G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu: Meslektaşlarımız infaz yasasının dışında bırakıldı 

G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talebiyle yaptığı açıklamada hırsızlık, gasp, rüşvet, yaralama, kadına şiddet, cinsel dokunulmazlıklara karşı işlenen suçlar ve çeşitli uyuşturucu suçlarından ceza alanların ya affedildiği ya da geçici olarak cezaevinden salıverildiği vurgulandı.



20-05-2020 19:25

G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talebiyle bir açıklama yaptı.

G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu, tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılması için açıklama yaptı. Açıklamada, "Anayasa Mahkemesi, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde evrensel hukuk ilkelerine uygun bir karar alarak ülkeyi bu utançtan kurtarmalıdır" denildi.

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (HABER-SEN), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ), Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)'nin bulunduğu G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu, Meclis'te kabul edilen infaz yasasının eşitsiz bir düzenleme olduğunu belirterek cezaevinde tutulan gazetecilerin bu uygulamanın dışında bırakılmasına tepki gösterdi.

'DÜZENLEME KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK MADDESİNE AYKIRI'

"Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen infaz yasası, bazı suçlar yönünden cezaevinde geçirilen sürelerin kısalmasını, bazı suçlar yönünden ise uzamasını öngören, eşitsiz bir düzenleme olarak yürürlüğe girerken, gazetecilik faaliyeti nedeniyle cezaevinde tutulan meslektaşlarımız kapsam dışı bırakılmıştır.

İlgili düzenlemenin Anayasa’nın 'Kanun önünde eşitlik' başlıklı 10’uncu maddesine aykırı olduğu teklifin yasalaşma sürecinde ve yürürlüğe girmesinin ardından çok sayıda anayasa hukukçusu tarafından gündeme getirilmişti. Kanunu, gazetecilik mesleğini ilgilendiren boyutuyla değerlendirdiğimizde, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü hakkını kullanan gazeteci ve yazarların, adeta özel kasıt güdülerek dışarıda tutulduğu görülmektedir. Meslektaşlarımızın mesleklerini yaparken yargılandıkları Türk Ceza Kanunu’nun örgüt üyeliği ve propagandası, Terörle Mücadele Kanunu ya da MİT Kanunu’na muhalefet gibi suçlamalar kapsam dışına çıkartılırken, ölümcül Covid-19 riski gerekçesiyle cezaevlerinden çıkmaları da engellenmiştir. Buna karşın hırsızlık, gasp, rüşvet, yaralama, kadına şiddet, cinsel dokunulmazlıklara karşı işlenen suçlar ve çeşitli uyuşturucu suçlarından ceza alanlar ya affedilmiş ya da geçici olarak cezaevinden salıverilmiştir.

'KARARIN VERİLECEĞİ YER AYM'DİR'

Düzenlemenin af niteliğinde olduğu gerekçesiyle iptal istemli usul yönünden Anayasa Mahkemesi’ne sunulmuş bir dilekçe söz konusudur. Kanuna ilişkin esas yönünden bir başvurunun yapılması da gündemdedir.

Hazırlanışı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki safhalarında ilgili taraflarla kamuoyunun hassasiyetleri göz önüne alınmaksızın yasalaştırılan düzenlemende, Anayasa’ya uygunluk denetimi aşamasına gelinmiştir. Bu kararının verileceği yer Anayasa Mahkemesi’dir.

Anayasa Mahkemesi’nin, bu haliyle toplumsal vicdanda ciddi yaralar açan düzenlemeyi; sadece haber yazdığı, halkın haber alma hakkı doğrultusunda görev yaptığı için cezaevinde bulunan meslektaşlarımız açısından ‘eşitlik ilkesi’ni esas alıp, tahliyelerin yolunu açmasını beklemekteyiz. Anayasa Mahkemesi’nin, gazete yazıları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yerel mahkemelerce verilen tutuklamalara ilişkin ‘ifade ve basın özgürlüğünün ihlali’ yönündeki önceki kararları da meslektaşlarımızın tahliyesini gerekli kılmaktadır.

'AYM EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE UYMALI'

Anayasa Mahkemesi’nin kararının bu çerçevede olacağına inancımızı yitirmek istemiyoruz!

Zaten cezaevinde bulunmaması gereken; gazetecilik yapan, haber yazan düşünce insanlarının, bir de eşitlik ilkesi ihlal edilerek cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, Türkiye demokrasisi ve hukuk devleti açısından yaşanan utancın katmerlenmesi anlamı taşıyacaktır. Anayasa Mahkemesi, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde evrensel hukuk ilkelerine uygun bir karar alarak ülkeyi bu utançtan kurtarmalıdır."