Emeklilik toplumsaldır: BES ile liberalizm 21. yüzyılın soygununa hazırlanıyor

“Bireysel” Emeklilik Sistemi, kısaca BES, özelleştirme ve kâr temelli kamu hizmeti kavramlarından sonra liberalizmin sosyal devlete attığı üçüncü büyük kazık.



15-08-2016 07:55
Ergun Çağlayan

“Bireysel” Emeklilik Sistemi, kısaca BES, özelleştirme ve kâr temelli kamu hizmeti kavramlarından sonra liberalizmin sosyal devlete attığı üçüncü büyük kazık. Refah kapitalizminde her birey ortalama 25 sene eğitilir, 25 sene çalıştırılır, 25 sene de bakılır. Devlet aygıtlarının, ileri bir kapitalizmde buna gücünün yettiği görülmüş ve ispatlanmıştır. Bu yapılırsa o devletin büyümekte ve gelişmekte geri kalacağı tezi de çoktan çürütüldü. Sosyalizm yaşasaydı hiç şüphesiz üretim araçlarının mevcut gelişkinlik düşeyiyle 30 yıl eğitip 10 yıl çalıştırdığı kuşaklara da iyi emeklilik standartları sunabilecekti. Artık böyle bir tehdit hissetmiyorlar, şimdilik. Dolayısıyla zaman, saldırı zamanı…

Eğitim gibi emekliliğin de toplumsal artıktan ayrılması gereken sosyal bir hizmet olduğunu ve ortalama 25 yıl çalışan emekçinin ürettiğinin buna yeteceğini söylüyoruz. Liberalizm, bu ispata, bu kazanıma karşı sermayenin saldırısını örgütlemeyi en önemli görev bellemiştir. 1978 krizinden beri süren bu saldırı, 2008 global krizinin kamuyu bir kez daha “kurtarıcı” ilan etmesiyle geçici bir geri çekilme dönemine girmişti.

Yeni bir atak döneminde liberalizmin bazı silahları şunlardır:

- Dünyanın altından kalkamadığı kriz sonrası büyüme sorununun sermaye düzeniyle bir ilgisi yoktur. Sorun eksik sermaye ve eksik yatırım cesaretidir, özel sermayeye kamudan ekleme yapalım ve yatırımı vergileri kaldırma gibi yollarla maksimum düzeyde cesaretlendirelim.

- Kamu bankaları, sermayeye yatırım teşviklerine aracı olsun, bu kamu tarafından teşvik edilen yatırımların sosyal ilerleme kriteri bulunmasın, sonuçta her yatırım “sosyal”dir!

- Kamu açık vermemeli, yani kapitalizme ek maliyet yaratmamalıdır. Sosyal güvenlik açık veriyorsa yanlıştır, bütçe açık veriyorsa sermaye değil halk öder…

- Kamu fonları, altyapı, sağlık, eğitim gibi bağımsız ve başına buyruk işlere gireceğine bu işlere giren özel sermayeye ortamı “kârlı” hale getirmek için çalışsın. 

- Emeklilik ve eğitim, çalışanların “finanse” edebilmesi için dönüştürülsün. Her çalışan, eğitiminin ve emekliliğinin masrafını etkin bir finans sistemi sayesinde “çalışırken ödesin”!

- Bugün ABD ve İngiltere gibi liberalizmin ideolojik olarak daha baskın olduğu ülkelerde eğitim sistemi, etkin bir eğitim kredileri sistemi sayesinde eğitimi kapitalizmin kârlı sektörleri arasına katmış durumdadır. Mekanizma, riskin finansallaştırılması denilen yöntemle çalışır. Her yüksekokul çağına gelen lise mezunu, devam edip etmeme konusunda özgürdür.

Devam ederse gireceği masrafın kendine ait olacağını bilir. Kamu bu masrafı borçlanması için kendisine “kefil” olur. Biriken bu kredi, eğitim bitip çalışma hayatına atıldığında taksitlendirilir. Kamu, fonları eğitime değil, eğitimini tamamlayamayan veya iş bulamayanların “batırdığı” kredilerin finansmanı için kullanır. Böylece eğitim kredileri de mortgage kredileri gibi “kârlı” hale getirilmiş olur.

