DİSK 54 yaşında: ‘Emeğin Türkiyesi’ mücadelesinde hep buradayız!'

Bugün itibariyle 54 yaşına giren DİSK, kuruluş yıl dönümünde yine direnen işçilerle birlikteydi. DİSK 54. yaşını, İspanya sermayeli Baldur Süspansiyon fabrikası önünde direnen Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçilerle beraber kutladı.



13-02-2021 13:59

İleri Haber

Türkiye işçi sınıfı tarihinde “uzlaşmacı sendikacılığa karşı sınıf sendikacılığı” tavrıyla ön plana çıkan DİSK’in bugün 54. kuruluş yıl dönümü. Yeni yaşını direnen işçilerle kutlayan DİSK’ten yapılan açıklamada, “Vahşi sermaye düzeninin karşısında “Emeğin Türkiye’si” mücadelesinde biz hep bir aradayız ve buradayız!” denildi.

Uzlaşmacı sendikacılığa tepki olarak sınıf sendikacılığı politikasıyla yola çıkan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK), patron yanlısı uzlaşmacı yönüyle bilinen Türk-İş’e tepki olarak ayrılan Maden-İş, Lastik-İş, Basın-İş, bağımsız Gıda-İş, Türk Maden-İş sendikaları ile onların genel başkanları olan Kemal Türkler, Rıza Kuas, İbrahim Güzelce, Mehmet Alpdündar ve Kemal Nebioğlu öncülüğünde 13 Şubat 1967’de kuruldu.

DİSK’in kuruluşunda Türk-İş’in uzlaşmacılığı kadar, o dönem dünyada emekçi iktidarlarının varlığı, işçi sınıfının Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren mahrum olduğu hakların 1961 Anayasası ile güvence altına alınmasına rağmen uygulanmaması ve ülkede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kuruluşuyla başlayan emekçi ve gençlik hareketleri etkili oldu.

İŞÇİ DÜŞMANI ADALET PARTİSİ KAPATMAK İSTEDİ

Kuruluşundan itibaren DİSK’in sınıf sendikacılığı anlayışı emekçiler arasında giderek yaygın şekilde kabul görürken, o dönem iktidar olan Adalet Partisi, (AP) DİSK’in fiiliyatta kapatılmasını öngören yeni bir sendikalar kanunu ile bu gelişmenin önüne ket vurmak istedi.

274 ve 275 sayılı kanunların değiştirilmesi istemiyle verilen yasa teklifinde en dikkat çekici yan, bir sendikanın faaliyet göstermesi için bütün işkollarındaki işçilerin en az 3’te 1’ini örgütlemiş olma zorunluluğuydu. Böylece DİSK’in barajın altında bırakılarak, faaliyetlerine son verilmesi amaçlanıyordu. Ayrıca işçilerin mevcut sendikalarını değiştirmelerinin önüne de zorluk çıkarılıyordu.

Bu yasa taslağı Meclis’teki patron partilerinin işbirliği ile geçerken, yasaya yalnızca TİP milletvekilleri ve diğer partilerden bazı işçi kökenli milletvekilleri itiraz etti. Yasanın 11 Haziran günü Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ardından, DİSK 14 Haziran’da 800 kişilik bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantıda bir uyarı komitesi kurulması ve ayrıca DİSK’in 17 Haziran günü Taksim’de bir miting yapması planlanmıştı.

15-16 HAZİRAN 1970: İŞÇİLER AYAĞA KALKTI!

Ancak 15 Haziran Pazartesi günü işçiler işbaşı yaptığında fabrikalarda hareketlilik başladı. İstanbul ve Kocaeli’de üretime geçmeyen işçiler, daha sonra da çeşitli fabrikaların önünde toplanarak yürüyüşe geçti. İstanbul’u dört koldan saran yürüyüşler birbiriyle birleştikçe güç kazandı, büyüdü ve işçiler kentin hakimi haline geldi.

İlk gün yapılan eylemlere 75 binden fazla işçi katılırken, sadece DİSK’e bağlı işçiler değil, aynı zamanda Türk-İş’e bağlı işçiler de eylemdeki yerini almıştı. İkinci gün daha da büyüyen yürüyüş kolları İstanbul’u sardı. İki taraftan gelen işçilerin birleşmemesi için köprüler kaldırılırken, 60 günlük sıkıyönetim ilan edildi. İşçilerin önüne kurulan barikatlar tek tek aşıldı. İki gün boyunca yer yer çıkan çatışmalarda 3 işçi hayatını yitirdi.

