Erkan Baş: Türkiye’nin gündemi reform değil işçinin ayağa kalkmasıdır

 Partisinin haftalık basın açıklamasında konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, iktidar bloku içindeki kriz başlıklarına ilişkin dikkat çekici ifadeler kullandı.



24-11-2020 19:16

İleri Haber 

TİP Genel Başkanı Erkan Baş,  son günlerde iktidar tarafından gündeme getirilen ‘reform’ söylemiyle ilgili “Türkiye’nin gündemi reform değil işçinin ayağa kalkmasıdır” dedi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin haftalık basın açıklamasını TİP İstanbul İl Binası’nda yaptı. Konuşmasına emekçileri ve Türkiye halklarını selamlayarak başlayan Baş, Birleşik Metal İş (BMİS) üyesi işçilerin Ankara yürüyüşüne yönelik saldırıya  değindi. Baş “iktidar her yerde işçilere saldırıyor” dedi.
Açıklamasında işçilerin sorunlarına değinen Baş, direnen işçilerden gelen mesajları okudu. Baş’ın değindiği direnişler şöyle:

Özak Tekstil - “Özak Tekstil işçileri sadece DİSK’e üye oldukları ve insanca çalışmak istedikleri için şu an ücretsiz izindeler”

La Grande Otel - ”Antalya’daki La Grande Hotel çalışanları aylardır maaşlarını alamıyor”

Soma Uyar Madencilik -  “5 senedir alamadıkları tazminatlar için mücadele eden işçiler, en son Enerji Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile müzakere masasına oturdular. Süleyman Soylu işin çözülmesi için söz verdi, 15 Ocak'a kadar bekleyecekler.”

Ermenek Maden İşçileri - “Maaş ve tazminatları için mücadele eden işçiler, Vali ve yetkililer ile görüşmenin ardından 25 Kasım Çarşamba günü yeniden Ankara'ya yürüyüşe geçiyor. Direnişin 85. günü.”

Sarıyer Belediyesi İşçileri - “Sendika ve TİS için hak kazanan işçiler, Belediyenin konuyu Yargıtay'a taşıması sebebiyle haklarından yararlanamıyorlar. Türkiye'de en düşük belediye ücretlerine sahip olan Sarıyer Belediyesi işçileri, Genel-İş'in (CHP ile ilişkileri sebebiyle) kendilerini oyalaması sonucunda kendi aralarında işçi temsilcileri çıkararak süreci yürütüyorlar.”

Bimeks İşçileri - “4 yılı aşkın süredir tazminatları için mücadele eden işçiler, aynı zamanda akademisyen olan Bimeks patronlarının (Vedat Akgiray, Ahmed Akgiray) çalıştıkları üniversiteler önünde eylemliliklerini sürdürüyor. Eylemler özellikle Vedat Akgiray'ın hocalık yaptığı Boğaziçi Üniversitesi önünde devam ediyor: "Vedat Ders Verme, Hakkımızı Ver"

Sinbo İşçileri – “TOMİS üyesi işçiler, Sinbo patronu tarafından 18 Kasım'da ücretsiz izine çıkarıldı. İşçiler İstanbul/Avcılar'da yer alan iş yeri önünde direniş çadırı kurarak nöbet tutuyorlar.”

Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesi İşçileri – “Taşyapı İnş'a bağlı taşeron şirketinde çalışan işçilerin 2 aydır maaşları ödenmedi. Daha önce de geç yatırılan maaşları, hiç ödenmemeye başlayınca işçiler iş bıraktı. Dev-Yapı İş öncülüğünde süren eylemler sonucunda işçiler kazandı, maaşlar ödendi.”
İstanbul Galataport İşçileri – “Galataport şantiyesinde çalışan işçilerin maaşları ödenmedi, Dev-Yapı İş öncülüğünde süren eylemler sonucunda işçiler kazandı, maaşlar ödendi.”

KADINLARIN SÖZÜ: ‘İSYANDAYIZ! AYAKTAYIZ!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair de konuşan Baş, “Kadınların sözünü aynen aktarıyorum” diyerek şu açıklamayı okudu:
“Ülkemizde iktidarın tüm baskı, yıldırma ve şiddetine rağmen biz kadınlar emeğimiz, bedenimiz ve hayatımız için mücadele etmekten vazgeçmedik. 

İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin fiilen uygulanmaması sonucu her gün birer birer eksilmeye / ölmeye devam ediyoruz. Sadece içinde bulunduğumuz 2020 yılının ilk 9 ayında 369 kadın öldürüldü. Hükümetin cezasızlık politikası erkek şiddetini durdurmak yerine daha da arttırıyor. Suçun önüne geçmekle sorumlu bir bakan ise çıkıp kadın cinayetleri için "çok ayıp" demekle yetiniyor. Ölen öldürülen de biziz, sorumluların yüz kızartıcı açıklamalarından utanan da…

Ekonomik krizin bedelini işsiz kalarak ödeyen de yine biziz. AKP saray rejiminin ev içi emek ile bizleri hapsetmeye çalıştığı ev içi şiddetin mağdurları da. 

