Emek örgütlerinden kıdem tazminatı tepkisi

DİSK, Birleşik Metal İş, Petrol İş ve KESK'ten Damat Berat Albayrak'ın 'yapısal reformları'na ve kıdem tazminatına tepki geldi.



13-04-2019 15:46

DİSK, Birleşik Metal İş, Petrol İş ve KESK, yaptıkları açıklamalarla Hazine ve Maliye Bakanı Damat Berat Albayrak'ın açıkladığı yapısal reformlara ve kıdem tazminatına tepki gösterdi. 

DİSK

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptığı yazılı açıklamada, “Yeni Ekonomik Program Yapısal Dönüşüm Adımları 2019” adıyla açıklanan ekonomik hedefler üzerine yazılı açıklama yaptı. Programın ülkelinin içinde bulunduğu derin ekonomik krizden çıkış için umut vadetmediğini dile getiren Çerkezoğlu, “Tersine krizin faturasını çalışanların, emeği ile geçinenlerin sırtına yüklemeyi hedefleyen ciddi tehlikeler içeriyor” dedi.

Çerkezoğlu açıklamada, “Muhtemelen sadece sermaye örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanan sunumda yer alan önlemler, çalışanlar açısından ciddi olumsuz sonuçlar yaratacak niteliktedir. DİSK olarak krizden çıkışla ilgili politikaların Çalışma Meclisi ve Ekonomik ve Sosyal Konseyde kamuoyu önünde tartışılarak oluşturulası gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

Çerkezoğlu’nun açıklamalarından satır başları şu şekilde:

“Bakan Albayrak tarafından yapılan Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 sunumu işçi sınıfı için çözüm değil daha fazla sorun anlamına geliyor. Sunumda yer alan çalışma hayatına ilişkin hedefler emeği ile geçinenlerin var olan haklarını zayıflatacak ve işçilere daha fazla yük getirecektir.

Dönüşüm Adımları adlı sunuma göre ‘kıdem tazminatı reformu’nun gerçekleştirilmesi ve kıdem tazminatı ile Bireysel Emeklilik Sistemi’nin entegre edilmesi planlanmaktadır. Kıdem tazminatı fonu kurulmasının ve bu fonun BES ile bütünleştirilmesinin hedeflendiği açıktır. BES’in zorunlu hale getirileceği de ifade edilmektedir.

Kıdem tazminatının fona devri DİSK ve işçi sendikalarının ezici çoğunluğu açısından kapanmış bir tartışmadır. Yeniden gündeme getirilmesi kabul edilemez. Kıdem tazminatının fona devri kıdem tazminatının miktarını düşürecek, ödemesini zorlaştıracak ve işçilerin önemli bir iş güvencesi dayanağını ortadan kaldıracaktır. Hükümeti kapanmış bir tartışmayı açmaması için uyarıyoruz. Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir. Tartışmayacağız ve kabul etmeyeceğiz.

BES’i zorunlu hale getirilmesi de kabul edilemez. BES’in zorunlu olması ücretler üzerinde yeni bir yük anlamına gelecektir. Zorunlu BES düşük ve orta gelirli çalışanlar için gelir kaybı demektir. Kriz koşullarında zaten artan geçim sıkıntısının daha da artması anlamına gelecektir. Bakan Albayrak’ın “emeklilerin geçim kaygısı olmayacak” diye sunduğu zorunlu BES, işçilerin gelirlerinin tırpanlanması, bugünkü geçim sorununun büyütülmesi anlamına gelmektedir. Emekli aylık ve gelirlerini insanca yaşayacak düzeye yükseltmek, devletin görevidir.

Kıdem tazminatı fonu ile zorunlu hale getirilecek BES’in ‘entegre edilerek’, tıpkı İşsizlik Sigortası Fonunda yapıldığı gibi işverenleri ve bankaları fonlamak için kullanılmasına, krizde yüzde 99’un haklarının gasp edilerek yüzde 1’e kaynak aktarılması asla kabul edilemez.

Vergi reformu adı altında kurumlar vergisinin kademeli olarak düşürülmesi ve dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payının düşürülmesi hedefi, gelir vergisinin artışı anlamına gelecektir. Gelir vergisinde ezici pay ücretli çalışanlara aittir. Bu hedef emekçilerin vergi yükünün artması anlamına gelecektir.

