Dickens’tan hayaletli öyküler

Dickens’tan hayaletli öyküler

Döneminin ve bugünün klasik edebiyat içinde en önemli isimlerinden sayılan Charles Dickens’tan alışılmışın dışında olan bu öyküler bugün ve gelecekte de mutlaka kendine okur bulacak ve türünün önemli örnekleri olmaya devam edecektir.

Deniz Burak BAYRAK

Klasik edebiyatın en önde gelen adlarından, İngiliz edebiyat tarihinde romanın en etkili kalemi Charles Dickens’tan bu kez korku temalı öyküler Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Büyük Umutlar, Oliver Twist, David Copperfield gibi “kült” olan yapıtlarının yanında bu kez doğaüstülükle harmanlanan, gizemin hakim olduğu, korkuya etkin bir rol biçildiği üç öykü okuru şaşırtacak nitelikte.

İşaret Memuru, Günbatımına Karşı ve Cinayet Davası adını taşıyan bu üç öykü 1852-1866 yılları arasında yazılmış. Yayınevi, çeviride 1894 ve 1905 yıllarındaki basımları kaynak almış.

HAYALETLER VE EMEKÇİ SORUNLARI

Yapıta adını da veren ilk öykü olan İşaret Memuru, demir yolunda çalışan bir işçinin kendisine musallat olduğunu belirttiği hayaletle ilgili yaşadıklarını yazarın anlatımıyla ve diyaloglarla okuyup dinlediğimiz bir öykü.

Anlatıcı, işaret memurunun dikkat çekecek kadar tuhaf olduğunu belirterek betimlemeye başlıyor. İşaret memurunun kendisi gibi çalıştığı yer de pek ıssızdır. Bu iki ürpertici kurgu okurda heyecanı yükseltici ivmelere dönüşüyor.

“Kasvetli yüzüne, donuk bakışlarına dikkatle baktığımda, onun bir insan değil de hayalet olduğuna ilişkin korkunç bir düşünce aldı beni.” Charles Dickens, alıntıladığım bu cümleyle örneğini vermeye çalıştığım gerilimli kurgunun içinde bir “emekçinin sorunları”na da yer ayırıyor. Yer altında çalışan bir demir yolu emekçisinin gün ışığına hasretliği de sayfalar arasında yerini alıyor: “Görev başındayken şu geçidin rutubetli havasını solumak zorunda mıydı? Şu yüksek duvarları aşıp gün ışığına çıkamaz mıydı? (…) Açık havalarda bu çukurun karanlığından çıkmak için fırsat kollasa da her an elektrikli zille çağrılma ihtimali ve kulağının, iki misli tedirginlikle bu alette olması nedeniyle rahat bir nefes alamıyordu.”

İşaret memuru buluşma ve konuşmalarının ardında doğaüstü bir neden olduğu iletisini vermeye çalışıyor anlatıcıya. Böylece öykü de Dickens’ın kıvrak zeka ve güçlü kalemiyle bir bilinmezlik içine çekiliyor. Buluşmalarındaki diyaloglarında olay bir hayalet hikayesine evrilmeye başlıyor.

KASVET, KEHANET, CİNAYET...

İkinci hayalet öyküsü olan Günbatımına Karşı; İsviçre, St. Bernard zirvesindeki beş rehberin birbirlerine anlattıkları tekinsiz öykülerle açımlanıyor. Rehberler gün batımına karşı otururlarken anlatıcı da onları yakınlarındaki bir bankta dinliyor. Böylece anlatıcının aktardığı şekilde, anlatılan kurgunun içine eklemleniyoruz. Anlatılan hayalet öyküleri gerçekle girift görünümü veren bir biçemle yazıya dökülüyor. Bu rehberler birbirlerine kasvetli, kehanetli ve kahramanlarının spiritüalizme yaklaşan yaşamlarından kesitler sunan öyküler anlatıyorlar. 

Son öykü Cinayet Davası ise yazar tarafından tarihi verilmeyen ancak İngiltere’de çok dikkat çeken bir cinayet olayını okura aktarıyor. 

Hem yaşadığı zamanın hem de günümüzün tartışmasız en büyük kalemlerinden olan Charles Dickens’ın bu hacmi küçük ama türünün önemli örnekleri olan öyküleri bugün ve gelecekte de okurunu bulacak, edebiyat tahtındaki yerini koruyacak.

KÜNYE: Charles Dickens, İşaret Memuru, çev: Seçuk Işık, Can Yayınları, 2021, 64 sf.

DAHA FAZLA