Diyar: Sadece 8 fotoğrafla babasını tanımak zorunda bırakılan bir çocuğun hikayesi

“Kendime dedim ki; bu devlet benim babamı kaybetti, çocukluğumu elimden aldı, bunca şeyi bize yaşattı. Ben niye onun okulunu okuyayım? Belki çok doğru bir karar değil ama o dönem böyle hissederek okulu bıraktım, 16 yaşımda inşaatta çalışmaya başladım..."



14-03-2020 12:21

Emre Orman - @eemreorman

Diyar Tanış, henüz 1 yaşındayken babası Serdar Tanış ile amcası Ebubekir Deniz’i 2001 yılında gözaltında kaybetti. Onların akıbetinin aydınlatılması ve faillerin yargılanması talebiyle Cumartesi Anneleri’ne katılan Diyar, “Babamı hiç görmedim, hiç birlikte fotoğrafımız olmadı. Onunla hiç anım olmadı. Kuzenlerim, yakın arkadaşlarım babalarıyla hep bir şeyler yapıyorlardı. Ben niye yapamıyorum peki? Bu benim içimde bir yara olarak kaldı. 8-9 yaşlarımda çocukluğumu yaşayamadan büyüdüğümü hissettim.” dedi.

25 Ocak 2001'de, dönemin Şırnak/Silopi’de Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) ilçe teşkilatı kurucusu ve başkanı olan Serdar Tanış ile birlikte ilçe yöneticilerinden Ebubekir Deniz, yürüttüğü siyasi faaliyetler nedeniyle Silopi Jandarma Komutanlığı’na çağrılmıştı. Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can tarafından defalarca tehdit edilen Tanış ve Deniz’den, o günden beri haber alınamıyor. Babalarının gözaltında kaybedilişlerinden yıllar sonra, Tanış ve Deniz’in çocukları, faillerin açıklanması ve yargılanması talebiyle Cumartesi Anneleri’ne dahil oldu.

Çocukluğunu yaşayamamış, bir yanı eksik kalmış çocuklardan biri ise Serdar Tanış’ın küçük oğlu olan Diyar. Babası gözaltında kaybedildiğinde henüz 1 yaşındaydı. Babasıyla hiç anısı olmadı, birlikte fotoğrafları olmadı, onu hiç görmedi. “Yalnızca 8 tane fotoğrafı var, babamı bu fotoğraflarla tanıdım” diyor Diyar. Hatta öyle ki adını bile babası koymamış.

‘ÇOCUKLUĞUMU YAŞAYAMADIM, ERKEN BÜYÜDÜM’

Silopi’de yaşadığı için Cumartesi Anneleri’ne dahil olamayan Diyar, iş için İstanbul’a geldikten sonra ilk kez annelerin 723’üncü hafta oturumunda eylemlere katıldığını söylüyor. Babası gözaltında kaybedildikten sonra Diyar’ı babaannesi ve dedesi büyütmüş. Evde asılı olan fotoğraflara bakınca fotoğraftakinin babası olduğunu anlamakta zorlanmamış. Her yıl 25 Ocak’ta anma etkinliği düzenlendiğini ve o günlerde eve adeta bir matem havasının çöktüğünü söyleyen Diyar, 8-9 yaşlarına geldiğinde ise artık bazı olayları kavrayabildiğini hissetmiş ve babasına ne olduğunu ve şu an nerede olduğunu sormaya başlamış. Babaanne ve dedesinin, amcalarının kendisine “Baban o dönem HADEP ilçe teşkilatını kurdu. Bu yüzden gözaltına alındı ve kaybedildi” dediğini aktaran Diyar, duyduklarından sonra internet üzerinden de araştırmalar yapmış ve çocuk yaşta her şeyi öğrenmiş.

Çocukluğunun çok zor geçtiğini ifade eden Diyar, amcalarının kendisine baba gibi davranmaya çalıştıklarını ama yine de bir babanın yerini tutmadığını söylüyor. Babasıyla ilgili konular açıldığında konuşamayan Diyar, o çocukluk günlerini şöyle anlattı:

“Kuzenlerim, yakın arkadaşlarım babalarıyla hep bir şeyler yapıyorlardı. Ben niye yapamıyorum peki? Bu benim içimde bir yara olarak kaldı. Okulda öğretmenler “Babanız ne iş yapıyor?” diye soruyorlardı. Sıra bana geldiğinde ise cevap veremiyordum. Arkadaşlarım benim yerime cevap veriyorlardı. Çünkü bu konular açıldığında konuşamıyorum. Çocukluğumu hiç yaşayamadım. Hatta çocuk yaştayken büyüdüğümü hissettim. Bir ağabeyim de var ama o çocuk halimle ben onun abisiymişim gibi davrandım ona hep.”

Babaanne ve dedesinin tüm imkanlarıyla kendisini lise 1.sınıfa kadar okuttuğunu söyleyen Diyar, 16 yaşında kendi isteğiyle okulu bırakmış. Amcalarının yanında inşaatlarda çalışmaya başladığını söyleyen Diyar, okulunu neden bıraktığını ise şöyle açıklıyor: “Kendime dedim ki; bu devlet benim babamı kaybetti, çocukluğumu elimden aldı, bunca şeyi bize yaşattı. Ben niye onun okulunu okuyayım? Belki çok doğru bir karar değil ama o dönem böyle hissederek okulu bıraktım, 16 yaşımda inşaatta çalışmaya başladım.”

‘DİĞER KAYIP YAKINLARI ADETA ÖZ AİLEM GİBİ’

İstanbul’a geldiğinde Cumartesi Anneleri’ne ulaşan Diyar, annelerle tanışma öyküsüne de kısaca değindi. İnsan Hakları Derneği’ni telefonla arayan Diyar ile ilk teması kuran kişi, gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak olmuş. Kendisine burada öz aileleri gibi davranıldığını “Çok yardımları dokundu, bana iş bile buldular. Buradaki insanlar benim öz annem babam gibi.” ifadeleriyle dile getiren Diyar, annelerin hakikat arayışı içerisinde olduklarını söyleyerek eylemlerini onur verici bulduğunu aktarıyor. Diyar, ‘Cumartesi insanları’na dahil olduktan sonra neler hissettiğini sorduğumuzda ise şu yanıtı veriyor:

“Burada öyle bir etki var ki; herkes önce kendi bireysel talepleri üzerinden eyleme dahil oluyorlar. Sonrasında ise ayrı ayrı herkes, tüm kayıpları kendi ailesinden görerek onların da mücadelesini devralıyor. İş bireysel bir talepten çıkıp ‘Tüm kayıpları bulana kadar mücadele edeceğiz’ gibi daha genel bir talebe evriliyor. Ben de buradaki tüm ailelerin talebi yerine getirilinceye, tüm kayıpların akıbeti açıklanıncaya ve yargılanıp cezalandırılıncaya kadar mücadelemi sürdüreceğim.”