Ekonomik krizden çıkış için öncelikle demokratik hukuk devletini tesis edecek adımların atılması krize karşı emeğin haklarını koruyacak sosyal politika önlemlerinin alınması gerekiyor.”

BİRLEŞİK METAL-İŞ

Evrensel'de yer alan habere göre, Birleşik Metal-İş Genel Yönetim Kurulu yaptığı yazılı açıklama ile, “Daha seçimlerin tozu dumanı ortadan kalkmadan yurttaşların iradesi hiçe sayılarak açıklanan yeni ekonomik programdan anlaşıldığı üzere AKP Yönetimi gözünü her zaman ki gibi çalışanlara, elini de işçinin, emekçinin cebine atmış bulunuyor. İktidar kendisine yeni bir kasa oluşturmak derdindedir” diyerek açıklanan reform paketine tepki gösterdi.

“83 yıllık kazanımımız olan kıdem tazminatımızı elimizden almak istiyorlar” denilen açıklamada şu şöyle devam etti: “Emekçiler için yıllardır kâbusa dönen fonlar şimdi yeniden kıdem tazminatı olarak karşımıza çıkarılıyor. Dedikleri gibi Kıdem Tazminatı Fonu ile Zorunlu Bireysel Emeklilik Fonu birlikte ele alınıp düzenlenirse işçilerin maaşları düşecek, işsizler ise tazminat alamayacak demektir. Çalışanlar olarak, Zorunlu Tasarruf Fonu, Konut Edindirme Fonu gibi fonlardan aldığımız büyük yaraların ve gördüğümüz zararların ardından yine bizim paralarımızla kurulan İşsizlik Fonu da hükümetlerin ve sermayenin gizli kasası haline getirildi. Yetmedi, Zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası (BES) adı altında yeni kesintilerle kendilerine yeni kaynaklar yaratmak istediler. Çalışanlardan bekledikleri ilgiyi görmeyince de şimdi bu zorunlu sistemden çıkmayı imkansız hale getirmek istiyorlar. Özelleştirme adı altında peşkeş çekilen kamu mal işletmelerinden elde ettikleri gelirleri har vurup harman savurdular. Kaynaklar kuruyunca da ülkeyi büyük bir ekonomik krizin eşiğine getirenler ne yazık ki krizin bedelini her zaman olduğu gibi işçilere ödetmeye çalışıyorlar.”

Hayat pahalılığı ile bunalan emekçiler, tam anlamıyla bir kuru soğana muhtaç hale gelirken ve yüzde 13’leri aşan işsizlik tehdidi ile karşı karşıyayken işçinin en önemli güvencesinin elinden alınmak istendiğini ifade eden Birleşik Metal-İş Genel Yönetim Kurulu, açıklamada şu ifadelere yer verdi: “İşsizlik fonundan işçiler-işsizlerden başka herkesin yararlandığı ortadayken şimdi elimizde kalan en önemli haklarımızdan biri olan kıdem tazminatlarımızın fon adı altında birilerine peşkeş çekilmesine göz yumamayız. Kıdem tazminatımız iş güvencemizdir. İşverenlerin, işçileri işten çıkarma kararı vermesinde yaşadığı caydırıcı bir düzenlemedir. İşçinin çalışma hayatı ve sonrasında güveneceği en önemli haktır. Şu andaki yasal düzenlemeyle kıdem tazminatı almamızı sağlayan bütün şartlar ortadan kaldırılarak işçilerin kaderlerinin, işverenlerin iki dudağı arasına bırakılması söz konusudur. Bu düzenleme yeni işçi kıyımlarına ve işsizliğin hızla artmasına yol açacaktır. Çünkü bu fonla birlikte işveren çıkardığı işçiye tazminat ödemeyecektir. İşten çıkartılan işçiler ancak 15 yılı tamamladıktan sonra ve hak ettiği tazminatın sadece yarısına karşılık gelen miktarı alabilecektir. Kıdem tazminatlarının tamamını alabilmek için emekli olmak veya 56 yaşını beklemek zorunda kalacaklardır. Tabii eğer primleri fona yatırıldıysa. Diğer yandan bu miktarın şimdiki tazminatlarının ancak üçte biri oranında olacağını da belirtmeliyiz.”

