Gazete kuponu ile gelen 'İkinci Ankara'

Ankara'da uzun yıllar gerçekleşmesi beklenen ve mahkeme kararıyla iptal edilen imar planının uygulamaya geçirilmesiyle, kamu kaynaklarında büyük bir israfa yol açılmasından endişe ediliyor.



02-04-2021 01:40

Mehmet Fırat Özgür-@zgr_frt

70’li yıllarda ve sonrasında gazetelerin promosyon faaliyetleri tirajları arttırdığı gibi, yurttaşların umutlarını da arttırmıştı. Gazeteden kupon keserek; araba, uçak, ansiklopedi, tabak-çanak ya da çanta alınabiliyordu. Çıtayı biraz daha yükselten gazeteler, kuponla ev ve arsa da vereceğini söyledi. İşte bu vaatlerle Ankara’da Çankaya ilçesinde ‘kuponla arsa sahibi olan’ binlerce kişi, bugün o bölgede bir imar planı bekliyor. Ancak bugün Mühye ve Karataş bölgesindeki hak sahiplerinin söylediklerine göre sayıları 250 bini bulan insanların taleplerini gerçekleştirmek, ülkeye yeni bir Ankara kazandırmak demek…

Bir gazetenin promosyonu ile Çankaya’dan arsa sahibi olma umuduna kapılan binlerce yurttaş, yıllar önce tarım arazilerinden 100-200 metrekare alanlarda hak sahibi oldu. Büyük bir vadiler sistemi içerisinde yer alan bu araziler, tarım alanı olmalarına rağmen Melih Gökçek döneminde çıkarılan imar planları ile konut alanı olarak gösterildi. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursunüstün, çıkarılan imar planına dayanarak yurttaşların dönemin belediye yönetimi ve şirketlerle sözleşmeler imzaladığını belirterek, “Arazilerin bir kısmını büyükşehir belediyesine bıraktıkları zaman yüksek emsal alabileceklerine dair çeşitli sözleşmeler imzalatılıyor, plan notları hazırlanıyor. Dolayısıyla insanlar umutlanıyor. Ancak o sözleşmeler karşılığı alınıp satılan arsalardan spekülatörler, şirketler ve belediye kâr elde ediyor ve ardından imar planı açılan davalar sonucunda iptal ediliyor” dedi.

AMAÇ YAPILACAK İNŞAATTAN MAKSİMUM PAY ALMAK

Sözleşme imzalayan ve hak sahibi olduğunu söyleyen yurttaşların, gecekondusu yıkılan, barınma hakkı elinden alınan yurttaşlar olmadığına da dikkat çeken Dursunüstün, “Buradan hak talep eden insanlar, gecekondusu yıkılan veya evi kentsel dönüşüm kapsamına alınan insanlar değil, burası boş tarım arazileri. “İmar gelecek” akımına kapılarak, belediyenin de umut vermesi sonucu, birikimleriyle bu arsalara yatırım yapan insanlar. Uzun yıllar geçtiği için defalarca alınıp satılan, mirasla da git gide parçalandığı için küçük küçük parsellere sahip bir kısmı Ankara’da bile yaşamayan insanlar. Buradan beklentileri, bir imar planı ile kat karşılığı arazilerini müteahhitlere vermek. Yani ‘Barınma hakkımı talep ediyorum. Belediye bu soruna çözüm bulsun’ gibi bir şey değil. İstedikleri şey ‘Buraya bir müteahhit gelsin, yapabileceği maksimum inşaatı yapsın, biz de oradaki payımızı, yatırımımızın karşılığını alalım.’ Görünürde bireysel, küçük yatırımcı olarak yatırımlarının karşılığını talep ediyorlar. Ancak yüzbinlerce küçük yatırımcının toplamı, kent ölçeğinde büyük bir yatırım ve karşılığında beklenen hakların toplamı büyük bir rant demek. Bu da Ankara’nın sağlıklı kentleşmesine, üst ölçekli planına ve kamu yararına aykırıdır.”

Görsel: Güney Ankara Platformu

Şehir plancıları, imar planı beklenen bölgelerden biri olan Karataş’taki nüfusun 740 olduğunu ve binlerce konutluk bir gelişme alanına ihtiyacı olmadığını ifade ediyor.

