Erkan Baş: Bıktık, utanıyoruz....

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de yapılan kapalı oturuma ilişkin basın açıklaması düzenledi



03-03-2020 19:00

İleri Haber

 

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de düzenlenen kapalı oturum ve gündeme dair değerlendirmelerde bulunduğu bir basın toplantısı gerçekleştirdi. 

Baş'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: 

"Bugün TSK bir örgüte, bir gruba değil, uluslar arası hukukun resmi bir devlet olarak kabul ettiği bir ülkeye, o ülkenin topraklarında o ülkenin askerlerine karşı bir savaşa sürüklenmektedir."

"Bugün genel kurulda şu an devam eden toplantı siyasi olarak büyük bir yanlıştır. Siyasi olarak büyük bir yanlış olduğu kadar hukuksuzdur da. AKP yönetiminin hukuk tanımazlığını olağanlaştırmak, hepimizin bu olağan dışılığı normal karşılamamızı isteğini biliyoruz."

"Anayasaya göre meclis ancak savaş halinde bir kapalı oturum gerçekleştirebilir. Fakat meclisimizin bir savaş kararı yok. Aynı anayasa savaş kararını sadece ve sadece TBMM’ye veriyor. Oysa bugün iç tüzükle hiç alakası olmayan bir anayasa maddesiyle böyle bir oturum kararı verildi."

"TBMM’de önce kapalı oturumun tartışılması talebimiz bile kabul edilmedi. Meclisin önce bu oturumla ilgili bir usul tartışması gerektiğini söyledik.  Bu usulün de kapalı oturumla yapılacağı kararı çıktı."

"Halktan bu kadar korkacak ne var?"  diye soruyoruz. Neyi gizliyorsunuz bu ülke halklarından? İnsanları siyasi çıkarlarınız için ölüme gönderirken, emirler verirken, şehitlik konuşmaları yaparken hiçbir şey yok ama  burada (Suriye’de) niye bulunuyoruz, burada ne yapacağız, burada neden öleceğiz sorularına her hangi bir yanıt veremiyorsunuz. Bu yanıtı sadece meclisteki milletvekilleri kendi aralarında konuşabilir, halkın bunu bilmesine gerek yok diyorsunuz."

"Sizin bütün siyasi hayatınız, halkı sadece bir nesne olarak kullanmaya kilitlenmiş. Halkı hiçbir zaman önemli ve değerli bir özne olarak görmediniz ki. Oy istediğiniz zaman halk var ölüme göndereceğiniz zaman halk var ama halkın geleceğini tartışmak istediğinizde halkın bunları bilmesine gerek yok diyorsunuz. Biz zaten bu siyasal düzeni altüst etmek için, halkın iktidarını kurmak için, halkın siyasetin esas söz söyleyicisi olması için bu meclise girdik. Biz bu parlamentoya girerken halkın taleplerini düşüncelerini meclise taşıyacağız, halkın kendisini parlamentoya taşıyacağız dedik. Siz halktan kaçırmaya çalışıyorsunuz ve bizi bu suça ortak etmeye çalışıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir"

"Anayasanın iç tüzüğün tüm hukuk normlarının ayaklar altına alınmasının bir tek nedeni var: Halkımız ne için öldüğünü bilmesin. Buna isyan ediyoruz işte. Bu yoksul emekçi çocuklarını ölüme gönderip kendileri saraylarda ankarada rahat içerisinde konuşmaya devam ettikleri sürece buna izin vermeyecek bir güçle karşılaşacak, TİP bunu temsil ediyor."

"Böylesine önemli günlerde halk meclise gelmek milletvekilleri ile konuşmak ister. Ama bugün ortada hiçbir şey yokken saat 12.00 civarında bir karar alındı ve genel kurul salonuna ve kulislere milletvekillerinden başka kimse girmeyecek. Daha sonra yazılı olarak alınmamış bir karar fiilen uygulamaya geçiriliyor. TİP üyeleri, dostlarımız, işçiler, emekçiler bizimle bu konuyu konuşmak için bu toplantıyı yaptığımız salona girmek istiyorlar, iktidar elindeki güçlerini kullanarak halkın bu salona girmesini engelliyor. Neden korkuyorsunuz bu halktan? 500 metre yarı çapınıza girdiği zaman bu insanlar düşünemiyor musunuz, konuşamıyor musunuz? O zaman fikirlerinizden vazgeçin. Yaptığınız işlerden vazgeçin. Biz halka rağmen, halka karşı hiçbir şeye izin vermeyeceğiz. Bu ülkede ne olacaksa son sözü halk söyleyecek biz de o sözün temsilcisi ve taşıyıcısı olacağız."