Evlerimizden sokağa özgürleşmeye çıkıyoruz. Erkek devlet şiddetine boyun eğmiyoruz. 

Bir kişi daha eksilmemek için 25 Kasım'da sokaklardayız.

İsyandayız! Ayaktayız!”

‘YURTTAŞLAR SALGININ İNSAFINA TERK EDİLDİ’

Konuşmasının devamında AKP iktidarının yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında toplum sağlığını korumaya yönelik bir çabası olmadığını ifade eden Baş, gelinen noktada yurttaşların salgının insafına terk edildiğini söyledi.

“Sağlık Bakanlığının açıkladığı vaka, ölüm, ağır hasta sayılarının gerçekleri yansıtmadığını biliyoruz” diyen Baş, verilerin gizlenmesi durumunda salgının yönetilemeyeceğini ve kaynakların etkili kullanılamayacağını vurguladı. 

Pandeminin bütün insanlığı tehdit ettiği koşullarda sağlık piyasanın vahşi koşullara terk edilemeyeceğini savunan Baş, özel hastanelerin COVİD-19 hastalarından para talep etmesine hiçbir şekilde göz yumulamayacağına dikkat çekti. Baş,  “Kamu sağlık kurumlarının ihtiyaca cevap veremediği her durumda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır” dedi.

Bakanlığın test politikasını da eleştiren Baş,  semptomu olmayan temaslılara test yapılmayacak diye genelge yayınlandığını ancak Erdoğan’a Saray’da haftada birkaç kez test yapıldığını söyleyerek “Yetmiyor, Erdoğan’a yaklaşacak herkese test yapıyorlar. AKP yöneticilerine, yakınlarına, futbolculara sınırsız test yapılıyor” ifadelerini kullandı.

SALGINLA İLGİLİ YAPILMASI GEREKENLER

Baş, salgının bu aşamasında yapılması gerekenlere ilişkin önerileri şöyle sıraladı:

- “2 hafta acil ve temel ihtiyaçları sağlayan alanlar dışında tam kapanma sağlanmalıdır.”

- “Tedbirler rejimin ve sermayenin ihtiyaçlarına göre değil bilimin gösterdiği şekilde halkın çıkarına göre alınmalıdır.”

- “Gerçek veriler başta ilgili bilim insanları olmak üzere tüm kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Salgın süreci, gerçek veriler ışığında bilimsel yöntemin esas alındığı, konuyla ilgili sağlık meslek örgütlerinin katılımı ile yönetilmelidir. 

- “İşçiler ücret kaybı yaşamadan çalışma süreleri kısaltılmalı, dönüşümlü çalışmaya geçilmeli, üretim planları iş organizasyonları buna göre yapılmalıdır. Ücretsiz izin uygulaması derhal kaldırılmalı. Gerçek anlamda işten çıkış yasağı uygulanmalıdır.”

- Kamuda çalışan çalışanların maaşı kesintisiz ödenmelidir. Gündelik işlerde ve özelde güvencesiz çalışan ve yoksulların tamamına kapanma süresi boyunca ihtiyaçlarını karşılayacak mali destek kamu bütçesinden karşılanmalıdır.”

- “Bunlar için kaynak var. Şehir hastanelerine ödedikleri kirayı bunun için kullansınlar, müteahhit çetelerine aktardıkları parayı bunun için kullansınlar, sermayeye aktardıkları işsizlik fonunu işçilere aktarsınlar."

‘CEZA GELİRLERİNİN BÜTÇEYE YANSIMASI 13 MİLYAR’

Açıklamalarının devamında sokağa çıkma kısıtlamasında kesilen cezaları eleştiren Baş,  Kimsenin anlayamadığı ‘yaş gruplarına göre sokağa çıkma yasağı’ uygulamasını ihlal edip yanlış saatte sokakta yakalanan vatandaşlara 3 bin 150 lira ceza kesiliyor” dedi.

Bütçede idari para cezası gelirlerinin milyarlarca liraya ulaştığını belirten Baş,  2020’nin ilk 10 ayında bütçedeki idari para cezası gelirleri 7,2 milyar lira olduğunu ve geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse yüzde 50 artış yaşandığını söyledi. Baş, idari para cezalarının yanına diğer para cezalarının bütçedeki ceza gelirinin 13 milyar lirayı bulduğunu ekledi.

