaki yönetim kurulu başkanlığının Şubat 2013'te bittiğini belirten Altınay, vakfın Türkiye’de çeşitli STK’ların projelerine destek veren bir yapısı olduğunu söyledi.

'YANLIŞ GİDEN ŞEYLER ÜZERİNE BİR SÖZÜMÜZ VARDI'

Tutuksuz sanıklardan Mine Özerden de, Anadolu Kültür ve Taksim Dayanışması toplantılarının ne gibi bir bağlantısı olduğu sorusuna ilişkin yanıtında, “Yanlış giden şeyler üzerine bir sözümüz vardı. Olabildiğince kalabalık söylemek istedik sözümüzü” ifadelerini kullandı.

Eylemcilere gaz maskesi dağıtılması için banka hesabı açtığı yönündeki iddianın sorulması üzerine Özerden, "Bunun doğru olmadığını en iyi bu tapeleri yapanlar bilir" dedi.

'HEYETİNİZİN DOSYAYA ATANMASI ANAYASA'YA AYKIRIDIR'

Tutuksuz sanıklardan Can Atalay, davada, HSK'nın doğal hâkim ilkesine aykırı işlem yaptığını belirterek şunları söyledi:
 
"Heyetinizin dosyaya atanması Anayasanın 36. Maddesine aykırıdır. Fakat sorularınıza cevap vermeye çalışacağım."
 
Taksim Dayanışmasının sloganlarına ilişkin bir soru üzerine Can Atalay, bunların Gezi’nin 1. yıldönümünde atılan sloganlar olduğunu, yargılamayla ilgisi olmadığını söyledi. Can Atalay sözlerine şu şekilde devam etti:
 
"Taksim’de kalan son yeşil alana ve toplanma alanına bir bina yapmaya karar verdi hükümet. Biz buna itiraz ettik ve dava açtık. İnşaatın durdurulması için parka gittik, çünkü hiçbir hukuki dayanağı yoktu bu kaçak inşaatın. Ve o esnada hiçbir şekilde polise mukavemet olmamıştır. Biz 28 Mayıs 2013'te kaçak inşaata itiraz ettik. 31 Mayıs’ta da yapılan hukuksuzluğa karşı herkes itirazını alıp parka geldi. Olay budur."

TAYFUN KAHRAMAN'IN İFADESİ

Duruşmaya saat 16.00'ya kadar ara verildi. Aranın ardından tutuksuz sanıklardan Tayfun Kahraman'ın ifadesine geçildi.
 
Taksim Dayanışması’nın toplantılarına katıldığını ifade eden Tayfun Kahraman, sosyal medyadan kişisel olarak çok sayıda eylem çağrısı yaptığı iddiası ile ilgili soru üzerine, Taksim Dayanışması’nın çağrılarını retweet ederek paylaştığını söyledi.
 
'HÜKÜMETLE GÖRÜŞMELER YAPTIK'
 
Gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’la iddianamede yer alan tapelere ilişkin soru üzerine Kahraman, Aydıntaşbaş’ın gazeteci olarak görüş almak için kendisini aradığını söyledi. Kahraman, “Kişisel görüşlerimi Taksim Dayanışması adına bir siyasi perspektife çekmek mümkün değildir” dedi. Kahraman sözlerine şöyle devam etti:
 
"Meslek odası temsilcileri olarak Taksim Dayanışması içinde görev alarak basın açıklamaları yapıyorduk. Kurumsal temsiliyeti yerine getirmek adına yaptığımız faaliyetlerdir bunlar. Taksim Dayanışması bireylerden değil, kurumlardan oluşur.
 
Açık Toplum Vakfı ve Anadolu Kültür A.Ş. ile benim hiçbir ilgim olmadı. Olsaydı da bu bir suç sayılmazdı çünkü bunlar yasal kurumlardır. Taksim Dayanışması olarak hükümetle görüşmeler yaptık. Vandalizm olarak tanımladığınız tahribat ne kadar yanlışsa, (Gezi’de) çadırların yakılması ve oradaki şiddet de o kadar yanlıştı."

YİĞİT AKSAKOĞLU'NUN İFADESİ

Kahraman'ın ardından sanıklarıdan Yiğit Aksakoğlu'nun ifadesine geçildi. Garajİstanbul toplantısı neye ilişkin olduğu sorusuna Aksakoğlu, Gezi'de ne olduğunun konuşulduğu, 31 kişinin katıldığı bir toplantıdır. Bu toplantıda kolaylaştırıcılık yaptım. Bu Siyaset Meydanı'nda Ali Kırca'nın yaptığı gibi bir iştir. Osman Kavala'dan talimat almadım. Bununla ilgili bir delil de yoktur. Hakkımdaki tüm deliller Gezi bittikten sonrasına ilişkin, dolayısıyla eylemleri yaymak ve derinleştirmek gibi bir suçlama söz konusu olamaz." dedi.
 
Otpor'un kurucusu hakkındaki soruya ise Aksakoğlu, tanımadığını söyleyerek, "Sadece bir telefon konuşmasında ismi geçtiği için 7 ay tutuklu kaldım" yanıtını verdi.
 
