Erkan Baş: Toplumsal muhalefet AKP'nin oyununu bozacaktır

TİP Genel Başkanı Erkan Baş gazeteci Çağlar Cilara'nın sunduğu Onuncu Köy adlı programda, son dönemde yaşanan Diyarbakır, Van ve Mardin'e atanan kayyumlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.



23-08-2019 16:20

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Onuncu Köy programında seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınarak yerlerine kayyumlar atanmasıyla ilgili gazeteci Çağlar Cilara'nın sorularını yanıtladı.

Sözlerine bölge halkıyla dayanışma içerisinde olduklarını söyleyerek başlayan Baş, meselenin sadece üç belediyeye atanan kayyumlardan ibaret olmadığını, iktidarın belediyelere atanan kayyumlar üzerinden asıl olarak topluma bir mesaj verdiğini belirtti.

Genel Başkan Erkan Baş, "Bize göre iktidar şunu söylemiş oldu: Siz istediğiniz kadar benim karşımda seçim kazanın, devletin imkanları, olanakları, gücü benim elimde olduğu sürece benim dediğim olur. Aslında bence, Diyarbakır, Van ve Mardin'e atılan bu adım, İstanbul seçimlerine verilen bir yanıt olarak bile okunabilir" ifadelerini kullandı. Baş, "Kendi şahsi değerlendirmem de şu: Aslında 31 Mart seçimlerinden hemen sonra bu adımı atacaklardı; fakat İstanbul'da ortaya çıkan tablo bu durumu erteledi. Toplumda meşru bulunmayacağını, geniş kesimlerin tepkisini çekeceğini gördükleri için 23 Haziran'da yeniledikleri seçimlerin sonrasını beklediler ve 23 Haziran seçimlerinin ertesi bayram tatilinin bittiği gün bu adımı attmış oldular" dedi.

'AKP'NİN VERDİĞİ MESAJ BUMERANG ETKİSİ YARATACAK'

AKP'nin bir çöküş süreci içerisinde olduğunu dile getiren Erkan Baş, "17 yılldır çeşitli masallarla, baskıyla, şiddetle, zorla Türkiye toplumunu bir şekilde teslim almayı başarmışlardı; fakat artık bu iş bitti" diye konuştu. Baş, "Bana göre mesajlardan bir tanesi de AKP kendi tabanına 'hâlâ güç bizde, istediğimizi yapabiliriz'dir; fakat siyaset her zaman böyle masa başı planlarıyla ilerlemiyor, bence hem toplumsal muhalefete verdiği mesaj hem kendi tabanına verdiği mesaj bumerang etkisi yaratacak ve tersine dönecek, tabii eğer, Türkiye muhalefeti, tüm toplumsal muhalefet güçleri buradan üzerlerine düşen görevleri yapma iradesi geliştirebilirlerse. TİP bugün bunu söylemiş oldu, meseleyi sadece üç büyükşehire, HDP'li belediyelere indirgemeyelim, burada tüm toplumsal muhalefete savaş açmış bir iktidarla karşı karşıyayız, bunun karşısında tıpkı 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde olduğu gibi tüm toplumsal muhalefet güçlerinin tavır alması gerekiyor" şeklinde konuştu.

'TOPLUMSAL MUHALEFET AKP'NİN OYUNUNU BOZACAKTIR'