EMEKLİLİK FONU

Bir emekçi, 1300 TL asgari ücret aldığında yoksulluk sınırının çok altında bir aile hayatını geçindirebilmektedir. Ancak varsayalım ki iki kişinin 1500 TL kazandığı, 3 bin TL geliri olan dört kişilik bir emekçi ailesi var. Bu ailenin çalışan iki bireyinin, emekli olduklarında 800’er TL ile geçinebilecek durumda olduğunu, eğitim gören iki bireyinin ise ayda 800’er lirayla eğitimlerini sürdürebilecek durumda olduklarını varsayalım.

Eğitim ve emekliliği bir kamu hizmeti olmadığı bir ortamda, teorik olarak bu toplam 3200 TL ettiğine göre ayda 3 bin TL kazanan bir hanenin, gelecek için ayda 3200 TL biriktirmek durumunda! İşin eğitim kısmını şimdilik ayıralım. 3 bin TL gelirle dört kişi geçindiren aileye, çocuklar evden ayrıldıktan sonra 1500 TL ile geçinebilecekleri bir emeklilik geliri vaat edilsin. İşte bu noktada liberalizm bu hanemize şöyle demektedir:

‘Ey emekçi hanem, 3 bin TL gelirle yaşlılık boyunca sana her ay başı için 1500 TL’lik bir birikim yapamazsın ama sen bana ayda bin TL ver, ben çaresine bakacağım. Böylece hem emeklilik ve eğitim gibi şeylerin sosyal devletin anayasal yükümlülüğü olan birer kamu hizmeti değil, karşılığını ödemen gereken ‘piyasa hizmetleri’ olduğunu kabul etmiş, hem de sana bunların karşılığını ödemen için yardım edeceğimden bana minnettar kalmış olacaksın…’

Ve şöyle bir kazığı da ihmal etmeyecektir: ‘Ben, bunu finanse edebilmek için bazı hilelere başvuracağım, mesela emekli olabilmen için ortalama ömürden sadece on yıl eksik bir emeklilik yaş sınırı getireceğim, böylece 25 sene çalışıp 25 sene emekli yaşayım diyene, 35 sene çalış 10 sene emekli yaşa, 5 sene de erken ölürsün zaten’…

Bir de işin “çıkma serbestisi” kısmı var, öyle ya liberalizm, ayda 500 lira veremeyecek emekçiyi de emekli olmama konusunda özgür bırakacak!

BÖYLE OLUR LİBERALİZMİN KAMU HİZMETİ

Her haneden toplanacak bu bin TL’ler üzerine 500 TL koyan “kamu” 1500 TL’nin hem gelecekte haneye ödenecek iki adet emeklilik maaşı olarak değer kaybetmemesi, hem de bir finansal birikim olarak yatırıma dönmesi için fon adlı mekanizmayı kullanır. Fonlar, varlıklarını banka mevduatı, devlet tahvili veya doğrudan yatırım için kullanabilirler.

BES sisteminde halihazırda toplanan varlıkların ezici bir kısmı, uzun vadeli devlet tahvillerine yatırılmaktadır. Bunların da enflasyon karşısında sadece 1-2 puan avantajları (reel faizleri) bulunmakta, üstelik de krizlerdeki ani faiz yükselişlerine karşı kırılgan konumda yer almaktadırlar.

Örneğimizde 750 lira maaş bağlanacak diye her ay 500 lira prim yatıran emekçi, bu paraların 10 yıllık tahvillere yatırıldığını, tam emekli olurken kriz patlayıp faizler ikiye katlandığında 400 lira maaş bağlandığını görebilir. Üstelik enflasyonun da azacağını hesaba katınca durum tam bir sefillik olacak.

Sermayenin ise kazancı muhteşemdir. Her ay akan hazır nakit para! Siyasi iktidar, gösterişçi ve verimsiz yatırımları mali tekellerden kredi dilenmek yerine gönlünce babasının parasıymışçasına fonlayabilecek, BES fonlarına tahvil satarak ‘Kanal Ankara’ bile yapabilecektir. Kredi talebi yumuşayacak, reel faizler de azalacaktır, vs.

Emeklilik yerine BES, önümüzdeki 8-10 yıl için rejime önemli bir sermaye katkısı, 20 yıl kadar sonra da emekçilerin bir kuşağına atılacak büyük bir kazık; 21. yüzyılın en önemli liberal saldırılarından biri olacak.

@ErgunCagl