Ankara’nın doğusundaki diğer bir sorunlu alan ise Doğukent projesi alanı. 1989-93 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapan Murat Karayalçın’ın, görev sürecinde kooperatif kurulması amacıyla tahsis ettiği arazilerde vatandaşın kendi imkanlarıyla konutlarını yapabilecekleri imkanlar tanınmış. Kurulan yapı kooperatiflerinin yaklaşık 27 senelik olduğuna dikkat çeken Dursunüstün, “Kurulan yapı kooperatifleri bu kadar yıl tek bir çivi bile çakmamışlar, alan boş ve verimli tarım arazilerinden oluşuyor. Kooperatif üyelerinden bir kısmı aidat ödemeye devam etmiş, bir kısmı etmemiş. Ancak kooperatiflerin de beklentileri aidatlarla konut yapmak değil, tahsis edilen arsaları müteahhitlere kat karşılığı vererek, olabilecek maksimum konut sayısına sahip olmak. Dolayısıyla Karayalçın zamanından kalan plan çalışması da bu şartlar altında artık yetersiz kalıyor. Çünkü müteahhite kat karşılığı verildiği zaman bu haklarla, kendilerine bekledikleri kadar yer düşmeyecek.” dedi.

YÜKSEK İMAR İÇİN BELEDİYEYE ‘BAĞIŞ’, EL ALTINDAN SÖZLEŞME...

Çıkarılan her imar planında değeri artan arazilerden bir şekilde spekülatörlerin ya da belediyenin fayda sağladığını belirten Dursunüstün, “Karataş için 15 Kasım 2019 tarihinde onaylanan bir imar planı var. Bu plan ile bölgeye olduğundan daha yüksek, gizli ve imtiyazlı imar hakları tanınıyor. Bu plan iptal edildi. Diğer yandan Gökçek döneminde belediyeye bağış, el altından sözleşme gibi hukuksuzluklar söz konusu” şeklinde konuştu.

Doğukent Projesi hak sahiplerinin söylemlerine göre  bir çoğunun arazilerinin yüzde 67’sinin halihazırda büyükşehir belediyesinde olduğunu belirten Dursunüstün, ABB’nin yurttaşlara, imar planı ile aralarındaki tek engelin meslek odalarıymış gibi gösterildiğini dile getirdi.

MİLYONLARCA KONUTUN NÜFUSU NEREDEN GELECEK?

Doğukent Projesi alanında yaklaşık 400 bin hak sahibinin, söz konusu bölgelerde konutları kendilerinin yaptırmayıp müteahhitlere kat karşılığı verebilecekleri beklentisinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirten Dursunüstün, “İptal edilen imar planıyla dahi karşılanamayacak olan 400 bin hak sahibi için konut yapacak olan müteahhitler kendi yatırımları, maliyetleri ve kârları için bu sayının en az 4-5 katı kadar inşaat yapmak zorunda kalacak. Bu da milyonlarca konutun olacağı bir bölge demek. Bu kadar nüfus nereden gelecek? Bu durum Ankara’ya ikinci bir Ankara daha inşa etmek demektir ve bu imkansiz.”

Doğukent

Dursunüstün’ün verdiği bilgiler, hak sahiplerinin talep ettiği imar planının onaylanması halinde kamu kaynaklarında yaşanacak israfı da gözler önüne seriyor. Şehir plancıları, bölgenin Ankara’nın gelişme yönü olmadığını, üst ölçekli planda bu bölgelerde yapılaşma kararının bulunmadığını belirtirken, söz konusu bölgenin tarım arazisi, mera ve vadi tabanları olduğuna da dikkat çekiyor.

‘ANKARA’YA ANKARA YAPMANIN’ FATURASI KAMU KAYNAKLARINA...

Ankara’nın mevcut nüfus artış hızıyla uzun yıllar boyunca bu kadar sayıda konuta ihtiyaç duyulacak bir nüfus artışı yaşamayacağını belirten Dursunüstün “Diyelim ki buraya hak sahiplerinin talep ettiği bir imar planı çalışması yapıldı. Müteahhite kat karşılığı arazilerini verdiler, 400 bin hak sahibi için birer konut olsa bile buna karşın müteahhitlerin bunun birkaç katını inşa etmesi gerekecek. Bir hanede ortalama 3 kişinin yaşayacağını varsaysak milyonlarca nüfus demek bu. Bu zaten gerçekçi bir beklenti değil. Diğer taraftan boş bir araziye talep edilen imar planıyla beklenen nüfus için yol, su, elektrik gibi alt yapı maliyetlerini, üstüne yapılması gereken parkları, sağlık tesislerini, eğitim tesislerin, kültür ve sosyal donatı alanlarını düşünelim. Bu saydıklarımızın hepsi kamu kaynakları kullanılarak yapılacak. Yani belediyenin kasasından çıkacak bunlar. Dolayısıyla burada kamu maliyetlerine getireceği yük de büyük bir tartışma konusu. 