Çağlar Cilara'nın, "Kayyum meselesi toplumsal muhalefette bir kırılma yarattı mı?" sorusunu cevaplayan Baş, "İktidar bir kere bunu amaçlıyor, dikkat edin daha önce de AKP benzer taktikleri uyguladı. AKP siyaseti bir nevi savaş sanatı ekseninde ele alıyor ve hep aynı taktiği yapıyor. Düşmanı olabildiğince yanlızlaştırabileceği, düşmanın çevresini ya tarafsızlaştıracağı ya da olabildiğince kendine çekebileceği hamleler yapıyor. Bakın dikkat edin, Ergenekon davalarını düşünün, o dönem KCK davalarını düşünün, o dönem Devrimci Karargah davalarını düşünün, AKP hep aynı şeyi yaptı. Birilerini birilerine 'öcü' olarak gösterip, toplumsal muhalefeti parçalamaya ve kendi iktidarını bunun üzerinden devam ettirmeye çalıştı. AKP güç kaybetmeye, çözülmeye başladığını hissettiği anda Kürtleri hedef tahtasına yerleştirdi ve 'bölücülük', 'terör' gibi 30 yılldır tekrarlanan o klasik söylemi yeniden ifade ediyor, bunun üzerinden bir başarı bekliyor. Ben bu sefer tutmayacağı kanaatindeyim. Mevcut partilerin genel merkezlerinin yaptıkları açıklamalardan daha önemlisi, o partilerin toplumsal tabanını oluşturan halk kitleleridir. Ben bugün AKP üyelerinin bile bu atılan adımı savunmakta, meşru bulmakta zorlandıkları gözlemine sahibim.Yüzde 50'nin üzerinde sandıktan çıkmış insanları kim görevden alıyor? Cumhurbaşkanı'nın atadığı bi memur olan İçişleri Bakanı. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Dolayısıyla Türkiye'de toplumsal muhalefet olarak AKP'nin oyununu bozacak bir canlılık olduğu kanaatindeyim" dedi.

KILIÇDAROĞLU'NUN SÖYLEMİ YANLIŞ

Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklamaya da değinen Baş, "Kılıçdaroğlu'nun açıklaması en hafif tabirle söyleyeceğim, bende üzüntü yaratmıştır. Hiç doğru bulmadığımız bir açıklama. En basitinden şu soruyu Kılıçdaroğlu'na sormak gerekir: Siz Adalet Yürüyüşü'nde Ankara'dan İstanbul'a kadar neden yürüdünüz? Madem bu işler sadece parlemento çatısı altında, sadece siyasetin kulislerinde, Ankara'da çözülecekse siz Ankara'dan İstanbul'a neden yürüdünüz? Ankara'dan İstanbul'a yürümek sizin için ne kadar haksa, bugün verdiği oya sahip çıkan, HDP'li yurttaşlarımız için, verdiği oya sahip çıkan HDP'li olmayan yurttaşlarımız için de sokağa çıkmak, protestolar düzenlemek de o kadar haktır. Eğer gerçekten bu iktidardan kurtulmak istiyorsan, bu iktidardan kurtulmak isteyen herkesin, siyasetin meclis koridorlarına, Ankara kulislerine sıkışmasına da isyan etmesi gerekiyor. AKP, siyaseti Saray'a sıkıştırmak istiyor, bu kabul edilebilir bir şey değil. Gerçek anlamıyla demokrasiyi, gerçek anlamıyla özgürlükler mücadelesini vermek istiyorsan sokak bunun en kuvvetli ayaklarından biridir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu'nun açıklamasına hiç katılmadığımı hatta yanlış bulduğumu söylemem gerekiyor" açıklamalarında bulundu. 

'DARBEYE KARŞI DURMAK BİR GÖREVDİR'

Son olarak Cilara'nın "Bu operasyonların devamı gelir mi? Diğer HDP'li belediyelere ya da Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlere de ya da İstanbul'un ilçelerine de operasyonlar yapılabilir mi?" sorusunu yantlayan Erkan Baş, "Bu soruya iki boyutlu cevap vermek istiyorum: Velev ki bunun devamı gelmeyecek olsun, bence yine de bu operasyona karşı durmak lazım, sadece biz bu operasyona karşı durmazsak, bunun devamı gelecek diye düşünmek, bana kalırsa doğru bir şey değil. Ortada açıkça hukuksuz, haksız, adaletsiz, gayrimeşru, gücünü sadece devlet iktidarını elinde bulundurmaktan alan bir zümrenin darbesi söz konusu. Dolayısıyla devamı gelmeyecek bile olsa bu darbeye karşı olmak, belediye başkanlarının yanında olmak, bu darbeye karşı halkın tercihinin yanında durmak bir görevdir. Fakat tabii ki biz 17 yıldır bu iktidar tarafından, bu tek adam tarafından yönetilen bir ülkede yaşıyoruz, dolayısıyla bundan sonrasının gelmesi de son derece kuvvetli" diyerek sözlerini sonlandırdı.