“Kısacası tazminatlarımızı işten çıkınca değil en erken 15 yıl sonra, bugünkünden çok daha az miktarda ve fonun izin verdiği kadarıyla alabileceğiz. Bu fondan yararlanabileceğimize dair devlet dahi güvence veremezken, biz emekçilerin bu girişimi onaylamamızı beklemek ham bir hayalden ibarettir” denilen açıklama şu şekilde devam etti: “Görüldüğü gibi AKP iktidarı kıdem tazminatını vermeyi değil kendisine yeni bir kasa oluşturmak derdindedir. Amaçları Hazine’nin elini rahatlatmak, İşsizlik Sigortası Fonu ve yeni kurulan Zorunlu Bireysel Emeklilik Fonunun yanı sıra kıdem tazminatı fonunda biriken paraları da Hazine’ye aktarmaktır. Çünkü bu fonda biriken paraların en az yüzde 40’ı Hazine’nin borçlanma kâğıtlarında değerlendirilerek Hazineye işçilerin cebinden bir kez daha kaynak aktarılacaktır.”

“Böyle bir haksızlık karşında sessiz kalamayız, bu zorbalığa göz yumamayız” ifadelerinin yer  aldığı açıklamada, “On yıllar önce işçilerin verdiği büyük mücadelelerle elde edilen bu hakkı korumak şimdi bizim için bir namus borcudur. Kıdem tazminatlarımız çalışma hayatında çocuklarımıza bırakacağımız mirastır. Yıllardan beri dile getirdikleri kıdem tazminatlarımızı fona devretme girişimlerini şiddetle ret ediyoruz. Biz emekçiler, üretenler demokrasinin sandık başına giderek oy vermekten ibaret olmadığını biliyoruz. Asıl işimiz şimdi başlıyor. Seçimden önce türlü vaatlerle oy peşinde koşanların, hemen ertesi günlerde gözlerini emekçilerin haklarına diktiklerini de görüyoruz. DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası olarak emekçilerin alınterlerini, birikmiş emeklerini hedef alan bu gasp girişiminin karşısında olacağımızı herkesin çok iyi bilmesini istiyoruz” denildi.

PETROL-İŞ

Petrol-İş Sendikası Merkez Yönetim Kurulu yazılı açıklama yaparak işçi sınıfının en temel haklarından ve kazanımlarından birisi olan kıdem tazminatının, bir kez daha, reform adı altında fona devredilmek istenmesi ve emekçilerin en büyük güvencesi olan bu hakkın tırpanlanmasının gündeme getirilmesine tepki gösterdi.

“Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak dün açıkladığı programda, kıdem tazminatının bireysel emeklilik sistemi (BES) ile entegre edileceğini ve bu doğrultuda kıdem tazminatı reformu gerçekleştirileceğini belirtmiştir. Aynı açıklamada, işçi sınıfının son kalesi olarak gördüğümüz kıdem tazminatında 2019 yılı sonuna kadar fon sistemine geçileceği ve bu sistemin zorunlu BES ile birlikte düzenleneceği ifade edilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada “Bu düzenlemeyi kabul etmiyor, kıdem tazminatı hakkımızın reform adı altında tasfiye edilmesine karşı çıkıyoruz” denildi.

Kıdem tazminatının, sendikaların ve işçi sınıfının kırmızı çizgisi olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu hakkımızın herhangi bir biçimde tartışma konusu yapılmasını ya da kriz döneminde sermayeye yeni bir kaynak aktarma mekanizması olarak düşünülmesini reddediyoruz. Bu hakkımızın, kriz koşullarında ‘reform’ ve ‘fedakarlık’ söylemleriyle elimizden alınmasına asla izin vermeyeceğiz. Krizin bedeli emekçilere ödetilemez. Kıdem tazminatı hakkından yararlanma koşullarının zorlaştırılması, gün sayısının düşmesi, kıdem tazminatının iş güvencesi sağlama niteliğinin ortadan kalkması gibi sonuçları olacak böylesi bir düzenlemenin emekçiler açısından haklı herhangi bir gerekçesi olamaz.”

