Erkan Baş: IŞİD artığı cihatçılar 'Suriye Millî Ordusu' diye pazarlanamaz

TİP Genel Başkanı Erkan Baş TBMM Genel Kurulu'nda konuştu. Baş burada yaptığı konuşmasında, "Türkiye adına konuşan birisinin Suriye'nin içine dönük birtakım cihadist örgütlerden devşirilen kadrolarla müdahalede bulunması bizim, bu ülke yoksullarının, emekçilerinin kabul edebileceği bir şey değil" dedi.



16-10-2019 19:57

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda konuştu.

Baş Meclis konuşmasında, Suriye'ye düzenlenen askeri harekatı, Türkiye'deki işsizlik sorunu, Kürt sorunun kalıcı çözümü hakkında görüşlerini bildirdi.

AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Millet İttifakıyla ilgili, "Millet İttifakı'nın parçalanması çok çok iyi olmuştur" sözlerine değinen Baş, "Bunun arkasında AKP'nin yaşadığı yenilgi var, bunun arkasında AKP'nin artık başka türlü iktidarını devam ettirememesi var" dedi.

Genel Başkan Erkan Baş'ın konuşması şu şekilde:

Bu dönemin başından bu yana bu Parlamentonun bir gerçeği var. Grubu bulunmayan partiler var ve bunların da söz hakkı olmalı diyoruz. Bu ciddiye alınıp gerekli adımlar atılmadığı zaman böyle tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu, bir kez daha İç Tüzük'ün düzenlenmesi konusundaki ihtiyacın ne kadar acil olduğunu gösteriyor.

Sevgili arkadaşlar, biz burada kendi adımıza bir söz talebinde bulunmuyoruz. Bakın, mesele nedir? Örneğin çok önemli, olağanüstü bir konuyu tartışıyoruz ve ben bu saate kadar süren tartışmaları izledim. Bu ülkenin yüzde 99'unu oluşturan, emeğiyle ve alın teriyle yaşayan emekçiler, yoksul halk bu süreç hakkında ne düşünüyor; bu Suriye meselesi bunlar açısından ne anlama geliyor, buna ilişkin bu kürsüden tek bir laf edilmemiş oldu. Dolayısıyla bu sözlerin burada söylenmesi gerekiyor. Bu ülkede işçiler var, emekçiler var ve biz, Türkiye İşçi Partisi olarak bunları temsil etme iddiasıyla buradayız. E şimdi bunu ifade edemeyeceksek bu Parlamentoda bulunmamızın bir anlamı kalmıyor.

Değerli arkadaşlar, bu açıdan uyarılarımızı ve sorunun çözümüne ilişkin önerilerimizi dile getirmeyi tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz ve başlarken şunu söyleyeyim: Eğer bunlar ciddiye alınmazsa sorumluluk büyük ölçüde iktidarındır ama bunun vebalini ülkemizin bütün halkları, bütün emekçileri, bütün yoksulları hep beraber yaşayacağız.

AKP'NİN YAŞADIĞI YENİLGİ

Dolayısıyla ben tabloyu bir kere tersine çevirmeyi öneriyorum sizlere. AKP tarafından sürekli olarak pompalanan bir tez var, deniyor ki: "Bu, millî mesele. Biz burada siyaset yapmayalım, hep beraber bakalım." Aslında bu çok iyi bir taktik. Sonuçta ortada bir başarısızlık olduğunda bu hepimizin başarısızlığı oluyor ama bir başarı olduğunda, işte bir fetih olduğunda, bir millî zafer kazanıldığında Tayyip Erdoğan bu zaferin kahramanı ilan ediliyor. Bir kere bu oyunu bozmamız gerekiyor. Bunu da biz söylemiyoruz. Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanı hemen operasyon başladıktan sonra? "Millet İttifakı'nın parçalanması çok çok iyi olmuştur." diyor. Şimdi, tabii, Millet İttifakı'nın akıbeti ne olacak? O, arkadaşlarımızın sorunu ama meselenin iç siyasete alet edildiğine ilişkin bir şeyi söylememiz gerekiyor ve bunun arkasında ne var? Bunun arkasında AKP'nin yaşadığı yenilgi var, bunun arkasında AKP'nin artık başka türlü iktidarını devam ettirememesi var. Bunun altının kalınca çizilmesi gerekiyor.
İkincisi değerli arkadaşlarım, bakın, Türkiye emperyalistlerin paylaşım haritalarını yırtarak kurulmuş bir ülkedir. Dolayısıyla şimdi bir Suriye haritası çıkartıp "Biz bu bölgeyi egemenliğimiz altına alacağız." demek bu ülkenin tarihine yakışmamaktadır. Biz tam tersini yapmış, başkalarının bizimle ilgili çizdiği haritaları parçalamış bir ülkeyiz. Dolayısıyla Suriye'nin kuzeyinde bir siyasi egemenlik alanını temsil eden bir bölge kurulmasını, bir başka ülkenin parçalanması sürecinin parçası olarak görürüz ve bunu kesinlikle yanlış buluruz.

