Fransız polisi Sarı Yeleklilerin sözcüsünü neden tutukladı?

Sarı Yeleklilerin sözcüsü Eric Drouet, eylemlerde hayatını kaybedenlerin anısına Çarşamba akşamı Paris’deki Concorde Meydanı’nda mum dikmek isterken, polis tarafından tutuklandı. Polisin eylem için kendisine haber verilmediğini öne sürerek tutukladığı Sarı Yelekliler sözcüsünün avukatı, tutuklamanın keyfi ve hukuksuz olduğunu söyledi.



07-01-2019 17:12

Anthony Torres

Çeviren: Özer Erdin

Sarı Yeleklilerin sözcüsü Eric Drouet, eylemlerde hayatını kaybedenlerin anısına Çarşamba akşamı Paris’deki Concorde Meydanı’nda mum dikmek isterken, polis tarafından tutuklandı. Polis, örgütlenme özgürlüğüne yönelik bu tür bir temel hak ihlaline gerekçe olarak bu eylem için kendisine başvurulmadığını belirtti. Oysa Eric Drouet, Concorde Meydanı’nda toplanacaklarını Facebook ile duyurmuştu.

Tutuklandığı esnada arkadaşlarının arasında olan Drouet, buradan polis tarafından çekildi, çevresi sarıldı ve kitlenin “rezalet”, “diktatörlük” diye bağırışları arasında olay yerinden götürüldü. Sonrasında kamu güvenlik tedbiri uyarınca alı koyulan Drouet ile birlikte diğer eylemciler de kimlikleri tespit edilmek üzere tutuklandılar. Edinilen bilgiye göre, Drouet’in 6 aylık hapis ve 7500 Avroluk para cezasına çarptırılma olasılığı mevcut.

'TUTUKLAMA KEYFİ VE HUKUKSUZ'

Drouet’in avukatı Kheops Lara, tutuklamanın tamamen hukuksuz ve keyfi olduğunu belirtti ve şöyle devam etti; “Müvekkilimin suçu, eylemlerde ve otobanların bloke edilmesinde çeşitli nedenlerden dolayı ölmüş olan Sarı Yeleklileri Concorde Meydanı’nda anmak için mum dikmiş olmasıydı. Bundan sonra birkaç arkadaşı ve yakını ile bir restaurantta buluşarak mevcut meseleler hakkında tartışıp fikir paylaşımı yapmak istiyordu.” Bu açıklamaya karşın Paris Savcılığı Drouet’i izinsiz gösteri düzenlemekle suçluyor. Üstelik milletvekili Olivier Dussopt, BFMTV’ye vermiş olduğu bir demeçte, kurallara uyulmadığı takdirde normal olarak bunun bedelinin ödeneceğini söyledi.

Peşinen söylemek gerekirse, bu suçlamaların tümü absürttür ve Fransa’nın nasıl dejenere olmuş bir polis devletine dönüştüğünün göstergesidir. Drouet yasalara göre, polise bildirilmesi gereken bir eylem düzenlememiş, tam aksine birkaç tekil kişi ile birlikte bir buluşma tertip etmişti. İşin ilginç yanı, devletin bunu bile yasaklayabileceğini iddia edebilmesinde yatıyor. Bundan hareketle avukat Lara da Drouet’in serbest bırakılmasını talep etti; ancak bu talebin savcılık tarafından reddedilmesinden sonra Lara şöyle bir açıklama yaptı; “Propaganda kampanyaları, polis, medya ve siyasetçiler Eric Drouet’e karşı örgütlenmiş durumdalar. Bu durum Fransa’nın alt sınıflarını tek kelimeyle rencide ediyor.” 

'HAKİM SINIF BASKI POLİTİKASINI KULLANMAK İSTİYOR'

Tüm bu olayların ışığında değerlendirilirse, Fransız hâkim sınıfı şunu işaret ediyor: Anayasa tarafından korumaya alınmış olsa da, gerçek bir siyasi direnişin tüm tezahürleri devletin polis aygıtı ile baskı altına alınacaktır. Gerek Fransa’da gerekse de diğer ülkelerdeki işçilerin yükselmekte olan toplumsal öfkesi, geleneksel olarak işçi sınıfının eylemlerini ve grevlerini kontrol etmiş ve onları henüz başlangıç aşamasında boğmuş olan sendika bürokrasisine doğru yöneliyor. Bu geri plandan hareketle hâkim sınıf, baskı politikasını kullanmak istiyor ve tüm polis ve zırhlı araç birliklerinin yanında muhalefetin önde gelen şahıslarının yargısız infaz girişimlerini de harekete geçiriyor.

