Erkan Baş: Erdoğan nasıl patronların yanındaysa, biz de işçilerin yanındayız

3. havalimanı işçilerine yönelik suçlamalara ilişkin konuşan Baş, "İşçilerin isyanı kesinlikle haklı bir isyandır. Ortada bir provokasyon varsa bunu yapan patron ve devlet görevlileridir" dedi.



20-09-2018 19:45

İleri Haber

TİP Kurucu Meclis üyesi ve HDP İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV’de Çağlar Cilara’nın konuğu oldu. Baş programda, 3. havalimanı işçilerinin eylemlerine ve ilk günden beri yakından takip ettiği gözaltı ve mahkeme sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

‘CİDDİYE ALINMASIN’

Programın başında Cilara’nın bugün çıkan “HDP’den ayrılma” haberlerine ilişkin sorusu üzerine bir açıklama yapan Baş, şu ifadeleri kullandı:

Eğer burada amaçlanan, HDP’de bir iç karışıklık olduğu algısı yaratmaksa, biz bu oyunu bozacağız. Bizim HDP’yle seçim öncesi yaptığımız görüşmeler tartışmalar bir pazarlık değildi. Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma en etkili ve devrimci, ezilenlerin çıkarlarına ise en uygun nasıl tutum alınması gerekir tartışmasıydı. Buna uygun bir yaklaşım geliştirdik ve Meclis’e girdik.

Gerektiği zaman bu mücadeleyi daha da büyütecek nasıl bir düzenleme yapılacaksa iki partinin organları buna karar verecek.

Bunun da açıklaması yapılacak. Biz siyaset tarzı olarak halka karşı açıklığı ilke edinmiş siyasetçileriz. Karar aldığımızda bu HDP tarafından da TİP tarafından da kamuoyuna duyurulacaktır. Ben bu haberleri anlıyorum ama ciddiye alınmaması gerektiğini söylüyorum.

O yüzden hem HDP’nin, hem TİP’in resmi kaynakları dışında yapılan açıklamalar dışında hiçbir haber ciddiye alınmasın. Zaten Türkiye’nin de gündemi bu değil.

‘PROVOKASYONU YAPAN PATRONLAR VE DEVLET GÖREVLİLERİDİR’

3. havalimanı inşaatında işçilerin iş bırakma eyleminin başladığı ilk günden itibaren süreci yakından takip eden Baş, işçilerin isyanın kesinlikle haklı bir isyan olduğunu söyledi. Baş, “Eğer ortada bir provokasyon varsa, bu provokasyonu yapan patron ve devlet görevlileridir. İşçiler insanca yaşam koşullarına sahip olsaydı, hangi provokasyon olursa olsun sonuçsuz kalırdı” dedi.

‘24 SAAT ORADA ÇALIŞSIN, MAAŞINI KENDİ CEBİMDEN VERECEĞİM’

Fatih Altaylı'nın işçilerle ilgili tepki toplayan ifadelerine de değinen Baş, şunları söyledi:

“24 saat o şantiyede yatmasını rica ediyorum. Gitsin 24 saat o iş koşullarında çalışsın. Şu anda aldığı aylığı ben kendi cebimden vereceğim. Orası Nazi kampı gibi.

Orada çalışmak zorunda olmayan hiç kimsenin çalışamayacağı koşullar var. Oradaki koşullar iğrenç. Gittim, kapısından gördüm, Kamyon kasalarında kurbanlık koyun gibi işçiler taşınıyor.”

‘İŞÇİLER İLK DEFA BUGÜN İSYAN ETMEDİ’

İktidar medyası tarafından işçilerin haklı talepleri ve direnişini karalamak için, eylemlerin zamanlaması hakkında yapılan haberlerle ilgili de konuşan Baş, şöyle devam etti:

“İşçiler ilk olarak bugün isyan etmedi. Yıllardır çeşitli zamanlarda oradan çeşitli sesler yükseliyor. Ama patronlar daha önceki durumlarda sendikal örgütlenmenin önünü kestiler. Sendikalı olan işçiler işten çıkarıldı.

Patron işçiyi yasa dışı biçimde çalıştırıyor ve bunu işçinin üstünde bir sopa olarak gösteriyor. Biz odamızda bir sivrisinekle yaşayamıyoruz. İşçiler orada aylarca tahtakurularıyla yaşıyorlar.”