'IŞİD ARTIĞI CİHATÇILAR, 'SURİYE MİLLİ ORDUSU' OLARAK PAZARLANAMAZ'

İkincisi: Bakın, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği gibi emperyalist ülkelerin belirli bölgesel planları olduğu açıktır. Bu akan kanda bunların öncelikli sorumluluğu olduğunu vurgulamak gerekiyor. Biz yayılmacılığa karşı durmuş bir halkın çocuklarıyız ve bu emperyalistlerin kirli politikalarından öğrenmeye ihtiyacımız yok, bunun altını çizmemiz gerekiyor. Bakın, biz ABD şu kadar silah gönderdi diyoruz, peki, bizim tırlarla giden silahlarımız ne olacak? Bunu mu öğreneceğiz emperyalistlerden? Bunu reddetmemiz gerekiyor.

Üçüncüsü, değerli arkadaşlar, El Kaide, IŞİD artığı cihatçıların "Suriye Millî Ordusu" diye pazarlanması Türkiye Cumhurbaşkanının işi olamaz. Bakın, ben AKP Genel Başkanı kendisine neyi yakıştırır, neyi yakıştıramaz bilmiyorum ama uluslararası arenada Türkiye adına konuşan birisinin Suriye'nin içine dönük birtakım cihadist örgütlerden devşirilen kadrolarla müdahalede bulunması bizim, bu ülke yoksullarının, emekçilerinin kabul edebileceği bir şey değil.

Örneğin, değerli arkadaşlar, şimdi, İsrail meselesini tartışıyoruz, Filistin meselesini tartışıyoruz bölgeyi tartıştığımızda. Buyurun, İsrail'le bütün askerî, siyasi, ekonomik anlaşmaları iptal edelim. Filistin davasına sahip çıkacaksak, bölgede barış istiyorsak yapılması gereken ilk iş bu ama bunları yapmak yerine IŞİD artıklarıyla, El Kaide artıklarıyla sözde millî ordular oluşturuyoruz. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.

TÜRKİYE'NİN GERÇEK SORUNU: İŞSİZLİK

Değerli arkadaşlarım, bakın, gerçek sorunları var bu memleketin. Nedir gerçek sorun? Artık verdiği veriler şaibeli olan Türkiye İstatistik Kurumu bile dün diyor ki… Türkiye'de resmî işsizlik yüzde 13,9 olmuş, genç işsizlik yüzde 27'ye çıkmış ve bu ülkede insanlar konuşamıyorlar. Bakın, yargı reformu tartışması yapıyoruz. Niye yapıyoruz bu tartışmayı? İktidar bile şunu kabul etmiş: "Bu memlekette insanlar artık özgürce düşüncelerini ifade edemiyorlar, en azından bir makyaj yapalım." demek istiyorlar.

Bir sözü hatırlatmak istiyorum: Zamanında "Türkiye'nin en değerli ihraç malı askeridir." denmişti. Bu kürsüden şunun söylenmesi gerekiyor: Bu ülkenin gençlerinin, askerlerinin iktidarın siyasi çıkarlarının aleti olmasına, değerli bir propaganda malzemesi olarak kullanılmasına geçit verilmemesi gerekiyor, Parlamentonun bu konuda tavır alması gerekiyor.

'KÜRT SORUNU DİYALOG YOLUYLA ÇÖZÜLMELİ'

Değerli arkadaşlar, sonuçta vardığımız nokta ne? Acil, derhâl bir çözüm planı uygulamamız gerekiyor. Henüz geç değilken Türkiye'nin ve bölgenin güvenlik sorunlarına son vermek üzere bize göre bu harekât derhâl sonlandırılmalı, Türkiye'nin sınır güvenliği gözetilerek tüm askerler ülkeye sağ salim döndürülmelidir.

İki, Şam'la doğrudan temas kurularak hem ülkemizdeki sığınmacıların sorunlarına hem de bölgeye ilişkin ortak bir çalışma yürütülmelidir.

Üç, bu vesileyle, bir kez daha ne kadar yakıcı bir sorun olduğunu gördüğümüz Kürt sorununun, şeffaf, eşitlik ve adalet temelinde, uluslararası güçlere mecbur kalmadığımız bir diyalog yoluyla çözülmesi için inisiyatif almamız gerekiyor.

Yaşasın barış!