Dilek Dayar davasındaki adaletsizlikler hakkında basın toplantısı düzenlendi

İstanbul Sirkeci PTT'de yaşanan iş cinayeti sonucu yaşamını yitiren Dilek Dayar davasında yaşanan adaletsizlikler düzenlenen basın toplantısıyla gündeme taşındı.



16-05-2019 14:19

İstanbul Sirkeci’deki PTT binasında şiddetli yağmura rağmen durdurulmayan çalışma sonucu 20 metreden düşerek hayatını kaybeden mühendis Dilek Dayar'a ilişkin davada takipsizlik kararı verildi. Dilek Dayar Dava İzleme Komisyonu tarafından 26 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul Sirkeci Postanesi’nde yaşanan iş cinayetinde hayatını kaybeden Dilek Dayar’ın ölümüyle ilgili verilen takipsizlik kararına ilişkin İHD İstanbul şubesinde bir basın toplantısı düzenledi.

Dilek Dayan’ın PTT tarafından Karacan Grup İnşaat Makine Mühendislik İthalat İhracat Limited Şirketi’ne, Karacan Grup Şirketi tarafından da Adım Restorasyon İnşaat Taah San Ve Tic Ltd Şti ‘ne ihale edilen iş kapsamında restoratör olarak çalıştığı, alınması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadığı için meslek hayatının başında iskeleden düşerek hayatını kaybettiği hatırlatılan açıklamada, olaydan sonraki soruşturma sürecinin çarpıklıkları anlatıldı.

TUTUKLAMA TALEBİ KABUL EDİLMEDİ

Olaydan sonra başlatılan soruşturmada ne KARACAN GRUP ne de PTT veya devletin başka bir kurumunun kapsama alınmadığı, çok kısa bir süre sonra tutuklanmış olan şüpheli, alınan bilirkişi raporunda ‘tali kusurlu’ bulunarak serbest bırakıldığı, serbest bırakmaya yapılan itirazlara olumlu yanıt alınmadığı aynı raporda ‘asli kusurlu’ olarak tanımlanan şüphelinin tutuklanmasına ilişkin taleplerin de kabul edilmediği anlatıldı.

TAKİPSİZLİK KARARI

Karacan Grup Şirketi ve PTT yetkilileri hakkında ihlaller üzerinden yapılan şikayette de yol alınamadığı ve PTT yetkilileri SELAHATTİN EKİCİ (İstanbul Ptt Başmüdürü) ve KENAN BOZGEYİK (Posta Ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürü) hakkında takipsizlik kararı verildiği belirtildi. Bu kararların etkin bir soruşturma yapılmadan alındığı vurgulandı.

FAİLLER KOLLANIYOR

Devletin iş cinayetlerinde topyekün olarak memurlarını ve kadrolarını koruma-kollama-aklama çalışmasına müsaade edilmeyeceği belirtilen açıklamada, savcılığın şikayet dilekçesinde talep edilen hiçbir delili toplamayan, alt işveren-asıl işveren ilişkisini bile doğru kuramadığı açıkça ortada olan bir bilirkişi raporuna dayanarak, PTT’yi sorumsuz görerek takipsizlik verdiği hatırlatıldı. Bu kararın hukuki olmadığı gibi iş cinayetlerine karşı yürütülen cezasızlık politikasının da bir sonucu olduğu kaydedildi.

Açıklamada soruşturma makamlarının görevinin, göz göre göre yaşanan bu iş cinayetinde, gereken tedbirleri almayan, usulüne uygun şekilde iskeleyi kurmayan, denetlemeyen, alınmış tedbirlerin yeterliğini denetlemeyen, çalışma ilke ve koşullarını denetlemeyen kamu kurum, kişi ve yetkililerini belirleyip yargılanmasını sağlamak olduğu belirtildi. Fakat, İstanbul Cumhuriyet savcılığının 2018/199197 soruşturma nolu dosyasında adeta yasak savma babında bir tutum aldığı ifade edildi.  Savcılığın görevinde uzman olmayan bilirkişinin hukuki olmayan raporuna dayanarak dosyayı kapatmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.

'ŞİRKET ELBETTE SORUMLUDUR'

Adım Restorasyon Şirketi sahibi ve yetkililerinin, Karacan Grup Şirketi’nin işin usulüne uygun yapılıp yapılmadığından elbette ki sorumlu oldukları belirtilen açıklamada, “Dilek’in ölümüne sebebiyet veren olayda şikayet edilen PTT A.Ş baş müdürü ve PTT A.Ş genel müdürü kazaya sebep olunan işin sahibi ve ihale edenleridir. İşin yapılacağı yer olan “İşyeri”nin her türlü denetim, bakım onarım ve düzeninden sorumlu kişilerdir” diye belirtildi.

PTT yetkililerinin işi KARACAN GROUP’a ihale ettikten sonra iskelenin kuruluşu, bakımı, tamiri, hizmete ve iş güvenliğine uygunluğu, iş güvenliği ve işçi sağlığı tedbirlerinin alınıp alınmadığı, denetlenip denetlenmediği konularında hiçbir sorumluluklarını yerine getirmedikleri belirtilen açıklamada, “ASIL İŞVEREN sıfatıyla her türlü tedbir ve önlemi almak, aldırmak ve denetlemekle yükümlü olmasına rağmen, sadece iş-ihale dağıtan bir konumda çalışmış ve göz göre göre yaşanan bu cinayetin yaşanmasında sorumlu olmuşlardır. T.C.POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI A.Ş. işin ihale edilmesiyle başlayıp Dilek’in ölümüne kadar giden her süreçten asli olarak sorumludur ve kusurludur. Etkin bir soruşturma yapma görevi ise savcılıktadır” vurgusu yapıldı.