15-16 Haziran eylemlerinin ardından çıkarılan yasa geri çekilmek zorunda kalındı.

İŞÇİ SINIFI POLİTİK BİR GÜÇTÜR!

12 Mart 1971 faşist darbesi işçi sınıfının siyasal hareketine fiziki anlamda bir ket vurmuşsa da yükselen devrimci hareketin önüne geçemedi. 70’li yılların ortalarına doğru yeniden yükselen mücadeleyle birlikte Türkiye kapitalizmi ‘Milliyetçi Cephe’ hamlesine başvuruyor ve ülkede 12 Eylül’ü hazırlayan koşullar yavaş yavaş oluşmaya başlıyordu.

DİSK ise direnerek büyümeye devam ediyor ve TARİŞ direnişi gibi eylemlilikler işçi sınıfı tarihine yazılıyordu.

Böyle bir ortamda iktidara gelen Milliyetçi Cephe hükümeti, 12 Mart ürünü olan ve daha sonra kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni (DGM) yeniden faal hale getirmek için girişimlerde bulundu.

Bunun üzerine 16 Eylül 1976’da DİSK ‘genel yas’ ilan etti ve bir dizi eylem başlattı. DİSK’e bağlı işyerlerinde ve diğer bazı üretim alanlarında üretim durduruldu. Eylemler 20 Eylül tarihine kadar sürdü.

DGM direnişi yaşanan tüm baskılara rağmen başarıyla sonuçlanırken, işçi sınıfı politik bir güç olarak bu meselede tavrını koydu.

KATLEDİLEN İŞÇİ SINIFI ÖNDERİ: KEMAL TÜRKLER

Ülke, burjuvazi, onun iktidarları ve silahlı milisleri tarafından adım adım 12 Eylül’e götürülürken gerçekleşen Kemal Türkler suikastı, burjuvazinin işçi sınıfı mücadelesinden ne denli çekindiği ve mücadeleye karşı uygulayacağı şiddetin boyutlarını gözler önüne serdi.

DİSK Kurucu Başkanı olan Türkler, bir sendikacıdan öte işçi sınıfı önderi haline gelmişti. DİSK’in kuruluşunda benimsenen “sınıf sendikacılığı” çizgisini hayatının sonuna kadar sürdüren ve uygulayan Türkler, 22 Temmuz 1980'de katledildi. Katili ülkücü faşist Ünal Osmanağaoğlu ise, 12 Eylül sonrasında yurt dışına kaçtı.

DİSK 54 YAŞINDA!

12 Eylül 1980’de gerçekleşen faşist darbe ile işçi sınıfının örgütlü gücü DİSK ve üye sendikalarının faaliyeti durduruldu. Başta Abdullah Baştürk, Fehmi Işıklar olmak üzere yöneticilerinin tümü ve yüzlerce üyesi tutuklandı.

Sıkıyönetim mahkemelerince kapatılan DİSK, 1992 yılında yeniden kuruldu.

Bugün itibariyle 54 yaşına giren DİSK, kuruluş yıl dönümünde yine direnen işçilerle birlikteydi. DİSK’in kuruluş 54. yaşı, İspanya sermayeli Baldur Süspansiyon fabrikası önünde direnen Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi işçilerle beraber kutlandı.

‘BİZ HEP BURADAYIZ’

DİSK’ten yayınlanan 54. kuruluş yıl dönümü açıklamasında ise şu ifadeler kullanıldı:

Bugün DİSK’in 54’üncü yaşında Kurucu Genel Başkanımız, unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler de bizimle, burada.

Çıplak ayakla işçilerin hakları için yürüyen ve DİSK’in bayrağını 12 Eylül darbecilerinin mahkeme salonlarına diken Abdullah Baştürk burada.

“İşçi arkadaş, üstünü aratma” diyerek işçi sınıfının onuru için mücadele eden Rıza Kuas bizimle.

DİSK’i bizlere emanet eden, anılarını ve mücadelelerini miras olarak aldığımız İbrahim Güzelce, Kemal Sülker, Mehmet Alpdündar, Kemal Nebioğlu da burada.

DİSK’i kuran, bugünlere getiren, bugün aramızda olan ve olmayan tüm önderlerimizi burada bir kez daha şükranla anıyoruz.

12 Eylül darbecileri başta olmak üzere tüm baskıcı iktidarların hedefinde olan DİSK’in emeğin hakları için, işçi sınıfının ekonomik, sosyal ve sendikal hakları için verdiği mücadele, ödenen tüm ağır bedellere rağmen sürüyor ve sürecek…

Evet dostlar, bugün zorlu bir mücadele sürecinin içindeyiz.