Mahkeme başkanının “piyano çalan adam” ve “duran adam” eylemlerine ilişkin bir çalışma yapıp yapmadığını sorması üzerine Aksakoğlu, bunları sadece örnek olarak cümle içinde kullandığını, aksi yönde bir delil de bulunmadığını ifade etti.
 
Aksakoğlu 220 gün cezaevinde yattığını, okunan tapelerin hiçbirini dinlemediğini söyleyerek, kayıtların nerede olduğunu sordu. Mahkeme başkanının, "savcılık tarafından ihyası yapıldı cevabı üzerine" Aksakoğlu, polislerin bunları yaptığı için yargılandığını, başka sorusu olmadığını söyledi. Mahkeme başkanı ise Aksakoğlu'na, "Soru soramazsın, geç yerine!" dedi.

ÇİĞDEM MATER UTKU'NUN İFADESİ

Çiğdem Mater Utku, yiğit Aksakoğlu'nun ardından kürsüye çıktı. Utku şöyele konuştu: "İddianamede bizim bir film yaptığımız söyleniyor ve linki veriliyor. Bir mucizeden bahsediliyor. Çekilmemiş bir filmin linki var iddianamede.Film çekmek zor bir iş. Gezi Olaylarından sonra epey bir arşiv oluştu. O dönemde Türkiyeli sinemacıların elinde epey görüntü vardı. Uzun yıllardır Ermenistan-Türkiye Film Festivali organizasyonundayım. Altın Kayısı Film Festivali için yeterli fonumuz yoktu. Açık Toplum Vakfı'ndan Saraybosnadaki film festivalinde, film projemizi konuşmak için ulaşım desteği aldık. Onlar bize İstanbul-Saraybosna arasında gidiş dönüş 3 bilet aldılar. Bu toplam 500 dolara denk geliyor." 

'BEN HIRANT'IN ARKADAŞIYIM'

Mahkeme Başkanı'nın, "Ofisinizi revir olarak kullandığınız iddiası var. Burada elinizde beyaz bir sıvı dağıttığınız fotoğrafı var" söylemine karşılık Çiğdem Mater Utku, "O gün benim fotoğrafımı çeken polis de eminim ki etkilenmiştir. Orası ofisim değil, ofisimin sahanlığı" diye yanıt verdi. Mahkeme Başkanı'nın Osman Kavala ile telefon konuşmasını sorduğu Utku, "Ben Hrant'ın arkadaşlarından biriyim. Bu grupla birlikte davaları takip ediyoruz. Anmaları takip ediyoruz. Onlarla ilgili giderleri konuşmuşuz. Bu arada bu tape'leri yanıtlıyoruz ancak bunlar suç değil.Bu tapeleri toplayanlar cezaevinde. Bu hakimlerin imzaladığı tapelerle yargılanmak vakit kaybı" şeklinde cevap verdi.

ARA KARAR: BİR SONRAKİ DURUŞMA 24-25 ARALIK'TA

Osman Kavala'nın avukatı Deniz Tolga Aytöre'nin savunmasından sonra Mahkeme Heyeti ara kararı açıkladı. Mahkeme Heyeti, "Firari sanıklar hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenmesine, İnanç Ekmekçi hakkında yakalama kararı çıkarılmasına, Murat Pabuç'un dinlenmesi için çağrılmasına, tanık Hasan Gül hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına, Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına, bir sonraki duruşmanın 24-25 Aralık'a ertelenmesine" karar verdi.

İDDİANAME

Gezi Direnişi’ne ilişkin hazırlanan 657 sayfalık iddianameyle iki gün sürecek olan davada Osman Kavala tutuklu yargılanırken, aralarında Gazeteci Can Dündar ve Oyuncu Mehmet Ali Alabora’nın da bulunduğu 16 kişi hakkında ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

YARGILANAN 16 KİŞİ EYLEMLERDEN SORUMLU TUTULDU

Davanın ikinci duruşmasında Yiğit Aksakoğlu’nu tahliye edilirken, yargılananların tamamının ‘terör suçlusu’ olduğu öne sürülmüş ve iddianamede şu ifadeler kullanılmıştı:

Oluşan bu ortamda dış ülke örneklerinde olduğu üzere en iyi ihtimalle hükümeti istifaya ve erken seçime zorlamak istedikleri, bu ihtimalin gerçekleşmemesi halinde ise bu defa Suriye ve Mısır örneklerinde olduğu üzere iç savaş ve darbe ortamına zemin hazırlamak gayretinde oldukları, bu yönde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün daha sonrasında da tecrübe edileceği üzere benzer girişimlerde bulunduğu, Gezi kalkışmasının başarısız biçimde nihayete ermesi sonrasında bu defa FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün aynı hedefe ulaşmak maksadıyla sahneye çıktığı, açıklanan gerekçelerle de şüphelilerin dosya içerisinde mevcut tüm deliller uyarınca atılı suçları işledikleri anlaşılmıştır

Davada yargılanan 16 kişi Gezi Direnişi’nde İstanbul dışındaki tüm eylemlerden de sorumlu tutuldu.