Erkan Baş, salgının bir aylık çarpıcı bilançosunu açıkladı

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye’de koronavirüsün tespit edildiği 10 Mart’tan bugüne kadar yaşananların bilançosunu çarpıcı verilerle ortaya döktü



10-04-2020 20:13

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye’de koronavirüsün tespit edildiği 10 Mart’tan bugüne kadar yaşananların bilançosunu çarpıcı verilerle ortaya döktü. Baş, AKP’nin virüsle ilgili Avrupa kıyaslamalarına tepki gösterirken, yeni düzenlemelerle işçilerin haklarının gasp edildiğini vurguladı.

Konuşmasına virüs sebebiyle yaşamını yitirenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Baş, 10 Mart’tan bugüne kadar Türkiye’nin belki de en stresli  1 ayını geçirdiği dile getirdi. Hızla geçen zaman içerisinde pek çok şeyin gözden kaçırılabildiğini belirten Baş, düzenlenen basın toplantısıyla geçtiğimiz bir ayın fotoğrafını yansıtmaya çalıştıklarını belirtti.

Erkan Baş’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Türkiye’nin bu salgın sürecini böyle zor ve ağır geçirmesinin temel nedeni siyasal iktidarın politikalarıdır.”

“Saray iktidarının, AKP’nin ve yandaşların “yapacak bir şey yok, dünya çapında bir salgınla karşı karşıyayız” diyerek kendi sorumluluklarının üzerini örtme girişimi kabul edilemez.”

“Sağlık sistemini halkın sağlığını korumayı değil de daha fazla para kazanmayı temel alan bir yaklaşımla yürüten bu iktidardır. Türkiye İşçi Partisi olarak, çok uzun yıllardır dünyanın büyük bir bölümünde ve ülkemizde sağlık alanındaki özelleştirmelerin karşısında durmaya çalışmamızın temel nedeni işte bugün ortaya çıkan bu tablonun yaşanmamasıydı.”

“AKP’nin Türkiye’yi getirdiği noktada, örneğin yüzde14 gibi son 100 yılın en kötü işsizlik oranlarıyla karşı karşıya kalarak salgın sürecine girdik. Bu, salgının yarattığı ekonomik ve sosyal sorunların halkımız tarafından katlanarak yaşanmasının bir nedenidir.” 

“Şu son 30 günü değerlendirmeye başlamadan önce AKP’nin 18 yıldır tek başına ve ne hukuk ne meşruiyet tanımadan yönettiği bir ülke olarak bu salgına son derece zayıf yakalanmış olduğu gerçeğinin altını kalınca çizmek gerekiyor.”

“Konuşmamın bu kısmını Erdoğan’ın iktidara gelmeden önce yaptığı bir konuşmasını aktararak tamamlamak istiyorum: Meydanlar, açız açız diye bağırıyorsa, evinin kirasını ödeyemiyorsa,suyunun parasını ödeyemiyorsa,elektriğinin parasını ödeyemiyorsa ve artık yandım Allah diyorsa bu ülkeyi bu hale bu hükümet getirmedi  mi? Biz de aynı soruyu Tayyip Erdoğan’a soruyoruz.”

"Sağlık Bakanı ilk gün, 'Bugün akşam akşam saatlerinde coronavirüs şüphesi olan bir vatandaşımızın test sonucu pozitif çıktı. (…) virüsü Avrupa teması üzerinden aldığı bilinmektedir. Dış dünyadan tamamen izole edilmiştir, hasta bir erkektir ve genel durumu iyidir. Aile bireylerinin hepsi ve yakın çevresindeki tüm bireyler bu anlamda gözetim altındadır ve her biri şüpheli kabul edilmiştir. (…) Bu ülkemizde görülen ilk vakadır. Verilere göre tane erken konmuştur virüs bulaşmışsa bu çok sınırlıdır. Ülkemiz süreç boyunca bu olasılığa hazırdı yayılmayı önleyici tedbirler alınmıştır.' demişti. Geldiğimiz aşamada durum ne? Resmi rakamlarla söylersek tespit edilmiş yaklaşık 50 bin insana bulaştığı, yaklaşık bin insanın hayatını kaybettiği bir aşamadayız.

