Erkan Baş’tan Saray’daki ziyafet yorumu: ‘Halkla alay etmek için bilerek yayınlıyorlar!’

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'te haftalık basın toplantısı düzenledi. Baş konuşmasında Türkiye gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.



22-12-2020 17:13

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, bugün düzenlediği basın toplantısında, TBMM’de sona eren 2020 bütçe görüşmelerini, asgari ücret belirleme çalışmalarını başta olmak üzere ülke gündemini değerlendirdi.

Bütçe sürecinin iktidar ile halkın gündeminin birbirlerinden ne kadar farklı olduğunun bir kez daha anlaşıldığını belirten Erkan Baş, Saray’daki eğlence ve ziyafet görüntülerinin bilerek ve isteyerek yayınlandığını öne sürdü. “Halkla alay ediyorlar. Kuru ekmek karnınızı doyurur dediğimiz gün böyle eğleniyoruz diyorlar” ifadelerini kullandı.

Devletten aldığı ihalelerle servetine servet katan Mehmet Cengiz’in reklamlarla kendi imajını kurtaramayacağını vurgulayan TİP Genel Başkanı, “Ağaç katliamların, yıkımların, doğayı yağmalaman, millete ettiğin küfürler bu halkın hafızasına kazındı. İşçi iktidarında, Saraylar yıkıldığında senin elinde ne var ne yoksa alacağız. Kendini kurtaramayacaksın!” şeklinde konuştu. 

Bugün hayatını kaybeden eski futbolcu, teknik direktör ve spor yöneticisi Özkan Sümer’i anarak konuşmasına başlayan Erkan Baş, Sümer’in TİP’in 1965 yılında Trabzon’da kuruluş çalışmalarına da destek verdiğini hatırlattı. 

Baş, “Trabzon, Trabzonspor ve ülke sporumuz için çok değerli bir ismi Sayın Özkan Sümer’i kaybettik. Gerek futbolculuğu, gerek teknik direktörlüğü gerekse yöneticiliği ile tanınan ve çok geniş kesimlerin sevgisini kazanan Özkan Bey, 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin Trabzon’daki kuruluş çalışmalarına da destek vermiş, hayata hep emekçiler tarafından bakmış çok değerli bir isimdi. 
Yakınlarına, Trabzon’a ve ülkemizin ilerici kamuoyuna başsağlığı dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

Bütçe görüşmeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Erkan Baş şunları söyledi:

“Geçen iki hafta boyunca TBMM Genel Kurul gündeminde 2021 yılı bütçesi vardı. Bu bütçe döneminde de iktidar mensuplarıyla halkın gündeminin ne kadar farklı olduğunu, hayatı ne kadar farklı yaşadıklarını, nasıl farklı baktıklarını bir kere daha görmüş olduk.

Bir tarafta ‘yoksulluk Türkiye’nin gündeminden çıktı’ diye konuşan Çalışma Bakanı, bir tarafta yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan on milyonlar, açlık sınırının altında yaşama mahkum edilen milyonlar... 

Bir tarafta Ankara’da yediği yemeği Denizli’deki belediyelere fatura edip, halka “kuru ekmek yesinler” diyen AKP’li vekil, diğer tarafta açım diyerek intihar eden emekçiler... 

Bir tarafta günde 25 bin asgari ücretlinin bir aylık maaşını bir günde harcayan Saray, bir yanda 10 milyondan fazla asgari ücretli... 

Saray Türkiyesinin gerçeği budur. 

‘İŞÇİLİK YAPMIŞ AKP’Lİ VEKİL SAYISI 1’MİŞ!’

Peki, bu nasıl olabiliyor? Bunu lütfen hep birlikte soralım. Kendimize, çevremize, eşimize dostumuza soralım.

Daha fazla insanın soru sormasını sağlayalım. Halk bu durumdayken, iktidar vekilleri bunu nasıl görmüyorlar. Benim buna iki cevabım var.

Birincisi, gerçekten görmeyenler var. Hayatının hiçbir döneminde çarşıya pazara çıkmamış, toplu taşıma kullanmamış, halka yüz yüze gelmemiş yüzlerce milletvekili var. Geçen hafta TBMM’de güç bela 5 dakikalığına yapabildiğim konuşmamda, AKP sıralarına sordum, “Aranızda işçilik yapan var mı? Diye. 291 kişiden sadece 1 kişi el kaldırdı. Peki, Türkiye nüfusunun yüzde kaçı işçilerden emekçilerden oluşuyor?

Türkiye nüfusunun yarısından fazlası asgari ücret alırken, 291 kişilik meclis grubundan yalnızca 1’inin işçi olduğu iktidar partisi, emekçinin, yoksulun halinden anlayabilir mi? Onlar adına bütçe yapabilir mi?