‘İDDİANAMEDE ‘TERÖR’ SUÇLAMASI YER ALMADI’

Savcılık tarafından işçilere yönelik hazırlanan iddianamede, eylemlilik sürecindeki suçlamaların yer almadığını da belirten Baş ”Bakanlık ‘provokasyon’ diyor, sözde köşe yazarlarından bazıları ‘provokasyon’ diyor, ‘terör’ diyorlar. Açın savcılığın hazırladığı iddianameyi, açın mahkeme kararını işçilere yönelik bir terör suçlaması yok ki. İşçilere ‘eylem yapmak’, ‘iş güvenliğini tehlikeye atmak’, ‘kamu malına zarar vermek’ gibi yöneltilen suçlamalar var. Şeklinde konuştu.

‘29 EKİM’DE ORADA BİR REKLAM FİLMİ ÇEKİLECEK’

Baş, 29 Ekim’de havalimanının vitrinin açılacağını ve ardından inşaatın süreceğini söyledi. Baş “29 Ekim’de bir reklam filmi çevrilecek orada, sonra da inşaat devam edecek” dedi.

‘YESİNLER SİZİN DÜZENİNİZİ!’

Baş, kendilerine yöneltilen ‘provokasyon’ suçlamalarına yönelik ise şunları söyledi:

“Bize diyorlar ki ‘oraya gittiniz provoke ettiniz’. Ben de diyorum ki oraya gitmeyen milletvekili suçludur. Bu halk bizi neden milletvekili seçiyor? ‘Haksızlığa uğradığımda hakkıma sahip çık ey vekil’ diyorlar. Bir milletvekilin 3. havalimanı inşaatına gitmekten daha önemli ne işi olabilir?

Erdoğan ABD’li patronlarla toplantı yapınca suç olmuyor, biz hakkını arayan işçilerin yanına gittiğimiz için provokatör oluyoruz. Yesinler sizin düzeninizi!”

‘TUTUKLAMALAR DİĞER İŞÇİLERİ TEHDİT İÇİN KULLANILIYOR’

Baş işçilerin tutuklanmasının, havalimanı inşaatındaki diğer işçilere bir baskı aracı olarak kullanıldığı söyledi. Baş, şöyle konuştu:

“24 arkadaş haksız hukuksuz biçimde tutuklanmış durumda, bu arkadaşların derhal serbest bırakılması lazım. Bu durum diğer havalimanı işçileri için sopa olarak kullanılıyor. Oradaki 38 bin işçiye bu vesileyle diyorlar ki: ‘Eğer bu havalimanını zamanında bitirmezsen seni tutuklarım.’ İşçi de diyor ki “Tutuklanan arkadaşım da suçsuzdu, gerçekten yapabilirler”

İşçileri sopayla baskıyla şiddetle hizaya sokmaya çalışmasınlar. Emekçilerin şöyle bir özelliği vardır; sonuna kadar sabrederler. Ama öfkeleri taşarsa olay başka bir boyuta taşınır.”

‘ŞİRKET YAVAŞ YAVAŞ TALEPLERİ KARŞILIYOR’

Baş, konuyla ilgili açıklamalarının son kısmında hak arayan işçilerin ‘provokatör‘ ilan edildiğini ancak İGA yönetiminin şu an işçilerin taleplerini yavaş yavaş karşılaşmaya başladığını söyledi. Baş, “Şirketin buna mecbur” dedi.

‘ERDOĞAN PATRONLARIN, BİZ İSE İŞÇİLERİN YANINDAYIZ’

İşçilerin sesinin duyulmadığını ekleyen Baş, iktidarın tüm işçi sınıfına saldırdığını ifade ederken, şöyle devam etti:

“Cargill işçileri, Yeşil İnşaat işçileri buna örnektir. Şunu görmek lazım; Türkiye’nin iktidar tarafından sürüklendiği ekonomik krizin bedelini yoksullara, işçilere ödetmek istiyorlar. Bunun halk üzerinde yaratacağı etkinin de bir patlamaya gidebileceği iktidar tarafından görülüyor. O yüzden her yerdeki hak arama mücadelesini şiddetle, baskıyla, zorla örtmeye çalışıyorlar.

Biz de buna izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz. Erdoğan nasıl patronların yanında duruyorsa, biz de işçilerin yanında duruyoruz.”