Erdoğan 17 Aralık'ta bu talimatı vermiş: Bilal'i almalarını engelleyin

Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonun ardından dönemin HSYK yöneticisine söyledikleri 5 yıl sonra ortaya çıktı.



12-09-2018 10:39

‘FETÖ’ üyesi olmak suçlamasıyla 2 yıldır tutuklu yargılanan eski HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, AKP ve cemaat arasındaki ortaklığın sonu anlamına gelen 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında savunmasına devam eden Okur, 17 Aralık operasyonunun ertesi günü, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la kriptolu telefonda yarım saat görüştüğünü söyledi. Okur, “Sayın Başbakan, Zekeriya Öz’ün hukuksuz işler yaptığını, aldıkları duyuma göre Kısıklı’ya baskın yapıp Bilal Erdoğan’ı almaya gelebileceği söyledi. Bu hukuksuz işlere izin vermemiz konusunda benden yardım istedi” dedi. 

'ARKADAŞLAR...'

Duruşmada, o zamanki adıyla HSYK yöneticisi olduğu dönemde FETÖ üyesi hakim ve savcıların yargıda etkin görevlere geldiği suçlamasını reddeden Okur, 17-25 Aralık operasyonları sürecinde yargı ve AKP arasında yaşananları da ilk kez anlattı.

17 Aralık 2013 sabahı saat 08:00 sularında daireye giderken yolda Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in kendisini telefon aradığını belirten Okur, şöyle devam etti:

“İstanbul’da arkadaşlar (arkadaşlar tabiriyle ironiyle cemaatçi isimleri kastederdi) soruşturma başlatmışlar, bilgi alıp bana dönebilir misin’ dedi. Bunun üzerine yoldayken Fikren Seçen’i arayıp ‘İstanbul’da bir soruşturma varmış, neyle ilgili?’ diye sordum. Kendisi ‘Bilgisi olmadığını araştırıp döneceğini’ söyledi. Yarım saat kadar sonra beni aradı ve ‘Zekeriya Öz’e bağlı bürodan Rıza Sarraf isimli bir işadamı, Beyoğlu Belediye Başkanı ve bazı Bakan çocuklarıyla ilgili operasyon yapıldığını, ilgili savcılara ulaşamadığını, ayrıntılı bilgi alamadığını’ söyledi. Ben 17 Aralık soruşturmasından bu şeklide haberdar oldum.”

'YABANCI SERVİS ELİYLE HAZIRLANMIŞ GİBİ…'

Aynı gün Müsteşar Birol Erdem’in Başbakanlık’tan çıkarak HSYK’ye geldiğini ifade eden Okur, “Elinde emniyet tarafından hazırlandığını sandığım, Başbakanlık için hazırlanmış bilgi notunun bir örneği vardı. Ayrıntılı, fotoğraflı bir nottu. Bende yabancı servis desteğiyle hazırlanmış intibaını uyandırdı” dedi.

18 Aralık akşamı Müsteşar Birol Erdem’in makamındayken dönemin Başbakanının Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan kriptolu telefonuyla kendisini Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüştürdüğünü kaydeden Okur, şunları anlattı:

ERDOĞAN’IN KORKUSU: BİLAL’İ ALMASINLAR

“Sayın Başbakan, Zekeriya Öz’ün hukuksuz işler yaptığını, aldıkları duyuma göre Kısıklı’ya baskın yapıp Bilal Erdoğan’ı almaya gelebileceği söyledi. Bu hukuksuz işlere izin vermememiz konusunda benden yardım istedi. Bu görüşmeden sonra ben Turan Çolakkadı’yı Birol Erdem’in makam telefonundan bağlatıp konuyu görüştüm. ‘Zekeriya Öz’ün yanlış bir iş yapmasına müsaade etmemesini, gerekirse emniyete bu soruşturmada kendi imzası olmayan tek imzalı talimatları yerine getirmemesi noktasında yazı yazmasını’ söyledim. Turan Çolakkadı o gece böyle bir talimat verdi.” 

O tarihte İçişleri ve Adalet bakanlıklarının valilere adli soruşturmalarda bilgi verilmesi yönünde Adli Kolluk Yönetmeliğinde yapılan değişikliğin gündeme geldiğini belirten Okur, bunun hakim ve savcılar arasında ciddi bir rahatsızlık yarattığını ifade etti. Buna karşı HSYK Genel Kurulu’nun hazırladığı dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in onayı ile açıklama hazırlandığını ifade eden Okur, şunları anlattı:

‘ERDOĞAN YALAN SÖYLEDİĞİMİ DÜŞÜNDÜ’

“Yeni kabine açıklanmadan dönemin Bakanlarından Binali Yıldırım, Sayın Başbakan, Sadullah Ergin’in olduğu bir toplantıya katıldık. Birol Erdem de vardı. Sayın Başbakan, HSYK’nin yapacağı açıklamayı sordu. Ben de ‘sizi hedef alan açıklamayı değiştirdim’ dedim. Bu arada bu sözlerim sizin aleyhinizdeki açıklamayı engelledim olarak algılandı. Açıklama bir gün sonra yayınlanınca Beyefendi (Erdoğan), kendisine yalan söylediğimi düşündü. Benim açımdan kırılma noktası olan olay budur. Bütün süreç bundan sonra başladı.”