“Burada rakam tartışması yapmak istemiyoruz. İktidarın rakamlarla açıklamaya alıştı ama bunlar rakam değil insan. 1000 insandan 50 bin insandan söz ediyoruz ve maalesef en büyük sorunumuz bu açıklamaların da güvenilirliğidir”

"Sağlık Bakanlığı süreci şeffaf yönetiyormuş gibi izlenim yaratmaya çalışmakta ancak gerçek bir şeffaflıktan asla söz edemiyoruz ve bunun tek adam rejiminin bir uzantısı olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. " 

"Tek adam yönetiminin bir uzantısı olarak böylesi bir zor süreç bile her boyutuyla sadece Saray’dan yönetilmek istenmektedir ve bunun yarattığı büyük bir sıkıntıyla karşı karşıyayız"

“Bugün Sağlık Bakanlığı övünerek test sayısının 30 bine yaklaştığını söylüyor. Bu neredeyse ilk günden beri hepimizin talebiydi ve kamuoyunda da aynı talep söz konusuydu. Bin bir gerekçe ileri sürdüler ve bugün sayının 30 binlere yaklaştığını söylüyorlar. Bu hastalık yaklaşık 3 aydır tüm dünyanın gündeminde. Madem bu 30 bin test yapılabiliyordu, ilk günden itibaren bu sayıda test yapabilecek durumda olsaydınız, olmaz mıydı? Siz bu hastalık ülkeye gelene kadar neden beklediniz? İlk günden 30 bin test yapılsaydı bugün çok daha fazla test sayısından bahsediyor olurduk."

"Türkiye önlemlerin geç alınmasıyla salgına açık hale getirildi."

"İktidarın bakış açısı şu: Ölen ölür, kalan sağlar da ucuz iş gücüdür."

"Halkın sağlığından başka bir talebi olmayan çeşitli siyasi partilerin, meslek örgütlerinin ve ilgili demokratik kitle örgütlerinin sürece katılmasının sakıncası nedir bunu anlayamıyoruz. Eğer siz bu kurumları sürecin bir parçası haline getirmiyorsanız, biz de 'Neyi saklıyorsunuz?' diye sormak durumundayız."

"Kamuoyunda ölüm sayılarının gizlendiğine dair ciddi bir güvensizlik var. İnsanlar güvenmedikleri için artık e-devlet üzerinden kendileri istatistikler çıkarmaya çalışıyor."

Tamamı turkiye.gov.tr’de yer alan verileri ele aldığımızda 1 Ocak ile 6 Mart arasındaki son 5 yılın verilerini grafik haline getirdiğimizde ölüm oranları arasında her hangi bir değişiklik yok. 6 Mart ile 6 Nisan arasındaki verileri incelediğimizde ise 16 Mart’a kadar yine son 5 yılın ölüm sayıları arasında yine stabil seyir gözlemlenirken, 16 Mart’tan sonra ne oluyorsa, 2020 yılı verilerinde ciddi bir artış görülüyor. 16 Mart ile 5 Nisan arasındaki seyri ayrıca grafikler halinde incelediğimizde bu artışı daha rahat gözlemliyoruz. 2020 yılında bir önceki yıla göre ani bir artışla 1.218 fazla ölüm gerçekleşmiş durumda!"

“İktidar, meseleyi kendi iktidarını korumak için bir propaganda konusu olarak görmekten derhal vazgeçmelidir.”

“İktidarın yapmaya çalıştığı algı yönetimi, bir şirketin reklam politikaları çerçevesinde yapılan bilgilendirmeler izlenimi yaratıyor.” 

“İktidar sürekli salgınla mücadele en kötü durumda olan ülkelerle karşılaştırma yapıyor. Onlara göre en kötüden daha iyi olursak kendimizi başarılı saymalıyız. Burada ciddi bir manipülasyon var.”

“Halkımızı ve iktidarı uyarıyoruz: Hastalığın seyri azalmıyor. Her gün hastalanan yurttaşlarımızın sayısı artıyor.”

“Halkın yaşamına mal olan yanlışlardan iktidar derhal geri dönmelidir.”