Asgari ücreti onlar adına belirleyebilir mi? Yaparlarsa işte böyle oluyor. Tekrar ediyorum, Türkiye’de iktidar işçilere, halka düşman patronlardan ve patronlara hizmet etmeye yemin edenlerden oluşan bir iktidardır. Bir kısmı artık halktan işçiden tümüyle kopmuştur, ne oluyor, halk nasıl yaşıyor bunu görmüyor bile.

Bunlar bizi görmüyorlar, bilmiyorlar, anlamıyorlar. 

Bir de görenler, bilenler, anlayanlar var. Onların derdi ise kurdukları düzen bozulmasın! Düşünsenize, iktidar mensubusunuz. İhale alıyorsunuz, destek, teşvik alıyorsunuz, tüm akrabalarınızı istediğiniz işe aldırıyorsunuz. Bu tezgah bozulsun ister misiniz? İşte bunların durumu daha acınası. Bunlar bilip de söylemiyor, görüp de anlatmıyor. Bunlar bile isteye halka ihanet ediyor. Yedikleri pasta önlerinden alınmasın diye kuru ekmek bütçesini onaylıyor. Vatandaş’a git gerekiyorsa çöpten kuru ekmek topla diyenler, kendileri Saray’da ‘Yalelli yalelli’ diye şarkılar söyleyip, ejder meyvesinin suyunu içip keyif yapıyorlar.
Saray’daki görüntüleri bilerek ve isteyerek yayınlıyorlar. ‘Halkla alay ediyorlar. Kuru ekmek karnınızı doyurur dediğimiz gün böyle eğleniyoruz’ diyorlar.”

‘83 MİLYON ÇALIŞIYORUZ, BİR AVUÇ PATRONU DOYURAMIYORUZ’

Asgari ücret belirleme çalışmalarına da değinen TİP Genel Başkanı Baş, parti olarak asgari ücretin “300 TL mi, 500 TL mi artırlacağı tartışmasına girmeyeceklerini” söyledi. 

Baş, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün asgari ücret görüşmelerinin üçüncü turu, yoksulluk diye bir sorunumuz yok diyen bakanın güya hakemliğinde yapılacak. Sendikalar günlerdir taleplerini dile getiriyor. 
Dün Kent Emekçileri Dayanışması da çok yaygın bir şekilde derdini anlattı.

Halk, işçiler, geçinemiyoruz diyor. ‘İnsanca yaşayamıyoruz’ diyor. Daha önce söylemiştim tekrar ifade edeyim: Asgari ücretin 300 mü 500 mü artırılacağı tartışmasına girmiyoruz. Tüm halkımız için insanca ücret istiyoruz! Düşük ücret alanlardan vergi kesintisi yapılmasın diyoruz.

Türkiye’nin kaynakları, bizim ürettiklerimiz herkese insanca yaşamak için yeter diyoruz! Bize yeter ama iktidara yetmiyor. 83 milyon çalışıyoruz, 1 avuç patronu doyuramıyoruz. 
Hastanelerden ihale üstüne ihale alan Sağlık Bakan Yardımcısına yetmiyor. 

NATO’dan ihale alan kuru ekmekçi Denizli milletvekiline yetmiyor. Ayda 58 milyon TL harcayan Saray’a yetmiyor. 

İhale zengini müteahhitlere yetmiyor. 

Milyonerlere yetmediği için milyonlar aç kalıyor! 

‘BECEREMEYECEKSİN MEHMET CENGİZ’

Bakın bu müteahhit çetesinin küfürbaz olanı, dün aynı anda birçok kanala reklam vermiş. İmajı sarsıldı herhalde ki onu toparlamaya çalışıyor. ‘Kim ne derse desin, şerefimizle çalışıyoruz’ diyor. ‘Ağaçtan ilham aldık’ diyor... Beceremeyeceksin Mehmet Cengiz efendi... Ağaç katliamların, yıkımların, doğayı yağmalaman, millete ettiğin küfürler bu halkın hafızasına kazındı. İşçi iktidarında, Saraylar yıkıldığında senin elinde ne var ne yoksa alacağız. Kendini kurtaramayacaksın!”

İstanbul Milletvekili Erkan Baş, geçen hafta yaptığı halk toplantılarında ve kendisine ulaşan yurttaşların gündemlerini de dile getirdi. Baş, maaş ve tazminatlarını alamadığı için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un ETS adlı şirketi önünde direnen Atlas Global işçilerinin, yine aynı bakan tarafından “video gönderirseniz 1000 TL gönderelim” diye seslendiği sahne ve sanat emekçilerinin sorunlarından söz etti. “Bu bakanın Kültür’le birlikte anılması zaten Türkiye’nin kültür birikimine bir ihanettir. Bu bakan derhal istifa etmeli, tüccarlık yapmak istiyorsa gidip yapmalıdır” ifadelerini kullandı. 