Eric Drouet, Sarı Yeleklilerin Başkan Emmanuel Macron’un hareketi sönümlendirmeye yönelik değersiz görüşme taleplerini reddeden kesimlerinin sözcüsü. O ve Priscilla Ludosky Sarı Yeleklilerin temsilcileri olarak 28 Kasım 2018’de hükümet sözcüsü ve Çevre Bakanı François De Rugy ile buluştular. Bu görüşmeden sonra Drouet, De Rugy’nin teklifini Sarı Yeleklilerin taleplerini karşılamadığı gerekçesiyle kabul etmediklerini açıkladı ve Fransız hükümeti ile medyasının nefretini üzerine çekti. İşte, tam bu görüşmelerden itibaren Drouet ve diğer Sarı Yelekliler devletin eylemleri değersiz görüşmelerle sindireceği ve demoralize edeceği her denemenin önünde durdukları için artan bir polis baskısının hedefi haline geldiler.

Öte yandan Drouet’in tutuklanması Sarı Yeleklilerde büyük bir öfkenin açığa çıkmasına yol açtı; hatta hemen internet üzerinden açılan bir kampanya ile Drouet’e karşı açılan davanın avukat masrafları karşılanmaya başlandı bile. Polisin geçen aralık ayı başında düzenlenmiş olan bir cumartesi eylemine çok sert müdahale etmiş olması üzerine de Drouet, yine kamu güvenlik tedbiri uyarınca alı konulmuş ve evi polis tarafından aranmıştı. O zaman yöneltilen suçlamalar, Drouet’in genel bir suçu veya bozgunculuğu provoke ettiği ya da yasa dışı protesto eylemleri düzenlediği şeklindeydi. Bu suçlamalara temel teşkil eden tek unsur ise, Drouet’in BFMTV’ye vermiş olduğu bir röportajda Elyseé Sarayı’na zevkle gireceğini söylemiş olmasıydı.

MAHKEME 5 HAZİRAN'DA

Eylemlerin dördüncü kez düzenlenmiş olduğu 8 Aralık tarihinde Drouet, Paris’de ‘D kategorisinde’ yasaklı olan bir silahı taşıdığından tutuklandı. Basının haberlerine göre bu silah, bir parça odundan başka bir şey değildi. Yine polise göre Drouet, şiddet olayları çıkartmayı ve kamu malına zarar vermeyi amaç edinmiş olan bir grubun üyesiydi. Bu suçlamalardan ötürü 5 Haziran 2019 tarihinde mahkemeye çıkacak.

Drouet’e karşı yürütülen bu kampanya, Macron’un ve Avrupa Birliği’nin Sarı Yeleklilerin ya da tüm Avrupa’da direniş gösteren işçilerin taleplerine uzak durmalarına dair var olan bir kastı netleştiriyor. Fransa’da geniş halk kitleleri tarafından dışlanmış ve nefret edilen Macron Hükümeti, Sarı Yeleklilerden açıkça korkuyor. Ne var ki, hükümetin eylemlere karşı yegâne tepkisi, sosyal eşitsizliği güçlendiren ve Sarı Yeleklilerin direnişini tam bu noktada harekete geçiren tasarruf ve savaş politikalarını sürdürmesi oluyor. Yeni yıl konuşmasıyla halka seslenen Macron, emeklilik maaşlarında, işsizlik sigortasında ve kamu çalışanlarının maaşlarında uygulamakta oldukları kesinti politikasını devam ettireceklerini vurguladı.

'MACRON KRAL POZİSYONUNDA DAVRANIYOR'

Bunun dışında Sarı Yeleklilerin kendi başkanlığına yönelttikleri eleştirileri kınayan Macron şunları söyledi: “Sevgili Yurttaşlarım, değer vermek herkese saygı göstermektir; ancak söylemek zorundayım ki, son zamanlarda birçok akla dahi gelmeyecek ve kabul edilemeyecek şeyler gördüm.” Bu, seçildiği sıralarda Fransa’da bir kral figürünün eksik olduğunu söylemiş olan bir bankacılar başkanının diktatörce üslubudur. Başkan Macron, Fransız halkının büyük bir çoğunluğunun hükümetin politikasını reddediyor olmasına rağmen, sanki bir kralın pozisyonuna talipmiş gibi bir izlenim yaratmaktadır.

Drouet’e karşı uygulanan baskı politikasına son verecek tek unsur ise işçi sınıfıdır. Fransızların yüzde yetmişten fazla bir çoğunluğu ve uluslararası kamuoyu Sarı Yeleklileri desteklemektedir. Ne var ki, gerek mevcut siyasi partiler gerekse de devletin içine entegre olmuş sendika bürokrasisi Sarı Yeleklilere karşı düşmanca bir tutum sergilemekte ve işçi sınıfının hak mücadelesini daha en başta boğmayı kendilerine amaç edinmektedirler.

Çözüm, onların mücadele üzerindeki kontrollerini kırmakta yatıyor. İşçiler daima daha büyük gruplar dâhilinde Fransa’da ve tüm Avrupa’da sendikalardan bağımsız bir şekilde, sendika bürokrasisine karşı örgütlenip, demokratik ve sosyal haklarını savunmak zorundalar.     

Orjinal makale için tıklayınız