Erdoğan’ın açıklamasıyla ilgili Twitter’da 'yav he he' yorumu yapan gazeteciye 'cumhurbaşkanına hakaret' davası

Erdoğan'ın Suriye açıklaması paylaşımının altına "yav he he" yorumu yapan Gazeteci Cem Bahtiyar’a ''cumhurbaşkanına hakaret''ten dava açıldı.



02-01-2021 08:56

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Tüm dünyaya sesleniyorum bedeli ne olursa olsun Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz" paylaşımına Twitter hesabından “Yav he he” yorumu yaptığı için Gazeteci Cem Bahtiyar’a "cumhurbaşkanına hakaret" ettiği iddiasıyla dava açıldı.

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Gazeteci Cem Bahtiyar hakkında hazırlanan iddianamede, Twitter’da “Erdoğan yargılanacak 21 Cenevre’de olabilir” yazılı görselin altına Bahtiyar’ın “Erdoğan’ın yargılanması için 50 bin imza Birleşmiş Milletler’e sunulacak” yorumu da suç sayıldı. Bahtiyar ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek hiçbir terör örgütü ile bağlantısı olmadığını dile getirdi.

'AÇILIMINI BİLE BİLMEDİĞİNİZ ÖRGÜTLERLE KOLAYCA İLİŞKİLENDİRİLEBİLİYORSUNUZ'

Cumhuriyet'ten Zehra Özdilek'in haberine göre; Bahtiyar, 200 bine yakın yurttaş hakkında benzer absürt isnatlarla soruşturma açıldığı belirterek şöyle konuştu: 

"Biz gazetecilerin üzerindeki baskıları bir yana bırakalım, sıradan bir sokak röportajında fikrini beyan eden, ekonomik sorunlardan bunalmış vatandaşlar apar topar gözaltına alınıyor. Ülkenin kanayan yaralarına dair haber, yazı ve sair bir paylaşımınızla terörize ediliyor, hiyerarşisini, tarihini, amacını hatta belki açılımını bile bilmediğiniz örgütlerle kolayca ilişkilendirilebiliyorsunuz. Gazetecilere yıldırım hızıyla ‘suçu ve suçluyu övme’ suçundan soruşturma açan savcılar, suçları yargı önünde tescillenmiş, hükmü verilmiş çete liderlerine sahip çıkan siyasilere kılını kıpırdatamıyor.

İçerisinde hiçbir kötü söz içermeyen, hangi tarafa çekerseniz çekin hakaret anlamına getiremeyeceğiniz 3 kelime, suçlamaya delil olarak yazılmış. En ufak bir eleştiriye bile tahammülsüz bu kibrin saltanatında, adalet sarayları da ne yazık ki birer yargı noterine dönüşmüş durumda.”