‘BÜTÇE, GARİBANA KESİLEN VERGİLERDEN VE CEZALARDAN OLUŞUYOR’

“Yanlış saatte sokakta gezen emekliye maaşının iki katı ceza kesen ve o parayı bütçeye aktaran hükümetin merkezi ‘Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’, aynı bütçeden günde 11 milyon lira tüketmeyi sürdürüyor” diyen Baş, sözlerine şöyle devam etti:

Yani vatandaşa maaşının iki katı ceza kesip Saray’da gününü gün ediyor, Kıbrıs'a beş uçak kaldırılıyor, cümbür cemaat ‘piknik’ yapılıyor. Fakir fukaranın parasıyla ejder meyveli smoothie içiyorlar. Her seferinde bir benzin istasyonu yutan o konvoylar, her biri milyonluk o makam araçları…Bunlar hep o halkın parasıyla oluşan ‘bütçe’de. Bütçe, garibana kesilen vergilerden, cezalardan…”

YURTTAŞLARA ‘SİYASAL KRİZ’ UYARISI

Konuşmasının son bölümünde iktidar bloğunda siyasi krize değinen Baş, Saray Rejimi’nin yıkılacağını ve işlenilen suçlar nedeniyle halka hesap verileceğini defalarca söylediğini hatırlattı.

Son günlerde yurttaşların en az yarısının, iktidar cephesinde sarsıntı yaşandığını düşündüğünü dile getiren Baş,  bu düşünceye kendisinin de katıldığını ve Saray’da işlerin iyi gitmediğini söyledi. Bu noktada uyarılarda bulunan Baş, AKP iktidarında 18 yıldır hiçbir dönemde işlerin iyi gitmediğini anımsatarak, şunları söyledi: 

“Öyleyse şunu sormamız gerekmiyor mu, kendi kendimize? Oluşan veya bizim öyle olduğunu düşünmemiz istenen bu kaoslardan, fırtınalardan kim kazanarak çıktı? Kim kaybetti?

Bütün bunların sonunda Erdoğan neden kazandı, halk neden kaybetti? Dün sizi Abdullah Gül ile umutlandırmaya çalışanlar, bugün aynı şeyi Bülent Arınç için yapıyor.

Dün, AB’yi koruyucu melek olarak görenler, bugün Biden’dan bahsediyor. Avrupa Birliği yaptırım uygular mı, uygulamaz mı onu anlatıyor. 18 yıldır hiçbir şey anlamadıysak şunu anlamış olmalıyız. Zaman zaman küserler, zaman zaman darılırlar ama bunlar yol arkadaşıdır. Bunlar aynı yolun yolcusudur. Çete düzeninde işler böyle yürür. Borusunu öttürmek için her türlü pisliği yapanlar, sonra aynı masada buluşur! Bizim pislik gördüğümüz bu çetecilerin şanındandır!”

‘ZAVALLI ERDOĞAN MAFYA BOZUNTUSUNUN ELİNE BAKAR HALDE'

18 yıldır yapılan şeyin bugün ısıtılıp bir kez daha halkın önüne konulduğunu söyleyen Baş, “18 yılın sonunda önümüze çıkana bakın;  Çakıcı mı, Arınç mı? Mafya bozuntusuyla yobaz arasındaki kavgadan kime fayda gelir? Bir omzuna çete reisini, diğerine yobazı almış bir cumhurbaşkanının kime ne yararı olur?” sorularını yöneltti. Erdoğan’ın çaresiz durumda olduğunu savunan Baş,  Önce Batı’yı biraz rahatlatır mıyım diye Arınç’ı kameraların önüne iteledi. Bir deneme yapmak istedi.  Bahçeli görünümlü Çakıcı’nın mesajını hatırlayınca da 40 yıllık yol arkadaşını sattı. Zavallı Erdoğan, bir mafya bozuntusunun eline bakar halde. Çeteciyi, kadın katilini koalisyon ortağı yapmış” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ REFORM DEĞİL, İŞÇİNİN AYAĞA KALKMASIDIR’

Konuşmasının son kısmında yurttaşlara seslenen Baş, şu ifadeleri kullandı:

Bu panik, bu kavga sizin sayenizde oluyor.  Kavgayı bitirecek olan da sizsiniz! Umut, Arınç’ta değil sizdedir. Umut, AB’de, Biden’da değil. Umut, reform lafını duyunca ağzı kulaklarına varan, susarsak sıra bize gelir diyen ana muhalefette değil Umut metal işçisinde, maden işçisinde.

Bu kez de Saray’ı kendi haline bırakırsak, kaybeden yine biz olacağız. Çakıcı’yla ittifak kuran Erdoğan, saldırısını artıracak.  Çakalların ulumasını bastıracak olan sizin sesiniz! Açlığa mahkum değilsiniz! Boş laflara karnımız tok. Reform olmadı, olmayacak. Olsa da karın doyurmayacak. Türkiye’nin gündemi reform değil işçinin ayağa kalkmasıdır.

Çakıcı mı Arınç mı demeyin! Ya açlık, ya hep birlikte tokluk. Ya patron ya işçi. Ya çete düzeni ya devrim. Türkiye’nin önündeki denklem budur.”