"Sanki kapalı oturumda çok gizli bilgiler vereceklermiş gibi bir mistisizim yaratıyorlar. Madem olağan dışı bir durum vardı 5 gündür niye bekliyorsunuz? 5 gündür insanlar gerçek bilgilere ulaşmak istiyorlar. Yüzünü devlet yetkililerine bakanlara cumhurbaşkanına dönmüş, meclisteki milletvekillerine soruyorlar: ne oluyor, bizim çocuklarımız neden ölüyor hiçbir yanıt vermiyorsunuz. Olağan toplantıda konuşuruz diyorsunuz. Olağan toplantınızı da kapalı oturuma çeviriyorsunuz."

"İktidar elindeki medya gücüne güveniyor. Nasıl olsa elindeki o yandaş medya sayesinde ne kadar büyük zaferler kazandığımızı,  kaç bina yıktığımızı kaç tank imha ettiğimizi kaç uçak düşürdüğümüzü, nasıl büyük kahramanlıklar yaptığımızı rahat rahat anlatacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Olanaklarımız sınırlı olabilir. Sadece kendi ağzımız kalsa, sadece insanlarla yüz yüze konuşmak durumunda bile kalsak, gerekirse kapı kapı, işyeri işyeri  okul okul gezeceğiz ve bu savaşın haksız bir savaş olduğunu söyleyeceğiz. Bu savaş haksız bir savaştır. Bu savaşta bu ülkenin evlatlarının ölmesinin hiçbir anlamı yoktur. İktidar kendi kişisel çıkarları için, iktidar koltuğunda ne olursa olsun oturmak için bu ülkenin emekçilerini gençlerini savaşa sürüklemektedir. Bütün bunları bu açıklıkla konuşamayacakları için kapalı kapılar ardında konuşuyorlar. Konuştuklarının bu ülkenin ve halkın gerçekliği ile hiçbir ilgisi olmadığını biliyorlar. Çünkü şuna cevap veremiyorlar:

-Saray iktidarını Suriye’de ne işi var?

-Orada işbirliği yaptığı cihatçı güçlerle, maalesef IŞİD ve el Kaide artıklarıyla, bunları ABD'nin yarattığı gerçeğiyle yüzleşmek istemiyorlar.

 Bunların NATO tarafından silahlandırılmış eğitilmiş ve Suriye'yi parçalamak üzere görevlendirilmiş bu cihatçı artıkları İsrail tarafından desteklendi. Halkımızın bunları bilmemesi mi gerekiyor? Suudi Arabistan Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın da desteği var. Erdoğan saldırı emri verdiğinde İsrail'in eli kanlı, ırkçı başbakanı Netanyahu'nun Suriye topraklarını aynı saatlerde vurma emri verdiğini bu halk bilmesin mi? Her yerde söyleyeceğiz, engelleyemeyecekler. Buradan açıkça Erdoğan'a sesleniyoruz. “Senin tarafın belli, senin dostun trump, platonik aşkın Netanyahu hep birliktesiniz. Bu yürüttüğünüz kanlı savaşlar Filistinlileri yalnızlaştırıyor. Araplara, Kürtlere, Türklere ve farslara ölümden başka hiçbir şey vaat etmiyor."

"Erdoğan komşumuz bir ülkeye NATO güçlerini davet ederken, Libya'da desteklediği hükümet de 'ABD gelsin burada üs kursun,  bizi burada korusun' diyor. Bundan ala bir işbirlikçilik olabilir mi?"

"Ortadoğu'da ya da Balkanlar'da NATO bir ülkeye müdahalede bulunuyorsa o ülkede halkların geleceği mutlaka kararmaktadır.  Bu yüzden biz tüm bölge halklarının barış ve kardeşlik içinde yaşaması için hem ABD'ye hem de tüm emperyalist güçlere defolun diyoruz."  

