Siyasetçi, Sanatçı ve Gazetecilerden Cumartesi Anneleri’ne Destek: 'Dünya Değişir, Ankara Değişmez!'

AKP’nin 23 yıldır mücadele eden Cumartesi Anneleri’nin direnişinin yasakladıklarını açıklamasına muhalefetin tepkisi sert oldu. Siyasetçiler, hükümetin ekonomik krizle boğuşan gündemi değiştirmeye ve en ufak bir toplumsal muhalefeti bastırmaya çalıştığını söylerken, sanatçı Zülfü Livaneli’nin hükümetin Cumartesi Anneleri’nin yasağına tepkisi Yaşar Kemal’in kitabından alıntıladığı şu cümleyle oldu: Dünya değişir, Ankara değişmez.



30-08-2018 15:25

Meryem Yıldırım / @meryem_yildrim

Siyasetçiler, gazeteciler ve sanatçılar Cumartesi Anneleri’nin her cumartesi Taksim’deki Galatasaray Meydanı’nda düzenlediği oturumu yasaklamasına tepki gösterdi.

Geçtiğimiz cumartesi 700. oturumunu gerçekleştirmek isteyen Cumartesi Anneleri ve eyleme katılan yurttaşlara, polis plastik mermi ve gazlarla saldırmış, aralarında annelerin de olduğu onlarca kişi yaralanarak gözaltına alınmıştı. AKP Sözcüsü Çelik, dün MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, “Anneliğin siyaseti ve ideolojisi yoktur. Gelişmeler sonrası bu önlemleri almak zorunlu olmuştur. Bu annelere karşı bir tutum değildir, İçişleri Bakanı’mız bunu açıkça söyledi. Terör gruplarının bu alanı açıkça istismar etmesi ile ilgilidir. Bu siyasi istismar partisi provokatif olaylar sergileme çabasındadır. Provakatif olaylar olmasına müsaade edilmeyecektir. Anneler ve evlatları ile ilgili derdi olana kapımız açıktır. İstiklal Caddesi gibi yerlerde eylemlere asla müsaade edilmeyecek” ifadelerini kullandı.

Bu sözlere çığ gibi tepki geldi.

SİYASETÇİ, SANATÇI VE GAZETECİLERDEN SERT TEPKİ: 'DÜNYA DEĞİŞİR, ANKARA DEĞİŞMEZ’

İleri Haber olarak, Çelik'in ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Cumartesi Annelerinin eylemine saldırı talimatının ardından hükümetin eylemi tamamen yasaklamasını aralarında milletvekili, sanatçı ve gazetecilerin de olduğu isimlere sorduk. İşte AKP'ye verilen o tepkiler:

ZÜLFÜ LİVANELİ TEK CÜMLE İLE YANIT VERDİ

Sanatçı Zülfü Livaneli Ankara’nın Cumartesi Anneleri’nin kayıpları için sürdürdüğü mücadeleyi yasaklamasını, Yaşar Kemal’in 1950’deki ‘Teneke’ adlı oyunundan bir sözle değerlendirdi. Livaneli’nin sözleri şöyle:

“Yaşar Kemal’in ‘Teneke’ adlı oyunu 1950’lerde yazılmıştır. Orada şöyle bir diyalog geçer. “Ankara değişti” der birisi, karşısındaki da der ki, “Ona inanma. Dünya değişir, Ankara değişmez” der…Bu kadar söylemek istiyorum.”

SAADET PARTİLİ VEKİL İSLAM: CUMARTESİ ANNELERİ EVLATLARININ CENAZESİNİ İSTİYOR, YANLARINDAYIZ!
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, kendisinin de zaman zaman Cumartesi Anneleri’nin eylemine destek verdiğini ve vermeye devam edeceğini belirterek AKP’ye tepki gösterdi. İslam, AKP’nin Cumartesi Anneleri’ne yönelik yaptığı açıklamada, süslü kelimeleri eledikten sonra geriye kalanın şunlar olduğunu söyledi:

“Açıklamaya (AKP açıklaması) baktığınızda süslü kelimeleri, edebi tarafını bir yana ayırdığımızda, çıplak önermelerle karşı karşıya kaldığımızda, bize birkaç şey söylüyor:

Bir; “Cumartesi Anneleri terör örgütleri tarafından istismar edilmektedir” diyor. Hayır! Böyle bir şeye şahit değiliz. Benim de zaman zaman fırsat buldukça, kısa sürede olsa yanlarında oturduğum, son derece barışçıl bir eylem.

