Duygular peşimizde dolaşırken: “Üzüntü Kapını Çaldığında” 

Duygularımızı anlamak, tanımlamak, farkına varmak ve göstermek zordur. Üstelik zor duygular işin içine girince her şey daha da karmaşıklaşabilir. Çocuklar için de öyle… Bazen ismini bile henüz bilmiyorlar. Peki ya ne yapacağız?



12-01-2020 00:02

Umut Dağlar

Duygularımızı anlamak, anlatmak, onları kabul etmek zaman zaman zordur. Üstelik bizi zorlayan duygularımızı çok daha zor kabul ederiz. Korkularımızı, üzüntülerimizi, kaygılarımızı… Ama bizi biz yapan en önemli şeylerdir duygularımız. Ve evet, tüm duygularımız; olumsuz olanlar da dahil olmak üzere…

Herkes duygularını bambaşka yaşar. Bambaşka anlamları vardır ve çok farklı yansımaları görünür. Yetişkinlikte bile duygular üzerine konuşmak zor bir meseledir. Birçoğumuz ise koşulların bize dayattıklarından veya başka birçok sebepten dolayı duygularımız üzerine konuşamayız. Kendimizle bile! Kaçmayı tercih etmek ne kadar çözümdür veya nereye kadar süreklilik sağlar, bilinmez. Fakat duygularımızı kabul etmek ve üzerine konuşabilmek biraz da olsa cesaret ister. Bu cesaret biz yetişkinlerde ne mevcuttur veya neye göre değişkenlik gösterir? Bunun cevabı başka bir yerin konusu olmakla birlikte emin olabileceğimiz bir şey vardır: Çocuklar biz yetişkinlerden genelde daha cesaretlidirler.

Çocuklar isimlerini zaman içerisinde yavaş yavaş öğrenseler de, doğdukları andan itibaren her türlü duyguyu hissederler. Olumlu ve olumsuz birçok duyguyu.  Eğer baskı görmüyorlarsa veya başka olumsuz koşullar da yoksa, duygularını belli ederler. Her türlü şekilde: Oyun oynayarak, resimlerinde, bir şarkı söylerken ondan kulağımıza gelen o sesinin tonunda, yürümesinde, koşmasında… Onlar duygularını o veya bu şekilde bizlere aktarırken biz yetişkinlerin yapması gereken şey, onların duygularını tanımlamak veya yönlendirmek değildir. Bizler onların sadece o duyguları tanımasına yardımcı olabiliriz. Duygularına karşı açık olmasına, duygularını sahiplenmesi ve benimsemesine… İşte bu, onların duygu dünyalarını ve gelecek yaşamlarını en anlamlı kılan şeylerden biridir.

“Üzüntü hiç beklemediğin bir anda gelebilir.

Peşinde dolaşır…

Bazen o kadar yakınına gelir ki, neredeyse nefes alamazsın.”

Bu satırlar “Üzüntü Kapını Çaldığında” isimli kitaptan. Çocukların kendi duygularının farkına varması için kaleme alınmış, zor duygulardan biri olan “üzüntü” ile çocuklarımızı tanıştıran bir kitap. Elbette yetişkinler olarak çocukların hep güzel duyguları yaşamasını ve olumsuz duygularla karşılaşmamasını temenni ediyoruz. Fakat bu insan olmanın kabulünden uzak bir temenni. Çünkü çocuklar üzülebilir, öfkelenebilir, kalbi kırılabilir, sıkılabilir, hatta nefret bile edebilir. Tıpkı yetişkinler gibi. Önemli olan ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, çocukların tüm duygularını kabul etmesinin farkındalığını yaratmak olmalıdır.

Kitapta üzüntü yeşil bir dev olarak karşımıza çıkıyor. Kahramanımız ise en başta ondan kaçmak istiyor. Ama ne olursa olsun bir türlü kurtulamıyor. Hatta onu dolaba saklamaya çalışıyor fakat yine de karşısına çıkan asık surattan bir türlü kurtulamıyor, onu başından defedemiyor. Kaçarak kurtulamadığını fark edince de onun varlığını kabul ediyor. Hatta onunla birlikte yaşamaya başlıyor. Sıcak çikolata içiyor mesela onunla ya da resim yapıyor; üzüntüyü daha yakından tanımak istiyor, ona sorular soruyor. Ellerini üzüntü ile birleştiriyor. Kısacası kahramanımı üzüntüyü kabul ediyor. Ve günü geldiğinde ise kocaman yeşil bir dev olan üzüntünün ortalıktan kaybolduğunu görüyor.

“Üzüntü Kapını Çaldığında” çizimleriyle ve hikayesiyle çocuklarımızın duygularını anlaması ve kabul etmesinde ebeveynlere hatta tüm yetişkinlere birçok şey anlatıyor. Kitabın ön kapağında birçok yaş grubundan insanın üzüntü ile karşılaştığı ama onunla temasa geçmediği bir görsel varken arka kapağında ise herkesin üzüntüyle konuştuğu, yaşadığı bir görsel yer alıyor. Bu vurgu, üzüntünün sadece tek bir yaş grubuna ait bir duygu olmadığını, herkesin üzüntü ile karşılaşabileceğini ve yapılması gerekenin onu kabul etmek olduğunu anlatması bakımından “her yaş grubu” için birçok şey ifade ediyor.

Duygularımız bizim. Olumlu veya olumsuz, tüm duygular bize ait. Onları dolaba saklayamayız, çocuklarımızı saklayamayacağımız gibi, kendimiz saklanamayacağımız gibi. Bunun yerine duygularımıza sarılmamız gerekiyor, çocuklarımıza sarıldığımız gibi…,

KÜNYE: Üzüntü Kapını Çaldığında, Eva Eland, Çev. Sibel Çelik, Martı Yayınları, 2018, 32 Sayfa.