DOSYA | La Nina geri döndü: ‘Uzun vadeli takip şart!’

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ile La Nina döngüsünün Türkiye’deki tarımsal üretim ve enerji üretiminde ortaya çıkarabileceği sonuçları konuştuk...



30-10-2020 11:49

Murat Büyükyılmaz - @muratbuyukyilmz

ABD İklim Tahmin Merkezi, La Nina döngüsüne girildiğini ve etkisinin 2021'in ilk aylarına kadar sürdüreceğini açıkladı. 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı "Havza Bazında Yağışın El Nino ve La Nina İlişkisi" (2014) raporuna göre, La Nina döngüsünün gerçekleştiği yıllarda Türkiye'de havza bazlı yağışlarda azalma meydana geliyor. Her ne kadar La Nina döngüsünün Türkiye'ye etkisinin bilimsel olarak kanıtlanmadığına dair görüşler mevcut olsa da, Türkiye’deki yağışlara etkisinin olabileceği ihtimali de göz ardı edilemiyor. 

Konunun uzmanları özelde La Nina döngüsünün ve genel olarak da iklim koşullarında meydana gelebilecek değişimlerin, Türkiye’deki tarımsal üretim ve enerji üretiminde ortaya çıkarabileceği sonuçları İleri Haber’e değerlendirdi. 

Dosyanın ilk konuğu İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu oldu. Kadıoğlu, Türkiye tarımında iklim değişikliğine uyum çalışmaları yapılmasının ve hava, su, iklim şartlarının uzun vadeli takibinin önemine değiniyor.

Uzmanlara şu soruları sorduk:

- La Nina nedir ve iklim koşullarını nasıl etkiler?

- Sonbahar ve kış aylarında iklim koşuları tarım ve enerji üretimini nasıl etkileyecek? 

- 2020 sonbaharı nasıl başladı? Çiftçiler yağışlardan ve iklim koşullarından memnun mu?

- Türkiye’de devlet üreticileri olumsuz iklim koşullarına karşı önceden uyarıyor mu? 

- İklim koşullarındaki değişimlere karşı gerekli önlemler alındı mı?

La Nina döngüsünün El Nino gibi, Pasifik Okyanusu'nda 3 ile 5 yılda bir meydana gelen bir hava olayı olduğunu belirten İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Normal bir yılda, ekvator boyunca esen rüzgarlar deniz yüzeyindeki sıcak suyu batıya doğru iter. Böylece Okyanus yüzeyindeki sıcak su akıntısı Güney Amerika'dan Endonezya'ya kadarlık bir bölgeyi kaplar. Sıcak su batıya doğru ilerlerken, denizin derinlerinden yüzeye soğuk su yükselir. Bu soğuk su Güney Amerika kıyılarında sona erer. Soğuk su, üzerindeki havayı da soğutarak kararlı hale getirir ve bölgede yağış oluşumunu engeller” açıklamasında bulundu.

OKYANUS SICAKLIĞINDAKİ KÜÇÜK DEĞİŞİKLİK TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEBİLİR

La Nina’nın, küresel hava durumunu etkileyebilen Orta ve Doğu Tropikal Pasifik okyanusunda normal deniz yüzeyi su sıcaklıklarının daha soğuk olması durumu olarak tanımlandığını ifade eden Kadıoğlu, “La Nina koşulları birkaç yılda bir tekrarlar ve iki yıl kadar sürebilir. La Nina yılında özellikle kışın bu rüzgarlar her zamankinden çok daha güçlüdür. Bu, Pasifik Okyanusu'ndaki suyu ekvatora yakın bir yerde, her zamankinden birkaç derece daha soğuk yapar. Okyanusun sıcaklığındaki bu küçük değişiklik bile tüm dünyadaki hava durumunu etkileyebilir.  Bu soğuk su Güney Amerika kıyılarında sona erer “ şeklinde konuştu.

Güney Amerika kıyılarında soğuk suyun, üzerindeki havayı daha da soğutarak kararlı bir hale getirip bölgede yağış oluşumunu engellediğini vurgulayan Kadıoğlu,  şöyle devam etti:

“Yani, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneybatısı gibi yerler her zamankinden çok daha kuru olabilir. La Nina, Pasifik Okyanusu ve üzerindeki atmosfer arasında bir etkileşime neden olur. Ancak, tüm dünyada hava hareketleri üzerinde de etkileri olabilir. Atmosferdeki bu değişiklikler Meksika Körfezi içinde ve Körfez Kıyısı boyunca daha fazla yıldırım aktivitesine yol açabilir. Ayrıca, La Nina sırasında çevre koşulları daha fazla sayıda tropikal siklon oluşumuna yol açabilir.”