İki; bu insanlar ne istiyor? Bu önemli. Bu insanlar evlatlarının cenazesini istiyor, acı bir tabirle kemiklerini istiyor, artı bunların faillerinin yargı önüne çıkarılmasını istiyor. Bundan daha ulvi bir hak talebi olamaz yeryüzünde yaşayan bir insan için. Ne diyor AKP Sözcüsü; “bundan sonra bu eylemlere Taksim’de izin verilmeyecektir.”  Niçin verilmeyecek? Bugüne kadar bu anneler nasıl bir olay çıkarttı? Bunlara desteğe gelen sanatçılar, yazarlar, çizerler, ya da yanlarına gelen vatandaş hangi olayı çıkarttı da siz böyle bir kanata varıyorsunuz?

Üç; “komisyon kuruldu vs.” diyor. Yani demek istiyor ki aslında bundan sonra pek bir şey yapılamayacağının habercisi olarak algılanır.

Şunun da altını çizmek lazım; “Kapımız açık, gelsinler bizden bir şey istesinler” diye ekliyor. Ya siz 16 senedir Türkiye’yi tepeden tırnağa yöneten insanlar değil misiniz? Sizin savcılarınız yok mu? Sizin Meclis grubunuz yok mu? Bu konunun üzerine ciddiyetle gidemez miydiniz? Hayır, gidilmedi.

Belki AK Parti iktidarı günde değiştirmek için böyle bir grubun üzerine gitme kararı almış olabilir. Çünkü Türkiye’yi yönetme de sıkıntı çekiyorlar. İdari açıdan sıkıntı çekiyorlar, ekonomiyi batırdılar. Neresinden baksanız başarısız bir iktidar söz konusu.

Bu başarısızlığı gömmenin siyasi bir takım manevraları var. Ama bunlar gerçekten bu ülkeye hiçbir hayır getirmez. Zaten 5 Şubat 2011’de de dönemin Başbakanı sayın Erdoğan’ın çok net açıklaması var. Bu olayı adeta bir “namus” gibi üstleniyor ve üzerine gideceğini söylüyor. O dönemde hepimizi umutlandıran bir görüşmeydi bu siyasi görüşlerine katılsak da katılmasak da. Ama sözlerinde durmadılar. Fakat bu pisliği halı altında süpürürseniz bence en büyük kötülüğü yapmış olursunuz. AK Parti fiilen bu cinayetlere katılmadıysa bile, çünkü cinayetlerden sonra kurulmuştur, fiilen bu olayların içinde değildir ama kendileri için de bir şans vardır. Bunun üzerine gitmekle, kamuoyu vicdanını hizmet etmek ve onların gönlünü kazanmak açısından. Ama ne yazık ki bunu tepiyor bunu halı altına süpürüyor. Ama siyaset şöyle bir şeydir; böyle büyük olayların üzerine oturamazsınız. Mümkün değildir.

Çağrımızı tekrarlayalım; siyasiler, yöneticiler sorumlu davransın. Faili mehulleri aydınlatmaya gayret etsin, onları bulsun ve yargı önüne çıkarsın. Ve içi yanan, hak arayan annelere de gerçek anlamda saygı göstersinler.

Biz de tabi ki bu annelerin yanındaydık ve yanında olmaya devam edeceğiz.”

