Eğitim Sen: '38 yılda YÖK güçlendi, üniversite tükendi!'

Eğitim Sen, YÖK’ün 38'inci kuruluş yıl dönümünde açıklama yaptı. Türkiye üniversitelerinde köklü bir değişime gereksinim olduğunu savunan Eğitim Sen, bunun ilk adımının YÖK'ün kaldırılmasıyla gerçekleşeceğini belirtti.



06-11-2019 18:20

İleri Haber

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 38’inci kuruluş yıl dönümünde "38 Yılda YÖK Güçlendi, Üniversite Tükendi!" başlığıyla yazılı açıklama yaptı. 
 
Açıklamada, “Cuntacıların kurduğu YÖK, var olduğu günden bugüne, her siyasi iktidarın üniversiteleri dize getirmek için kullandığı en temel araç oldu. Ancak hiçbir dönemde üniversiteler, bugünkü durumuna düşürülmedi!” ifadelerine yer verildi.

Eğitim Sen tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

Bugün 6 Kasım. Bundan 38 yıl önce cuntacıların kurduğu YÖK, var olduğu günden bugüne, her siyasi iktidarın üniversiteleri dize getirmek için kullandığı en temel araç oldu. Ancak hiçbir dönemde üniversiteler, bugünkü durumuna düşürülmedi!

'BUGÜN ÜNİVERSİTELERDE SERBEST OLAN TEK ŞEY SİYASİ İKTİDARIN MAKBUL GÖRDÜKLERİDİR'

Bugün Türkiye üniversitelerinde özgürce bilimsel bilgi üretmek, hakikati aramak, sanat ve felsefe üretmek yasaktır! Bugün Türkiye üniversitelerinde serbest olan tek şey, siyasi iktidarca makbul görüleni üretmektir! Bugün Türkiye’de üniversiteden, akademiden, eleştirel ve özgür düşünceden bahsetmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir! Çünkü;

  • Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanan rektörlerce yönetilen,
  • Hukuku, akademik özgürlükleri yok sayan,
  • Akademik özgürlüklere, iş güvencesine, barışa ve demokrasiye sahip çıkan akademisyenleri ihraç eden, emekliye zorlayan, işten atan,
  • Araştırma görevlilerine işsiz kalmak dışında bir vaatte bulunmayan,
  • Tez ve araştırma konularına müdahale eden,
  • Öğrencilerini muhbirleştiren,
  • Akademik üretimin kolektif bir emeğin ürünü olduğu gerçeğini ve dolayısıyla üniversitenin temel bileşenlerinden olan idari ve teknik personeli yok sayan,

bir kuruma üniversite denemez!

  • Dekanların, kendilerini anabilim dalı başkanı ilan edip istediğini yaptığı,
  • İdari kadrolara hülle yoluyla atamaların yapıldığı,
  • Güvenlik soruşturmaları aracılığıyla yürütülen cadı avıyla, iktidarca makbul görülmeyen akademisyenlerin sözleşmelerinin yenilenmediği,
  • İşten atılma ya da soruşturma geçirme korkusunun had safhaya çıktığı,
  • Para ile tez ve makale yazdırmanın mübah sayıldığı,
  • Akademik atama ve yükselme kriterlerinin sürekli değiştirildiği,
  • Öğrencilerin, herhangi bir sosyal ya da kültürel bir etkinliği yapabilmesinin fiilen yasaklandığı

bir ortamda akademi var olamaz!

'ÜNİVERSİTELER AĞIR BİR YIKIMA MARUZ KALDI'

Bu nedenle, AKP iktidarının üniversitelere dair söyleyebildiği tek şey artan üniversite sayıları, öğrenci sayıları ve yayın sayılarıdır! Ancak nicel büyüme nitelik artışını beraberinde getirmemiştir. Aksine, üniversiteler ağır bir yıkıma maruz kalmış, ciddi bir nitelik kaybı yaşamıştır! Çünkü demokratik bir siyasal iklim olmadan akademik özgürlüklerin, düşünce ve ifade özgürlüğünün var olabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla da üniversitelerin gücü demokrasinin ve evrensel hukuk ilkelerinin yaşamdaki gücüyle doğru orantılıdır.

'TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİNİN KÖKLÜ DÖNÜŞÜMÜ İÇİN YÖK KALDIRILMALI!'

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki, Türkiye üniversiteleri köklü bir dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Bunun ilk adımı ise YÖK’ün kaldırılmasından geçmektedir! Barış talep eden ya da sendikal faaliyetleri nedeniyle rektörlerin şimşeklerini üzerine çeken akademisyenleri, idari ve teknik personeli ihraç eden, haklarında her türlü nefret kampanyasını yürüten, cezaevlerine gönderen bir yönetim aklı ortadan kalkmalıdır. Talebimiz açık ve nettir! YÖK kaldırılmalı, ihraç edilen akademisyenlerin, idari ve teknik personelin kurumlarına geri dönme hakkı sağlanmalı ve itibarları iade edilmeli, üniversiteler demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün ve adaletin yaşam bulduğu kurumlar haline getirilmelidir! Siyasi iktidarın ve sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet eden üniversite fikrinden vazgeçilmeli ve insan, toplum, doğa yararına üniversite fikri sahiplenilmelidir! Aksi halde bu yıkımın sürmesi ve daha ağır sonuçlar yaratması kaçınılmazdır!