Dilipak: Bir cemaatten yakamızı kurtaralım derken, başka cemaatler onun yerini almaya başladı

Gerici Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, 15 Temmuz'un yıl dönümünde darbe girişiminin siyasi ayağının aydınlatılmadığını yazdı.



15-07-2019 11:56

Yandaş Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, bugünkü köşesinde 15 Temmuz ile ilgili yazdı. 

Dilipak, "Bir 'Cemaat'ten yakamızı kurtaralım derken, onu taklit eden başka cemaatler onların yerini almaya başladı" ifadelerini kullandı.

Dilipak'ın "15 Temmuz" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şu şekilde: 

3 yıl geçmiş. Ve hâlâ hemen her hafta bir operasyon haberi geliyor. Bir yandan eski davalar sonuçlanırken bir yandan da yeni davalar açılıyor.

15 Temmuz’un iş, medya ve uluslararası ayağı henüz tam olarak çözülmüş değil.

15 Temmuz başarılı olmuş olsaydı, kimler Başbakan ve bakan olacaktı. Kimler vali emniyet müdürü, kaymakam olacaktı. Bunlardan haber yok. Peki, ilk kimleri tutuklayacaklardı ve onları ne yapacaklardı. Hangi vakıf, dernek, sendikaya el koyacaklardı. Bu tempo ile, 5. yılda da bu davalar bitmez.. Bakın geciken adalet adalet değildir..

KHK ile görevden alınan, hakkında dava açılan, beraat ettiği halde göreve iade edilmeyen o kadar çok insan var ki! Bir yandan da, FETÖ’cü olduğu bilinen birileri elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşıyor. Bir de kaçanlar var tabi. Onlar da “dost ve müttefik” NATO ülkelerinde yaşamaya devam ediyorlar.

Adam itirafçı olmuş, güya. Masum bir takım insanlar hakkında iftirada bulunmuş, onlar içeri alınmış, İtirafçı serbest kalınca yurt dışına kaçmış. İftira ettiklerinin kimi hâlâ içeride, kimi beraat etmiş ama hâlâ göreve iade edilmiş değil. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin 3. yılında, daha yargılamalar bitmeden affı konuşmaya başladık. Bu işten insanlar fazla bir şey anlamadılar.

“The Cemaat”le dolaylı ve zorunlu ilişkide olanlar bir şekilde cezalandırılırken, bu hareketin merkezinde ya da doğrudan ilişkisi olan bir takım isimlere kimsenin dokumuyor olması, hatta bunların itibar görmeleri, terfi etmeleri anlaşılır bir durum değil. Öte yandan bir “Cemaat”ten yakamızı kurtaralım derken, onu taklit eden başka cemaatler onların yerini almaya başladı. Bir takım FETÖ’cüler de bu muteber cemaatler, vakıflar, dernekler üzerinden AK Parti saflarına sızdılar. Onların “ılımlı İslam” politikası bir şekilde bu yapılar üzerinden takip edilmeye başladı. “İstanbul Sözleşmesi” bunlardan sadece bir tanesi. AK Parti’nin bugün yaşadığı krizin arkasında bu ve buna benzer sorunlar var.. Hatta iş artık sadece “Ilımlı İslam” değil, “Ilımlı Kemalizm”, “Ilımlı sol”, “Ilımlı milliyetçilik” projelerine dönüştü. Dört koldan harekete geçtiler. Etkin konumdaki partilerin hepsi yeniden dizayn ediliyor. AK Parti de, CHP de, MHP de, İyi Parti de, HDP de yeniden yapılandırılacak ve yeni siyasi oluşumlar, yeni ittifaklarla siyasi dengeler yeniden kurgulanacak! FETÖ, BÇG’lilerden yakasını kurtarıp ipleri ele geçirseydi, onlara göre 15 Temmuz’a gerek kalmayacaktı. Şimdi FETÖ ve BÇG’ye yön veren üst akıl, “Kansız” bir şekilde, “silahsız kuvvetler” eli ile yeni bir yol deneyecek!