Erkan Baş'tan muhalefete tarihi uyarı: Seçim için koşullar olgunlaşmıştır, iktidarın oyununda rol almak zorunda değilsiniz'

TİP Genel Başkanı Erkan Baş Meclis'te haftalık basın toplantısı düzenledi. Baş basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.



09-06-2020 16:41

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, TBMM'de haftalık basın toplantısı düzenledi. 

Konuşmasına yurttaşlara sağlıklı günler dileyerek başlayan Erkan Baş, "Değerli basın emekçisi arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz. Basın toplantımıza sizleri ve ülkemizde alın teriyle yaşayan tüm emekçileri, gençleri, kadınları sevgiyle, saygıyla selamlıyorum" dedi.

'HUKUK VE ANAYASA AYAKLAR ALTINA ALINDI'

"Meclis’te yeni bir yasama haftasına başlarken öncelikle geçtiğimiz hafta yaşadığımız 'büyük skandalla' başlamak istiyorum" diyen TİP Genel Başkanı, HDP Milletvekilleri Leyla Güven ve Musa Farisoğulları ile CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerini düşürülmesine ilişkin şunları söyledi:

"Neredeyse 1,5 ay çalıştırılmayan Meclis çalışmaya başlar başlamaz alınan karara bakın!

HDP Milletvekilleri Sayın Leyla Güven ve Sayın Musa Farisoğulları ile CHP Milletvekili Sayın Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerini düşüren işlem tümüyle hukuka, anayasaya, akla ve vicdana aykırıdır.

Halk iradesinin temsil edilmesi gereken bir yer olan TBMM iradesi Saray talimatıyla bir kez daha kırılmak istenmiştir.

AKP, hukuksuzluklarını normalleştirme ve her istediğimi yapabilirim gösterisinde bir adım daha atmıştır.

Tam bu nedenle meseleyi hukuk açısından tartışmayı son derece gereksiz görüyoruz. Böyle bir tartışmanın konusu bile olmayan bir eylem var ortada. 

Tümüyle siyasi gerekçelerle hukuk ve anayasa ayaklar altına alınmıştır."

'AKP KENDİSİ İÇİN ZOR GÜNLERİN İÇİNDE OLDUĞUNUN BİLİNCİNDE'

"İktidar kendisi için zor günlerin içinde olduğunun bilincinde" diyen Erkan Baş, "Bu aşamada bu iktidarın en önemli taktiklerinden birisinin de muhalefet güçlerinin, iktidar karşısında yan yana duruşunu bozmak olduğunu da özellikle vurgulamak istiyorum. AKP, bugüne kadar iktidardaysa bir dizi hukuksuzluk, baskı ve şiddet uygulamalarının yanına bir de muhalefet güçlerini bozmak için özel planlar yaptığını da unutmamak gerekiyor" şeklinde konuştu.

Baş şunları kaydetti:

"İktidar, kendisi için zor günlerin içinde olduğunun bilincinde, daha zor günler geleceğini ve iktidarı kaybetme ihtimalini görmektedir. Bunu tersine çevirme olanağı da görmedikleri için, önümüzdeki günleri baskıyla şiddetle ve yeni gerilimler yaratarak atlatmaya çalıştığını görüyoruz.

Bu aşamada bu iktidarın en önemli taktiklerinden birisinin de muhalefet güçlerinin, iktidar karşısında yan yana duruşunu bozmak olduğunu da özellikle vurgulamak istiyorum. AKP, bugüne kadar iktidardaysa bir dizi hukuksuzluk, baskı ve şiddet uygulamalarının yanına bir de muhalefet güçlerini bozmak için özel planlar yaptığını da unutmamak gerekiyor.

Bu aşamada biz TİP, AKP&Saray Rejimine karşı çeşitli gerekçelerle muhalefette bulunan tüm güçleri de uyarmayı bir görev olarak görüyoruz. Kuşkusuz muhalefet çok renklidir, farklı siyasal-ideolojik tercihlerimiz olduğu da açıktır, zaten bu nedenle farklı partileriz. Ancak bu iktidarın ülkeyi sürüklediği yıkıma karşı durma iradesi ve kararlılığı içindeki tüm güçlerin, iktidarın giderayak devreye soktuğu provakatif adımlara karşı kararlı bir karşı duruşta ısrarcı olması gerektiği açıktır.

Türkiye İşçi Partisi olarak, gerek HDP’li gerek CHP’li yurttaşlarımızla tüm gücümüzle dayanışma içinde olmaya devam edeceğimizi açıkça ifade etmek isterim. Bu saldırının ilgili partiler nezdinde tüm yurttaşlarımıza karşı bir saldırıdır. Seçme ve seçilme hakkının gaspedilmesine yeni bir örnektir.

