Diyalektiğe güncel bakışlar

Diyalektiğe güncel bakışlar

Diyalektik, durmaksızın değişmekte ve etkileşmekte olan bir dünyayı kavramada karşılaşılan güçlüğü, herhangi bir şeye ilişkin anlayışımızı hem onun o hale gelmesini sağlayan süreci hem de içinde yer aldığı daha geniş etkileşimsel bağlamı o şeyin oluşunun yönleri olarak kapsayacak biçimde genişleterek çözmeye yönelik bir girişimdir. Diyalektik, bir tarihe sahip ve dışsal bağlantılara sahip bir şey olarak genel geçer “şey” anlayışının yerine, onun tarihini ve olası geleceklerini içeren süreç anlayışını ve diğer ilişkilerle olan bağlarını onun oluşunun bir parçası olarak içeren “ilişki” anlayışını koruyarak gerçeklik konusundaki düşüncemizi yeniden yapılandırır.

Ufuk Akkuş

Marksizm dünyayı analiz etmek ve dönüştürmek için önemli bir kılavuzdur. Diyalektik ise marksizme ilişkin anlayışımızı kavrayarak ilerletmek için gereksinim duyduğumuz yöntemdir. Marksist yöntem dediğimizde aslında diyalektik yöntemden bahsediyoruz demektir. Doğayı kavramanın aracı olarak diyalektik materyalizm, tarih ve siyaseti kavramak için de tarihsel materyalizm marksist yöntemin temel izlekleridir. Lenin, Marx ile Engels’in tüm yazışmalarının odağında diyalektik kavramının merkezi bir konumda olduğunu söyler.

Bertell Ollman ve Tony Smith, “Yeni Yüzyılda Diyalektik” adlı kitabında diyalektik kavramının marksist yöntemde temel ekseni oluşturmakla birlikte diyalektik çalışmaların yeterli hacim ve önemde olmadığını iddia eder. 20 makaleden oluşan kitapta; bugün diyalektik üzerine çalışan önemli marksist düşünürlerin bazılarının diyalektiğin güncel durumuna ilişkin görüşlerinin dile getirildiği belirtilir.

Marx, diyalektik üzerine ayrı bir kitap yazmamıştır. Hegel’in diyalektik yöntemi konusundaki yeniden yapılandırmayı açıklığa kavuşturacak bir çalışma yapmak istediğini söylese de bu konuya dönememiştir. Diyalektik konusunda açıklama Marx’ın bazı eserlerinde bölük pörçük bir halde bulunur. Ancak eserlerini kaleme alırken gerek hazırlık sürecinde gerekse yazıya dökerken diyalektik yöntemi kullanır. Batı düşünce geleneğinde diyalektiğin Herakleitos ile başladığı söylenir. Sokrates, Aristoteles ve Kant’tan sonra en yetkin şeklini Hegel’de bulur. Hegel diyalektiğinin kendi entelektüel gelişiminde oynadığı rolü Marx belirtmiştir. Ayrıca Lenin, Hegel’in Mantık kitabı anlaşılmadan Marx’ın diyalektiğinin tam olarak özümsenemeyeceğini belirtir. Ollman ve Smith’e göre; Hegel ‘in modern düzenin uzlaşmaz karşıtlıklarının modern devlette yeterince aşıldığı yolundaki iddiasını Marx’ın kesin olarak reddettiği tartışılmaz bir gerçektir. Dolayısıyla Hegel’in diyalektiğinin olumlayıcı olduğu noktada Marx’ın diyalektiği eleştiricidir. Ayrıca Marx’ın diyalektiği, eski Yunanlılardan Hegel’e kadar Batıdaki diyalektik düşünüşe damga vuran kopuk entelektüel tefekkürden çok büyük ölçüde pratik eylemliliğe dayalı bakış açısını temel alarak gelişmiştir. Diyalektik, dünyada süregiden somut değişiklikleri ve etkileşimleri gözden kaçırmadan ve çarpıtmadan yakalayan bir düşünme biçimi ve bir dizi bağlantılı kategoridir.

 Ollman ve Smith’e göre yüz yüze olduğumuz soru şudur: İnsanların bugün daha diyalektik olarak düşünmelerine yardımcı olabilir miyiz? Bunu yapmayı denemekten başka seçeneğimiz yok, çünkü ilgili bağlantıları ve daha büyük resmi daha fazla kavramak, diyalektik ile sınıf bilinci kazanma arasındaki ilişki nedeniyle, herhangi bir komünist geleceği ortaya çıkarmanın zorunlu bir ön koşuludur.  

Toplumdaki her şeyin birbiriyle bir şekilde ilişkili olduğunu ve bu ilişkilerin oluşturduğu bütünün yine bir şekilde ve belirli bir hızda değiştiğini kimse yadsımayacaktır elbette. Ne var ki pek çok insan bu süreçte toplumun sadece bir parçasına ve belirli bir andaki haline bakar, onu diğer parçalardan ayırır ve durağan olarak ele alır. Bu parçalar arasındaki bağlantılar (bu parçaların gerçek tarihi ve daha fazla gelişme potansiyelinde de aynıdır) bu parçaların her birinin ne olduğuna dışsalmış gibi düşünülür. Böyle olunca da tüm bunların parçaların tam olarak anlaşılması için zorunlu olduğu görülmez. Diyalektik alternatif bütünü veri almakla işe başlar. Bütünü oluşturan karşılıklı bağlantılar ve değişimler, bir şeyin ne olduğunun ayrılmaz parçaları, onun varoluşuna içsel şeyler ve onu tamamıyla anlamanın asli öğeleri olarak görülebilir. İçsel ilişkiler felsefesi denilen bu anlayışta bağımsız ve özünde cansız şeylerin dünyası yerine düşüncemizde karşılıklı bağımlılık ilişkileri içindeki süreçlerin dünyası gelmiştir. Diyalektik karşılıklı bağımlılık içindeki ve sürekli evrim halindeki süreçlerden oluşan dünyayı ve aynı zamanda böyle bir dünyayı soruşturan düşünürlerinden önde geleni olan Marx’ı yorumlamanın en makul aracıdır. Tabi ki aynı zamanda kapitalizmi anlamak için de temel bir yöntemdir.

Kitaptaki makaleler, doğanın diyalektiğinden ekolojist harekete, zaman mekan diyalektiğinden teoloji, tarih ve toplumsal bilince; Troçki, Lenin ve Lukacs’ın diyalektik hakkındaki görüşlerinden diyalektik ve devrime, küreselleşmenin diyalektiğinden sermayenin diyalektiğine, sistematik diyalektikten marksist-feminist diyalektiğe dek geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Gerek içinde bulunduğumuz toplumu analiz etmek, gerekse de Marx’ın eserlerinde kullandığı yönteme vakıf olabilmek için diyalektik yöntemin esaslarını öğrenmek isteyen okurlara, son dönem diyalektik üzerine çalışan değişik bilim dallarındaki düşünürlerin makaleleri yetkin bir biçimde ve güzel bir çeviri ile sunuluyor.

KÜNYE: Bertell Ollman ve Tony Smith, Yeni Yüzyılda Diyalektik, İngilizceden çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, 2001, 351 sayfa.