‘GEBZELİ İŞÇİLER İNSANCA ÇALIŞMAK İSTİYOR’

Gebzeli emekçilerle de bir araya geldiğini söyleyen Baş, bölgedeki işçilerin COVID vakalarına rağmen çalışmaya zorlandıklarını belirtti. Ücretsiz izne çıkarılan işçilerin de sorunlarına değinen Baş, ayrıca  -profesyonel liglerde spor karşılaşmaları devam etmesine rağmen ertelenen amatör ligler nedeniyle çalışamayan spor emekçilerinin de sorunlarını dile getirdi. Baş ayrıca Tokat Erbaa’da AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski danışmanı Ömer Özbay’a ait  maden şirketinin Sakarat ve Boğalı yaylalarında yaptığı madencilik faaliyetinde de söz etti. Bölgeden yurttaşların kendisine ulaştığını söyleyen Baş, “Bizimle temas eden bölge halkı, siyanürle arama çalışmaları yapıldığını, bölgede yaşayan, tarım ve hayvancılıkla geçinen yurttaşlarımızın tehdit altında olduğunu söylüyor. Erbaa halkının yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı. 

‘TERÖRİZMİN FİNANSMANI SORUŞTURULACAKSA İŞE DERNEKLERDEN DEĞİL SURİYE’DEN BAŞLAYIN’

Bu hafta iktidar vekilleri tarafından TBMM Genel Kurulu’na getirilmesi beklenen “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” kapsamında yapılması öngörülen düzenlemeler de Erkan Baş’ın gündemindeydi. Bu düzenlemelerin “dernek ve vakıflara da müdahale niyeti taşıdığını” savunan Baş şunları söyledi: 

“Eğer bu teklif bu haliyle kanunlaşırsa, örgütlenme özgürlüğünün temeli kabul edilebilecek dernekler ve vakıflar tamamen iktidar tahakkümü altına girebilir. Yardım Toplama ve Dernekler Kanunlarında yapılan değişiklikler ile mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanabilir. İçişleri Bakanlığının dernekler üzerindeki siyasi vesayeti artırılabilir, istenmeyen hangi dernek varsa kayyum atanabilir. AKP’li vekiller geçen hafta bütçe görüşmelerinde ‘vesayet’ tartışmaları yaptılar, bitirdik dediler. AKP’li vekiller vesayetin nasıl kurulduğunu gerçekten anlamak istiyorsa, TBMM gündemine kendileri tarafından getirilen kanun teklifine bir baksın.

Ayrıca terörizmin finansmanı konusunda, iktidarın Suriye’deki faaliyetleri, oraya aktarılan kaynağın, malzemenin kimlerin eline gittiği veya geçtiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Terörizmin finansmanıyla mücadele edilecekse, soruşturma Suriye’den başlasın!” 

‘LEYLA GÜVEN’İN TUTUKLANMASINI ŞİDDETLE PROTESTO EDİYORUM’

Erkan Baş son olarak insan hakları ihlallerine değindi. Baş şunları söyledi:

“Geçen hafta Uşak’ta üniversite öğrencilerinin çıplak aramaya tabi tutulmalarının utancını yaşadık. Bu yaşananların bu ülkede yaşayan insanım diyen herkesi utandırması gerekirken iktidar partisinin böyle bir şey olmadığını söyleyerek geçiştirmeye, hatta bu iddiaları ortaya atanları suçlamaya çalışması kabul edilebilir değildir. Çıplak aramanın olduğu mahkeme kayıtlarına girdi. İtiraf niteliğinde kurumsal beyanlar var. Konuşan kadınlar var. Görüntüler var. İktidarın yapması gereken sorumluluğu üstlenmek. Üstünü kapatmaya çalışmakla uğraşmak yerine kadınların beyanı esas alınıp derhal soruşturmanın başlatılmasıdır. 
Son olarak kurumsal bir işkence örneği ile devam etmek istiyorum. Kürt halkının seçilmişlerine dönük baskılar ve hukuksuz uygulamalar sistematik biçimde devam ediyor. Bu kapsamda bugün AHİM’den gelecek Demirtaş kararını beklerken, daha önce milletvekilliği düşürülen Sayın Leyla Güven’in tutuklanmasını şiddetle protesto ettiğimizi ifade etmek isterim. Türkiye İşçi Partisi bu ülkenin güzel günlerinin, hep birlikte barış için eşit ve özgür yaşayacağımız günlerin Türk ve Kürt emekçilerinin birlikte verdiği mücadelenin eseri olacağına inanıyoruz. 

Adalet demişken…. Yargıtay üyesi olarak atanması bile tartışılması gereken bir ismin Yargıtay’da bir tek dosya açmadan AYM üyeliğine aday olup, seçimlere girmesi ve önümüzdeki günlerde AYM üyesi olacak olması memlekette adalet mekanizmasının nasıl işlediğine ilişkin yeni bir örnek olmanın dışında hiçbir anlamı yoktur! 107 üyenin oyunu almasının tek açıklaması var, talimat saraydan gelmiştir.”