“Biz bize yeteriz diyerek toplumun düşmanlaştırılmış kesiminin karşıya alınmış ve iktidarın çok sık kullanarak benim milletim dediği ve sadece kendisine oy verenlerden oluşan o topluluğu konsolide etmeye dönük bir çalışma bizim açımızdan anlaşılır bir şey değildir.”

"Halka sadece IBAN numarası gönderip, zaten vergi alınmıyormuş gibi, zaten bu ülkede ne yaratılıyorsa bunu emeğiyle alın teriyle  yaşayan insanlar üretmiyormuş gibi  bir de bunun üstüne halkın parasını toplayıp, altına şahsının imzasının atarak halka hediye göndermek utanç vericidir."

"Memleketin gerçek sorunları var, şov yapmayı bıraksınlar. İşsizlik katmerlenmiş durumda. Aç kalmamak için, çocuklarını ailesini aç bırakmamak için çalışmak zorunda olan milyonların derdine çare üretmemiz gerekiyor.Şu anda milyonlarca insan aç kalmamak için ölüm tehlikesi ile burun buruna ancak çalışmak zorunda. İktidar bunlara çözüm bulmak yerine patronları nasıl kayırırım diye manevralar yapıyor."

"PTT ve kargo çalışanı arkadaşlarımız, her geçen gün artan riske rağmen çalışmaya zorlanıyor. Biraz buna direnmeye kalktıklarında ise kapının önüne koyuluyorlar."

İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi kentlerinde, İstanbul’da emekçilerin yoğun yaşadığı bölgelerde bu hastalığın daha çok yayılması bir tesadüf olabilir mi?

Artık anlatmaya utanıyoruz: 20 yaşından küçüklerin sokağa çıkmasına kısıtlama getirildi. Bu ülkede 16-17 yaşında olup fabrikalarda, atölyelerde sokaklarda çalışmak zorunda olan milyonlarca insan var. Bunlara bir güvence sağlayamadıkları için ne yaptılar, özel izin çıkarıp, yaşı 20’den küçük olanlar sokağa çıkmasın ama çalışanlar çıksınlar, onlar ölsünler diyorsunuz. Bu kararların altına imza atarken hiçbir yüzünüz kızarmıyor? Hiç mi utanmıyorsunuz?

“İktidar krizi “Allah’ın bir lütfu” olarak görüyor.”

“Kimsenin halka karşı suç işlemişleri, katilleri, tecavüzcüleri çıkarmak gibi bir niyeti yok ama iktidarın kendisine karşı suç işlendiyse “geber” dediğini onun dışındaki her türlü suçu işlemiş olanları ise dışarı çıkarma hedefi olduğunu görüyoruz"

"AKP döneminde cezaevlerindeki insan sayısı yüzde 600 arttı. Bu insanların büyük bir kısmı sadece iktidara yönelik söylemleri yüzünden cezaevinde." 

"AKP bu süreçte af düzenlemesini kendi yandaşları için kullanmaya çalışıyor."

 "AKP kanun yapılırken 'ben ne istersem o olur' mantığıyla hareket ediyor." 

"İnfaz düzenlemesi ile yolsuzluk, hırsızlık yapan, cinayet işleyen kişi çıkabilecek ama bu suçların haberini yapan gazeteci içerde kalacak"

"Telefonla konuşma hakkının koronavirüsle ne ilgisi var ki bunu kısıtlıyorsunuz?"

"Yurttaşa 'geber' bürokratı o mevkiye getiren, 'Cezaevindeki siyasetçiye ne olacak, bu insanlar ölsünler mi' diye sorduğumuzda 'Ölsünler' diye cevap veren zihniyettir."

 “İşten çıkarmalar yasaklanmıyor; işçilerin hakları gasp ediliyor”.

 “Yapılacak yeni düzenleme işçinin, onayı olmadan ücretsiz izne çıkarılamayacağına dair hakkını ortadan kaldıracaktır. Artık patron onay almaya gerek duymadan işçiyi ücretsiz izne çıkarabilecektir”

 “Yapılacak yeni düzenleme kısa çalışma ödeneği ile ayda en az 1700 lira alabilecek işsizleri, şimdi günlüğü 40 lira bile etmeyen bir ücretle ayda en fazla 1177 liraya mahkûm edecektir”

"AKP bu skandal uygulamalarından derhal vazgeçirilmelidir"