CHP’Lİ VEKİL ALİ ŞEKER: ASIL İSTİSMAR EDENLER ONLAR, AYNAYA BAKARAK KONUŞUYORLAR

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, AKP’nin 2011’de AB’yi, Kürt sorununu, Roman sorununu, barış sürecini istismar ettiği gibi, kayıp yakınlarına da çözüm vadederek istismarda bulunduğunu ifade ederken, “Süleyman Soylu ‘istismar ediyor bunlar’ diyerek aynaya bakarak konuşmuş, orada yaptığı konuşma aslında, aynaya bakarak AKP’nin yaptıklarını anlatmış. Bunu istismar eden direk kendisi AKP’nin” sözleriyle tepki gösterdi. “Cumartesi Anneleri adalet istiyor, kayıplarının bulunmasını, mezarlarının bulunmasını istiyor. Burada asıl bunu istemesi gerekenler devletin güvenirliğini temin etmek durumunda olan yöneticiler” diyen Şeker şunları söyledi: “O günden bugüne görev alan herkes bu işin sorumlusudur. Faili meçhuller ve gözaltında kayıplar devletin utancıdır ve bu utançtan arınmak için Cumartesi Anneleri bir fırsat sunuyor hükümete.”

AKP’nin Taksim’de eylem yasağını da değerlendiren Şeker, şöyle devam etti: “Taksim yasağının iki boyutu var; iktidarını kaybetmekten korkuyorlar. Çünkü çok büyük suçları var ve suçların hesabını vermemek adına iktidardan ne pahasına olursa olsun gitmek istemiyorlar. Herhangi bir hareketin genişleyebileceğinden çok endişe duyuyorlar. Çünkü orada talepte bulunanlar haklı bir taleple oradalar. Aslında hükümet orada yasaklama kararıyla ve bize yakın mesafeden mermi sıkılması, İçişleri Bakanlığı’nın bu tavrıdır olayı büyüten. Yeni bir kriz bahanesi üretmeye çalışıyorlar. Hem dikkat dağıtmak, gündem değiştirmek, krizin sebeplerini çarpıtmak gibi düşünceleri olabilir. Bir yandan “AB’ye gireceğiz, insan haklarıyla ilgili fasılları görüşelim” derken” böyle bir davranış, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtiyor. Ama şimdiye kadar yaptıkları hiçbir şeyde tutarlı olmadılar.”

ERKAN BAŞ: ÇİLLER'İN AKP KÜRSÜSÜNE ÇIKARILMASI TESADÜF DEĞİLDİ

Cumartesi Anneleri’ne yönelik polis saldırısının, AKP hükümetinin 24 Haziran sonrasında başlattığı saldırının bir ayağı olduğunu vurgulayan HDP İstanbul Milletvekili ve TİP Kurucu Meclis Üyesi Erkan Baş ise şu mesajı verdi:

“AKP, özellikle 24 Haziran’dan sonra yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bunun en büyük ayaklarından birisi insanların iktidar karşıtı düşüncelerini ifade etmelerini mümkün olduğunca engellemek. Bu kapsamda da her tür sokak eylemini, gösterisini, hak alma mücadelesinin tüm alanlarını kapatmaya çalışıyor. Cumartesi Anneleri’nin hedef alınması aslında seçim öncesi kurdukları ittifakın bir yansıması...Hatırlayacaksınız, Tansu Çiller’in kürsüye çıkarılması gündem olmuş, çok tartışılmıştı, bu onun bir uzantısı. Demek ki yaptıkları hiçbir şey tesadüfi değil. O suçların da tümünü sahiplendiklerini ifade etmiş oluyorlar. Bu kapsamda toplumun en duyarlı olduğu başlıklardan birisini, anneleri bile hedef haline getirmekten çekinmeyeceklerini göstermiş oldular. Kendilerince muhalefete karşı bir kararlılık gösterisi olarak değerlendiriyorum. Türkiye’nin içinden geçtiği krizin yakıcı sonuçları olacağını görüyorlar. Buna karşı önleyici müdahalede bulunuyorlar, toplumda biriken öfkeyi hissediyorlar, o öfkenin akabileceği tüm kanalları mümkün olan en erken zamanda kapatmaya çalışıyorlar. Başaramayacaklarını ve tüm tersine oldukça kabarık olan suç dosyalarını daha da kabarttıklarını ekleyeyim.”