Hak sahiplerinin sayısı, beklenen imar hakları ve arazinin büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taleplerin gerçekçi olmadığı görülecektir. Üstelik bölge halihazırda imarlı. Yani kooperatifler 27 yıl sonra gerçekten kooperatif faaliyeti yürütüp üye aidatlarıyla kendi konutlarını yapabilirdi, hala yapabilir. Daha önce belirtildiği gibi buralar Karayalçın döneminde belediyenin bu amaçla tahsis ettiği alanlar. Ancak istenilen şey, daha yüksek imar hakları neticesinde bir şey ödememek ve arsaları kat karşılığı müteahhite vermek.” değerlendirmesinde bulundu.

‘FETÖ’ ÜYESİ RAHMİ BIYIK’IN ŞİRKETİ

Yurttaşların sözleşme imzaladığı şirketler arasında, ‘FETÖ’nün kilit ismi’ olarak adlandırılan ve yurt dışına kaçan Rahmi Bıyık’a ait Doğukan İmar İnşaat Şirketi de yer alıyor. Sözleşmeleri imzalayan ve belirli imar imtiyazları için karşılıksız arazi de alan şirketlerin büyük bir dolandırıcılığa imza attığını dile getiren Dursunüstün, “Mühye ve Karataş’ta yaptığımız görüşmelerde gördük ki o zamanlarda belediye hak sahipleri ile imzaladığı sözleşmelerle kimi arazileri karşılıksız bir şekilde almış. Kimi planlama şirketleri ile de yaptıkları sözleşmelerde belirli araziler karşılıksız verilmiş. Yani burada yüzbinlerce konut yapılabileceğine, bu kadar yoğun bir konut dokusu getirilebileceğine inanmışlar ve aradaki tek engelin bir mahkeme kararı olduğunu düşünüyorlar. Ancak hatırlatmak gerekir ki hiçbir kamu kurumu, bir kişinin aldığı bir araziye imar hakkı garantisini veremez.” şeklinde konuştu. 

DOĞUKENT’İ ‘UÇURACAK’ METRO PROJESİ

Doğukent’teki hak sahipleri, Haziran 2020’de projesinin ihalesi yapılan ve Mamak'ı AŞTİ ile Dikimevi arasında çalışan ANKARAY hattına bağlayacak 7,4 kilometrelik Dikimevi-Nato Yolu Metro Hattı Projesi’nin bölgedeki arazilerin rantını artıracağına inanıyor. Metro gibi bir yatırım, üst ölçekli plan, güncel nüfus projeksiyonu vb olmadan belirleniyorsa eksiktir şeklinde belirten şehir plancıları ise Mamak’taki ulaşım talebini belirlemeden, metro hattı inşa etmenin yeni bir israfa yol açacağını söylüyor.

“Bir ulaşım ana planı olmadan, üst ölçekli bir planla bölgedeki nüfus ve ulaşım talebi belirlenmeden Mamak’ta bir anda metro fikrinin ortaya atılması, endişe verici. Yine belirli bölgelerde ister istemez belirli umutlar yaratan bir politika” diyen Dursunüstün, halka verilen umutların bir örneğinin yine Doğukent’te görüldüğünü belirterek “Doğukent’teki hak sahiplerinin 'Metro geldiği zaman siz görün, Doğukent uçacak' gibi söylemleri var. Ancak ne hak sahipleri ne de bu projeyi onaylayanlar, bölgenin metroya ihtiyacı olup olmadığı, saatte kaç yolcusu olacağı gibi konularla ilgilenmiyor. Metroya ihtiyacın olup olmadığı bir ana plan, nüfus ve ulaşım projeksiyonları belirlenerek tespit edilmelidir. Bu kadar büyük bir kamu yatırımı plansız yapılamaz” dedi. 