"Maalesef bu kirli politikaların bedelini de  Türkiyenin emekçi halkları ödüyor. Resmi kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre Suriyedeki çatışmalarda şu ana kadar  290 TSK mensubu hayatını kaybetmiş. Bize gelen bilgiler bu rakamların çok daha yüksek olduğunu söylüyor. O yüzden buradan halk adına soruyoruz. Bu en hassas konuda bile yalan söylemeye devam mı edeceksiniz? NATO'yla hangi pazarlıkları yapıyorsunuz?"

"Erdoğan daha önce Suriyenin kuzeyinde oluşturmak istediği bölge için, 'Bölgenin petrol kaynaklarını kullanabiliriz' demişti. Soruyoruz: AKP iktidarının gözü Suriyenin toprağında mıdır, petrolünde midir, yoksa her ikisinde birden midir?  

"33 insanın hayatını kaybettiği günün sabahına Putin'i, Trump'ı arayıp petrol muhabbetleri yapanları,dolar muhabbetleri yapanları, bunlarla övünerek kahkahalarla alkışlananları izlemekten bıktık, utanıyoruz."

"MSB'ye ayrılan 53 milyarlık bütçenin, Cumhurbaşkanlığı'nın örtülü ödeneğine ayrılan 14 milyarlık bütçenin, ılımlı İslamcı diye pazarlanan cihatçılara harcanıp harcanmadığına dair bilgi istiyoruz."

"Bir de bu ılımlı İslamcılar kime karşı ılımlı? ABD ye mi emperyalistlere mi ılımlıdır. Öldüğünde bayrakları yarıya indirdikleri Suudi kralına mı ılımlı? Bunların ılımlı dediği emperyalizmle uyumlu olanlardır. Biz bu emperyalizmle uyumlu işbirlikçilerle Türkiye'nin adının yan yana anılmasını bile kabul edemiyoruz."

Buradan basın emekçileri aracılığıyla yurttaşlarımızı uyarıyoruz: emperyalist güçler ve maalesef ülkemizdeki işbirlikçileri ortadoğuda israili ve körfezin petrol zengini krallıklarını gözeten bir dış politikayla ülkemize jandarmalık yaptırmak istiyorlar. Bu politikaların sonucunda, Filistinli, İranlı kürt, arap ve bu ülkelerdeki diğer ulustan her halk Türkiyeyi düşman beller. Biz buna göz yumamayız. Biz bu halkları düşmanımız olarak değil kardeşimiz olarak görüyoruz. Bu politikalara devam etmekte ısrar ederseniz Türkiye ya bir hedef haline gelir ya da bir çatışma bölgesi haline gelir. Biz bunu izin vermeyeceğiz. İktidar aklını yitirmiş bir şekilde sürekli mazaretler üretip halkta savaşa karşı biriken öfkeyi sindirmek ve iktidarını sağlamlaştırmaya bir vesile haline getirmeye çalışıyor."

 

"Tarihi bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde insanlık büyük bir sınav veriyor. Günlerdir ülkemizin Yunanistan sınırında belki de insanlık tarihinin en büyük dramlarından birisi gözlerimizin önünde yaşanıyor. Berlin'i Atina'sı Ankara'sıyla bütün NATO güçleri Suriyede yarattıkları insanlık dramını üzerlerinden atmaya çalışıyor. Lanet olsun bunların insanlığına. Tayyip Erdoğan üç gün önce sığınmacıları kastederek 'Avrupaya karşı bütün kozlarımızı kullanacağız' demişti.  Milyonlarca insanın sadece bir siyasal koz olarak görülmesinin bundan daha açık bir itirafı olabilir mi? Bunların konuşulmadığı bir toplantı bizim için anlamsız."

MECLİS'E ALINMAYAN YURTTAŞLAR TİP İL BİNASINDA TOPLANDI

TBMM'de yapılan kapalı oturumu reddederek genel kurulu terk eden TİP milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay, genel kurul dolayısıyla meclise girişleri yasaklanan yurttaşlarla TİP Ankara İl binasında bir araya geldi. 

TİP Genel Başkanı Baş yurttaşlarla yaptığı sohbette, "Herkes savaş konusunda hiçbir şey yapmazken TİP, mecliste halkla buluşacakken; Meclis ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü alarma geçti ve bu eylemliliğimiz bile ses getirdi" dedi.