Dostoyevski, St.Petersburg edebiyatına damga vurduğunda

Önemli Rus yazarın şöhret ve güvensizlik duygusuyla mücadelesi üzerine...



19-04-2021 01:36

Yazar: Alex Christofi

Çeviren: Beyza Sezenlik

Şanımın daha da büyük olacağını sanmıyorum. Her yerde bana yoğun bir ilgi var. Herkes bir deha olduğumu düşünüyor. Belinsky beni bundan daha fazla sevemezdi. Geçen gün, şair Ivan Turgenev Paris’den döndü ve Belinsky’nin bana âşık olduğunu zannettiğinden hemen öyle bir bağlılıkla bağlandı. Ben de ona neredeyse âşık oldum. Bir şair, yetenekli, asil, yakışıklı, zengin, zeki, eğitimli ve 25 yaşında biri.

Gök mavisi gözleriyle Fyodor Dostoyevski’den daha uzun, akıcı Almanca ve Fransızcasıyla, Turgenev zaten dünyanın adamı edasına sahipti. Vaktini yurtdışında, Karl Marx ile aynı dönemde Berlin Üniversitesi’nde okuyarak ve sansür ağından kaçan kıtadaki tek radikal ses olup Rus Edebiyatı’nda adı kötüye çıkan George Sand ile tanışarak geçirmiştir. Turgenev yazarlıktan çok fazla bir kazanç sağlayamıyordu, ama annesinin 5 bin köleden oluşan bir mülkü vardı, dolayısıyla zamanını harcayabiliyordu. Kısacası, Fyodor’un olmak istediği her şeydi. (Ya da Fyodor öyle düşünmüştü. Aslında, Turgenev’in annesi cimriydi ve ona harçlık vermeyi reddetmişti, bu nedenle terzisi için borç para aldı ve her zaman hesap gelmeden önce yemekten ayrılmak için bir yolunu bulurdu.)

Akşam, Turgenev eserimi tüm çevremize, yani en az 20 kişiye okudu ve sansasyona neden oldu. Belinsky, çok yönlü biri olduğum için bana inancının tam olduğunu söyledi. Çok derin fikirlerim var ama yarın Petersburg’un tümünün bundan haberdar olacağından korktuğum için bunların hiçbirinden Turgenev’e bahsedemem. Bütün başarılarımı size anlatmaya başlasaydım, kağıdım kalmazdı.

Fyodor kısa bir süre sonra, St. Petersburg’a yön verenlerden Ivan Panaev’in ortamına davet edildi. Nekrasov ve Grigorovich ile gittiği ilk gece, yüzünde sosyal endişeden kaynaklı anlamsız bir sırıtış olsa da diğerlerinin cesaretlendirmesiyle açılmaya başladı. Panaev aşırı eğlenceli ve çocuksuydu. Sanırım onun karısına âşık oldum. O sadece zeki ve güzel değil aynı zamanda çok hoş ve dürüsttü. Avdotya, Fyodor ile yaklaşık aynı yaştaydı ve usulca kendi kısa hikayeleri üzerine çalışmaktaydı. Ondan çok çabuk hoşlanmaya başladı. Aydatyo, Fyodor’un çok gergin olduğunu görünce ona karşı kibar ve samimi davranmak için çok çabaladı. Onun salonda bir dansçı gibi hareket etmesini izledi, her bir hareketi sessiz bir müzikle zamanı tutuyor gibiydi. O ipeksi siyah saçları, kusursuz düz hatlı burnu ve yanık teniyle çok güzeldi. Ancak insanların sizi sevmesi yeterli değildir, insanları kendinizi sevdirme sanatına sahip olmanız gerekir. Fyodor daha sonra Madame Panaeva’nın Nekrasov ile üçlü bir ilişki içerisinde olduğunu öğrendi.

Kendine olan güveni arttıkça, Fyodor onların ortamlarındaki toplantılarda daha özgür ve yüksek sesle konuşmaya başladı. Hristiyanlığa karşı saygısız tavrı ile Fyodor’u derinden yaralayan Belinsky ile bile kendisini hem edebi hem de siyasi meseleler hakkında tartışırken bulması çok uzun sürmedi. Aynı zamanda Fyodor, tıpkı onun gibi, ama her nasılsa anlaşılmaz bir şekilde kendisi olma konusunda daha iyi, hoş, çekici bir adam olan bir Doppelgänger tarafından sık sık ziyaret edilen Golyadkin adında düşük rütbeli bir devlet memurunun hikâyesi olan Öteki’yi bitirmek için çok çalışıyordu.

İkiziyle tanışmadan önceki önemli sahnede, Golyadkin, odanın köşesine inzivaya çekilmeden ve patronun kızını düşen bir avizeden kurtarmayı düşlemeden hemen önce kendini güzel Klara’nın önünde garipçe durduğu, kekeleyip, bocalayıp, utandığı bir partinin içinde bulur. Golyadkin, Klara’yı dansa kaldırmak için ileriye doğru sendeler; Golyadkin diğer konuklar tarafından Klara’dan koparılır ve sertçe girişteki merdivene doğru yönlendirilir ve burada tökezler ve merdivenlerden avluya düşer. Bundan kısa bir süre sonra, ikinci kişiliğiyle yüzleşir ve sahtekâr, parça parça canını almaya başlar. Mümkün olan tek yolla biter: akıl hastanesine götürülür.

