Erkan Baş: Bu bütçe 'kuru ekmek bütçesi' olarak tarihe geçti

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüşmelerine ilişkin yaptığı konuşmada, AKP’nin ‘19 yıldır halkın bütçesini yaptığı’ iddialarına yanıt verdi.



19-12-2020 00:00

İleri Haber 
 

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis Genel Kurulu’nda süren bütçe görüşmelerinde konuşma yaptı. Baş, AKP Grupbaşkanvekili Özlem Zengin’in ‘yasaksız Türkiye’ iddialarına ve AKP’li vekillerin ‘19 yıldır halkın bütçesini yapıyoruz’ söylemlerine karşın, eğitim, barınma ve sağlıkta gelinen nokta üzerinden örnekler verdi.

Baş’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

On iki gündür burada tartışıyoruz, AKP grubu özetle şunu söylüyor, diyor ki: "Pek Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Genel Başkanımız, o kadar mükemmel bir bütçe hazırlamış, göndermiş ki 600 tane milletvekili iki buçuk aydır uğraşıyoruz, bir tane eksik virgül bile bulamadık." Söyledikleri şey bu.

AKP Grubu adına yapılan konuşmanın tutanağını aldım, onunla geldim. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki AKP bence gerçekten kendisini muhalefete hazırlamaya başlamış. Sürekli burada muhalefetin eleştirilerine yanıt veriyor. Bakın değerli arkadaşlar, bazen şöyle şeyler olur, tarih böyle gelir, bir ana sıkışır, o sıkışma anında bir söz her şeyi özetler.

Bu bütçe, "kuru ekmek bütçesi" olarak tarihe geçti. Yani siz bu millete kuru ekmek yiyeceksiniz." demiş oluyorsunuz.

Özlem Hanım burada masal anlatmış, alkışlar var arkasında. Şimdi, kurşun asker tanımına girmeyeceğim; hangi davanın peşinden gittiği önemli insanların. Mesela, bir suç ortaklığıyla birbirine bağlılara da kurşun asker dendiğini biliyorum ama o tartışmalara burada girmeyelim.

Sayın Özlem Zengin, kendisini de göstererek "Yasaksız bir Türkiye" demiş. Arkadaşlar, yasaklar sadece sizin için kalktığında sorun bitmiyor ki. Bakın, Türkiye'de işçiler sendikalaşamıyorlar. İşçiler Özlem Hanım ile görüşmeye geldiler; çıkınca dışarıda konuşamadılar, polisten dayak yediler. Yasaklar işçiler için devam ediyor mu?

Tek adam meselesinde bir kere bir hukukçunun "Her şeye karar veren bir kişi vardır." demesini çok büyük bir şaşkınlıkla izledim. Yasama, yürütme, yargı diye üç ayrı organın varlığından haberdar mıyız? Bunların hepsinin 1 kişiye bağlı olması kabul edilebilir bir şey midir? Ben, bunun kabul edilebileceğini düşünmüyorum.

Bugün Kavala davası görüldü. İrfan Fidan, daha Yargıtay’da bir tane dosya açmadan Anayasa Mahkemesi’ne seçildi. Şimdi, bunlar bir tek adam rejimine işaret ediyor mu? Bence ediyor. Özlem Zengin diyor ki: "Bütün siyasi partilerde genel başkan vardır, birisi karar verir." ve Özlem Hanım demiş ki: "Her yerde bir son karar veren vardır." mesela Sayın Binali Yıldırım'a soralım: Siz Genel Başkanlık yaptınız, Başbakanlık yaptınız, siz de son kararı veriyordunuz doğru mu? Peki, Davutoğlu'nu niye sormuyorsunuz Özlem Hanım? Davutoğlu, Genel Başkanlık yaptı, Başbakanlık yaptı, kararları kim veriyordu? Eleştirdiğimiz şey bence bu, bunu görmemiz gerekiyor.

Ben diyorum ki bu memlekette maalesef parası olana her şey serbest; yoksula, emekçiye, garibana ise yasaklar aynı biçimde devam ediyor.

Bu bütçeyi illa bir masalla anmak gerekiyorsa bana göre bu bütçe masal açısından tarihe Pinokyo bütçesi olarak geçer. Bugün itibarıyla Pinokyo bütçesi olarak adlandırmamız mümkün.

Bazen bir gerçek yüzlerce yalanı yıkar gider. Özlem Hanım dedi ki: "Sandık varsa diktatörlük yoktur." İşte, Hitler'in sandık sonuçları. Ya Hitler de diktatör değil ya da Türkiye'de sandık olmasına rağmen, birilerine diktatör diyebiliyoruz, böyle gözüküyor.

Var mısınız -hadi yürek testi yapalım- diyorum ki bütün özel hastaneler devletleştirilmelidir. Sağlığın parayla alınıp satılması mı olur? Hiç vicdanınız sızlamıyor mu? Birisi hasta, parası olmadığı için beş yıldızlı otel gibi hastaneye gidemiyor. Ama Sağlık Bakanının, sağlık hastaneleri zinciri sahibi olduğu bir yerde siz, özel hastaneleri devletleştiremezsiniz, kamulaştıramazsınız. Ben söylüyorum, bir işçi iktidarında bütün özel hastaneler devlete ait olur, parası olan da parası olmayan da beş yıldızlı otel gibi hastanelerde tedavi olur. Var mısınız?

Parası olmayan çocuğunu okutamıyor, parası olan çocuğunu en lüks okullara gönderiyor; bale alıyor, bilgisayar eğitimi alıyor, kodlama öğreniyor, yazılım öğreniyor, yabancı dil öğreniyor, parası olan çocuğunu Amerika'ya gönderiyor, parası olan Avrupa'ya gönderiyor, parası olmayan okutamıyor. Ben de diyorum ki halkın bütçesi iddian varsa eğitimi özelleştirmeyeceksin arkadaş. Bütün özel okulları devletleştireceğiz; halk çocukları, emekçi çocukları da özel okul imkanlarında okuyacaklar. Buna niye isyan ediyorsunuz? İlla sizin çocuklarınız mı özel okulda okuyacak sadece? Bu halkın çocukları okuyamayacak mı?

Her insan güvenli, mutlu, huzurlu bir evde oturma hakkına sahiptir. Bu bir insan hakkıdır. Herkes bir ev sahibi olma hakkına sahiptir. Ama Türkiye şöyle bir ülke: Ev sahibi olmak için yıllarca bankaya faiz ödüyorsun, müteahhitleri zengin ediyorsun, kırk yıl çalışıyorsun, bir ev sahibi olmadan hayatını kaybediyorsun. Bu, insan onuruna yakışmayan bir durumdur.

Maalesef, memleketi o hâle getirdiniz ki memleketin dertlerini beş dakika değil, on beş gün anlatsam bitmeyecek.

O yüzden, kısa ve özet bir yaklaşım sergileyelim. Bir tercih yapmak zorundayız, her insan bir tercih yapacak: Ya emeğin, alın terinin, yoksulun, emekçinin yanında olacağız ya da para babalarının yanında olacağız; başka bir çaremiz yok. Bu bütçe para babalarının yanındadır. Bu bütçe tuzu kuruların bütçesidir. Bu bütçe, maalesef, tarihe "Pinokyo bütçesi" olarak geçecektir.