Karar çıktıktan sonra da apar topar çalışmaları bitirip bu haftaya bırakmış olmaları da bir göstergedir ama bu haftada bunun peşini bırakmayacağız!"

'FETÖ ÜYELERİNİN YERLERİNİ YENİ MEMURLAR ALDI AMA İZLENEN YÖNTEM DEĞİŞMEDİ'

Konuşmasının devamında Türkiye'de basına yönelik saldırıların 'alışıldık' olduğunu ifade eden Baş, Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ve Tele1 Ankara temsilcisi İsmail Dükel'in gözaltına alınmasına ilişkin şunları söyledi:

"Basına dönük saldırılarda bu haftada iki gazetecinin gözaltına alınması ile devam ediyor…

AKP-Cemaat işbirliği dönemindeki kumpas davalarının alamet-i farikası, yargı mekanizması kullanılarak, sahte deliller üretilerek ve hukuki olmayan suçlamalarla gazetecilerin tutuklanmasıydı.

Siyasi ve toplumsal mühendisliğin önemli bir ayağı, halkın haber alma özgürlüğüne darbe indirilmesiydi.

Bugün de çok benzer bir mekanizmanın işletildiği ortadadır.

Belki kadrolar değişmiştir, 'FETÖ üyelerinin' yerlerini yeni memurlar almıştır ancak izlenen yöntem değişmedi.

Tele 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel ve Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, 'askeri casusluk' suçlaması kapsamında gözaltına alındı. Dosya ve gözaltı sürecine ilişkin avukatlara verilmeyen bilgiler, Sabah gazetesi muhabirine iletildi. Bu da Cemaat-AKP ittifakı döneminden alışık olunan bir uygulamaydı.

Adı infaz yasası olsa da esasen 'af yasası' olarak işletilen son düzenlemelerde, 'terörle bağlantılı suçlardan hüküm giyenler' ve tutuklular kapsam dışında bırakılmıştır. Böylece, salgın koşullarında dahi gazetecilerin tahliye edilmeleri özel olarak engellenmiştir.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre 84 gazeteci cezaevindedir. Dünkü iki gözaltıyla birlikte özgürlükleri ellerinden alınmış gazeteci sayısı 86’dır.

Tutuklamalar akla mantığa aykırı gerekçelerle hayata geçiriliyor. Gazetecilere dönük saldırılar, tehdit ve engellemeler bu dönemin özel yöntemlerinden bazıları."

'İKTİDAR DENETİM VE BASKI MEKANİZMASINI DEVREYE SOKUYOR'

"AKP-MHP çoğunluğu Meclis'i patronlar ve iktidar açısından ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri yapacakları bir mekan olarak görüyorlar" diyen Baş AKP'nin mahalle bekçileri yasasına ilişkin "İktidar, denetim ve baskı mekanizmasını devreye sokuyor" dedi. 

Erkan Baş konuşmasına şöyle devam etti:

"Meslek örgütleri ile ilgili uzun süredir gündemlerinde olan bir kanun teklifi ile ilgili çalışmaların devam edeceğini görüyoruz.

Memleketin her tarafını betona çeviren rantı anlayışa karşı halkın haklarını, kamu adına koruma mücadelesi veren Mimar ve Mühendislerin meslek örgütü TMMOB’ni ele geçirmeye çalışan bir planın hazırlıklarının yapıldığını biliyoruz.

Türkiye’de hukuk ayaklar altına alınmış. İktidarın korunması muhalefetin ezilmesi ve sindirilmesi için bir araca çevrilmiş durumda. Tüm hukuk kurumları iktidara bağlanmış bir miktar bağımsızlığını korumaya çalışan savunma örgütlerinin de tasfiyesi için Baroları hedef tahtasına yerleştirilmiş durumda…

Yargı reformu ile kadınlara dönük düşmanlıklarınının sürdürüleceği meselesi."

'İKTİDAR OYLARINDA ERİME OLDUĞUNDAN NET OLARAK EMİN'

"İktidarı paylaşan bileşenlerin oylarında bir erime olduğu aşikar. Uzun süredir yaşanan finansal krizin Covid-19 salgınının ortaya çıkardığı olumsuzluklar nedeniyle daha da derinleşeceği düşünülünce Saray rejimi için işler daha da güçleşecek.

Toplumsal meşruiyetini yitirmiş, sistem içi sorunlarla boğuşan, finansal krizin derinleşerek yoksulluk ve işsizliğin daha da artacağı bir süreçte erken seçime gitmek elbette rasyonel değil. Ama ortaya çıkan emareler, her ne kadar aksi yönde açıklamalar yapılıyor olsa da ciddi bir seçim hazırlığına işaret ediyor.

Meşruiyeti kalmamış olan iktidarın, AKP’nin gövdesinden kopanların kurduğu yeni partiler nedeniyle daha fazla oy kaybı yaşayacak olmanın korkusunu yaşıyor."