MUMCU: BU YASAKLAMA 90 POLİTİKALARININ SAHİPLENİLMESİDİR

Cumhuriyet gazetesi yazarı Özgür Mumcu da, Cumartesi İnsanları’na yönelik yasağı şu ifadelerle değerlendirdi: “Anayasa ve kanunda belirtilen toplantı ve gösteri yürüyüşüne tamamen aykırı bir yasaklama. Yapılan polis müdahalesi de bu çerçevede aynı şekilde hukuka aykırı. Siyasi bakımdan da 90’ların politikalarının sahiplenilmesi anlamına geliyor. Ekonomik buhranı perdelemek isteyen iktidar gerginlik çıkartarak hamaset yapıp kamuoyunun kafasını bulandırmak peşinde.”

İZMİR MİLLETVEKİLİ KEMALBAY: ANNELERİN OMUZ BAŞLARINDA OLACAĞIZ

HDP eski eş başkanı ve İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ise şunları söyledi:

“Hükümetin yapması gereken şey zorla kaybedilen insanların akıbetlerini açıklamak ve faillerin ortaya çıkarılmasını sağlamak, sorumluları yargılamak ve siyasi olarak da siyasi olarak da bu sürecin sorumluluğunu üstlenip bir daha olmaması için özür dilemek. Bugün hem Erdoğan hem de mevcut iktidarın yaptığı şey Cumartesi Anneleri’ni kriminalize etmeye çalışarak, onları yalnızlaştırmaya çalışarak, demokratik muhalefeti kriminalize etmeye çalışarak hukuksuzluğu, insan hakları ihlallerini, işkenceyi ve kayıpların süreceğine dair işaretler veriyorlar. Zaten aslında hem işkence ağır bir şekilde sürüyor hem de aslında kayıplar da devam ediyor.

Devletin aslında devamlılık esası sürüyor. Gerçeklerle yüzleşmek yerine onları bastırmak, sindirme politikaları sürüyor. Bu kabul edilemez. Türkiye artık böyle tablolar yaşamak istemiyor. Hükümetin başındaki kişinin, Berfo Ana ile aynı masaya oturmuşluğu ve bu konuyu açıklığa kavuşturacağına dair söz vermişliği var. Dolayısıyla kendi kendini inkar eden, ya da insanlara bu kadar kolay yalan söyleyen bir anlayıştan uzaklaşılması gerekiyor. Toplumsal yüzleşme gerekiyor. 23 yıldır Cumartesi Anneleri’nin çektiklerini hepimiz biliyoruz. Kaç kere o alan saldırıya uğradı. Bu bir sorun, bir yara. Bu yara çözüme kavuşmadan bu gerçeklik ortadan kaldırılamaz. Biz annelerin yanındayız, omuz başlarında olmaya devam edeceğiz. Tabi ki onlar bu mücadelenin öznesidirler. Annelerin kararları bizim için bağlayıcı, onları destekleyeceğiz. Zaten bu kayıplar sadece Cumartesi İnsanları’nın kayıpları değil hepimizin kayıplarıdır, hepimizin sorumluluğudur. Soylu’nun, Erdoğan’ın, kendi iktidarlarını sürdürmek için meseleleri ört bas etmelerini yadırgamıyoruz. Ama toplumun buna asla müsaade etmemesi gerekiyor. Hepimiz bu dayanışmanın içinde olmak zorundayız. Bu cumartesi de öyle olacak.

Taksim yasağı da kabul edilebilir değil. Cumartesi İnsanları Galatasaray Meydanı ile özdeşleşti, orada olmaya devam edecekler. Biz de onlar nasıl karar veriyorsa biz de onlarla hareket edeceğiz. Galatasaray Meydanı Cumartesi Anneleri’nin meydanıdır.”

BARIŞ ATAY: AKP, FAİLİ MEÇHULLERİN SAVUNUCUSU OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ

HDP Hatay Milletvekili ve TİP Kurucu Meclisi Üyesi Barış Atay da şu açıklamayı yaptı:
“Cumartesi Anneleri’nin adalet taleplerine cevap vereceklermiş gibi, yalan olduğunu başından bildiğimiz görüşmeler yapan iktidar; bu saldırısıyla fail-i meçhullerin savunucusu olduğunu bir kere daha göstermiştir. Hiçbir tehditlerini aileleri, bu haklı mücadelelerinden vazgeçiremeyecek.”