Düşmana gölgesini bile ezdirmeyen Kürt siyasetçiler

Kuşkusuz 1994’le bugün arasında değişmeyen tek şey devlet erkânının beyanları değildir. Yıllar önce DEP’li milletvekili Orhan Doğan’ın gözaltı esnasında başını eğmek isteyenlerin, neredeyse aynısını, gözaltı esnasında HDP’li milletvekili İdris Baluken’e de yapmaya kalkışması ve her iki vekilin bu baş eğmeye gösterdiği direnç de direnenlerin “inadının” değişmediğinin en açık kanıtı olsa gerek. Görünen o ki dünden bugüne başlarını eğmek isteyene karşı inatla direnen Kürt siyasetçiler, düşmana gölgelerini bile ezdirmemekte kararlı.



03-11-2019 00:00

Şilan Geçgel

90’lı yıllar, diğer tüm toplumsal gelişmelerin yanı sıra Kürt siyasal partilerinin siyaset arenasına çıkması ile de kayda geçmiş, memleket siyasetinde önemli yeri olan bir dönemdir.

Kuruluş sırasıyla ele almak gerekirse Halkın Emek Partisi (HEP), Özgürlük Demokrasi Partisi (ÖZDEP), Demokrasi Partisi (DEP), Demokrasi ve Değişim Partisi (DDP), Demokratik Kitle Partisi (DKP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) 1990’lardan günümüze değin siyaset arenasında var olma savaşı veren Kürt siyasal partileridir.

Bu partilerden sadece DEHAP kendisini feshetmiş, geriye kalan tüm partiler “bölücülük” gerekçesiyle kapatılmıştır.

Dünden bugüne “Kürt sorunu yoktur.”dan “Kürtçe diye bir dil yoktur.”a uzanan inkâr ve asimilasyon süreci; Kürt’leri mevcut rejime karşı bir tehdit olarak kabul etme, ötekileştirme ve Kürt halkını yok sayma motivasyonunu sürekli olarak yeniden üretmiştir.

Bu motivasyon, Kürt halkının varlığının reddini doğurmuş ve bu reddiye gündelik yaşamdan hukuka, hukuktan siyasete birçok alanda kendini başka biçimlerde inşa etmiştir.

Demokratik siyaset alanında sesini duyurmak isteyen Kürt siyasetçiler de bu karşı inşadan nasibini almış, yıllar yılı ciddi zorluklar ve baskılarla baş etmek durumunda bırakılmıştır.

Kürt siyasetçilerin yaşadığı zorluklar denince 20 Mayıs 2016’da parlamentoda çekilen ve ana akım medya tarafından servis edilen bir fotoğraf gözümüzde hemen canlanacaktır: Dokunulmazlıkların kaldırılmasını oylanırken oy pusulaları ellerinde, kahkahalar atarak kameralara poz veren AKP’li vekillerin fotoğrafı.

Belki çok uzun bir zaman hafızalardan silinmeyecek bir anın karesi olarak bu fotoğraf, zihnimize usulca yer ettiğinde bu durum akıl almaz bir ayıp olarak memleketin demokrasi karnesine de eklenmiş oldu.

Kürt siyasetçilerinin demokratik siyaset yolundaki bu zorlu süreçlerini ele alan ve bir belge niteliği taşıyan çok az üretim olduğunu belirterek süreci gün gün inceleyerek daha anlaşılır okunmasını sağlayan bir gazeteci hassasiyeti ve parçalardan bütüne ulaşmaya çalışan, nihayetinde ana fikri ıskalamayan bir siyaset bilimci mantığı ile yazılan bir kitaptan bahsedeceğiz bugün.

Gazeteci Hayri Demir ve siyaset bilimci Hasan Kılıç tarafından kaleme alınan “Değişen Bir Şey Yok/ Meclisten Mahpushaneye Kürt Milletvekilleri”, geçtiğimiz aylarda Dipnot Yayınlarından çıktı.

Esasında bu kitap, Kürt siyasetçilerinin/milletvekillerinin -ne yazık ki- çok tanıdık olduğu, hukuksuzluklar zincirine dönüşen hapishane serüvenlerinin sonuncusunun ele alındığı bir belge olarak görülebilir. Hapishane serüvenlerinin sonuncusu diyoruz çünkü daha önce de Kürt siyasetçiler söz konusu olduğunda meclisten hapishaneye birçok haksızlığı içinde barındıran yüklü bir yakın geçmişe sahibiz.

Bu nedenle sadece AKP’li vekillerin fotoğrafı da değil… Dikkat çekici bir kapak tasarımına sahip olan “Değişen Bir Şey Yok”u eline alan her okur, kitap kapağının hakkını verircesine zihninde birçok acı fotoğrafla irkilecek  gibi görünüyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Anayasaya aykırı olan bu anayasa değişikliğini destekleyeceğiz.” diyerek,  dokunulmazlıkların kaldırılmasına CHP’lilerin evet oyu vereceğini duyurmasıyla kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir süreç resmen başlamış oldu.

Meclisteki 550 milletvekilinden 376’sının oyuyla 138 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmasıyla ele alınan bu tarihsel eşik, kitapta geçmiş ve bugün arasında kronolojik bir sırayla ele alınıyor.

“Değişen Bir Şey Yok”ta, sadece 4 Kasım itibariyle tutuklanan HDP’li vekillere değil; 1994’te partileri kapatılan ve dokunulmazlıkları kaldırılarak tutuklanan DEP’li vekillere de sıklıkla değiniliyor. 

Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ve başbakanı Tansu Çiller’in herhangi bir konuşmasını okuyan/dinleyen/bilen okurlar, yıllar geçmesine rağmen devlet erkânından Kürt siyasetçilere yönelen bölücülük suçlamaları ve “Hepsini temizleyeceğiz!” tehditleri arasında -1994’ten bugüne- neredeyse hiçbir fark olmadığını hemen fark edecektir.

Kuşkusuz 1994’le bugün arasında değişmeyen tek şey devlet erkânının beyanları değildir.

Yıllar önce DEP’li milletvekili Orhan Doğan’ın gözaltı esnasında başını eğmek isteyenlerin, - neredeyse aynısını- gözaltı esnasında HDP’li milletvekili İdris Baluken’e de yapmaya kalkışması ve her iki vekilin bu baş eğmeye gösterdiği direnç de direnenlerin “inadının” değişmediğinin en açık kanıtı olsa gerek.

Görünen o ki dünden bugüne başlarını eğmek isteyene karşı inatla direnen Kürt siyasetçiler, düşmana gölgelerini bile ezdirmemekte kararlı.

Kitapta Selahattin Demirtaş, Abdullah Zeydan, Selma Irmak, Çağlar Demirel, Gülser Yıldırım, Figen Yüksekdağ, Burcu Çelik Özkan, Ferhat Encu, Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken yaşanan bu sürece kendi tecrübeleri üzerinden açıklama getirirken kitabın ön sözünü AP Türkiye Raportörü Kati Piri, son sözünü ise Anayasa Hukukçusu Murat Sevinç yazmış.

Türkiye’nin yakın geçmişindeki tarihi hatayı inceleyen bu kitap, dileriz memleket demokrasisinin nasıl onarılabileceğine ilişkin bir tartışmaya katkı sağlarken tarihin tekerrür etmemesi için de bir düşünsel direnç alanı yaratmaya vesile olur.

Künye: Değişen Bir Şey Yok/ Meclisten Mahpushaneye Kürt Milletvekilleri, Hayri Demir- Hasan Kılıç, DipNot Yayınları, 2019, 240 Sayfa.