'AKP SEÇİMİ KENDİ KAZANABİLECEĞİ GİBİ BİR SİSTEMLE YAPMAK İSTİYOR'

AKP'nin seçim sistemi/ittifaklarda yapılmak istenen değişikliklerin kendisinin kazanabileceği bir seçim sistemiyle değiştirmek istediğini belirten Baş şunları söyledi:

"24 Haziran seçimlerinde AKP’yi iktidarda tutarak cezalandıran ve bu yüzden ortağı MHP’ye oy veren kesimler için yeni kurulan partilerin bir alternatif olması mümkün ki bu MHP’nin de ciddi bir oy kaybı yaşayacağı anlamına geliyor.

Daraltılmış bölge sistemiyle birlikte seçim barajının yüzde 5’e düşürüleceğine ilişkin söylentiler, koalisyon ortağı MHP’nin yüzde 10 barajının altında kalmasına neden olacak risk nedeniyledir.

İktidar kanadını olası bir seçimden en az hasarla çıkaracak tek alternatif, HDP’nin olmadığı ya da baraj altında kalacağı kesin olan bir seçim olur. 

Saray rejiminin, kazandığı belediyeleri gasp ettiği, üyeleri/siyasetçilerini hapsettiği, seçilmişlerin vekilliklerini düşürdüğü HDP’ye yönelik sürdülen operasyonun da nedeni budur.

AKP seçimi kendi kazanabileceği gibi bir sistemle yapmak için uğraşıyor. Seçim sistemi nasıl olsun sorusunun yanıtı, halkın ihtiyaçlarını memleketin demokratikleşmesini vb. temelli yanıtlanmıyor. AKP nasıl iktidar kalabilecekse ona göre bir seçim sistemi düzenlenmek isteniyor.

Sorun şu; bu oy sayısının düşmesi durumunda bile AKP nasıl iktidarda kalabilir... Yani bari yazın Seçim Kanununa 'Seçim Kanunları AKP'nin iktidar olması için düzenlenir' diye geçin!

Seçim Kanununa 'Kaç oy alırsa alsın Tayyip Erdoğan kesintisiz Cumhurbaşkanıdır' yazın bitsin bu tartışma.

Siz memleketi her geçen gün felaketten felakete sürükleyeceksiniz, insanlar yoksullukla, işsizlikle çaresizlik içerisinde boğuşacak, bunu doğal sonucunda iktidardan hesap sorma isteyecekler, siz her seferinde istediğiniz gibi kanun şekinllendireceksiniz..."

'AKP-MHP BLOĞU ERKEN SEÇİM OLURSA KAYBEDECEK'

Türkiye'deki seçim sisteminin antidemokratik olduğunu kaydeden Erkan Baş, "Bunlar 12 Eylül Faşist cuntasının getirdiği kanunlar. Eşitsizliği, adeletsizliği süreklileştirmek isteyen düzenlemelerdir" dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş son olarak şunları söyledi:

"Geçen hafta söylemiştim. Bir taraftan milyonlarca parayı bu ülke yurttaşlarının emeğinden alın terinden aldığınız vergilerle oluşan bütçeyle büyük partilere vereceksiniz ondan sonra eşit bir seçim sürecinden söz edeceksiniz. Bütün propaganda imkanlarını iktidar partisi ve onun küçük ortağına vereceksiniz sonra eşitlikçi seçimden bahsedeceksiniz. Bunlar bizim açımızdan kabul edilebilir şeyler değildir.

Son olarak şunu vurgulamak istiyorum; geldiğimiz nokta açık bir şekilde iktidar ortakları tarafından bile adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu ucube sistemin işlemediğinin itirafıdır. Bugün iktidarın parçası olan partiler, muhalefetin iki yıldır ısrarla ve inatla vurguladığı sistem eleştirisinin haklı olduğunu itiraf etmektedirler. 

Muhalefet güçlerini uyarmak gerekiyor. Bu memleket yurttaşları ne zaman ihtiyaç duyuyorsa seçime gitmelidir. Bize göre Türkiye erken seçim koşullarının son derece olgunlaştığı bir ülkedir ve derhal erken seçim gerçekleştirilmelidir. Ama neden bugün erken seçim yapılmıyor? Çünkü bugün olacak seçimi AKP-MHP bloğu kaybedecek. Beyefendiler kazanabilecekleri kuralları oluşturunca seçimi bir seçenek olarak getirecekler. Bu oyun bozulmalıdır.

Buradan bütün muhalefet güçlerine çağrı yapıyoruz; iktidarın kurduğu oyunlar içerisinde yer almak durumunda değiliz. İktidarın bu oyununun bozulması gerekiyor. Madem seçim yayası tartışması yapılıyor. Buyrun hodri meydan. Hemen erken seçime gidilmelidir."