MESLEK ODALARI BASKI ALTINDA

Belediyenin imar planının gerçekleşmemesine karşı adres gösterdiği meslek odaları, yüz binlerce konutun yapılması ile hak sahipleri arasındaki tek engelin kendilerinin açtığı iptal davaları olarak görülmesine tepkili. Doğukent Platformu ve Güney Ankara isimleri ile sosyal medya hesapları bulunan hak sahipleri, paylaşımlarında Şehir Plancıları Odası’nı hedef göstererek, takipçilerinden meslek odası yetkililerinin sürekli olarak aramalarını ve davayı çekmelerini isteme çağrısı yapıyor. Diğer taraftan Doğukent’teki hak sahipleri arasında Şehir Plancıları Odası çalışanlarının isimleri ve telefon numaraları paylaşılıyor. 

BİLİRKİŞİLERİN İSİMLERİ İFŞA EDİLDİ

Hak sahiplerinin açtıkları sosyal medya hesaplarından, davaya mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin isimlerini paylaştıklarını belirten Dursunüstün, “Bu insanlar ABB ile her görüştüklerinde tek işaret edilen meslek odaları oluyor. Sanki alandaki tek sorun meslek odalarının davasıymış gibi gösterilince de Mühye-Karataş’taki hak sahipleri, sosyal medya hesaplarından, mahkemenin atadığı bilirkişilerin isimlerini ifşa etmeye başladılar. Bilirkişi mahkeme tarafından atanıyor. Ancak hak sahipleri, meslek alanına göre üye olmak durumunda olduğu bir meslek odasına üye oldukları için bu bilirkişi raporlarının güvenilir olmadığını, taraflı raporlar hazırladıklarını öne sürüyorlar. Bilirkişileri biz değil, mahkemeler belirliyor, dava kapsamında leyhte veya aleyhte raporlar hazırlanıyor.” şeklinde konuştu. 

Dursunüstün, düzenlenen imar planının gerçekçi olmadığının halka anlatılması konusunda belediyeye çağrıda bulunurken, “Biz Şehir Plancıları Odası olarak onaylanan imar planlarını kişilerin değil genelin çıkarını, kamu yararını ve Ankara’nın sağlıklı kentleşmesini gözeterek denetliyoruz. Aksini tespit ettiğimiz planlar hakkında da iptaline yönelik hukuki işlem başlatıyoruz. Bu mücadeleyi sadece bugün değil, meslek odaları olarak yıllardır yürütüyor, yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Tespitlerimizde haksız olsaydık bölgede itiraz ettiğimiz planlar mahkemeler tarafından defalarca iptal edilmezdi. Buna rağmen gösterilen olumsuz örneklerin bir çoğu iptal kararlarına rağmen hukuksuzca tamamlanan yapılardır." ifadelerini kullandı. 

'BÜYÜKŞEHİR YENİ, FARKLI BİR PLAN HAZIRLAMADI'

Dursunüstün son olarak çözüm anlamında asıl adresin belediye olduğunu belirterek şunları söyledi: "Biz Büyükşehir Belediyesiyle her iletişimimizde plansız kalan alanlarda haksız kazanç elde edenlerin ve mağduriyetlerin olduğu, buralar için acilen üst ölçekli planlar kapsamında çözüm getirilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz. Büyükşehir şimdiye kadar yeni, farklı bir plan hazırlamadı. Geçtiğimiz iki yılda Ankara genelinde yüzlerce plan değişikliği onaylandı, ancak bunlar da Gökçek döneminden kalan ve iptal edilen planlarla ya aynı ya da kısmen tadilat görmüş mükerrer planlar. Bugün bahsi geçen bölgelerdeki sorunu çözmek ve plansız kalan alanlarda kişilerin çıkarlarının karşılanmasından önce, mevzuata, üst ölçekli plana ve önceki mahkeme kararlarına uygun planlar hazırlamak büyükşehir belediyesinin yetki ve sorumluluğunda. Ancak belediyenin yeni bir plan hazırlamak yerine, mahkemelerin iptal kararları olmasına rağmen istinaf, danıştay süreçlerine başvurması, yıllar sürecek bir hukuki süreci ve buraları plansız bırakmayı tercih ettiğini gösteriyor. Bu bağlamda büyükşehir belediyesi sahip olduğu yetkileri ve imkanları kullanarak yeni planlar hazırlamak zorunda. Bölgedeki sorunların muhatabı ve çözüm anlamında nihai karar alıcısı büyükşehir belediyesidir."