Maalesef ülkemizde işçilerin en temel hakları bilerek, isteyerek ayaklar altına alınmaktadır. 12 Eylül darbecilerinin, işçiler örgütlenmesin diye yaptığı düzenlemeler sürmektedir. Anti-demokratik baraj ve yetki sistemi, grev yasakları devam etmektedir. Bugün tüm yasalar ve fiili uygulamalar işçilerin örgütlenmemesi, DİSK’li olmaması, hakkını savunmaması içindir.

Ancak bizler, tarihimizden aldığımız güç ve önderlerimizden aldığımız derslerle her şeye rağmen haklarımız için mücadeleye devam ediyoruz.

Ekonomik krizin ve Covid-19 salgınının tüm yıkıcı etkileri işçi sınıfına fatura edilmek istenirken, bu zor koşullarda insanca yaşamamız ve çalışmamız için yapılması gerekenleri bir kez daha güçlü bir şekilde ifade ediyoruz:

1. Asgari ücretin brütü net ödensin. Asgari ücretin tümüyle vergiden muaf tutulması ve SGK prim desteği ile asgari ücretlilerin ve tüm işçilerin eline geçen nakit miktarın en az 750 lira artırılması mümkündür. TBMM pandemi koşullarında işçilerin gelirinin iyileştirilmesi için derhal harekete geçmelidir.

2. İşten çıkarma yasağının bütün istisnaları kaldırılarak Kod29 zulmüne son verilmeli, ücretsiz izin uygulaması durdurulmalı, kısa çalışma ödeneğinden faydalanma koşulları kolaylaştırılmalı ve bu ödenek en az asgari ücret düzeyine çekilmelidir.

3. İşsizlik Sigortası Fonu’nun patronlar ve hükümet tarafından kullanılmasına son verilmeli, işsizliğin rekor kırdığı bir dönemde fon işsiz işçiler için kullanılmalıdır.

4. Covid-19 aşısının temininde daha fazla gecikilmemeli, aşılama hızı artırılmalı, uygulamada ayrımcılık yapılmamalı, tüm işçilere acilen uygulanmalıdır.

5. Ekonomik kriz ve salgın koşullarında uygulanması zorunlu olan sosyal politikalar için kaynak vardır. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesinin gereklerinin yerine getirilmesi için şirketler ve büyük servetler vergilendirilmeli, dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı azaltılmalıdır.

6. İşçilerin haklarını savunmasının ve geliştirmesinin en etkili yolu örgütlenmektir. Sendikalaşmanın önündeki tüm hukuki ve fiili engeller derhal kaldırılmalıdır.

İşçi sınıfının bu taleplerinin yılmaz savunucusu olarak DİSK, gücünü işçi sınıfından almaktadır. Çünkü DİSK sermayeden ve hükümetlerden bağımsız tek işçi konfederasyonudur. DİSK’i işçiler kurmuş ve büyütmüştür. DİSK kendi üyelerinin hakları için olduğu kadar tüm işçi sınıfının hakları için de mücadele eder. Kıdem tazminatımıza göz dikildiğinde, güvencesiz çalışma biçimleri dayatıldığında, işsizlik sigortası fonuna el uzatıldığında, örgütlenme ve grev hakkı mücadelesinde, insanca yaşanabilir asgari ücret kavgasında sesini yükselten, sokaklara-meydanlara çıkan, dik duran sendika konfederasyonu DİSK’tir.

DİSK güçlendikçe, DİSK’in üye sayısı arttıkça işçi sınıfının haklarını gasp etmeyi planlayanlar “iki kere-üç kere” düşünmektedir.

İşte bu yüzde tüm konfederasyon ve sendika yöneticilerinden işyerlerindeki her bir üyeye kadar tüm DİSK’lilerin görevi DİSK’i büyütmek ve güçlendirmektir. Her DİSK’li DİSK’in örgütlenmesinden sorumlu bir neferdir.

Ne mutlu bize ki bizler; Kemal Türkler’in, Abdullah Baştürk’ün emanetini taşıma onurunu yaşıyoruz. Ama bu onur aynı zamanda büyük bir tarihsel sorumluluktur… Bugün burada bir kez daha söz veriyoruz. Bu emanete sahip çıkacak, DİSK’i büyüteceğiz. Vahşi sermaye düzeninin karşısında “Emeğin Türkiye’si” mücadelesinde biz hep bir aradayız ve buradayız!