Açıklamanın geri kalanı şu şekilde:

"Takipsizlik kararı verilen soruşturmanın işin yapılışının tüm süreçlerindeki sayısız usulsüzlüğü görmezden geldiği belirtilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: 
Ancak takipsizlik verilen bu soruşturma öylesine üstünden atlanarak yürütülmektedir ki; yukarıda belirtilen sorumlulukları kapsamında Yapı Kontrol Müdürlüğü ile Yapı ve Statik Müdürlüğü’nün ihale alım süreci ve sonrasına ilişkin hiçbir sözleşme, komisyon raporu, iş denetim raporu, uygulama ve detay projeleri getirilmemiş, yürütümü başlayan ‘İş’te belirlenen olumsuzlukların giderilmesi için bir şeyler yapılıp yapılmadığı dahi tespit edilmemiştir. Yasak savma babında alınan ifadelerden sonra verilen takipsizlik kararını kabul etmek mümkün değildir."

ETKİN BİR SORUŞTURMA TALEBİ

Açıklamanın devamında "Bu sebeple 01.04.2019 tarihinde verilen bu takipsizlik kararından bir an evvel dönülmeli ve etkin bir soruşturma yürütülmelidir" denirken "Dilek’in ölümüne sebebiyet veren iskele KARACAN GRUP ŞİRKETİ tarafından kurulmuştur. Kurulan iskelenin çalışma koşullarına uygun olmadığı, yağmur, rüzgar gibi dış şartlara karşı denetlenmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Karacan Group’un işi 6331 sayılı yasaya uygun olarak gerçekleştirip gerçekleştirmediğini denetlemek ve alınmayan tüm tedbirleri almak, alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığını denetlemek ise ASIL İŞVEREN olan ve işin sahibi olan PTT AŞ’de ve iskeleye onay verecek olan Belediyededir" ifadeleri yer alıyor.

Açılamada Dilek Dayar'ın ölümüne yol açan ihlaller şu şekilde sıralandı:

1-İskelenin TSE belgesi yok
2-Kullanılan iskelenin kurulum ve dayanıklılık hesabı yapılmadı 
3- İskele platform elemanları ile iskele dikey elemanları arasında ve platform döşemesinde çalışanların düşmesine sebep olabilecek boşluk bırakıldı
4-İskelenin periyodik kontrolleri yapılmadı
5– İskeleler aşağıda belirtilen durumlarda işveren tarafından görevlendirilen ehil bir kişi tarafından kontrole tabi tutularak, iskeleler ile ilgili özel tedbirlerde belirtilen hususları içeren kontrol raporu hazırlanmadı
a) Kullanılmaya başlamadan önce,
b) Haftada en az bir kez,
c) Üzerinde değişiklik yapıldığında, 
ç) Belli bir süre kullanılmadığında, 
d) Sismik sarsıntı, kuvvetli rüzgârlar gibi olumsuz hava şartlarına veya denge ve sağlamlığını etkileyebilecek diğer koşullara maruz kaldığında 
6-İskelelerde uygun ve yeterli sayıda merdiven mevcut değil
7-İskele sonlamaları kapatılmadı
8-İskele geçişleri uygun ve güvenli değil
9- İşverenler tarafından aldırılması gereken Yüksekte çalışma eğitimi ve İskelede çalışma ile ilgili eğitim ve bilgilendirme yapılmadı
10-Asıl işveren tarafından proje sorumlusu tayin edilmedi
11-Asıl İşveren tarafından Sağlık ve Güvenlik Koordinatörü ataması yapılmadı 
12–tüm İşverenler tarafından Risk Değerlendirmesi yapılmış veya yaptırılmadı 
13-Risk değerlendirmesinde; dış cephe iskelesindeki tehlikeler ve alınması gereken önlemler tarif edilmiş ve verilen terminde yüksekten düşmeye karşı tehlikeler ortadan kaldırılmadı
14-İşe Giriş Sağlık raporu alınmadı
15- İşe girişte alınması gereken 16 saatlik İş Sağlığı ve Güvenliği Temel eğitimleri verilmedi
16-Kaza gününe ve saatine ait hava Koşulları çalışmaya uygun olmadığı halde çalışmayı durduracak bir talimat verilmedi 
17- İş güvenliği Uzmanı ve İşyeri hekimi tarafından doldurulmuş Tespit ve öneri defteri yok
18-Kişisel koruyucu donanımlar yeterli ve kazayı önleyici yok

Açıklamada "Yaşam halatı olarak bilinen ve olası düşmelerde kişiyi sabit bir noktada havada tutan halatlar kullanılsaydı, emniyet halatları ise işçilerin tüm şikayetlerine rağmen kullanıma elverişli ergonomik halatlar haline getirilseydi bu kaza yaşanmayacaktı. Bu sebeple birileri aklanmamalı, korunmamalı tüm sorumlular yargılanmalıdır" talebi yer aldı.

Açıklama, "Özetle hava koşulları çalışmaya elverişli olmadığı halde iş başı veren, kişisel koruyucu donanımları yeterli ve güvenli olmayan, iskele platform elemanları ile iskele dikey elemanları arasında ve platform döşemesinde çalışanların düşmesine sebep olabilecek boşluk bırakılmaması gereken, iskele sonlamaları kapatılmamış olan, iskele geçişleri uygun ve güvenli olmayan ve bunların taşeron şirketler, asıl işveren olan PTT ve belediye tarafından denetlenmediği ve hiçbir eğitimin usulüne uygun olarak verilmediği işyerinde yaşanan iş kazası değil iş cinayetidir. İşi veren, işi ihale ile alan ve işi uygulayan olarak her 3 şirkette bu cinayetten sorumludur. Sorumlular yargı önüne çıkarılana kadar bu mücadele sürecektir" ifadeleriyle sona erdi.