Öteki, İnsancıklar’ın Nekrasov’un Petersburg derlemesinde yayımlandıktan sadece 3 hafta sonra Notes of the Fatherland tarafından yayımlandı. Belinsky, Dostoyevski’nin yeteneğini ve genel kavramlardaki düşüncelerin derinliğini övdü ama aynı zamanda da aşağıladı: “Yazarın henüz ölçü ve uyumun dokunuşunu yakalayamadığı açıktır ve sonuç olarak, birçoğu İnsancıklar’ı bile laf kalabalığından dolayı nedensizce eleştiriyor, fakat bu eleştiri Öteki eserine göre oraya daha az uygundur.’’ Fyodor, onun ününün sonbaharda zirveye ulaştığı konusunda haklıydı ama onu bu kadar çabuk terk ettiğini tahmin edemezdi. Bu yeni oluşum, paranoyanın tam ortasındaki korkunç çelişkiyi açığa çıkardı: evet belki insanların arkanızdan sizi aşağılamasına inanmak mantıksız gelebilir, ama bu yapmadıkları anlamına gelmez. Grigorovich, nedendir bilinmez, Fyodor’un adına başkalarının çok eğlendiklerini ona bildirmeye başladı. Turgenev ve Nekrasov, Fyodor’a hitap eden Belinsky gibi davranarak, ‘The Knight of the Doleful Countenance’ parçasında fakir bir şövalye hakkında, başı ve sonu olmayan garip bir şiiri elden ele dolaştırıyorlardı.

Hatalarımın her birini fark etmekten kasıtlı bir şekilde haz alıyorlar. Hatta yerel bir Kont olan Mikhail Yurevich Vielgorsky’nin partisinde yakalandığı ani bir hastalık için Fyodor ile alay ettiler. Oradayken, onunla tanışmak için can atan Senyavina adında çekici sarışın bir gençle tanıştırıldı ancak Fyodor bilincini kaybedip yere düşerek bu flört fırsatından ne yazık ki yararlanamadı.

Çok geçmeden Belinsky, Nekrasov ve Panaev rakip dergi The Contemporary için Notes of Fatherland’i bıraktılar. Açıkça Fyodor’un yazdıklarına yönelik düşmanca tavır aldığı için, Belinsky, Fyodor’un yeni hikâyesi Bay Proharçin’in ‘uydurma, maniéré ve anlaşılmaz’ olduğunu yazdı. Fyodor’un tek savunucusu, Dostoyevski ile kıyaslandığında bile bir edebiyat dehası olan Notes of the Fatherland’in yeni baş eleştirmeni Valerian Maikov’du. Fyodor’dan iki yaş küçük, zorlu bir eleştirmen olarak çoktan adından söz ettirmişti ve Gogol toplumsal bir şair iken Dostoyevski’nin yeteneğinin de psikoloji üzerine olduğunu görmüştü. Öteki hakkında şöyle yazdı; “O insan ruhuna derinden nüfuz ediyor, insanın duygu, düşünce ve davranışlarının gizli entrikalarına o kadar korkusuzca ve tutkuyla bakıyor ki Öteki tarafından yaratılan etki yalnızca maddenin kimyasal bileşimine nüfuz eden meraklı bir kişinin izlenimiyle karşılaştırılabilir.”

İki genç adam çok çabuk yakın arkadaş oldular, duygudaşlıkları kendiliğinden uyum sağladı. Maikov, Dostoyevski’nin etkileyici çıkımı İnsancıklar, Öteki, Dokuz Mektupluk Roman, Bay Proharçin ve Ev Sahibesi hakkında uzun bir makale hazırlamaya başladı. Maikov bitirir bitirmez makale, Dostoyevski’yi neslinin en önemli yazarlardan biri olarak yeniden saygınlığına kavuşturacaktı. Maikov, hala makale üzerine çalıştığı bir yaz günü St. Petersburg yakınlardaki bir köye uzun bir yürüyüş yapmak ve yüzmek için gittiğinde güneş çarpması sonucu vefat etti.

Bu durum Fyodor’un hipokondrisine yaramadı. Şimdi de hastalıklı bir şekilde tıp ders kitaplarını özellikle frenoloji, ruhsal bozukluk ve sinir sistemi hakkında okuyarak, kendisi olmanın nasıl bir his olduğunu adlandırma umuduyla semptom listelerini okumaya kendini kaptırmıştı. Bazı geceler uyuyamıyordu. Güç algılanan halüsinasyonlardan mustaripti; tutkulu bir biçimde neredeyse delice yazdı. Hislerinden şüphelenmeye başladı ve bir gece öleceğine kendini ikna etti.

Odam karanlıklaştıkça sanki duvarlar geri çekiliyormuşçasına gittikçe büyüyordu ve akşam üstü yavaş yavaş bir tür gizemli dehşete kapılmaya başlamıştım. Nasıl tanımlayacağımı bilemediğim, aşırı kasvetli ve kahredici hatta şekil alan, çirkin ve yadsınamaz bir gerçek olarak önümde duran, tüm anlayışları aşan, doğal olmayan bir durum. Bu durum bana ölüden korkan insanların ıstırabı gibi bir şey geliyor.

Fyodor’un doktoru Yanovsky’nin bir asker tarafından düşmemesi için desteklendiğinde yakası açıldığı sırada Fyodor’a rastladı. Çılgına dönmüş gibiydi, Yanovsky onu eve götürürken tek söylediği şey ‘Kurtuldum’ idi. Doktor biraz kanını akıttı ve endişe veren bir işaret olarak siyah akmıştı. Hasta sakinleşse bile, endişeli ve mutsuz olduğu belliydi. Bir tür sinir krizi geçiriyor gibi görünüyordu. Bir adam memnuniyetsiz olduğunda, içindeki iyi olanı gösterme, kendini tam olarak ifade etme imkânı bulamadığında (kibirden değil, kendini idrak etmenin acil gerekliliği nedeniyle) birdenbire oldukça inanılmaz bir duruma karışır ya ayyaş olur ya öfkeli bir düellocu ya da kumarbaz biri olur. Ya da belki bir devrimci.

Kaynak: lithub.com