La Nina'nın Türkiye'deki iklim koşullarına etkisini gösteren çalışmalara da değinen Kadıoğlu, “Hakemli bilimsel dergilerde yayınlanan çalışmalara göre La Nina’nın Avrupa, Türkiye ve Orta Doğu’daki hava durumuna etkisi bilinmemektedir“ şeklinde konuştu.

ENERJİ VE TARIMDA GÜNLÜK TAHMİNLER KULLANILAMAZ

Her La Nina’nın sonucunun önceki ile tam olarak asla aynı olmadığını belirten Kadıoğlu, La Nina’ların etkisi, onların şiddetine, geliştikleri yılın zamanına ve diğer iklim kalıplarına bağlıdır” diyerek Türkiye'yi önümüzdeki aylarda bekleyen iklim koşullarına dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Önümüzdeki ay, aylar ve mevsimler Türkiye’de beklenen iklim değişikliklerini bilmek başta tarım ve enerji sektörü olmak üzere çok önemlidir. Bununla beraber maalesef ülkemizde sadece TV’lerde vb. verilen günlük hava tahminleri kullanılmakta, aylık ve mevsimsel tahminler bilinmemektedir. Aylık ve mevsimsel tahminler hava durumu tahmini gibi yapılmaz. Uzun vadeli tahminlerde yağış ve hava sıcaklıkları mevsim normalleri ile karşılaştırılarak, mevsim normallerinin altında ya da üstünde olması bekleniyor şeklinde yapılır. Türkiye’de bu konuda talep olmadığı için örneğin ABD gibi onlarca model geliştirip trendlerine bakarak bir şey söylemem şu an için söz konusu değil. İnternetteki bir iki model sonucuna bakarak bir şey demek de yanıltıcı olur.”

Türkiye’deki iklim koşullarında yaşanabilecek bir değişimin, özelde tarım, enerji ve ekonomi alanlarında genelde ise tüm toplumsal yaşamda ne gibi etkileri olabileceği konusuna değinen Kadıoğlu, “Tamamen hava şartlarından etkilenen üstü açık bir fabrika olan tarım başta olmak üzere hava ve suya bağımlı birçok sektörün küresel iklim değişikliğinden olumsuz etkilenmesi beklenmektedir. Daha sıcak ve kurak olabilecek iklim şartlarına göre bu sektörlerin uyum çalışmaları büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

İklim koşullarındaki değişimlerin tarım ve enerji alanına etkilerini düzenlemek ve denetlemek için orta ve uzun vadede ne yapılabileceği sorusunu da yanıtlayan Kadıoğlu, kendisinin de hazırlayıcıları arasında bulunduğu “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik” raporuna değindi.

Söz konusu raporun sonuç bölümünde yapılan değerlendirmeler arasında şu ifadeler yer alıyor:

“Küresel iklim değişikliği, gelecekte Türkiye’de tarımı ve gıda üretimini doğrudan ve dolaylı yollardan önemli ölçüde etkileyecektir. Böylece, Türkiye’de İklim değişikliği ne bağlı olarak ülke genelinde bitki büyüme dönemlerinde kısalmalar, fenolojik dönemlerde erkene kaymalar ve buna bağlı verimde azalmalar olacağı, verimdeki azalmalar nedeniyle de üretim miktarının azalacağı varsayılmaktadır. Üretim deseninde ve ekim alanlarında bölgeler itibarıyla değişiklikler olacağı, buğday ve ayçiçeğinde ihracatın azalacağı, mısır ve pamukta ithalatın artacağı, kuraklık, sel, dolu gibi şiddetli hava olaylarının şiddeti, görülme sıklığı, etkili oldukları alan ve süre bakımından artması sonucunda da ürün kayıplarında önemli artışlar olacağı ve yurt içinde ürün maliyetlerinin artacağı öngörülmektedir.”

Kadıoğlu, sözlerini “Bu raporun son kısmında açıklandığı gibi İklim Değişikliğine Uyum çalışmaları yapmalıyız. Aynı zamanda ve bir an önce hava, su ve iklim şartlarını daha uzun vadeli ve uzmanlık seviyesinde takip etmeliyiz” vurgusuyla sonlandırdı.

Dosyanın ikinci konuğu TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez ile söyleşi yarın İleri Haber'de