Türk-İş'in son genel kurulunda aldığı karar doğrultusunda, kıdem tazminatı konusunun genel grev nedeni olduğunun altı çizilen açıklamada, “Sendikamız, kıdem tazminatı ile ilgili düzenlemede herhangi bir adım atılması halinde, bu karar uyarınca, son kalemiz olan kıdem tazminatı hakkını sonuna kadar savunacak ve üretimden gelen gücünü kullanmaktan çekinmeyecektir. Hükümet, bu düzenlemeyi derhal gündeminden düşürmelidir. Kriz koşullarında emeğin haklarının tırpanlanması ve bu yolla sermayeye kaynak aktarılması planlarından vazgeçilmelidir” denildi.

KESK

KESK hükümetin açıkladığı ‘Yapısal Dönüşüm Adımları’na ilişkin yaptığı değerlendirmede, IMF’nin 2018 yılındaki taleplerinin bu paketle harfiyen yerine getirildiğini ifade etti.

Sermayeye müjde niteliğinde olan bu paketin emekçilerin 44 yıllık kıdem tazminatına da göz diktiği ifade edilirken  geçen yıl, 312,3 milyar lirası ÖTV ve KDV’den oluşan toplam 621,3 milyar vergiye yenilerinin ekleneceği belirtildi. 'Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019’ paketi ile IMF’nin Nisan 2018 tarihli Türkiye raporu arasındaki paralellik olduğu belirtilen açıklamada “IMF’siz IMF programı” denildi.

Son yıllarda milyonlarca işçinin çalışma yaşamının kuralsızlaştırıldığı, iş güvencelerinin ortadan kaldırıldığı ifade edilen açıklamada, iş güvencesinin son kalesi olarak ifade edilen 44 yıllık bir  kıdem tazminatı hakkının bir kez daha hedefe konulduğu kaydedildi. Hazine ve Maliye Bakanının sürecin nasıl işleyeceği konusunda bilgi vermediği belirtilen açıklamada, “2017 yılından itibaren kademeli olarak uygulanan, tüm ücretli kesimleri kapsayan Otomatik Katılım Sistemi (OKS) yani çalışanların ücretlerinden isteği dışında kesinti yapmaya dayalı zorunlu BES’nin de yeniden düzenlenmesi planlanmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Vergilendirme sisteminin de ayrı bir sorun olduğunu ifade edilen açıklamada, “Hem işverenlerden-şirketlerden-holdinglerden alınan kurumlar vergisi oranını düşürüp hem de doğrudan vergilerin nasıl artırılacağı merak konusudur. Devletin kendi kurumlarının bütçe gerçekleşmesi raporları oranı 2006 yılından itibaren yüzde 33’ten yüzde 20’ye indirilmesine rağmen Türkiye’de şirketlerden-holdinglerden yeteri kadar vergi tahsil edil(e)mediğini ortaya koymaktadır. Buna göre kurumlar vergisi tahsilât oranı 2006 yılında tahakkuk eden verginin yüzde 89,6 düzeyinde iken daha sonraki yıllarda istikrarlı bir şekilde düşmeye devam etmiş, 2016 yılında yüzde 69,8’e kadar inmiştir. Geçtiğimiz yıl kurumlar vergisi oranı yüzde 22 olarak uygulanmasına rağmen tahsilât oranı yüzde 77’de kalmıştır. Öte yandan kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı da düşük seviyelerdedir. Buna göre kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı 2005 yılında yüzde 10,1 düzeyinde iken, söz konusu oran 2006 yılında yüzde 8,1’e, 2014’te yüzde 6,4’e gerilemiştir” denildi. Bu reformlar ile işçi ve emekçilerin ellerinde kalan son haklarının da ortadan kaldırılmak istendiği belirtilen açıklamada, krizin faturasının bir kez daha yoksullaşan milyonlara çıkarıldığını ifade edildi. KESK yaptığı açıklamada, yüzde 99’un gerçek ihtiyacı olan bir programın hayat bulması için gereken mücadeleyi vereceğini söyledi.