Eğitim Sen'den Bakan Ziya Selçuk'a uyarı: 'Eğitim uzaktan olmaz'

Uzaktan eğitim sürecinin eğitim sistemleri, öğretmen, öğrenci ve veliler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilen açıklamada, “Eğitimin amaçları ve hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından eğitimin yüz yüze yapılması esastır. Uzaktan eğitim ancak yüz yüze eğitimi desteklemek, güçlendirmek amacıyla yapıldığında anlamlı olabilir” ifadeleri kullanıldı.



25-03-2021 16:04

İleri Haber

Mili Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak” açıklamasına Eğitim Sen’den tepki geldi. Yapılan açıklamada, “MEB’in görevi yüz yüze eğitimi sağlıklı ve güvenli biçimde sürdürecek çalışmalar yapmaktır” denildi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle zorunlu olarak geçilen uzaktan eğitim sistemine yönelik olarak “Salgın bitse de uzaktan eğitim artık kalıcı olacak. EBA altyapımızı güçlendirdik. Hibrit modelini uygulamaya ilişkin ciddi bir deneyimimiz oldu. Bundan sonraki süreçte hangi derslerin yüz yüze, hangi derslerin uzaktan yapılabileceğine ilişkin çalışmalardan sonra yeni yol haritası belirleyeceğiz. Birçok okulumuzun buna ilişkin altyapısı uygun” demişti.

Selçuk’un bu sözlerine yönelik Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan (Eğitim Sen) bir açıklama yapıldı. Uzaktan eğitim sürecinin eğitim sistemleri, öğretmen, öğrenci ve veliler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilen açıklamada, “Eğitimin amaçları ve hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi açısından eğitimin yüz yüze yapılması esastır. Uzaktan eğitim ancak yüz yüze eğitimi desteklemek, güçlendirmek amacıyla yapıldığında anlamlı olabilir” ifadeleri kullanıldı.

‘UZAKTAN EĞİTİMİN KALICI HALE GETİRİLMESİ UYGUN DEĞİLDİR’

Yüz yüze eğitimin çocuklar ve gençler açısından ne kadar önemli ve hayati bir konu olduğunun açıkça görüldüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un iddiasının aksine uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesi doğru değildir. Çünkü okullar aynı zamanda bir yaşam alanı, başka çocuklarla, farklı öğretmenlerle karşılaşma alanıdır. İnsani güç ve yetilerin açığa çıktığı, hep birlikte gelişme, güçlenme ve özgürleşme alanıdır. Uzaktan eğitim uygulamalarıyla bu temel kazanımları sağlamak mümkün değildir. Üstelik uzaktan yapılan eğitim değil, sadece öğretimdir. Sayın Bakan’ın da çok iyi bildiği gibi, eğitim ve öğretim amaçlar ve hedefler açısından farklıdır.

Okullar, çocuk ve gençlerin her bakımdan sosyalleşmesini sağlayan en önemli kurumların başında gelmektedir. Çocuk, okulda yaşıtlarıyla birlikte yaşayarak onlarla yaşamı ve çalışmayı öğrenir. Diğer sosyalleşme araçlarına nazaran okul, daha örgütlü ve resmi bir kurumdur. Yüz yüze eğitimle sadece bilgi ve beceri kazanılmaz, aynı zamanda toplu yaşamanın kuralları ve sorumlulukları da öğrenilir. En iyi okul en yakın olan, en iyi öğretmen yüz yüze gelinen, en yakın öğretmendir.

Okuldaki eğitim ile sosyalleşmenin kalıpları genişler ve daha karmaşık toplumsal sorunlarla mücadele etme yeteneği kazanılır. Yüz yüze eğitimi başarı ile uygulayan toplumlarda kendisiyle barışık, topluma ve kendisine faydalı, kendini geliştiren, araştıran ve sorgulayan sağlıklı bireylerle karşılaşılır. Türkiye’de mevcut koşullarda yüz yüze eğitimde bile onca sorun varken, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmeye çalışmak öğrencisiz ve öğretmensiz okullar ve üniversiteler istendiğini göstermektedir. 

‘EBEVEYNLER AÇISINDAN DA OLUMSUZ’

Uzaktan eğitimi kalıcılaştırmak, özellikle küçük çocuğu olan çalışan kadınlar açısından son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Esnek çalışma uygulamalarının hedef kitlesinin kadın emekçiler olduğu dikkate alındığında, uzaktan eğitim uygulamalarının sadece öğrenciler açısından değil, çalışan ebeveynler açısından da olumsuz sonuçlarının ortaya çıkması kaçınılmazdır.

‘EĞİTİM EMEKÇİLERİ HAK KAYIPLARINA UĞRUYOR’

Uzaktan eğitim uygulamalarının bir diğer boyutu ise eğitim emekçileri açısından uzaktan çalışma ya da evden çalışma uygulamasının kalıcı hale getirilmesidir. En yaygın esnek çalışma biçimlerinden birisi haline gelen uzaktan çalışma uygulamaları ile eğitim emekçilerinin ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük hak kayıplarının gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Eğitim emekçilerinin hem okulda, hem de evden çalışacak olması, pandemi ile birlikte yaygınlaşan 'hibrit çalışma' uygulamalarının çalışma yaşamının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesidir.

‘UZAKTAN EĞİTİME ULAŞAMAYAN ÇOK SAYIDA ÖĞRENCİ VAR’

Türkiye’de ne yüz yüze eğitimle ne de uzaktan eğitimle eşitlik ve adalet bir türlü sağlanamamıştır. MEB’in resmi açıklamalarına göre, aradan bir yıl geçmesine rağmen hala uzaktan eğitime erişemeyen bir milyonun üzerinde öğrenci bulunmaktadır.

Milli Eğim Bakanı, eğitimin bileşenleri yüz yüze eğitimin sağlıklı ve güvenli biçimde, aşı dâhil, sürdürmeye odaklanmışken gündemi başka bir noktaya çekerek saptırmakta, bu şekilde kendi sorumluluklarını unutturmaya çalışmaktadır. MEB’in görevi yüz yüze eğitimi sağlıklı ve güvenli biçimde sürdürecek çalışmalar yapmaktır.

Milli Eğitim Bakanı’na tavsiyemiz, uzaktan eğitim uygulamalarını kalıcı hale getirmek yerine, eğitime erişim başta olmak üzere yıllardır eğitimin çözüm bekleyen temel sorunlarına, eşitsizliklere ve adaletsizliklere yoğunlaşması, kalıcı çözümler üretmek için çalışmasıdır.